Burhan OKUTAN

Burhan OKUTAN

BU LOGO YAKIŞMADI!

BU LOGO YAKIŞMADI!

“Zevkler ve renklerin göreceliği tartışılamaz” diye bir anlayış vardır.  Bireysel tercihler bu manada saygıya değerdir.  

Başkalarının tercihlerini eleştirmek, empati kuramamak, karşımızdakinin yerine kendimizi koyamamak gibi toplumsal bir marazımız da vardır. Oysa herkes aynı tercihlerde bulunsaydı, aynı davranışları sergileseydi hayat ne kadar da çekilmez olurdu. Bu mümkün değil…

İnsanoğlunun bireysel farklılıkların ötesinde; gurup, topluluk, halk veya millet şeklinde aynı hedef birliğini oluşturma çabaları süregelmiştir. Bu çabalar, hayatın her alanında olmaktadır.  Bu ayırıcı özelliği ile insan, hayatı ve hayatın işleyişini sembolleştirme ihtiyacını duymuştur.   İşte “logo” diye adlandırılan tasarım, bu anlayışın ürünüdür.  

Logolar “sembol” değerlerdir.  Valiliklerin, belediyelerin, üniversitelerin veya bir markanın sembol değerini “logolar” yansıtır. Kimlik kazandırır. Bu logoların tasarımı yapılırken,  mutlaka felsefi derinliğe sahip olmalıdır. Bir “logo”, tıpkı “kavramlar” gibi “efradını cami, ağyarını mani” olmalıdır. Bu metodolojik yaklaşımı günümüz Türkçesiyle ifade edersek, “tarif edilen hususa ait bütün nitelikleri toplaması, ondan farklı olan nitelikleri dışta bırakması” demektir.  

Şimdi biraz üzerinde düşünelim. Acaba Rize Üniversitesi’nin “yeni logosu” olarak tanıtılan çalışma,   bu felsefi derinlikten ne kadar nasiplenmiştir?

Nasiplenmesine nasiplenmiştir; ama “filiz çayı”  demi oldukça abartıyor.

Bir ziraat fakültesinde logosunda  “pergel”  çizimini kullanırsanız, bu simge değer, fakültenin niteliği ile bağdaşmaz. Pergeli daha çok mühendislik fakültesinde kullanılması uygun düşer.

Üniversiteler tıpkı  “bilim ağacı” gibidir. Fakülteler ise dallarıdır. Siz ziraat fakültesine yapılabilecek amblemi üniversiteye genelleyemezsiniz. Çay, elbette Rize’nin bir numaralı geçim kaynağıdır. Elbette Rize için “simge” değerdir. Rize ile özdeşleşmiştir. Trabzon Spor’da Trabzon’da apayrı bir yeri vardır. Ama siz sapla samanı, dalla gövdeyi karıştırırsanız, bu bilimsel bir yaklaşım olmaz. Birinci seçilen Rize Üniversitesi amblemi nitelik açıdan ıstıraplı durmaktadır. Emin olun bu işten anlayanların görüşüne başvurduğunuzda aynı kanaati paylaşacaktır.  Gelin görün ki durum ortada!

Mesela Rize Üniversitesini 2012 yılı itibarıyla “çay filizi” ile rumuzlaştırıldı diyelim. Öyle ya, Rize çayla özdeşleşmiştir! Ama yarın çayın yerini “kivi” alırsa; “bir zamanlar Rize’de çay yetiştiriliyordu”  mu diyeceğiz? Oysa bilimsel değerler “tedavülden kalksa bile” aydınlanmanın nüvesi olduğu için her zaman bir anlam ifade eder.  

Tamam, bir “resim yarışması” olsaydı bu çizim zinhar birinciliği hak ederdi.   Ama ilim irfan yuvasını çatısını bir “çay filizi” temsil edecekse, bu başta bilime haksızlık olur. Bu çalışma, Rize Belediyesi veya Rize Valiliği için bir “simge değer” taşırdı. Ancak bilimsel kriterleri baz alarak bir değerlendirmeye tabi tutulduğunda, bu sonuca varılamamaktadır…

Ben “grafik tasarımcı” değilim. Ama neyin ne ifade ettiğini ayırt edecek istidada sahibim. Aklımın ve idrakimin erişemediği konuları da “ehline sormaktan” çekinmem. Bir çok uzman görüşü  aynı kanaati paylaşıyorsa;  bunda bir “görecelik” aranmaz, “yanlışlık” var demektir ve yanlıştan mutlaka dönülmesi icap eder.

Yarışmaya katılanların tamamına saygı duyarız. Neticede Rize’mizin üniversitesine bir katkı olsun için emek sarf etmişlerdir.  Ama emin olun olay, kişisel bir dava değildir.   Olay, yukarda bahsettiğimiz açıklamalar muvacehesince bilimsel kriterlere uymamasıdır. Mesela; bu mantıkla olaya bakarsak,  Karadenizliler silaha karşı aşırı meyyaldir. Silahla özdeşleşmiştir. Rizeliler, Mustafa Kemal Paşa’yı silah atarak karşılamıştır.   Bu mantıkla olaya yaklaşırsak, Rizelilerin bu karakteristik özelliği var diye, silah resmini de yapılan bu çalışmaya eklememiz mi icap eder? Hatta hamsiye de haksızlık edilmesin ve o da “resimde” yer alsın, böylece “resim”  tamamlanmış olurdu.

Öyle ya Karadeniz denilince akla gelen ilk şeylerden bir tanesi de silah ve hamsidir.  Ama dikkatinizi çekerim, bu “resim” değil, “LOGO” beyler,  “LOGO” bayanlar…

Akademik camianın etkin ve yetkin insanları; lütfen, ama lütfen bu “ucubeye” müdahil olun!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Burhan OKUTAN Arşivi