• BIST 1.153
  • Altın 502,251
  • Dolar 8,1553
  • Euro 9,6454
  • Rize 13 °C

Corona günlerinde çift problemleri ve transferans

Kıvanç Tığlı BULUT

Değerli okuyucularım, Türkiye olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz.. Ülkemiz corona virüs ile mücadele ediyor. Bu arada virüsten dolayı ölen kişilere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum. Virüse yakalanıp hasta olan kişilere de acil şifalar diliyorum. Umarım bu kötü günleri geride bırakır, özlediğimiz her şeyi tekrar yaşamaya başlarız. Eminim herkes sokakta serbestçe yürümeyi, sevdikleri ile kafede oturup sohbet etmeyi, sokağa çıktığımızda birbirimizin yüzüne korkusuzca bakmayı, cami ve türbe ziyareti yapmayı vb. faaliyetleri özlemiştir.

Tam da bu zor günlerde herkes evinden zaruret olmadıkça dışarı çıkmıyor. Son günlerde çiftler evde daha fazla zaman geçirdikleri için daha çok tartışıp daha çok kavga edebilirler, birbirlerini kırabilirler. Bunun için bu haftaki yazımda duygusal ilişkiler için çok önemli bir kavram olan, değerli psikolog “Tülay Kök”ün youtube videosunda da çok güzel anlattığı “Transferans” bir diğer deyişle aktarım kavramından bahsetmek istedim.

Her insan, çocukluğunda sevginin beş temel öğesini hayatta kalmak güvende hissetmek için anne ve babasından almak zorundadır. Bu beş öğe; Ebeveynleri tarafından dikkate alınmak- Kabul görmek, yani hata yaptığımızda da anne ve babası tarafından sevilmek-Takdir edilmek-Şefkat ve kendini rahatça ifade edebilmektir.. Çocukluğunuzda bu beş halkanın içinin doldurulması gerek. Diyelim bu halkalar doldurulmadı ve benim tüm bu boşlukları doldurmaya ihtiyacım var. Ben bunları nereden alacağım? Bizler, bu duygusal boşluklarımızı en çok ilişkilerimizde karşılamaya çalışırız. Bu durumu şöyle bir metaforla açıklayabiliriz, Benim annemden babamdan bazı ödenmemiş faturalarım var, biz bu faturaları adeta sevdiğimiz kişinin önüne koyuyoruz ve bana değerli hissettir, beni koşulsuz sev, beni dikkate al diyoruz. Örneğin, çocukluğunuzda anneniz sizi duygusal olarak çoğu zaman yalnız bırakmışsa, sevdiğiniz eşiniz veya nişanlınız sizi 20 dk. bekletse kendinizi terk edilmiş hissediyorsunuz. Kişi çocukluğundaki karşılanmamış ihtiyaçlarını niçin partnerinden bekliyor, çünkü kendini ilişkide güvenli hissediyor. Adeta ruhunun bir parçasını ona yüklemiş ondan bekliyor.

İlişkilerimizde aktarım yaptığımızı nasıl anlarız? Kişi ilişkisi yürümediği halde ısrarla yürütmeye çalışıyorsa veya sevdiğimiz kişiyi aynı anda hem itici hem çekici buluyorsak o zaman aktarım yapıyoruz demektir. Genç kızlar, eş seçerken kendilerine çocukluğunda yaşadığı travmaları tekrar tekrar yaşatacak bir erkek seçiyorlar. Aynı durum erkekler için de geçerli. Bu günümde geçmişteki problemleri çözebileceğim kişileri hayatıma çekerim, geçmişi tekrar tekrar yaşarım. Yani içlerindeki çocuğu onarmak için insanlar ona göre eş seçiyorlar. Zamanında anneme babama bağıramamışsam, eşime güvendiğim için en küçük bir yanlışında ona esip gürlerim, onun kalbini kırarım. Bizler karşımızdaki kişinin önüne algılarımızı, beklentilerimizi, ihtiyaçlarımızı, duygularımızı koyuyoruz. Yani bunları ona transfer ediyoruz. Onu olduğu gibi algılayamıyorum, onunla arama milyon tane filtre koyarak onunla iletişim kuruyorum.. Farkındaysanız aslında aktarım empatinin önündeki en büyük engel…

Kişi aktarım yaptığının genelde farkında olmuyor, ona bu filtreyi bilinçaltı istemeden koyduruyor Örneğin, eşiniz size bir davranışınızdan dolayı kızmış, ani ve büyük tepkiler veriyor. Yani eşiniz o anda regrese olmuş, çocuklaşmış, olgun bir kişi gibi davranamıyor. Lütfen bu durum karşısında siz de onunla çocuk olmayın. Eşiniz baktınız çok öfkeli, anlıyorsunuz ki bir şeyden tetiklenmiş. Eşinizle aranızda bir şifre olsun. Eşiniz biraz sakinleştikten sonra ona tetiklendiğini geçmişe gittiğini hatırlatın. Bir de en önemlisi, kendinizi yargısızca sorgulayın “Ben eşimi bu kadar çok kızdıracak bir şey yaptım mı, hayır. O zaman bu tepki benimle ilgili değil” diye düşünebilirsiniz. Tabii ki bu anlattıklarımdan şu sonuç çıkmasın; ”Benim eşim bana bağırsın çağırsın, ben hakkımı savunmayayım mı, boş mu durayım?” Tabii ki hayır, eşiniz sakinleştikten sonra onunla öfke yönetimi, öfkeyi kontrol etme teknikleri, doğru iletişim, aktarım gibi konuları konuşu karşılıklı tartışın. Evliliğinizde nelerin değişmesine ihtiyacınız var ve bunu nasıl yapabilirsiniz? İlişkinizde daha mutlu huzurlu ve güvende olmak için neler yapılmalı, hangi davranışlar değişmeli? Bu konuda beraber eğitici videolar izleyebilir, kitaplar, makaleler okuyabilirsiniz. Ayrıca eşinizle konuşurken suçlayıcı bir dil kullanmadan sakin bir şekilde sadece kendi duygularınızı beklentilerinizi konuşmalısınız.

Bu stresli corona günlerinde ilişkilerinizde birbirinizi kırmadan incitmeden sorunlarınızı konuşabilmeniz ve anlaşılabilmeniz duasıyla Allah (c.c)’a emanet olunuz.

  • Yorumlar 0
    OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
1/20
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Olay53.com | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0537 617 89 89