Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den Yazdığı Mektup Rize’de Okundu
Görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun 9 Mart'ta başlayacak İBB davası öncesinde Silivri Cezaevi’nden kaleme aldığı mektup, Türkiye genelinde eş zamanlı düzenlenen programlarla kamuoyuyla paylaşıldı. Rize’de, 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen partililer ve vatandaşlar, İmamoğlu’nun "adalet ve hürriyet" vurgulu mesajını dinledi.
Cumhuriyet Halk Partisi Rize İl Başkanlığı tarafından organize edilen programda mektubu, İl Başkan Yardımcısı ve Sanayi ve Ticaret Odaları Sorumlusu Yunus Çemberci okudu.
İl yönetim kurulu üyeleri ile Merkez İlçe Başkanı Necati Topaloğlu, İl Kadın Kolları Başkanı Berrin Piyadeoğlu, partililer ve vatandaşların katıldığı programda mektubu okuyan Çemberci, şu ifadeleri kullandı: “Tam 26 hafta oldu. Aile Dayanışma Ağı çatısı altında, haksız ve hukuksuz bir sürece maruz kalan aileler her cuma Saraçhane’de bir araya geliyor, yaşadıkları adaletsizlikleri ve acıları paylaşarak dayanışmayı büyütüyor, birbirlerine güç veriyorlar. Bir yıldır evlerde acı, gözlerde hasret var. 19 Mart tutsaklarının anneleri, babaları, eşleri, çocukları, aileleri… Adaletsizliğe son vermek için seslerini yükseltiyor. Yaşanan bu büyük haksızlığa, yalnızca Saraçhane’den değil Türkiye’nin 81 ilinden aynı haykırış yükseliyor: Bu hukuksuzluk son bulsun! Bu bir adalet ve hürriyet meselesidir. Bu, memleket meselesidir. ‘Her şey çok güzel olacak’ diyen güzel yüreklerin omuz omuza direndiği bir mücadelenin sesidir. Şimdi sizlere Silivri Zindanı’nda milletin refahı için, hukuk, demokrasi ve adalet için mücadele eden, Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okuyoruz.”
İmamoğlu’nun mektubunda, tutukluluk sürecinin birinci yılına girilirken yaşananlar "eşi benzeri görülmemiş zalimlikte bir siyasi operasyon" olarak nitelendirildi. Silivri’den yolladığı mesajda Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutuklanmasına da değinen İmamoğlu, şu ifadelere yer verdi: “Değerli yol arkadaşlarım, Yol arkadaşlarımın çok kıymetli aileleri, benim değerli kardeşlerim… Her birinizi sevgiyle, dostlukla, hasretle kucaklıyorum. Bizlere karşı, eşi benzeri görülmemiş zalimlikte bir siyasi operasyon yürütülmesinin bir yılı doluyor. Bu bir yılda vicdanını kaybetmiş kötü bir aklın ürünü olan, iftiralarla dolu soruşturmaların, haksız davaların ardı arkası kesilmedi. Dur durak bilmeyen bu büyük kötülük, şimdi de kirli yüzünü, kıymetli başkanım, Bolu’nun değerli insanı Tanju Özcan’ı tutuklayarak gösterdi. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin, milletin dertlerine derman olan icraatlarını içine sindiremeyen bir avuç insanın ne söylediğinin hiçbir önemi yoktur. Tanju Özcan Bolu’nun gururudur. İftiralarla, şantajlarla, kumpaslarla, anneler çocuklarından, babalar oğullarından ayrı kaldı.”
Mektubunda, 9 Mart tarihinde başlayacak olan yeni dava sürecine dair sert eleştirilerde bulunan İmamoğlu, yargılamayı bir "müsamere" olarak tanımladı. Yol arkadaşlarının dürüstlüğünden ve yurtseverliğinden emin olduğunu belirten İmamaoğlu, “Geçen bir yılda çocuklarımız bir yaş daha büyüdü. Bizleri siyasi esaret altına alanların yeni bir kumpası da 9 Mart’ta başlıyor. Önümüzdeki günlerde dava dedikleri, mahkeme dedikleri yazanı, yöneteni belli bir müsamere sergileyecekler. Benim yol arkadaşlarımın her biri iyi yetişmiş, ülkesini ve milletini seven, millete hizmet aşkıyla dolu, sorumluluklarını her koşulda en iyi biçimde yerine getirmeye çalışan yurtseverlerdir. Tüm Cumhuriyet Halk Partililer böyledir. Dürüsttürler, çalışkandırlar. Onların; şehirlerimizin, ülkemizin bugününe ve geleceğine ilişkin yaptıkları katkılar çok önemli, çok değerlidir. Her birinden en az kendimden emin olduğum kadar eminim. O nedenle içiniz ferah, moraliniz yüksek olsun. Bizim tek davamız bu ülkedir, bu millettir. Bizi zindanda tutmalarının en büyük sebebi de budur. Bu vatana hizmet ettiğimiz, 86 milyonu ayırmadığımız, hiçbir çocuk yatağa aç girmesin diye çabaladığımız için bizi karalamaya çalışıyorlar.” dedi.
Mübarek Ramazan günlerinde ailelerinden ve sevdiklerinden uzak kalmanın burukluğunu yaşadıklarını ifade eden İmamoğlu, mektubunu şu umut dolu sözlerle noktaladı: “Bu mübarek günlerde ailelerimizden uzak kalmak, sevdiklerimizle birlikte iftar edip sahura kalkamamak hepimizi derinden yaralıyor. Ama mücadelemiz Hakk’ın ve halkın rızası içindir. Aramıza bu duvarları örenler, bu parmaklıkları dikenler yılacağımızı ve geri adım atacağımızı sanıyor olabilirler. Yanılıyorlar. Gösterdiğiniz dirayet 12 metrekarelik hücremde bana yaşama sevinci veriyor. Bu onurlu dayanışmanız, bu cesur mücadeleniz benimle aynı kaderi paylaşan çalışma arkadaşlarımın, demokrasi tutsaklarının direnme arzusunu körüklüyor. Hukuksuzluğun hükmü elbette sona erecek. Tutuklamayı keyfi bir cezalandırma yöntemine dönüştürenler kaybedecek. Çünkü karşılarında sizler varsınız. Hayatını bu vatana adamış, dürüst, yurtsever, cumhuriyet aşkıyla dolu kadınlar, erkekler, gençler var. Güzel yüzlü çocuklar var. Bize cesaretinizle, mücadelenizle, dayanışmanızla umut oluyor, güç veriyorsunuz. Bu zor günleri ele ele, kol kola omuz omuza aşacağız. Kurulan oyunları, kumpasları birlikte bozacağız. İnandık ve başaracağız. Her şey çok güzel olacak.”

