İkizdere'yi Öldürtmeyeceğiz!

İkizdere'yi Öldürtmeyeceğiz!
İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, taş ocakları, hidroelektrik santralleri (HES) gibi bölgeye zarar verecek ağır sanayi girişimlerini ve...

İkizdere Derneği Başkanı Kadem Ekşi, taş ocakları, hidroelektrik santralleri (HES) gibi bölgeye zarar verecek ağır sanayi girişimlerini ve yatırımlarını bölgeye sokmamak için tüm yolları ve hukuki zeminleri zorlayacaklarını bildirdi.

Ekşi, yaptığı yazılı açıklamada, bölgede yapılan HES inşaatları bitmeden şimdi de daha kötüsüne layık görüldüklerini savundu.

Gelişmiş bir ülkenin İkizdere'si olmaları halinde bu yerlerin koruma altına alınacağını, ağır sanayi yatırımlarının sokulmayacağını, bölge insanlarının sağlık ve huzur bulacağı, dinleneceği yerler olarak insanların hizmetine sunulacağını belirten Ekşi, şunları kaydetti: ''Size orman yok, yeşil yok, hayat yok, gelecek yok dercesine bölgeyi maden şirketlerine pazarlıyorlar, sunuyorlar. Öyle ya burası suyu bol, madeni bol, cennet vadi İkizdere. Acaba kime cennet? Gelişmekte olduğunu iddia eden bir ülkenin İkizdere'si olduğumuz için önce her yeri yok etmeliyiz, kesmeliyiz, patlatmalıyız, suyunu almalıyız. İnsanların üzerinden, köylerin içlerinden yüz binlerce voltluk enerji nakil hatları geçirmeliyiz. Çünkü biz gelişmeliyiz. Gelişmiş denilen ülkelerin gelişirken yaptığı hataları peşinen kabul etmeli, şaşırmadan takip etmeliyiz. Daha sonra yine onların yaptığı gibi buraları kurtarmak için milyarlarca dolar harcamalıyız. Tabii kurtarabilirsek. Doğanın o kadar cömert olduğunu sanmıyoruz.''

Bölge ve İkizdere için yaşam odaklı, çevre odaklı, yüzyıllar boyunca bölgeye, doğaya ve insanlara hizmet edecek projeler sunduklarını, bölgenin doğal varlığını, çeşitliliğini ve güzelliğini sermaye kabul edip turizm aksında bölgenin değerlendirilmesi gerektiğini savunduklarını belirten Ekşi, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ''Konu paraysa, ekonomiyse bölgenin turizmden ülkeye daha çok gelir kazandıracağını söyledik. Maalesef görüyoruz ki biz 'turizm' dedikçe devlet, akıldan, mantıktan ve bilimsellikten uzak çözümlere ve arayışlara gidiyor. Uzun vadeli düşünmektense 5-10 yıllık süreçleri ele alıyor. Dünyanın korunması gereken en değerli 200 vadisinden birini yok etmeyi göze alıyor. Ağır sanayinin bölgeyi hançerlemesine izin veriyor. Sırada taş ocakları var ama biz durmayacağız. Doğrudan, akıldan, bilimden, gerçekten ve gelecekten yana çözümleri sunmaya ve savunmaya devam edeceğiz. Taş ocakları, HES'ler gibi bölgeye zarar verecek ağır sanayi girişimlerini ve yatırımlarını bölgemize sokmamak için tüm yolları ve hukuki zeminleri zorlayacağız. Yarını değil geleceği düşünen bir anlayışla buraların insanların gelecekte sığınacağı bir liman, bir sağlık vadisi olarak kalması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.''