" 'AK Parti'ye 'evet' demek değil"
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti'nin 8 yıllık iktidarı boyunca iki temel yanlışının olduğunu belirterek bunları şöyle açıkladı: "AK Parti'nin birinci temel yanlışı, kurumların başına kendi adamlarını koyarsa sistemi demokratikleştireceğini zannetti. Yani eski Mehmet'i alıp bizim Ahmet'i koyalım dediler. Ama yapısal reformlar konusunda hiçbir adım atmadı. Hükümetin hiçbir bahane üretme lüksü de yoktur, çünkü bu oranla oy almış bir hükümet asla biz yapamadık, beceremedik dememeliydi. AK Parti, 22 Temmuz seçimlerinin ardından ilk olarak 23 Temmuz sabahı topyekün bir anayasal reform süreci başlatmalıydı."
Numan Kurtulmuş, AK Parti iktidarının ikinci temel yanlışının ise AK Parti'nin siyasal paydaş oluşturamadığı olduğunu, hükümetin son referandum sürecinde de olduğu gibi "Benim güçüm yeter, ben tek başıma giderim" anlayışıyla hareket ettiğini söyledi.
"REFERANDUM'DA 'EVET' DEMEK AK PARTİ'YE 'EVET' DEMEK DEĞİL"
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, anayasa değişiklik paketi ile ilgili olarak yapılacak referandumda 'evet' diyeceklerini belirterek, "Biz hükümete de bu değişikliklerin yeterli olmadığını söyledik. Bizim de anayasa üzerine yazılı önerilerimiz var. Bu değişiklik paketi bizim önerimizin 30 yıl gerisinde. Ama biz bunu olumlu bir adım olarak görüyoruz. Yetmez ama 'evet' tavrından yanayız. Fakat 12 Eylül günü 'evet' dedikten hemen sonra 13 Eylül'den itibaren milletin egemenliğinde yapılacak yeni bir anayasa için çalışacağız. Bazı çevreler Saadet Partisi'nin 'evet' demesinden rahatsız olabilir, çünkü biz kilit bir partiyiz. AK Parti'ye karşı olmak başka bir şeydir ama burada hukuki bir oylama var." dedi.
Kurtulmuş, oluşan siyasi ortam hakkındaki görüşlerini şu sözlerle ifade etti: "Şimdi tartıştığımız mesele hukuki bir zemindedir. Hükümet ve CHP'nin ile MHP'nin mitinglerinde oylama ile ilgili bir şey konuşulmuyor. Ama bizim mitinglerimizde millete bu anayasa oylamasının ne olduğunu nelerin oylanacağını anlatacağız. O meydanlardan da mutlaka şunu sorarız, 'Sayın Başbakan demokrasiden bahsediyorsunuz da neden seçim barajlarını kaldırmadınız?"
"DEVLET VATANDAŞLARINI FARKLI GÖRÜYOR"
Demokratik bir devletin iç düşmanı olmayacağını belirten Saadet lideri, Türkiye'de bir devlet millet uyuşmazlığı var olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Devlet ister istemez vatandaşlarının bir kısmını seçkin özde vatandaş olarak görürken büyük bir yığını sözde ve 2. sınıf vatandaş olarak görüyor. İç düşmen tanımı yapıyor. İç düşman tehlikesi görünce eli sopalı bir bekciye ihtiyaç duyarak bunu oluşuyor. Ama devletin içerde düşmanı olamaz. İçerde kendi vatandaşından suç işleyenler, örgütlü suça intikal edenler olabilir zaten bunların da ordu eliyle değil sivil otoriteyle cezalandırılması gerekiyor, ama kesinlikle demokratik bir ülke kendi vatandaşını iç düşman olarak nitelendirmemeli."
"YAŞ'I HÜKÜMETİN YA DA ASKERİN ZAFERİ OLARAK DEĞERLENDİRMEK YANLIŞ"
Kurtulmuş, gündemi uzun süre işgal eden YAŞ toplantılarıyla ilgili bir soru üzerine şunları söyledi: "Asker ve sivil arasında atama problemleri yaşandı. Sonuç olarak, gelinen nokta olumlu bir nokta. Ama bu tür sorunlar kendi içinde çözülmesi gerekir. Asker atamalarla ilgili öneri vermeli ama kararı sivil otorite belirlemelidir. Balyoz suçlamasında, ciddi ithamlarla suçlanan birçok subay oldu, bu bizi o kadar ilgilendirmez. TSK kamuoyunda oluşan algıyı doğru yöne çekmeli. TSK bütün olarak böyle algılanmamalıdır. Ayrıca bu süreci sivil ya da askerin galibiyeti ya da mağlubiyeti olarak algılamamak gerek, hepsi bu milletin çocukları."
"CHP'NİN 35. MADDE ÖNERİSİNE ELEŞTİRİ"
CHP'nin 35. madde ile ilgili başvurusunu da değerlendiren Kurtulmuş, "Kılıçdaroğlu, 27 Nisan muhtırasının yanında duran kendi partisi CHP değilmiş gibi konuşuyor. 28 Nisan günü CHP 'bu ülkede hiç kimse olağanüstü bir hale gidemez Büyükanıt suç işlemiş' deseydi anlaşılırdı ama Üsküdar'da sabah oldu. O zaman ellerini ovuşturuyorlardı şimdi söyledikleri samimi değil. Cumhuriyet mitingleri, Cumhurbaşka'nının seçilememesi ve sonunda 27 Nisan muhtırası AK Parti'nin ekmeğine yağ sürmüştür. Bu kamplaşma ortamında Saadet Partisi de mağdur olmuştur. Ama CHP'nin bu tavrı samimi değil." dedi.
"BİZİM MİLLET OĞLUNU, GELİNİNİ DIŞARDA KONUŞANLARI SEVMEZ"
Saadet Partisi'nde yaşanılan kongre süreciyle ilgili sorular üzerine açıklamada bulunan Saadet lideri Kurtulmuş, "Bizim aldığımız siyasi terbiye; içerde olan meseleleri dışarıda ulu orta konuşmamak gerektiğinin bilincinde olmaktır. Ama baktık ki herkes konuştu. 'Kimse ağır sözler, sonradan pişman olacakları sözler kullanmamalı' dedim baştan beri. Bizim milletimiz, evindeki gelininin kusurunu başka yerlerde anlatan kaynanayı, oğlunun kızının kusurunu dışarıda konuşan kişileri sevmez." ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, makul sürede Genel İdare Kurulu toplantısında kongre zamanı ve yerinin belirleneceğini anlatarak, "Bizim niyetimiz kongre yapıp yapmamak değildir, bu kadar lazımsa bu Pazar günü yapabiliriz. Ama kongreden sonra 2 farklı grup varmış gibi açıklama yapanlara anlam veremiyorum. Kongrede her iki listenin Genel Başkan adayı da Numan Kurtulmuş'tu. Dahası, 2 yıldır ben bu partinin başındayım, şimdi benim hakkımda bu açıklamaları yapanlar niye bir defa bana gelip de, bunu böyle yanlış yaptın, bunu böyle yapmalıydın dediler? Hak etmediğim şeyler söylendi. Cevap dahi vermedim. Toplanan imzaların birçoğu da Numan Kurtulmuş'u tekrar 1300 oyla Genel Başkan seçeceğiz diye toplanmış." dedi.
"ŞEVKET KAZAN-ÖNDER SAV GÖRÜŞMESİNE ANLAM VERMEK MÜMKÜN DEĞİL"
Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü: "Ayrıca partiyi kayyuma götürmek için partiyi hakim baskınına maruz bıraktılar. Bu benim asla unutamayacağım bir gündür. Anlam veremediğim diğer şey ise Önder Sav'a Numan Kurtulmuş'u nasıl deviririz diye gidilmesidir. Ben aynı durumda olsaydım Önder Sav'a asla gitmezdim."
Şevket Kazan'ın Önder Sav ile görüşmesine ilişkin olarak "Peygamber'imizin 'ilim Çin'de de olsa gidin alın' hadisi üzerine Sav ile görüştüm demesi hatırlatılınca Kurtulmuş, "Peygamber'imizin dini emir ve buyruklarını bu kadar rahat şekilde kullanmamak lazım, durum ortada millet ve partimizin mensupları olan biteni görüyor." şeklinde cevapladı.
"ŞEHİT AİLELERİ DEVLET OĞLUMU KORUYAMADI DİYOR"
Kurtulmuş, yaşanan terör olaylarına da değinerek, "Şehit aileleriyle görüştüğümüz zaman 'vatan sağ olsun' diyorlar ama arkadan da 'devlet benim oğlumu koruyamadı' diyorlar. Şehit ailelerinin duyduğu bu hissiyat son dönemde çok yoğun olarak karşımıza çıkıyor. Bakınız, Hantepe'de yaşananlarda görüyoruz ciddi bir intikal zafiyetinin olduğunu. Bunun açık bir şekilde soruşturulup açığa çıkartılması gerekiyor. Sadece, TSK'nın iç bünyesinde değil Devlet Denetleme Kurulu da devreye sokularak, Hantepe, İskenderun, Çeliktepe gibi baskınlarda yaşananlar ortaya çıkartılmalıdır." ifadelerini kullandı.