Öğrencilere "Başınızı açmazsanız sizi sınıfta bırakırım" diye baskı yapan milli güvenlik dersi hocası Albay Çapur'un, 10 yıl önce 'tecavüz' ve 'cinayet'ten yargılandığı ortaya çıktı.
Daha önce Siirt'te binbaşı olarak görev yapan Çapur'un, köy korucusu Mehmet Sercan'ın eşi Fatma Sercan ile zorla ilişkiye girdiği ve bu olayı örtbas etmek için mağdur kadını zehirleyerek öldürdüğü iddiasıyla yargılandığı ve bir müddet hapis yattığı ortaya çıktı. Akit'in ulaştığı korucu Mehmet Sercan, binbaşının tayini Çanakkale'ye çıkana kadar, korkudan şikâyetçi bile olamadıklarını söyledi.
Güngören İmam-Hatip Lisesi'nde lise 2. sınıfta okuyan öğrencilerin Milli Güvenlik Bilgisi dersine giren 1. Ordu Komutanlığı'nda görevli Kıdemli Albay Harun Çapur'un geçmişi de kirli çıktı. "Ya başınızı açın, ya perukla gelin ye da sizi derste bırakırım" şeklinde kız öğrencilere baskı yaptığı ifade edilen Albay Çapur, Siirt Pervari'de binbaşı olarak görev yaptığı sırada ırza geçme ve cinayet suçlamasıyla yargılandığı anlaşıldı.
Albay Çapur'un Siirt Eruh'a bağlı Bayraklı Köyü'nde tabur komutanı olarak görev yaptığı sırada köy korucusu olan Mehmet Sercan'nın eşine tecavüz ettiği ve daha sonra bu olayı örtbas etmek için mağdur kadını zehirleyerek öldürdüğü iddia edildi. Mağdur ailenin şikayeti üzerine hakkında dava açılan Harun Çapur'un olayla ilgili Siirt Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı anlaşıldı. Bir müddet tutuklu olarak yargılanan Çapur, daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldı.
"IRZA GEÇME" VE "ZEHİRLEYEREK ÖLDÜRME" SUÇLARINDAN YARGILANMIŞ!
2001 yılında meydana gelen olayın mağdurlarından köy korucusu Mehmet Sercan'a Akit ulaştı. 10 yıl önce yaşadıkları kâbusu anlatan köy korucusu Sercan, Binbaşı Harun Çapur bölgeden gidene kadar, 'öldürülürüm' korkusuyla mahkemeye gidip şikâyet bile edemediğini belirtti. Sercan, "Siirt'te dava açtık. Birkaç defa mahkemeye gittik. Daha sonra serbest bırakıldığını öğrendik. Sanırım 4-5 ay hapiste yatmış, daha sonra çıkmış. Dışarı çıktıktan sonra da davadan vazgeçmemiz için bize tehdit mesajları gönderdi. Olayın ardından ben askere gitmiştim. Askerden gelene kadar Harun Çapur, tayini çıkmış ve buradan gitmişti. Biz cezasını çekeceğini düşündük ama öyle olmadı" dedi.
Davanın Mayıs 2001'de görülen son duruşmasına katılanlardan bir başka köy korucusu Abdülkerim Dayan ise şunları anlattı: "Binbaşının, ölen Fatma'yı tabura ait ambulansa bindirip bir saat dolaştırdıktan sonra geri getirdiğini gördüm. Binbaşı Harun Çapur, ayrıca halı kursundaki başka kızları da ambulansa bindirip çevrede gezdiriyordu. Ancak köylüler korkudan bir şey söyleyemiyordu."
TBMM'nin askerler tarafından korunmasına son verilmesini "bir ayıptan kurtulmak" olarak değerlendiren Eğitim Bir-Sen, yaptığı yazılı açıklamada, eğitimde de sivilleşmeye yönelik adımların atılmasını istiyor.
Meclis'teki askerî birliklerin kaldırılmasını "Milli iradenin askerî otorite tarafından kontrol altında tutulması ayıbından kurtulmak" olarak değerlendiren Eğitim Bir-Sen'in yaptığı açıklamada, "Komutanlar, okullarda değil, asıl görev yerleri olan kışla ve cephede işlerini yapmalıdır. Ataması yapılmayan tarih öğretmenleri boşta gezerken, içerik olarak en iyi tarihçilerin verebileceği dersin komutanlar tarafından doldurulması, ayrı bir tartışma konusudur. Askerin gölgesi TBMM'den kalkmıştır; fakat okullarda hala devam etmektedir" denildi.