İlhan Palut Çaykur Rizespor İçin “X Takım” Dedi
Çaykur Rizespor’da 2,5 yıl boyunca her türlü imkan önüne serilmesine rağmen beklenen istikrarı sağlayamayan, İstanbul deplasmanlarından ağır hezimetlerle dönen İlhan Palut, eski kulübüne "X takım" diyerek sırt çevirdi. Palut’un hedefine koyduğu halefi Recep Uçar’ın nezaketi ise spor kamuoyunda "Asalet sonradan kazanılmaz" yorumlarına neden oldu.
Rizespor yönetiminin ve taraftarının sabırla arkasında durduğu, her türlü konfor alanını sağladığı Palut, Türkiye Kupası’nda Beşiktaşı’ı eleyerek finale yükselmenin verdiği zafer sarhoşluğu ile ekmek yediği camianın adını anmaktan imtina etti.
2,5 yıl görev yaptığı kulübü "X takım" olarak niteleyen Palut, sadece bir kurumu değil, kendisine o şansı veren koca bir şehri yok saydı. Oysa o "X" dediği kulüp, kendisi başarısız sonuçlarla ve farklı mağlubiyetlerle boğuşurken arkasında dimdik duran Çaykur Rizespor’dan başkası değildi.
Bir Şehrin Onuru, Bir Teknik Adamın "X" Bilinmezi!
Türk futbolunda teknik direktörlerin istikrarı mumla aradığı bir dönemde, Rize şehri ve Rizespor yönetimi İlhan Palut’a sadece bir kulübün anahtarlarını değil, aynı zamanda koşulsuz bir güven ve sevgi sundu. Ancak gelinen noktada görüyoruz ki; o sevgi, Palut’un lügatinde bir harf kadar bile yer edinememiş.
Son açıklamalarında, ter döktüğü, maaşını aldığı ve kariyerine önemli bir halka eklediği Çaykur Rizespor’un ismini ağzına almaktan imtina ederek "X takım" ifadesini kullanan Palut, sadece bir kurumu değil, koca bir camianın onurunu hedef almıştır. Bu üslup, profesyonellik kılıfına uydurulamaz; bu olsa olsa büyük bir vefasızlık örneğidir.
Hafıza Silinir Ama İzler Kalır
Sayın Palut, hafızanızı tazelemekte fayda var: O "X" dediğiniz takım, Karadeniz’in hırçın dalgaları kadar dik duran, Türkiye’nin en köklü camialarından biridir. Sizi omuzlarda taşıyan taraftarı, her türlü imkanı önünüze seren yönetimi ve o formanın ağırlığını taşıyan futbolcuları bir çırpıda "bilinmeyen bir değişken" seviyesine indirgemek, her şeyden önce kendi emeğinize saygısızlıktır.
"Bir teknik adamın başarısı sadece tabeladaki skorla değil, ayrıldığı kapıda bıraktığı saygıyla ölçülür."
Siz skor tabelasında başarılı olmuş olabilirsiniz ancak gönül tabelasında sınıfta kaldınız. Rizespor, tarih boyunca nice hocalar görmüştür; kimileri efsane olarak anılmış, kimileri ise sadece birer "X" olarak tozlu raflarda yerini almıştır.
Profesyonellik mi, Kibir mi?
Bir kulüpten ayrılmak doğaldır; yollar ayrılabilir, fikirler çatışabilir. Fakat bir kulübün ismini anmaktan korkmak veya bunu bir üstünlük göstergesi sanmak, ancak küçük hesapların ürünüdür. Rize şehri size "Hoca" dedi, siz ise Rize'ye "X" dediniz.
Şunu unutmayın ki; Çaykur Rizespor ismi, o armaya gönül veren yüzbinlerce insan için kutsaldır. Sizin o ismi telaffuz etmemeniz Rizespor'dan bir şey eksiltmez, aksine sizin o büyük camiaya ne kadar uzak kaldığınızı tesciller.
Sonuç olarak; Rizespor bir "bilinmeyen" değildir. Rizespor; emektir, çay kokulu sokakların tutkusudur, Karadeniz’in sesidir. Sizin için bir "X" olabilir ama bu halk için her şeydir. Bugün o ismi ağzına almayanlar, yarın o ismin gölgesini bile arar duruma düşebilirler.
Vefa, sadece İstanbul’da bir semt adı değil, bir spor adamının en değerli kimliğidir. Yazık ki bu kimlik, Rize Artvin Havalimanı’ndan çıkarken geride bırakılmış.
Recep Uçar’dan Centilmenlik, Palut’tan Gönderme
İlhan Palut’un açıklamalarındaki bir başka skandal ise mevkidaşı Recep Uçar’a yönelik ifadeleri oldu. Palut, Uçar’ın "Takımın psikolojisiyle ilgilendim" açıklamasını çarpıtarak üzerine alındı ve ekran başında adeta ego savaşına girişti. Ancak gerçekler, Palut’un çizmeye çalıştığı tablodan çok farklıydı.
Daha birkaç gün önce Çaykur Rizespor’un Konyaspor ile oynadığı maçın ardından kameralar karşısına geçen Recep Uçar, eski takımı Konyaspor ve dostum dediği İlhan Palut için şu sözleri sarf etmişti: "Sezon başından başladığım, bir senemi geçirdiğim, ekmek yediğim, benim gönlümde de bir yeri olan Konyaspor takımına da, İlhan Hoca’ya meslektaşım, arkadaşım, dostuma öncelikli olarak salı günü canıgönülden başarılar diliyorum. Kalan haftalarda da başarılar diliyorum. Onların da gönüllerince olsun. Onu net söyleyebilirim.."
Bir Yanda Gönül Köprüsü, Diğer Yanda Ego Duvarı
Konya maçı sonrasında ayrıca “Konya’da 1 sene 1 gün geçirdim. Güzel günlerdi. İlhan hocanın orada başarılı olması beni de mutlu ediyor. Salı günü kalbim onlarla olacak” ifadelerini kullanan Recep Uçar, eski görev yerine ve meslektaşına bu denli samimi ve kalbi bir selam gönderirken; İlhan Palut’un finale çıkma başarısını bir "hesaplaşma" platformuna çevirmesi, aradaki vizyon ve karakter farkını gözler önüne serdi. Uçar’ın "psikoloji" vurgusunu bir saldırı olarak nitelendiren Palut, aslında kendi yönetimindeki takımın mental yıkımını da dolaylı yoldan itiraf etmiş oldu.
Rize Taraftarı Cevabını Bekliyor
Görev süresi boyunca özellikle büyük maçlarda alınan farklı mağlubiyetler ve sahadaki oyunsuzluk nedeniyle taraftarca istifaya davet edilen bir teknik adamın, ayrıldıktan sonra o camiayı bir "X" harfine indirgemesi, Türk futbol tarihine kara bir leke olarak geçecektir.
Futbol sadece taktik ve skor değildir; futbol aynı zamanda bir duruş meselesidir. Recep Uçar’ın sergilediği centilmenlik "Beyefendilik" olarak tarihe geçerken, İlhan Palut’un "X" çıkışı, elde ettiği sportif başarıyı gölgeleyen bir kibir abidesi olarak hatırlanacaktır. Rize şehri, kendisine "X" diyenleri değil, zor gününde yanında olanları unutmayacaktır.
İlhan Palut, Beşiktşa Maçı Sonrası Yayıncı Kuruluşa Şöyle Konuştu: "Kritik bir soru. Yani cevap verirken üç kere düşünmemiz gerekir. Çünkü ben mesela X takımdan ayrıldım; hangisi olduğu önemli değil, yani ayrılıkları yaşadık. Bu aynı soruyu benim bıraktığım takıma yeni gelen teknik direktöre sordular. O dedi ki; 'Takımın psikolojisiyle ilgilendim.' Aslında demek istedi ki, benden önceki teknik direktör takımın psikolojisini mahvetmişti. Bunu demek istemiyor belki ama buna denk geliyor. Onun için; 'İşte takım böyleydi, ben geldim şunları yaptım, işte takım biraz daha yükseldi' noktası beni cevap verirken çok zorluyor. Ama şunu söyleyebilirim Konyaspor hakkında; gerçekten ben de geldim ve bir beraberlik, bir mağlubiyetle başladık ki iyi performanslar değildi. Ve takımın kesinlikle bir kazanma özgüvenine ihtiyacı vardı."
Kaynak:SELİM SERDAR DENİZALP
