Yusuf KAPLAN

Yusuf KAPLAN

Terör’izm üzerine düşünceler-2: Bir terör felsefesi

Terör’izm üzerine düşünceler-2: Bir terör felsefesi

Savaş, kötüdür, genel olarak.

Kötülerle ve kötülüklerle savaş kötü değildir, elbette ki.

İyinin ve iyiliğin hâkim kılınmasında başvurulan ilk yöntem değil son yöntemdir savaş. Ancak o zaman savaşın bir anlamı ve anlaşılabilir bir yanı vardır.

ÇATIŞMA VE UYUM

Dinler, temelde barışı öğütlerler ama savaşa yenilirler.

İdeolojilerin tanrısı çatışma ve savaştır: İdeolojilerin doğaları gereği konuşarak, fikir yoluyla ilerlemeleri, mesafe katetmeleri beklenir ama gerçekte tam tersi doğrudur: İdeolojiler, adeta savaş makinasına dönüşürler. Sosyalizm de, kapitalizm de darwinci’dir: İkisi de çatışmacıdır, ikisinde de güçlü olan yaşama hakkına sahiptir.

Savaş istenen, arzulanan bir şey değildir. Başka seçenek kalmadığında başvurulan son seçenek, son yöntemdir.

Dedim ama yaşanan hayat, bunun hiç de böyle olmadığını gösteriyor bize: Savaş’ı, başkalarını yok etme, topraklarını işgal etme, zenginliklerini sömürme aracı olarak kullananlar, savaşı son seçenek değil, ilk seçenek olarak görürler.

Batı uygarlığı, çatışmaya dayanır, hem teorik hem de pratik düzlemde çatışma›ya.

Batı dışındaki bütün medeniyetlerin çatışmadan ziyade uyuma, dengeye, konuşmaya, anlamaya ve anlaşmaya dayandığını söyleyebiliriz.

Batılılar tabiatta çatışma görürler.

Barı dışındaki medeniyetlerde, büyük bir uyum ve denge.

Durduğunuz yer, gördüğünüz şeyi belirler, demiştim.

TERÖR, ALÇAKLIĞIN ZAFERİ, İNSANLIĞIN YENİLGİSİDİR

Terör, alçaklığın zaferi, insanlığın yenilgisidir.

Terör’de kazanan yoktur, kaybedenler vardır. Kukla da, kuklacı da kazanıyor gözükse de asıl kaybedenler onlardır. Alçakça yöntemlerle sürdürülen bir savaşın kazananı asıl kaybedendir. Kaybedilen şey, insanî değerler ve duyarlıklardır.

Terör, tarih boyunca her zaman başvurulan savaş yöntemlerinden biri olageldi. Ama tarihin hiçbir döneminde günümüzde olduğu kadar savaşın yegane yöntemi konumuna yükselemedi.

Bizim tarihimizde Haşhaşîlerle kanlı, alçakça terör ve cinayet eylemleri konusunda kimse yarışamaz.

Aynı şekilde Batı’daki bütün muhalif grupların, yönelimlerin, akımların, inanışların kökünü kurutan terör eylemleriyle de kimse yarışamaz. Thomas Paine bunu çok açık ve net bir şekilde şöyle ifade etmişti: “İnsanlığın kökünü kurutma konusunda kimse Batı’yla yarışamaz!”

Haşhaşîler örneğinde olduğu gibi bizde terörü, muhalifler, azınlıklar, bir savaş yöntemi olarak kullanırken Batı’da bizzat devlet, hâkim güçler muhalifleri, farklı olanları, ötekileri, başka’larını bastırmak, sindirmek, kökünü kurutmak için bir savaş yöntemi olarak kullanmıştır.

İki dünyanın, iki medeniyetin terör olgusu’na bakışı konusundaki bu farklılık iki medeniyetin hem kendi karakterini hem de kendi dışındaki dünyalarla, kültürlerle, toplumlarla ilişki kurma biçimlerini çok güzel ele verir.

Engizisyon Mahkemeleri ve Müslümanların Avrupa’dan sürülüş, yok ediliş yöntemleri, Batılıların kendileri dışındaki dünyalara, kültürlere, dinlere, farklılıklara aslâ tahammülleri olmadığını, farklı kültürlerle ve medeniyetlerle bir arada yaşama özgüveni ve iradesi sergileyemediklerini gösteriyor.

Oysa İslâm tarihinde Engizisyon Mahkemeleri, başka inançların, kültürlerin, dinlerin müntesiplerinin sürülmesi, yok edilmesi, kökünün kazınması gibi bir uygulama yoktur, olmamıştır.

Batılılarla farklı olanı öteki, kötü ve düşman olarak görürken, Müslümanlar, farklı olanı, kendini tanıma, kendi farkını farketme, kendine çeki düzen verme imkânı olarak görürler ve tarih boyunca da bu ilkeyi her zaman gözettiklerini gözlemliyoruz.

O yüzden Müslümanlar aslâ soykırımcı olmamıştır, ırkçı olmamıştır, inancından, ırkından, fikrinden ötürü insanları yargılayıcı ve ayırımcı bir tavra sahip olmamıştır.

TERÖR, YENİLGİNİN ZAFERİDİR!

Terör, yenilginin zaferidir: Alçaklığın. Korkaklığın. Ruhsuzluğun.

Teröristi konuşmaya bile gerek aslında. Terörist kukladır çünkü. Kukladan ziyade kuklacıyı, kuklayı kullananı, psikolojisini, karakterini konuşmak daha önemli.

Terörü savaş yöntemi olarak kullanan kuklacı, kendisini, kullandığı kuklacının arkasına gizler, arkadan vurur, ne kadar karakter yoksunu bir tür olduğunu gösterir.

Savaş yöntemi olarak terör, çağımıza damgasını vuran vekâlet savaşlarının temel yöntemi. Savaş’ın yerini terör’ün, aktörlerin yerini de figüranların alması, alçaklığın nasıl tavan yaptığını, çağımıza adını verdiğini göstermesi bakımından dehşet vericidir.

Terör vahşettir, hedefi dehşettir, dehşet oluşturmaktır.

İşte tam burada medya terörü girer devreye. Terör vahşettir, hedefi dehşettir, dedim. İşte terörün hedefini yerine getiren şey medyadır, medya terörüdür.

Medya olmasa terör bu kadar etkili olamaz.

Medya terörü konusunu yarınki yazımda yazacağım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Yusuf KAPLAN Arşivi