• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • Rize 17 °C

RTÜK’ün kahredici yalnızlığı

Ali Osman AYDIN

RTÜK son bir yıldır öyle ceza kararları alıyor ki devlet içinde yalnızlaşıyor…

Çünkü RTÜK’ün münferit olarak aldığı kararlar devletin diğer kurumları tarafından yeterince desteklenmiyor ve o da aldığı kararlarla yel değirmenlerine karşı tek başına savaşan bir Don Kişot’a dönüşüyor…

İnsanlar “yasak” çözüm değil diyorlar. Böyle söyleyenlere şunu sormak lazım, “serbestlik” çözüm mü?

Söz gelimi Rihanna adındaki, hedonist yığınlar için üretilmiş sömürge sopranosunun seslendirdiği bir şarkının sözleri, RTÜK tarafından mahzurlu bulunarak, klibi yayımlayan kanallara para cezası kesilmiş.

Bunun nedeniyse şarkı sözlerinin kafi miktarda pornografik ifade içeriyor olması.

RTÜK’ ü eleştiren, “İngilizce sözler Türkçeye çevrilip ceza kesilmeye başlanırsa ne radyolarda çalacak yabancı şarkı kalır ne de televizyonlarda yayınlanacak klip” diyerek, pornografik şarkı sözlerini değil de bu sözleri mahzurlu bulan RTÜK’ü hedef haline getirenler için gençlerin pornografik şarkı sözlerini dinlemesinde, o klipleri izlemesinde hiçbir sorun yok!

Ne var ki aynı kişiler için gençler arasında eşcinselliğin popülerleşmesinde de bir problem yok, çünkü eşcinseller bu kişilere ait köşelerin müdavimleri… 

RTÜK’ün yalnızlaştırılmasına gelirsek…

RTÜK ceza kararı alarak klibin bundan sonra gösterilmemesini sağladı diyelim.

Ama aynı şarkı, radyolar başta olmak üzere, milli eğitime bağlı okulların mezuniyet programlarında dahi bangır bangır çalınıyor.

Hem de ilkokullarınkilerde bile…

Kuvvetle muhtemel bundan sonrakilerde de çalınacak.

Neden?

Çünkü Milli Eğitimin milli ve ahlaki olmayan kültürel neşriyatla ilgili herhangi bir rezervi, politikası yok.

“Şu tür parçalar okullarımızda asla çalınamaz, çocuklarımıza ezberletilemez, o parçalarla çocuklarımız dans ettirilemez” diye bir uygulamaya şahit oldunuz mu hiç?

Aksine alenen cinsellik içeren yabancı sözlü şarkıların, Türkçe pop şarkıların, zevksiz üçüncü dünya müziklerinin, hiphop gürültüsünün her türlüsüne okullarda rastlamanız mümkün.

Müfredatta böyle bir şey olmamasına rağmen…

Kültür Bakanlığının milli ve ahlaki olmayan kültürel neşriyatla ilgili bir ajandası var mı acaba?

Göreniniz, bileniniz, buna dair okul sıralarına inmiş bir projeye rastlayanınız var mı?

Ülkemiz, Kore’den ya da Avrupa’yla Amerika’nın gettolarından kopup gelen kirli bir müzikal tufanla kökünden sarsılırken Kültür Bakanlığımızın herhangi bir girişimi söz konusu mu?

Kastettiğim şey yasaklamak değil!

Yalnızca ve sürekli yasaklamalarla belki de bazı şeyler insanlar için daha fazla cazip hale bile gelebilir.

Kastettiğim şey, tüm dijital ve matbu mecralar kullanılarak, okul imkanları seferber edilerek çocukların kendi kültürleriyle ilgili daha çok bilgilendirilmelerinin sağlanması…

Okullarda hala müzik dersleri var öyle değil mi?

Peki bunlar gençler üzerindeki zararlı müzik türlerinin etkilerini kısmi de olsa izale edecek nitelikte mi?

Neden o niteliğe yükseltilemiyor?

Mesela, liseden mezun olan bir gencin Aşık Sümmani’den, Aşık Veysel’den, Hacı Arif bey’den, Ali Ekber Çiçek’ten, Erkan Oğur’dan, Muharrem Ertaş’tan, Mükerrem Kemertaş’tan, Hacı Taşan’dan birkaç eseri kesinlikle öğrenebildiğini söyleyebilir miyiz?

Halbu ki o kadar çok sanatçımız ve onların ruhlarından damıtılmış o kadar fazla eserimiz var ki çeşitlilikte bizimkiyle yarışacak çok az kültür var.

Ancak kültürümüz bu kadar zengin ve göz alıcıyken çocuklarımız sömürge müzikleri dinleyerek ruhlarını da zihinlerini de sömürgecilere teslim ediyorlar. Günün sonunda okullarımızdan kendi kültürüne tiksinti ile bakan öğrenciler mezun eder hale geliyoruz. Gençlerimizi kendi ellerimizle kendi kültürümüze düşman hale getiriyoruz. Düşmanlığın boyutunu anlamak için bir öğrenci ile hangi tür müzikleri dinlediği ve kimlerin hayranı olduğuna dair iki dakikalık bir sohbet etmeniz yeterli…

RTÜK eksikleri de olsa, kendi hareket alanında, “alaya alınmak” ve yalnız bırakılmak pahasına, yasayla belirlenmiş görevini ısrarla yapmaya çalışıyor.

RTÜK’ün yaptığını tamamlayacak olan Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarının bilgilendirici, eğitici çalışmalarıdır.

Devlet politikası, tüm kurumlarda aynı biçimde uygulandığı takdirde bir sonuca ulaşabilir ancak.

Televizyonda yasaklanan bir başka mecrada serbest oluyorsa bu tezat ahengi zedeleyecek, başarıyı engelleyecektir…

Memleketteki okulların yönetimi, kültürü organize eden kurumların idaresi ve yayın mecralarının yasal denetimi ellerimizdeyken gençlerimizin ruhu (yerli-yabancı) sömürgecilerin mide bulandırıcı ürünleriyle kirleniyorsa kabahat gençlerde değil, bizdedir…

Kimse kusura bakmasın…

  • Yorumlar 0
    OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Olay53.com | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0537 617 89 89