Cübbeli Ahmet Hoca

Cübbeli Ahmet Hoca

Ramazan'ı günahsız geçiren Allah'a daha çok yaklaşır

Ramazan'ı günahsız geçiren Allah'a daha çok yaklaşır

“On bir ayın sultânı” diye adlandırdığımız bu mübârek ay, diğerlerinin mihengi konumunda bulunduğundan, bunda takvâya riâyet, tüm sene günahlardan sakınma noktasında yardımcı olacaktır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) “Her kim ramazanı sessizlik ve sâkinlik içerisinde tutarsa kıyâmet günü Allâh-u Teâlâ’ya (mânen) çok yaklaşır” buyuruyor.

 

Ramazân-ı şerîfi büyük günahlardan sakınarak geçirenler hakkında birçok müjdeler açıklanmıştır. 

Nitekim Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

 “Büyük günahlardan sakınıldığı sürece, beş vakit namaz, cuma cumaya kadar, ramazan da ramazana kadar aralarındaki (günah ve kötülük)leri örtücüdürler.” (Müslim, Tahâret:16, 1/209; Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, 2/400; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 10/187; Şu‛abu’l-îmân, no:3347, 5/230)

Biatı bozmak

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen diğer bir hadîs-i şerifte de Rasûlüllâh  (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

 “Farz namaz, bir önceki namazla arasının kefâretidir, bir cuma da öncesindeki cuma ile arasında kefârettir. Ramazan ayı da öncesindeki diğer ramazan ayına kadar (işlenmiş) olan (günah)lara kefârettir. Ancak üç şey müstesna; “Allâh’a ortak koşmak, sünneti terk etmek ve bîatı bozmak!”

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh) şöyle demiştir: “Burada önemli bir konu olduğunu anladım ve meselenin daha iyi anlaşılması için: ‘Yâ Rasûlellâh! Bîatı bozmak ve sünneti terk etmek(ten maksat) nedir?’ diye sordum. 

Bunun üzerine Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): ‘Bîatı bozmak; bir adama (ülü’l-emr olarak önce) bîat edip, sonra karşısına geçerek, kılıcınla ona savaş açmandır.

Sünneti terk ise; (fazîletli ameller bâbından olan sünnetleri terk anlamında olmayıp, Ehl-i Sünnet ve’l-) Cemaat (inancından ve fikrin)den çıkış (ve ayrılış netîcesinde yetmiş iki sapık fırkadan birinin yanlış inançlarından herhangi birine saplanmak)tır’ buyurdu.” 

(Ahmed ibni Hanbel, el-Müsned, no:7089, 2/229, 506; Hâkim, el-Müstedrek, 1/119; Beyhakî, Şu‛abu’l-îmân, no:3348, 5/230-231)

Büyük günahlar hariç

Bu hadîs-i şeriflerden anlaşıldığına göre; ramazân-ı şerîfin girmesiyle, bir önceki ramazân-ı şerîfile arasında işlenmiş olan küçük günahların tamamı özel tevbe şartı olmaksızın bağışlanır. 

Şirk koşmak, haksız yere adam öldürmek, fâiz yemek, yetim malı yemek, harpten kaçmak ve nâmuslu kadınlara iftira atmak gibi hadîs-i şerifte târif edilmiş büyük günahlar ise bağışlanmaz.

Bunlar için geçmişe pişmanlık, bir daha yapmamaya kararlılık, namaz ve zekât borcu için kaza, kul hakkı devreye girmişse, helallik almak gibi özel şartlarına riâyetle tevbe gereklidir. Bu günahlara devam edilmesi ise ramazân-ı şerîfin kabûlünü sıkıntıya sokacaktır.

Nebî (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: 

 “Her kim ramazanı sessizlik ve sâkinlik içerisinde (kavgasız, gürültüsüz, huzur üzere) tutar, gözünü, kulağını, dilini, elini ve diğer uzuvlarını haramdan, yalandan, gıybetten ve eziyetten korursa, kıyâmet günü Allâh-u Teâlâ’ya (mânen) çok yaklaşır. Tâ ki onun dizi İbrâhîm Halîl (Aleyhisselâm)ın dizine değer ve kendisiyle Arş arasında bir fersah ya da bir mil (kadar az bir mesafe) bulunur.” (Ebü’l-Ferac ibni’l-Cevzî, Bostânu’l-vâ‛ızîn, sh:307) İbni Mes‛ûd (Radıyallâhu Anh) şöyle buyurmuştur:

Akıl karı değil 

“Her kim ramazanı sessizlik ve sâkinlik içerisinde (kavga-gürültü yapmadan huzur üzere) tutar,  Allâh-u Teâlâ’yı zikreder, O’nun helâllerini helal, haramlarını haram kabul eder, bir de o ayda hiçbir büyük günah işlemezse mutlaka ramazan çıkarken o kişi tüm günahları bağışlanmış olarak ayrılır.”  (Ebu’l-Leys es-Semerkandî, Tenbîhü’l-Ğâfilîn, sh:266)

Bütün bu rivâyetler bize günahlardan sakınma hususunun, ramazân-ı şerifte özel bir önem kazandığını açıkça göstermektedir. 

Ayrıca: “On bir ayın sultânı” diye lakaplandırdığımız bu mübârek ay, diğerlerinin mihengi konumunda bulunduğundan, bunda takvâya riâyet, tüm sene günahlardan sakınma noktasında yardımcı olacaktır. Nitekim Âişe (Radıyallâhu Anhâ)dan rivâyet edilen:

 “Ramazan (günahlardan sakınılarak) sâlim olursa, bütün sene sâlim kalır. Cuma günü sâlim olunca da, sâir günler selâmette olur” hadîs-i şerîfi bu konuda açık bir delildir. (Beyhakî, Şu‛abu’l-îmân, no:3434, 5/284-285; İsbahânî, Süyûtî, ed-Dürru’l-mensûr, 1/228; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-ummâl:7/710, no:21049)

Artık ilâhî rahmet ve mağfiretin coşup taştığı böyle bir mevsimi günahlarla geçirme yüzünden bunca müjdeyi kaçırmak, bir de ramazân-ı şerîfin şikâyeti nedeniyle pek şiddetli azaplara maruz kalmak, pek de akıl kârı (akıllı işi) değildir. 

Affa erişemeyenler Hatta: “Bu ayda af olmamak için özel gayret göstermek gerekir” diyebiliriz. Zîra ileride okuyacağınız müjdeler karşısında siz de bu kanaate varmadan edemeyeceksiniz. Bu yüzden Enes (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh  (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem):  “İşte kendisinde cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kilitlendiği ve şeytanların bukağılarla bağlandığı ramazan gerçekten gelmiştir. Ramazana kavuşup da affolmayana (rahmetten, cennetten) uzaklık olsun! Bu ayda da bağışlanmaya (muvaffak olamaya)n ya ne zaman (affolacak?!)” buyurarak, ramazân-ı şerîfe değer vermemeleri yüzünden affa erişemeyenlere beddua etmiştir.  (İbni Ebî Şeybe, el-Musannef, 3/2; Taberânî, el-Evsat, no:7627; Heysemî, Mecma‛u’z-zevâid, 3/142; Süyûtî, ed-Dürru’l-mensûr, 1/227)

Ayet-i Kerime

“…Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yiyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın…”(Bakara, 187)

Hadis-i Şerif

“Cennet seneden seneye Ramazan için süslenerek şöyle der: Allâh’ım! Bizim için bu ayda kullarından bizde 
kalacak insanlar kıl!..” (Taberânî)

Alimlerden Öğütler

Ölümü hiçbir an unutma. Ve ondan korkma. Hayırlılar için ölüm üstün mükâfattır. Öyle ise ölüme hazırlan. (Lokman Hekim)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Cübbeli Ahmet Hoca Arşivi