AK Parti'nin 'sembol şehri' niçin yok?
Felsefeci ve ünlü şahir Hilmi Yavuz, geçmiş dönemde bazı partilerin bazı şehirlerle neredeyse özdeşleştiğini söylerken benzer bir tablonun AK Parti için öne sürülemeyeceğini yazdı.
İşte Yavuz'un şimdiye kadar pek kimsenin aklına gelmeyen ve siyaset bilimcilere taş çıkartacak tespitleri:
- 2009 yerel seçimlerine şunun şurasında iki ay kaldı. Siyasî partiler belediye başkan adaylarını peyderpey açıklamaya başladılar. Ama hâlâ açıklanmayan iller var. Bunlar, herkesin çok iyi bildiği gibi, siyasî partiler için gerçekten hayatî önem taşıyan iller ve ilçeler.
Mesela AK Parti henüz Diyarbakır adayını açıklamadı. Ve bu satırların yazıldığı âna kadar da açıklanmış değil... Sayın Recep Tayyip Erdoğan, şayet AK Parti Diyarbakır'ı alırsa, DTP'nin çökeceğini ve bir parti olarak bu mağlubiyetin, DTP'nin siyasî itibarının sonu anlamına geleceğini düşünüyor. Hiç şüphesiz haklıdır da! Gerçekten DTP Diyarbakır'ı kaybederse (gerçi bu, görünüşe göre, çok zayıf bir ihtimâl!) bu, DTP'nin ve dolayısıyla siyasî Kürt hareketinin itibarının yerle bir olması demektir.
Elbette, bu durum CHP için de geçerlidir. Meselâ, CHP'nin Çankaya'yı kaybetmesi! DTP için Diyarbakır'ın kaybedilmesi ne anlama geliyorsa, CHP için de Çankaya'nın kaybedilmesi o anlama geliyor. Diyarbakır ve Çankaya, DTP ve CHP'nin kamuoyu nazarındaki statülerinin sembolü olan kaleleridir. Düşmelerinin, ihtimâl dışı olduğu kabul edilen kaleler!
Pek iyi de, bu Türkiye'de siyasî farklılaşmanın, bir cepheleşmeye dönüştüğünün işareti değil midir?
Cepheleşme, evet;- hem de gerçekten ürkütücü ve meş'um bir cepheleşme... Bana sorarsanız bu koşullarda DTP'nin Diyarbakır'ı veya CHP'nin Çankaya Belediye seçimlerini kaybetmesinden çok, bu kaybın, Türkiye'nin siyaset sosyolojisi arkaplanında ne türden bir dönüşümü işaret ettiğidir. Şayet bugün bir Diyarbakır/Çankaya Sorunsalı'ndan söz edilebiliyorsa bu, Laikliğin de Kürtçülüğün de şehirleri birer siyasî sembole dönüştürdüğünün kanıtıdır. Bu durum, Diyarbakır'ın Kürt siyasetinin siyasî sembolü; Çankaya'nın da Laikliğin siyasî sembolü haline geldiğini gösterir. Ve çok daha önemlisi: AK Parti'nin bu anlamda siyasî sembolü olan bir şehir, yoktur!
Daha da ilginç olan, Türk siyasî hayatının geçmişinde, şehirlerle semboller arasındaki ilişkilerin siyasî bağlamda, partiler (ya da, daha doğrusu, ideolojiler!) üzerinden değil, şahıslar üzerinden yapılanmış olmasıdır. Benim gibi, yaşı Türkiye'nin 1950 sonrası siyasî tarihini bilfiil yaşayarak tanımaya müsait olanların elbette kolaylıkla hatırlayacakları gibi, Malatya, CHP ile değil, İsmet İnönü ile; Kırşehir, CMP ile değil Osman Bölükbaşı ile; Aydın, DP ile değil Adnan Menderes ile özdeşleştirilmişti;- tıpkı, Süleyman Demirel'in 1965 sonrasında Isparta ile özdeşleştirildiği gibi... Demirel, şehirlerin siyasî kimliğini şahıslar üzerinden okuma geleneğinin son temsilcisidir. Türk siyasî hayatında, Demirel'den sonra şehirlerle şahıslar (bireyler) arasındaki sembolik ilişkiler, yerini, bugün görüldüğü gibi, şehirlerle ideolojiler arasındaki ilişkiye bırakmıştır. Özdeşlik ilişkisinden sembolleştirme ilişkisine doğru dönüşüm!
Bu dönüşüm, yerel yönetimlerin sivil toplum örgütleri olup olmadıkları bağlamında ele alınmak gerekir. Biliniyor: Avrupa'da 'sivil toplumun toplumsal tabanı'nı', Prof. Şerif Mardin'in Din ve İdeoloji'de belirttiği gibi, 13. yüzyıldan itibaren, 'şehirlerin siyasî hayatına hâkim tüccar oligarşileri' meydana getirir. Sivil toplum, bu oligarşilerin inşâ ettikleri ara yapılardır.
Bizde ise yerel yönetimlerin (belediyelerin), sivil topluma dönüşmesini mümkün kılan ticaret oligarşilerinin (burjuvazinin) siyasî hâkimiyetinden değil, şahısların ve elbette sınıfsal temelden yoksun 'bürokratik' (CHP) veya 'milliyetçi' (DTP) ideolojilerin siyasî hâkimiyetinden söz etmek bahis konusudur. Ve şehirlerin sınıfsal yapısı dönüşmedikçe, bu durum böylece devam edeceğe benzemektedir.
Tekrar edeyim: Asıl önemli ve kışkırtıcı olan şudur: AK Parti'ye atfedilen 'dinci'liğin ideolojisinin siyasî sembolü olan bir şehir yoktur! Evet, yoktur!
Öyleyse, siyaseti türban dolayımında semboller üzerinden okuyanlar, sembolik bir şehre bile sahip olamayan AK Parti'nin 'irticacı' bir parti olduğunu nasıl öne sürebildiklerini bir kere daha düşünmeleri gerekir.