Abdurrahman DİLİPAK

Abdurrahman DİLİPAK

Kimden kaçıyorsunuz?

Kimden kaçıyorsunuz?

Bu gidiş nereye? Kimden kaçıyorsunuz, nereye kaçıyorsunuz, kime koşuyorsunuz, kime, nereye sığınmayı düşünüyorsunuz? Nefsinizle aranız nasıl? Karun servetine güveniyordu ne oldu? Haman ilmine! Calud ordusuna güveniyordu, Firavun’un yıkılmaz sandığı devleti vardı. Mezarlıkları bile bugün için hala sır! Kahinleri vardı, sihirbazları vardı, bilimi vardı, sanatı vardı, tıbbı vardı.
(Fecr 6-14) “Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Âd kavmine; direkleri (yüksek binaları) olan, ülkelerde benzeri yaratılmamış İrem şehrine, o vadide kayaları yontan Semûd kavmine, kazıklar (çadırlar, ordular) sahibi Firavun'a! Ki onların hepsi ülkelerinde azgınlık ettiler. Oralarda kötülüğü çoğalttılar. Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı. Çünkü Rabbin (her an) gözetlemededir.”

Sahi siz hiç kimseden korkmuyor muyuz, ya da neden korkuyorsunuz? AK Parti’nin, CHP’nin iktidara gelmesinden mi korkuyorsunuz ya da umutlarınızı partilerinize, şeyhlerinize, liderlerinize, devletinize, milletinize mi bağladınız?
Unutmayın Allah’tan başka kurtarıcı yoktur.
Kader’e, rızka ve ecele hükmeden Allah’tır
.
Haşa, babanız peygamber olsa gelse sizi kurtaramaz.
1- Son peygamber geldi ve gitti.
2- Peygamberler “göklerin hazinesi”nin anahtarına sahip değil, ya da “göklerin ordularının komutası” onlarda değil. Onlar “kurtarıcı” da değiller, Allah'a, Resulüne, kitaba çağırırlar yani kurtuluşa! Önce o kurtarıcı sandıklarınızdan kurtulacaksınız. Kurtarıcı ideolojiler, kurtarıcı partiler, liderler yok! Kurtuluşa çağıranlar, adalete, barışa, özgürlüğe çağırırlar.
“Tevbe edenler”, “Allah’ın ipine tutunanlar” kurtuluşa erecek olanlardır. Yoksa “iman ettik” diyenler eğer Allah’ın ipini bırakır ve “Atalarının ritüel, ikona ve seromonilerle süslenmiş, din ve devlet büyüklerini ilah ve rab edinen, onları idolleştirerek” onların peşine düşerseniz, Allah o mabedlerinizi başınıza geçirir.
LGBT’liler için mabed inşa edeceksiniz değil mi?
Onları orada evlendireceksiniz.
O mabedler Dırar mescidlerinden de beterdir. Münafıkların buluşma yeri değil, Şeytanın mabedine dönüşecektir. Zaten onlar şimdiden bakanlıkların logolarında sırıtıyorlar. Her açıkladıkları kurgulanmış, sayısallaştırılmış değerlerde onların şifrelerini veriyorlar.
Kabe’yi çevreden kuşatmaya başlayan NEOM, LİNE fitnesinden sonra şimdi Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu tarafında başkent Riyad’da inşa edilecek olan; (al sana) artırılmış sanal gerçeklik ve yapay zeka tarafından yönetilecek olan,  “MegaAltınKüb” Chirist İslamı’n yeni kalesi ve Kabesi  'Al Mukaab'! Zaten MetaVerse’de Kabe projesi de hazır.
Türkiye’de “ılımlı islam” olmadı, Suudi Arabistan’da ChirsitİslamVehhabilik’ten, ultra post modern bir devrime sıçrama denemesi! Veliaht Prens,  bu gidişle Kemalist devrimin öncü kadrolarını kıskandıracak. ''Laikler Yallah Riyad’a!'' Şimdiden CHP’den bir heyetin NEOM, LİNE ve sonra da Riyad’ı ziyaret etmesi gerek!
Dikkat! BİZ KENDİMİZİ DEĞİŞTİRMEDEN, ALLAH BİZİM HAKKIMIZDAKİ HÜKMÜNÜ DEĞİŞTİRMEYECEK!
Daha, yerden göğe yükselen çok ışık patlamaları göreceksiniz. Daha çok şimşek çakacak insanlara, hayvanlara, dağlara, ormanlara, binalara, santrallere, trafolara.
Durmak yok, her yere 5G antenleri kurun.
Daha çok yangın ve afetlere tanık olacaksınız. Çünkü dünyanın düzenini bozuyorsunuz, fıtrata müdahale ediyorsunuz. TransHumanizm neyin nesi idi?

Ey Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlar, bari daha fazla isyan etmeyin, 10 emre uyun. Şeytan'a uymayın. Yoksa beyinlerinizi yakan sesler duyacaksınız, sadece yer depreşmeyecek, volkanlar patlayacak. Vadiler çöle dönecek, çöllerden sular fışkıracak. Göçmenlere kötü davranmayın, çünkü siz de göçmen olacaksınız. İnsanlar Kuzey’den Güney’e, Batı’dan Doğu’ya göç edecekler. Fırat’ın suyu çekilecek. Gazab günleri gelip çattığında, devletleriniz, örgütleriniz, liderleriniz, bilim adamlarınız, dini önderleriniz sizi kurtaramaz. Bize verilen bir haber var: Allah’ın ipine tutunanlar kurtuluşa erenlerden olacak. Ama o ipe ancak, elleri, dilleri, kalpleri, ve elbiseleri (yani sahip olduğu şeyler) temiz olanlar tutunacak. Onlar “denizi geçenler”, “gemiye binenler” gibi olacak!

Biliyoruz değil mi, “Biz ahir zaman peygamberi”nin ümmetiyiz. Ne garip değil mi, herkes müteahhitlerin hilesini konuşuyor. Ama kimse taşeronları, belediyecileri, bürokratları, siyasileri konuşmuyor. Rant uğruna kiraları yükseltmeyin diyorlar da, siyasi çıkar uğruna, siyasi rant uğruna yandaşlardan, ihale hilelerinden, rüşvetten söz eden var mı?
Başkalarına öğütleyip durdukları şeyleri kendileri yapıyorlar mı” bakın bakalım.

Kimi AK Parti’den kaçıp CHP’ye sığınmaya çalışıyor, kimi CHP gelir korkusuyla AK Partiye tutunmaya çalışıyor. Çoğu kimsenin aklına tevbe etmek ve Allah’ın ipine tutunmak gelmiyor bile. Sağdan-soldan birileri, farkında olarak ya da olmayarak kendilerini Allah’ın elinden alacak, gazabından kurtaracak birini arıyor. Oysa böyle biri yok!
Onlar zaman kaybediyorlar. Onlar kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar.
O kurtarıcı sandıkları dini ve siyasi önderlerin çoğu “kendisi himmete muhtaç bir dede, nerde ki gayrıya himmet ede
Onlar da belki kendilerini kurtarmak için sizin oyunuza, desteğinize muhtaç hissederek böyle davranıyordur. Sonunda onlar da, kaçtıklarını sandıkları şeye doğru koşuyorlar.

Dünya 2025’e kadar, manyetik kutuplarındaki değişime endeksli  kozmik bir dönüşümün kavşağında sarsılmaya devam edecek. Uyuyan 1000 yıl önceki faylar uyanacak, mevcut faylar uyuyacak, yeni fay hatları ve plakalar aktif olacak. Bu hadiseler sadece dünyada değil, bütün güneş sisteminde oluyor. Bir takım Şeytani güçler de bu yaratılışla ilgili değişim ve dönüşümü kullanarak kendi planlarını hayata geçirmeye çalışıyorlar. Mekerallahu! La galibe illallah. Sonucu tayin edecek Allah’tır. Ancak Allah, cahiller, zalimler, yalancılar, ahlaksızlar, hırsızlar, müstekbirler, fasıklara yardım etmeyecek.

Bu kozmik süreç 2040’a kadar devam edecek diye bekleniyor. Ama bu arada bir de Şira ve Tarık / Marduk ve Niburi etkisini yaşayacağız. Onun ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Eğer aklımızı kullanmaz, zulümden ve yağmadan vazgeçmez, tevbe etmez Allah’ın ipine tutunmazsak gelen günler geçen günleri aratacak. İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden Allah bizi helak edecek olursa, işimiz sarp dağlara sarmış demektir. Eğer onlar karşısında sessiz kalır ya da onlara yardım edersek, onları yakacak ateş, bize de dokunacak.

Şimdi sabırlı olmak, çokça dua etmek gerekiyor. Müslümanlar dua ederken kendi ellerine bakarlar. Allah'tan istediğiniz her şey, Allah adına onları yapmak üzere kendi nefsine sorumluluk yükler. Çünkü Allah o şeyleri sizin ellerinizle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek ister. Unutmayın siz Müslümancı, Tarikatçı, Cemaatçı, Partici değil, sade Müslümansınız ve siz Alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin ümmetisiniz.
Kenar-ı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu / Gelir adli ilahi, sorar sizlerden onu”. Allah'a dönün yüzünüzü, Allah'tan korkun. Allah’ın yardım eli sizin ellerinizin üstünde ise yapamayacağınız hiçbir şey yok! Allah'u Ekber. Hayyalel selah, hayyalel felah! (Keşke Müslümanlar ve kendini laik sanan la diniler, bu “dinin temeli” olan ezanlardaki manayı, daveti idrak edebilselerdi, Çağırılan, çağıran ve yüzümüzü döndüğümüz yer ve makam).
Gelin Ramazan gelmeden Kur’an-ı aslından ve meal olarak manasından okuyalım. Ayrıntı için tefsir okuyalım. Bir de okumadınızsa, “yaşayan Kur’an” olan peygamberin hayatı ile Usul-ü Tefsir okuyabilsek, okuduğumuzu doğru anlamak için.
Dinde tartışmayalım.
İstişare ve şura yapalım, bir fikri müzakere edelim ve sakın aklımızı kiraya vermeyelim, din ve devlet büyüklerini ideolleştirip, mutlaklaştırıp, ilah ve rab edinmeyelim.
Bunun ne bize, ne onlara faydası yoktur, artan gazabtan başka!

Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Abdurrahman DİLİPAK Arşivi