İbrahim KARAGÜL

İbrahim KARAGÜL

Yeni mücadele adamlarına alan açmak..

Yeni mücadele adamlarına alan açmak..

7 Haziran seçimleri, Türkiye’de siyasetin yeni yüzlerle tanışması, kadroların yenilenmesi, yeni zihinlerin ve kabiliyetlerin siyasi alana adım atması için çok büyük bir fırsat oluşturacak gibi.

13 yıllık AK Parti yönetimi, Türkiye’yi dönüştürürken, yeni bir Türkiye inşa etmeye girişirken, ülkeyi ve kurumları yerlileştirirken, demokratik açılımları ekonomik refahla dayanıklı hale getirirken, özgürlük alanlarını dünyadaki gidişatın tersine alabildiğine genişletirken çok ciddi reaksiyonlarla yüzleşti.

İçeriden ve dışarıdan beslenen ve AK Parti öncülerini tasfiye etmeye yönelen direnç, aslında bir siyasi kadroyu değil, Türkiye’yi durdurmaya çalışıyordu. Eskinin vesayetçi, seçkinci, imtiyazlı çevreleri devlet iktidarına milletin ortak olmaması için ölümcül bir savaş yürüttü. Ülkeyi yok edecek bir kötücül reaksiyona sarıldı.  Verdikleri mücadele ülke meselesi değil, kendi dokunulmazlıkları meselesiydi.

Üçüncü bir deneme daha yapacaklar..

Sahip oldukları bütün iktidar alanlarını bu yolda sonuna kadar kullandılar. Ekonomiyi batırmak, siyasi sistemi kilitlemek, toplumsal infial oluşturmak, iç savaş tezgahlamak, etnik ve mezhep çatışmalarını beslemek, sokak terörünü finanse edip örgütlemek dahil, bugüne kadar denenmedik yol neredeyse kalmadı.

Gezi olayları, 17 Aralık müdahalesi işte bunun için çokuluslu bir organizasyondu. Şimdilerde üniversiteler üzerinden yeni bir senaryo tezgahlanıyor ve bir adım sonrası için sokak hareketliliğine yatırım yapılıyor. Seçim öncesi ellerindeki bütün yıkıcı argümanları ve tezleri sahneye sürecekler.

Çözüm sürecini sabote etmek, Türkiye’nin güney sınırlarını tartışmalı hale getirmek amaçları arasında. Ama asıl seçim sonrasında, Türkiye kamuoyu yola devam kararı verirse, ”ülke bölünüyor” paranoyası ile askeri kışkırtma dahil son bir deneme daha yapacaklar. Gezi ve 17 Aralık’tan sonra ısrarla “üçüncü bir deneme” daha yapacaklarını ısrarla öne çıkarmaya çalıştım.

Öfke ve nefret dışında hiçbir şey üretemediler

Bu da çokuluslu bir organizasyon olacaktır. Sınırlarımızın kuzeyinde ve güneyinde ülkeleri çözdükleri gibi Türkiye’yi de çözmeye çalışanlar, içerideki küskünleri, içerideki eskinin imtiyazlılarını, içerideki örgütsel ve finansal uzantılarını alabildiğine kullanacaklar.

Ama asıl planlama yine dışarıdan yapılacak, senaryo dışarıdan yönetilecek. Türkiye’nin zaaf alanlarına yatırım yapıp, bu alanları istismar edecekler, içerideki medya ve sosyal ağları üzerinden bu uğursuz senaryoyu yerli bir dile çevirip pazarlayacaklar.

Şurası kesin; Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde gelişen siyasi kadrolar, yeni bir Türkiye’nin öncüsü oldular, ülkeye yeni bir yol çizdiler. Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana devam eden mücadelenin yeni bir aşamasıdır bu. Türkiye’nin büyümesi, yerlileşmesi, çevresini farketmesi, geçmişini bugüne taşıması ve güçlü bir gelecek hayalidir bu. Bugün öfkeli yorumlar yapabiliriz, yaşananları gerçeği ile algılayamayabiliriz ama bugünün tarihi gelecekte özel bir geçiş dönemi olarak, yükseliş dönemi olarak yazılacaktır.

Küfür, hakaret, sığ reaksiyonlar, aşırı tarafgir tepkiler dışında hiçbir siyasi söylem üretememişlerin bugünleri yargılaması anlaşılmayacak bir şey değildir. Bu çevrelerin Türkiye için ürettikleri, üretme emaresi gösterdikleri maalesef hiçbir ümit verici işaret gözükmemektedir. Bir kör döğüşünün ötesine atacak tek adımları bile yoktur. Keşke olsaydı, keşke bu siyasi hareketin çok önüne geçip yeni şeyleri hepimizin önüne koyabilselerdi.

Anadolu’nun sesi ve üçüncü deneme

Erdoğan yeni bir siyaset ölçeği, bir liderlik profili koydu Türkiye’nin önüne. Güçlü siyasi hareketler ve güçlü lider karakteri Türkiye için artık lüks değil. Ahmet Davutoğlu bu geleneğin devamıdır ve güçlü lider seçiminin bir göstergesidir.

Daha uzunca bir süre bu siyasi akımın Türkiye’yi dönüştürmeye devam edeceğini, yeni bir ülke inşa etmeye dönük motivasyonunu kaybetmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü yerlileşen bir eğilimden söz ediyorum. Yerlileştikçe bu toprakların özünden daha da beslenen bir hareketten.. Dolayısıyla ortada bir siyasi parti değil bir siyasi hareket vardır ve hareket dönüştürücü gücünü hızla toplumsal tabana yaymakta, bir ortak amaç ve anlayışı yerleştirmektedir.

AK Parti’nin her seçimde, bütün kaotik senaryolara ve tehditlere rağmen, oy gücünü korumasının sebebi de, iktidar ve dönüştürücü gücüne Türkiye toplumunu ortak etmeyi başarması, onlarca yıldır toplumla iktidar arasındaki mesafeyi kapatmayı bilmiş olmasıdır.

Böyle devam ettiği müddetçe, yerli ve Anadolu’nun çağrısına kulak verdiği müddetçe, insanlarla sadece siyasi anlayışla değil gönül diliyle de konuştuğu müddetçe o “üçüncü deneme” de Türkiye’yi yolundan döndürmeye yetmeyecektir. Muhtemelen her türlü çirkinliği göreceğiz. Kin ve nefretle toplumsal bir kıyım, zihinsel bir yıkım oluşturmaya çalışacaklar ancak bu da Anadolu insanlarının gönüllerine çarpıp etkisizleşecektir.

Yeni mücadele adamlarına alan açmak

Biraz dikkat edenler dünyanın, uluslararası bazı çevrelerin ısmarlama rahatsızlıklarını bize pazarlayanların dediği gibi olmadığını, küresel konjonktürün Türkiye’yi öncü ülkelerden biri olmaya zorladığını, en azından yüz yıl sonra kendi bağımsız duruşuna sahip olmayı işaret ettiğini, bunun için alan açtığını görecektir. İşte bu yüzden Türkiye’yi durdurmaya dönük her türlü kirli tezgahın döndüğü bir savaş yürütülmektedir. Bu savaş AK Parti’ye değil ülkeye karşıdır.

Bu hareketin en önemli özelliği de, Türkiye ve dünyayı iyi tanıyan, ülkenin dönüşümü ve yeniden kurulması için adanan, Birinci Dünya Savaşı’nın o hüzünlü cephelerinde duyulan acıyı yüreklerinde hisseden insanları siyasi alana çekme becerisidir. Sanıyorum 7 Haziran seçimi yeni mücadele adamlarına bu alanda fırsatlar tanıyacak. Daha genç bir kuşağın temsilcileri Meclis’e taşınacak.

Buradan yeni kuşak siyasi aktörler, öncüler, kadrolar öne çıkacak. Yeni iktidar elitleri oluşacak. Bu siyasi hareket yeni isimlerle, yetiştirdiği ve yatırım yaptığı genç kadın ve erkeklerle Türkiye’nin önünü açmaya devam edecek.

Yüreği sağlam insanlar

Yeni Meclis’in bu anlamda çok farklı bir resim ortaya koyacağını sanıyorum. Çünkü aday adaylarına bakıyorum. Yoğun ilgi kafa karıştırıcı olabilir. Ama içlerinde tanıdığım, değer verdiğim, ülkesi için her mücadeleye katlanacak, yürekleri sağlam çok sayıda insan var. Mesela İstanbul üçüncü bölgeden aday adayı olan Ahmet selim Köroğlu, Kayseri’den Ayhan Ogan, Tokat’tan Mehmet Şahin bunlardan sadece bir kaçı.

Maksadım burada isim saymak değil ama bu arkadaşlarla yaptığım sıcak sohbetin etkisiyle buraya eklemeyi uygun gördüm. İsmini yazmadığım çok sayıda nitelikli ve değer yüklü insan biliyorum bu yola giren. Böyle nice genç ve birikimli insanlar var ve onlar aday olmadan da mücadelelerine yıllardır zaten devam ediyorlardı.

Vatan sevgisi kadar başarı

Çünkü onlar ve onlar gibi birçok arkadaşımız için siyaset işte o büyük dönüşüm mücadelesinin bir parçasıdır. Yürekleri Konya kadar, Kayseri kadar, Trabzon kadar, İstanbul kadar Şam olan, Bağdat olan, Gazze olan insanlar onlar.

Anadolu, bir dava uğruna seferber olup ömür tüketecek insanların yurdudur. Her ilde, her bölgede nice böyle gönlü geniş, zihni duru, yürekli insanlar vardır. Siyasetin mahareti bunları bulup ortaya çıkarmaktır. Uzun soluklu, kendini yenileyen hareketlerin yapması gereken de budur. İşte yeni dönemde bu insanların öne çıkmasını, Türkiye’nin büyük yürüyüşünün çok daha emin ve güçlü adımlarla devam etmesini diliyorum.

Allah hepsine yüreklerindeki vatan sevgisi kadar başarı nasip etsin!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İbrahim KARAGÜL Arşivi