Dağcı Mahruki'nin Rize İsyanı

Dağcı Mahruki'nin Rize İsyanı
Dağcı Nasuh Mahruki, 13 milyon nüfuslu İstanbuldan sadece 1 delege varken 370 bin nüfuslu Rize'de tam 21 delege var diyerek Federasyon başkanını eleştirdi

Everest'in zirvesine çıkan ilk Türk ve Müslüman dağcı Nasuh Mahruki, ikinci tırmanışın ardından konuştu. Daha önce Rusya Dağcılık federasyonu tarafından "Kar Leoparı" unvanı alan Mahruki, aynı zamanda, dünyanın en yüksek 7 tepesine tırmanabilen en genç dağcı…
 
DAĞCILIK FEDERASYONU 1980'LER EKOLÜYLE YÖNETİLİYOR'

Bu tırmanışımızda birkaç ülkeden bizimle beraber tırmanan dağcılar vardı ve bunlar ülkelerinin ilkleri olmaya hazırlanıyorlardı. Oysa Türkiye'den Everest'e tırmanmış 15 dağcı vardır. Bu çok ciddi bir sayıdır. Ancak biliyorsunuz Türkiye'de tüm spor dalları federasyonlara bağlıdır. Türkiye'de 70 civarında spor federasyonu vardır ve bunların bazıları gayet iyi çalışırken maalesef bizim federasyonumuz kötü çalışanlar gurubunda yer almaktadır. Türkiye Dağcılar Federasyonu (TDF) son 11-12 yıldır hep aynı başkanla (Alaattin Karaca) yönetiliyor. Şimdi biz bu masadaki üç dağcı olarak hepimiz Everest'e tırmanmış dağcılarız. Bizim görüşümüze göre Türkiye'de dağcılık federasyonu hala 1980'lerin ekolüyle yönetilmeye çalışmaktadır. Bu da şu demek oluyor; Ağrı Dağı'na 300 kişi, Erciyes Dağı'na 250 kişilik gruplarla tırmanıp bunu dağcılık başarısı olarak gösteriyorlar. Halbuki dediğim gibi Everest'e tırmanabilmiş 15 dağcınız var; artık sekiz bin metrelik hedeflere farklı yeni teknik rotalara büyük projelerle giden genç bir kitle var Türkiye'de. Ama maalesef TDF, çoğunluğu üniversitelerde kurulmuş birçok yeni dağcılık kulübünün önünü tam olarak açamıyor.

Şöyle bir metot geliştirildi; TDF'ye bağlı yaklaşık 19 bin dağcının olduğu söyleniyor ve milli takımlara sadece kendi federasyonlarından eğitim almış dağcıları seçiyorlar. Bu da kendilerinin dışındaki dağcı kulüplerinin gelişmesini ve Türkiye'de dağcılığın sıçrama yapmasını engelliyor. Bunun en canlı örneği buradaki takım arkadaşım Yılmaz'dır. Evvelki sene yine böyle bir program için Yılmaz başvuruda bulunmuş; ama eğitimi federasyonun kendi birimlerinde almadığı için başvurusu bile kabul edilmemiş. Ama görüyorsunuz ki bugün federasyonun hiçbir eğitimine katılmayan kendisi, Everest'e çıkabilmiş olmanın haklı gururunu yaşıyor. Mesela çok çarpıcı bir örnek vermek istiyorum. Türkiye'den yurt dışına yapılan bütün programlara katılacak ilk üç kişi hep bellidir. Birisi Başkan Alaattin Karaca diğeri Ertuğrul Tugay ve üçüncüsü de Ersan Başar'dır. Bu her sene, her dönem, her tırmanışta aynıdır. Yurtdışına yapılan yedi binlik tırmanışlarda sanki kendileri olmadan tırmanış yapılamayacakmışçasına sekiz kişilik gurupta herkes gidebilecek beş kişiyi arıyor. İlk üç isim zaten belli, bu da Türkiye dağcılık sporunun önündeki büyük bir engeldir.

"TDF'DE DELEGE DAĞILIMI ORANTISIZ"

-Eğer gerçekten dediğiniz gibi bir sorun varsa bu neden aşılamıyor?

Biz buradaki üç kişi bunu aşmaya çalıştık (Nasuh Mahruki, Yılmaz Sevgül ve dünyanın en yüksek beşinci tepesi olan Makalu dağına çıkan ilk Türk dağcı Tunç Fındık). Biz TDF yönetim kuruluna girmek için adımızı yazdırdık. Ben başkan adayı olarak ismimi yazdırdım; ama seçilemedik. Seçilemeyişimizin sebebi şu ki, Türkiye'de yönetim kurulunu oluşturacak üyeleri seçebilecek 200 delege vardır. Bu 200 delegenin oylarına göre dağcılık federasyonunun yönetim kurulu belirlenir.

Ancak ortada öyle bir çarpıklık var ki 13 milyon nüfuslu İstanbul'dan sadece 1 delege çıkarken yaklaşık 370 bin nüfuslu Rize'de tam 21 delege vardır. Oranı siz kafanızda kıyaslayın lütfen. Türkiye'de maalesef delege sisteminde oy kullanmak üzere kurulmuş bazı kulüpler vardır ve bu kulüpler başkan Karaca'nın inisiyatifindedir.