Dünya Çay Fuarında Rize
Fuara, Türkiye’yi temsilen Ak Parti Rize Milletvekili ve aynı zamanda Ulusal Çay Konseyi Başkanı Ali Bayramoğlu, Rize Ticaret Odası Meclis Başkanı Resul Okumuş, Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erdoğan ve Genel Koordinatör Hasan Önder katıldı.
Konferasın açılış konuşmasını yapan Birleşik Arap Emirlikleri Ekonomi Bakanı Sultan Bin Saeed Al Mansoori, Türkiye standı ile özel olarak ilgilenmiş ve ziyaret sırasında Türk Çaycılığı ile ilgili Sayın Ali Bayramoğlu’ndan gerekli bilgileri almanın yanında bundan sonraki iki ülke arasındaki ticaretin gelişiminde çayında önemli bir yer almasını arzu ettiğini bildirmiştir.

Sayın Ali Bayramoğlu, forumda yaptığı konuşmada;
Türkiye’de çay tarımı Kafkas ve Kaçkar sıradağlarıyla çevrili denize açık, 1000m yüksekliğe kadar uzanan yaklaşık 766.000 dekar mikroklimatik alanda ve yaklaşık 200.000 üretici tarafından yapılmaktadır.
Türkiye’de çay plantasyon alanlarının tamamı çiftçilere aittir. Fabrika sahipleri ise yaş çay satın almak suretiyle kuru çay üretimiyle iştigal etmektedirler.
Ekolojik şartlar nedeniyle dünya çay üretimi 9-11 ay gibi bir periyoda yayılırken, Türkiye’de üretim genel olarak mayıs ayında başlayıp ekim ayı sonunda bitmektedir.
Türkiye kuru çay üretimi hem kamu hem de özel sektör elliyle yapılmaktadır. Üretim dengesi yarı yarıyadır. Yıl bazında üretilen yaklaşık 210.000 ton kuru çayın hemen hemen tamamı iç pazarda tüketilmektedir. Çay sektörünün kamu ellinden özel sektöre açılmasından bu yana geçen yaklaşık 25 yıllık süre içerisinde, ülkemizde borsa sistemi bulunmadığı için çiftçi ödemelerinden pazarlama konularına kadar muhtelif sorunlar yaşandığı muhakkaktır.

Bu düşüncelerden yolla çıkarak Türk çay sektörünün yeniden yapılandırılması, kalite ve çeşitlilik standartlarının oluşturulması, uluslar arası alanda yeni marka oluşturmak ve dünya piyasasına açılım için yeni bir çay kanunu çalışması yapmaktayız. Bu çalışmalarımıza muhtelif zamanlarda destek veren Sri Lanka ve Hindistan yetkililerine teşekkür ederiz. İnanıyoruz ki bu kanun çalışması bittiğinde Dünya genelindeki çay sektörüne de çok ciddi bir ışık tutacaktır. Bu çalışmaların 2012 yıllına kadar bitirilerek borsa sistemine geçmeyi planlamaktayız.
Türk çayının en önemli özelliği doğu Karadeniz bölgesinin mikroklimatik özelliği nedeniyle, herhangi bir kimyasal mücadeleye gerek kalmaksızın yapılıyor olmasıdır. Bu nedenle dünyanın en doğal çayının Türkiye’de üretildiğine inanıyoruz.
Bölgenin iklim özelliğinden dolayı hava sıcaklığı kış aylarında eksi derecelere düşmekte ve çay plantasyon alanlarının üzeri karla kaplanmaktadır ve çay üretiminde hiçbir pestisit kullanılmaktadır. Bundan dolayı Türk çayında insan sağlığını tehdit eden hiçbir kimyasal bulunmamaktadır.
Son yıllarda belirli bazı bölgelerde tamamen organik plantasyon alanları oluşturulmuştur ve kamu kurumu neslinde sadece organik çay üretimi yapmak üzere yeni bir fabrika inşa edilmiştir. Bu sektörün önümüzdeki yılarda çok daha fazla geliştirilmesi de planlanmaktadır.
Aynı zamanda yukarıda bahsettiğim yeni çay kanunu çalışmasıyla da kullanmakta olduğumuz tüm gübrelerin çay attıklarından ve bu attıkların destekleyecek hayvansal attıkların birleşmesinden oluşacak organik gübre ile beslenmesi programlandığından gelecek dönemlerde tüm çay üretiminin organik olacağı muhakkaktır.
Bunun sonucu olarak da doğal ürünlere talebin artığı dünya da türk çayının bu doğalığından kaynaklanan rekabet üstünlüğü olacağı ve teşvik edileceği muhakkaktır.
Bu düşüncelerimizin yanında bu toplantı vesilesiyle dünya da çay üreten ülkelerde kurulmuş olan muhtelif sivil toplum kuruluşları olmasına rağmen bir birlik içerisinde ve ortak hareket edilmesine ihtiyaç olduğu muhakkaktır. Bu doğrultuda çay üreticisi ülkelerin temsilen bir dünya çay birliğinin kurulması ve bundan böyle bir çok konuda ortak hareket ederek çay sektörünün geleceğinin büyümesini garanti altına almamız en önemli görevlerimizden biri olmalıdır, demiş ve konuşmanın akabınde delagasyonun yoğun sorularına muhatap kalıp gereken cevapları vermiştir.
Özellikle “Dünya Çay Birliği” kurulması konusundaki teklifi, tüm delegasyon tarafından kabul görmüş ve bundan sonraki süreç içerisinde bu konuda çalışmaların yapılması karar altına alınmıştır. Bunun yanında yeni teknolojilerin geliştirilmesi, uluslararası çay pazarında ortak hareket edilmesi, yeni ve özellikli ürünlerin ortak AR-GE faaliyetleri ile desteklenmesi, dünya çaycılığının ortak sorunlarının çözümünde ortak hareket edilmesi ve dünya çay tüketimin arttırılmasına yönelik çeşitli faaliyetlerin yapılması konusundaki Sayın Bayramoğlu’nun önerileri tüm katılımcılardan büyük beğeni alarak alkışlarla desteklendi.
Konuşmaların akabinde tüm katılımcıların tek tek Türkiye standını ziyaret ederek her türlü çalışmalarda hazır olduklarını bildirmeleri ve çok önemli çay ülkesi olan Türkiye’nin, bu kadar önemli ve yenilikçi fikirlerle daha önceki toplantılara katılmamış olmanın ne kadar önemli bir eksiklik olduğunu vurgulamaları dikkat çekti.
Tüm programa katılarak destek veren ve yardımlarını esirgemeyen Türkiye’nin Dubai Başkonsolosu Sayın Ümit Yalçın’in ilgisi Türk delegasyonunu memnun etti.
