Din Görevlisi Ayazoğlu’ndan Sert Uyarı: "Toplumsal Bir Sapmayla Karşı Karşıyayız!"
Eğitim sisteminden aile yapısına kadar sert eleştirilerde bulunan Din görevlisi Yaşar Ayazoğlu, "Yitiğimizi kaybettiğimiz yerde arayalım" diyerek yetkilileri acil önlem almaya çağırdı.
Türkiye genelinde infial yaratan şiddet olayları, toplumsal sapma ve değerler erozyonu, din görevlisi Yaşar Ayazoğlu’nun sert açıklamalarıyla yeniden gündeme taşındı. Özellikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarını merkeze alan Ayazoğlu; MEB, Diyanet, siyaset ve aile kurumuna yönelik çarpıcı bir sorumluluk zinciri hatırlatmasında bulundu.
"Hafta Geçmiyor ki Yüreğimiz Yanmasın"
Toplumun derin bir manevi boşluğa sürüklendiğini ifade eden Ayazoğlu, yaşanan olayların münferit değil, bir "toplumsal sapma" olduğunu vurguladı. Genç neslin milli ve manevi değerlerden kopuşunun ahlaki bir patlamaya yol açtığını belirten Ayazoğlu, "Hafta geçmiyor ki ülkemizi derinden sarsan menfur bir olayla karşılaşmayalım. Geleceğimiz olan gençlerimiz; milli, manevi ve dini değerlerimizden hızla uzaklaşıyor. Bu durum, ahlak dışı sapkın olaylarda büyük bir patlamaya neden oluyor. Geleceğimiz ellerimizden kayıp gidiyor" sözleriyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti.
Sisteme Ağır Eleştiri: "Ortaokul Çağında Nasıl Seri Katil Yetişiyor?"
Okul saldırılarında hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlere rahmet dileyen Ayazoğlu, mevcut eğitim modelini "ruhsuzlukla" suçladı. Müslüman bir toplumda ortaokul seviyesindeki bir çocuğun "seri katil" profiline bürünmesini sistemin bir ayıbı olarak niteleyen Ayazoğlu, şu soruları yöneltti: “Nasıl olur da Müslüman bir toplumda ortaokul çağındaki bir öğrenci seri katil olabiliyor? Nerede hata yapıyoruz? Bu nasıl bir yozlaşma, nasıl bir ruhsuzluktur? Sistemi ciddi bir şekilde masaya yatırmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
Eğitimin Sosyolojik Tanımı ve Büyük İhmal
Ayazoğlu, eğitimin yalnızca teknik bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını belirterek şu sözleri dile getirdi: “Sosyolojide eğitimin tanımı; bilimsel ve teknik bilgiyi aktarırken aynı zamanda bireyin dini inançlarını yaşamasını sağlamak, kültürel değerlerini korumak ve bu mirası sonraki nesillere aktarmaktır. Ancak bugün bu kuşatıcı anlayış göz ardı ediliyor.”
Sorumluluk Zinciri: MEB ve Diyanet’e Çağrı
Toplumsal çöküşün sorumluluğunu yalnızca bireylere yüklemenin doğru olmadığını belirten Ayazoğlu, sorumluluk zincirini şu şekilde sıraladı:
- Eğitim Kurumları: İnsan yoktur ki Milli Eğitim’den geçmesin.
- Camiler: İnsan yoktur ki caminin musallasına gelmesin.
- Aile: İlk eğitim ailede başlar; en büyük sorumluluk ebeveynlerdedir.
- Siyasetçiler: Kanun yapıcılar toplumu yönlendirme konusunda büyük bir sorumluluğa sahiptir.
Müfredat Devrimi Şart: "İki Kanatlı Eğitim"
Ayazoğlu, çözüm için materyalist eğitim sisteminin terk edilmesi gerektiğini belirterek Bediüzzaman Said Nursi’nin “iki kanatlı eğitim” modeline dikkat çekti. “İnsanın ‘adam’ olabilmesi, hem aklın hem de kalbin eğitilmesiyle mümkündür. Bilimsel bilgi ile dini değerler harmanlanmalıdır. Milli Eğitim müfredatı, manevi değerlere bağlı nesiller yetiştirecek şekilde yeniden düzenlenmelidir” dedi.
"Yitiğimizi Doğru Yerde Arayalım"
İslam hukukundaki “Seddi-i Zerai” (zarara giden yolu önceden kapatmak) ilkesini hatırlatan Ayazoğlu, gençlerin manevi değerlerden uzaklaştığına vurgu yaptı: “Ortaokul, lise ve üniversitelerimizde gençlerimizin Cuma namazına gitme oranı yüzde kaç? Lütfen geç olmadan yitiğimizi doğru yerde arayalım.”
Kur’an-ı Kerim Vurgusuyla Son Söz
Yaşar Ayazoğlu, açıklamalarını Yunus Emre ve Mehmet Akif Ersoy’un sözleriyle tamamladı: “Her kim ki Kur'an bilmedi, sanki dünyaya gelmedi.” – Yunus Emre
“Bütün beşerin derdine dermandır ancak Kur'an / Kur'ansız canavardan beterdir insan.” – Mehmet Akif Ersoy

Kaynak:KÜBRA ÇELİK

