• BIST 93.981
  • Altın 282,874
  • Dolar 5,8893
  • Euro 6,4955
  • Rize 11 °C

Sevdiğimi kaybettim

Kıvanç Tığlı BULUT

Her insan yaşamı boyunca sevdiği, kendisine yakın hissettiği birilerini kaybeder ve bunun doğal sonucu olarak yas tutar. Kayıp sonrası ortaya çıkan tepkileri fiziksel tepkiler (nefes alamama, çabuk yorulma gibi), bilişsel tepkiler (inanmama, kayba yönelik zihinsel meşguliyet gibi), duygusal tepkiler (şok, üzüntü, suçluluk gibi) ve davranışsal tepkiler (uyku düzensizliği, sosyal içe çekilme gibi) olarak gruplamak mümkündür (Gizir, 2006). Bu tepkiler her ne kadar bir bozukluğu andırsa da belirli kriterler altında normal olarak kabul edilir ve bir hastalık olarak değerlendirilmez. Kayıp yaşantısının üzerinden 6 aydan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen bireyin psikososyal fonksiyonlarındaki bozulmanın devam etmesi ise karmaşık yas olarak adlandırılmaktadır (Gizir, 2006).

Seher hanım 48 yaşında, iki çocuk annesi, lise mezunu bir ev hanımıdır. Seher hanım çocukluğunda çok koruyucu bir ailede yetişmiştir. Üç kardeşten en küçüğü olan Seher hanım kız kardeşiyle hep bir rekabet halinde olmuştur, abisi de kendisinin her hareketine karışmış ve genellikle ona mesafeli davranmıştır. Danışanın on üç yıl evli kaldığı eşi, tansiyonunun yükselmesi sonucu kalp krizi geçirmiştir. Seher hanım, eşini kaybetmesinden bu yana bir sene geçmesine rağmen yas tepkilerinde azalma olmamış, günlük hayatı ve sosyal hayatı bozulmaya devam etmiştir. Danışan eşiyle arasında çok ciddi bir duygusal bağ olduğunu ifade etmiş ve yaşadığı evliliği “hayatım boyunca sahip olduğum en değerli şey” olarak tanımlamıştır. Ancak ilerleyen oturumlarda eşine karşı hissettiği olumsuz duygu ve düşüncelerle yüzleşme imkânı bulmuştur. Danışan eşini kaybettikten iki ay sonra annesini de kaybetmiştir. Art arda yaşanan kayıplar, oturduğu şehirden taşınmak zorunda kalması danışanın uyum sağlamasını zorlaştırmıştır. Danışanda kayıp sonrası ortaya çıkan ve halen devam eden fiziksel tepkiler boğulma hissi ve bitkinlik; bilişsel tepkiler karar vermekte zorlanma, sürekli olarak kaybettiği kişiyi düşünme, dikkatini toparlamada güçlük; duygusal tepkiler kızgınlık ve öfke, suçluluk ve çaresizlik; davranışsal tepkiler ise uykuya dalmada zorlanma, sürekli ağlama ve çevreyle ilişkilerin azalması şeklinde gözlemlenmiştir. 

Ayrıca geleceğe yönelik olumsuz düşünme, hayat felsefesindeki negatif yönlü değişim danışanda gözlemlenen diğer tepkilerdir. Seher hanım, eşini kaybettiğinden bu yana kendisini sürekli gergin ve huzursuz hissettiğini, ufak tefek şeylere dahi çok sinirlendiğini, uykuya dalmakta sorun yaşadığını ve unutkanlığının olduğunu ifade etmiştir.

Kendisine uygulanan terapi seanslarında, danışanın eşini kaybetmesi sonrası yaşadığı üzüntü, özlem, endişe ve karamsarlık gibi duyguları normalleştirilmeye çalışmış, duygusal durumunun yas sürecinin normal ve sağlıklı bir parçası olduğu kendisine açıklanmıştır. Danışanın eşini hatırlamadığı bir gün geçirmeyi, gün içerisinde herhangi bir şeye gülmeyi ve eğlenmeyi eşinin ölümüne yönelik bir saygısızlık olarak görmesi gibi beklentileri üzerine tartışılmıştır. Ayrıca danışan normal bir yas süreci ve kendi durumunu normal bir yas sürecinden ayıran nitelikler hakkında bilgilendirilmiştir. Danışanın bilgilendirildiği bir diğer önemli nokta ise yaşadığı üzüntüyü tamamen ortadan kaldırmaya çalışmanın gerçekçi bir amaç olmayacağı yönündeydi. Şiddeti azaltılmış ve kontrol altına alınmış bir üzüntüyü amaç olarak almanın daha faydalı olacağı kendisine açıklanmıştır. Yoğun ve orta düzey bir üzüntü arasındaki fark ve bunların muhtemel kazançları hakkında danışan bilgilendirilmiştir. 

Değerli okuyucular, yas sevdiğimiz bir kişinin ölümü sonrasında verilebilecek en doğal tepkidir. Kaybedilen kişinin,  bireyin hayatındaki anlamı, kaybın şekli, beklenip beklenmediğini, kişinin bireysel özellikleri, baş etme becerileri ve deneyimleri yas sürecini etkiler. Kişi ölüm sonrasında yasını tam olarak yaşamalı, ağlamalı ve içinde tutmamalıdır. 

“Ağlama hasta olursun güçlü ol” gibi söylemler, kayıp yaşayan kişinin yas sürecine engel olur. Kaybedilen kişinin resimlerini kaldırmak, kayıpla ilgili konuşmamak da yas sürecinin sağlıklı yaşanmasını engeller. Yaslı kişi, en geç iki –üç haftada işine geri dönmelidir.

Özlem ve güzel anıların hatırlanması doğaldır. Kaybedilen kişi, kayıptan 5-6 ay sonra sürekli acı, üzüntü ile hatırlanmaya değişmeden devam ediyorsa, duygularda değişme ve kabullenme olmuyorsa, travmatik etki bırakmış demektir. Bu uzayan süreçler yasın patolojik hale gelmekte olduğunu düşündürmelidir.

Yas sürecinin sağlıklı şekilde atlatılmasında en önemli faktör kişinin imanlı olmasıdır. Gerçek bir imana sahip kişi, sevdiği birisi öldüğünde bu durumu doğal olarak kabul eder. Onunla ahiret aleminde sonsuza kadar beraber olacağını düşünür ve içine bir rahatlama duygusu dolar.

Sevdiklerinizin yasını sağlıklı bir şekilde tutabilmeniz duasıyla Allah (c.c)’a emanet olunuz.. 

  • Yorumlar 0
    OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Olay53.com | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0537 617 89 89