Bir Balayı Yaşarız ki Sormayın
Ç.Rizespor taraftarlarından bir okuyucu (İsmi belirtilmemek kaydıyla yayına alındığından ismi açıklamıyoruz.) kaleme aldığı yazıda Ç.Rizespor'un içinde bulunduğu durum ile taraftara anlatılan öyküyü! ve taraftarın içinde bulunduğu durumu özetleyen bir yazıyı kaleme aldı. İşte Yeşil Mavili takıma gönülden destek veren vefakar ve cefakar taraftarın yazısı:
“İsmi Bizde Saklı Kalsın”
Her yıl aynı hikâyeyle başlar bizim öykümüz. “Bizimkisi bir aşk hikâyesi”…
Şampiyon olacağız, Süper Lige çıkacağız, büyük takımlara ev sahipliği yapacağız, Alt yapıdan yıldız çıkaracağız, gençlere fırsat ve önem vereceğiz. Şehir, takım, kulüp, taraftar el ele, yürek yüreğe mücadele edeceğiz. Böylelikle ver coşkuyu misali, heyecan, merak, umut ve en önemlisi tertemiz amatör ruhlarımızla yerimizi alırız.
Bir balayı yaşarız ki sormayın, gol kralları bizde, en çok gol atan, en az yiyen takım görüntüsü, özelliklede deplasman başarısı mest eder bizi.
Haftalar sonra “Hatasız kul olmaz….” la devam ederiz hikayemize. Yanlış, gereksiz ve yetersiz transferler gün yüzüne çıkar, üstüne üstlük sakatlıklar, kargaşalar, yap-boz deneme usulü oyun düzeni ve oyuncuları hissetmememiz imkansız hale gelir. Her hafta diğer takımlar yerleşir, gelişir yani olumlu ilerlemeler kaydederken, bizde tam tersine….
İşte tam bu sırada orkestra şefinin hamlesiyle seyirci çıkar ortaya. “Ağlamak çok zor, ağlamamak çok zor” parçasını hep birlikte söyleriz. Duyan var mı bilinmez. Bu sırada şehir çok mu sessizleşir , yoksa avazı çıktığı kadar bağırır mı anlamak çok zor…. Bu senaryoyu her yıl oynarız. Öyle ki; meşhur Kadir İnanır’la, Türkan Şoray’ın rol aldığı “Al Yazmalım” filminin ezberini çoktan solladık bile..
Amacım asla, bu işe gönül vermiş, emek, zaman harcamış, uzmanlık alanlarını oluşturmuş kişi ve kişilere saygısızlık etmek değil elbette. Ben ve benim gibi düşünenlere tercümanlık etmek ve yanlış düşünüyor isek, ikna edilip doğru gözle bakmayı öğrenmektir.
En çok sözüm her sene Alt takım oyuncularının As takıma adapte edilmesi yönünde samimi gayret göstereceklerini belirten yönetim ve hocalara… Bu nasıl bir hırstır , anlamama imkan yok, ligin atmosferi içerisinde bu vizyon nasıl kenara itilir. Şimdi yaşadığımız sıkıntıların asıl kaynağı olduğunu görmek çok mu zor? Oysa çocukların istedikleri biraz farkındalık, değer verildiklerini bilmek, biraz sevgi ,şefkat ve alaka…..( aynı şekilde alt yapı hocalarına da)
Şahin’ler, Mesut’lar bir türlü itibar göremez bizim takımda. Bu genç çocuklar oynayamazlarsa, performanslarını nasıl geliştirirler? Ne yani sizin her sene aynı mantıkla yapmış olduğunuz aynı kalitedeki transfer ve hoca seçimlerinizle, “Dünkü güneşle, bugünkü çamaşırları kurutma” eylemlerinizi hala sürdürmeye çalışmanız çok mu doğru?
Böylelikle geldik avunma ve avutulma zamanlarımıza, üstümüze hep vazifeymiş gibi, TARİH TEKERRÜRÜ yaşamaya. Atalım bir Orhan daha… “Bir Teselli ver….” ,
Tabiki haddim değil, ancak “Benimde kalbim var, bende insanım” duygularımı paylaşmak isterim…
Artık yönetimin kamuoyunu göz ardı edecek lüksü kalmamıştır. Mutlaka Rizelinin gönlünü almalı, seslerine kulak vermelidir. “Takım taraftarsız, taraftar takımsız ” ilkesini benimsemeli ve özümlemeliyiz. Bu saatten sonra bize teknik destek ne kadar elzem ise, iki katıda ruh birliği ve olgunluğun gerekli olduğuna inananlardanım.
Bu arada, hiçbir menfaat beklemeden sadece yürekten gönül bağı olan , hatta maddi ve manevi zarar görebilen, Rize Spor için kalbi küt, küt…atanları bizler ayırt edebilecek kaliteye ve deneyime sahibiz. Söz konusu ÇAYKUR RİZESPOR ise kimsenin kimseden etkilenmek gibi bir durumu olamaz. Onlarda olmazsa bizi yüreklendirecek ve hatta arakasından koşulacak takım özelliğini çoktan kaybetmiş kulüpten başarı beklemek imkansızlaşırdı. İyi ki varsınız , bu kadar yıpratıldığınız halde bizi bırakmadınız. Bu şehir siz ve sizin gibileri tanımalı ve ayırt etmeli. Yoksa her zaman kaybetmeye mahkum oluruz.
Neyse takımın son haliyle ilgili çözümü büyüklerim bilir mutlaka, ancak kamuoyunun görüşü ve beklentileri sanki aşağıdaki gibi;
1- Bizi şampiyon yapacak çok kaliteli bir hoca ve hocanın tercihleri ile nokta transferler,
2-Memleketimizin öz ve öz evladı, samimi ve düzgün duruşuyla , Rize ve Rizelinin bağrına basacağı hocamız M.Ali KARACA ve ekibi, devre arasında da akıllı iki-üç transfer.
Bana sorulmaz da, soracak olursanız: (e) şıkkı hiç biri.
Benim tercihim , kesinlikle ve kesinlikle KARACA’dan yana, dışardan transferde yok, alt yapıdan gençler üste transfer, çamaşırları da dünkü güneşi bulmaya dışarı gönderirdim.
Olsun şampiyonluk başka baharlara da kalsa, elimizde yetişmiş bir çok genç oyuncu olur, ister kulübün yararına ister kendi kariyerlerini başka takımlarda ve liglerde bulmak için sat, ister gelecek sezonlarda oynat… Fena mı olur?
Umudum ve içten dileğim, “Batsın Bu Dünya” klipini hiç mi hiç çekmeyiz ve yaşamayız.
Yazımı, benim çok anlamlı ve çok güzel bulduğum bir fıkrayla bitirmek isterim…
“NASA uzaya ilk astronot gönderme denemelerine başladığı yıllarda uzmanlar tükenmez kalemin yerçekimsiz ortamda yazamadığını keşfeder….Neyse Amerika bu problemi 10 yıl ve 12 milyon dolar harcayarak çözümler. Gerçekten yerçekimsiz ortamda 300 santigrat derecede ve – 100 derecede yazabilen bir kalem geliştirirler. Rus uzmanlar ise bu soruna daha kolay ve ucuz bir çözüm üretirler. Kurşun kalem kullanırlar.”
Sözün bittiği yer ve andır…..
DOSÇA KALIN….
