''İstanbul böyle yönetilir''
CHP ve AKP adaylarının ortaya herhangi bir şey koymadıklarını dile getiren Saadet Partisi'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Bekaroğlu, “CHP ve AKP’nin İstanbul adayları ile genel başkanları bu seçim sürecinde bir polemiktir gidiyor. Fakat hala temel konularla hiçbir görüşlerini açıklamış değiller. Bu da AKP-CHP zihniyetinin yönetim anlayışının bir olduğunu ortaya koyuyor” dedi.
“CHP, İstanbul halkını sınıflara bölmüştü!”
Saadet Partisi İstanbul Adayı Bekaroğlu, CHP’nin İstanbul’u yönettiği dönemlerde, halkın çok ciddi ayrışmalara tabi tutulduğunu belirterek, “Bugün ana muhalefette bulunan CHP, doğduğu şartların ideolojik kalıplarını hiç dokunmadan, yenileyip geliştirmeden bugünün Türkiye’sine giydirmeye çabalamaktadır. Bu şablonu refleksler ve tepkiler bütünü olarak da ifade edebiliriz. Defansif ve korumacı bir yapısı vardır. CHP pozitivist, aydınlamacı, modernist, ulu-devletçi, laikçi ve jakoben çizgisini günümüzde de ısrarla koruma gayretindedir. Bu sebeple de milleti “potansiyel tehlike”, “güdülmesi gereken varlıklar” olarak görürler. Baskıcı, tek tipçi ve seçkinci yönetim anlayışları vardır. CHP’nin İstanbul’u yönettiği dönemlerde sınıfsal ayrışmalar seçkinler ve ezilenler ayrışması daha da derinleşmiştir” diye konuştu.
“İBB işletmelerini de satmayı planlıyorlar”
AKP’yi de ‘Egemenlerin yeni politik şablonu olan neo-liberalizmin Türkiye taşeronluğunu üstlenmekle’ eleştiren Bekaroğlu,”IMF direktifleri doğrultusunda “elinde para eden ne varsa sat” kolaycılığına esir olmuştur. Türkiye’nin birikimleriyle kurulmuş kar eden ve stratejik öneme haiz tüm kamu işletmeleri özelleştirilerek sermaye sınıfına peşkeş çekilmiştir (Petkim, Telekom, Tüpraş, bankalar, çimento ve şeker fabrikaları vs.). Bu uygulamalar doğrultusunda Türkiye’de reel sektöründe beli kırılmıştır” dedi. Bekaroğlu, şöyle konuştu, “ AKP derin bir gaflet içinde, maliyetlerini hesap etmekten uzak sorumsuzca uygulamaları, yönünü başta İstanbul olmak üzere Büyükşehirlere çevirmiştir. Şimdilerde İBB işletmelerini de satma niyetlerini ortaya koymaktadırlar (İSKİ, İGDAŞ, İSTON, KİPTAŞ, İSPARK vs.)”
Ulaşım sorunu kısa ve orta vadede %35 azalacak
İstanbul’un ulaşım probleminin yüzde 45’inin kısa ve orta vadede çözülebileceğine dikkat çeken Mehmet Bekaroğlu, “İstanbul’un ulaşım problemini bugünden yarına çözmek elbette mümkün değildir ancak uzmanlara göre yol geometrisindeki bozukluklar, otopark yetersizliği ve trafik kurallarına uymama İstanbul’un trafik probleminin yüzde 45’ine neden olmaktadır. Bu bağlamda kısa ve orta vadede yol geometrilerini düzelterek, gerekirse istimlakler ile yeni otoparklar kurarak ve trafik kuralları noktasında insanlarımızı eğiterek yüzde 35 yüzde 40 civarında trafik sorununu azaltacağız. Ancak İstanbul’un ulaşım ve diğer tüm problemlerinin çözümü Anadolu insanına yurtlarında iş imkânı sağlayarak göçü durdurmaktır” diye konuştu.
İhaleler canlı yayınlanacak
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Adayı olarak İstanbul’a sistem önerisi yaptıklarını söyleyen Bekaroğlu, belediyenin mühendislik olarak düşünüldüğünü ifade ederek, “Oysa kentler insanlar gibidir. Kendi karakterleri vardır” dedi. Yapılan araştırmalarda İstanbul halkının, yolsuzluğu en büyük sorun olarak gördüğünün ortaya çıktığına dikkat çeken Bekaroğlu, “Biz yolsuzluğu ortadan kaldıracak sistemi öneriyoruz. Bu sistemi üç başlık altında topluyoruz. Bunlardan birincisi katılımcı belediye, şeffaflık ve denetim. Katılımcı belediyede, İstanbul’la ilgili kararlarda halkın da görüşleri alınıyor. Kararlara halk da katılabiliyor. Şeffaflıkla sistemi ile ihaleler gerekirse naklen yayınlara açık olacak. Denetim mekanizmasında ise kendimizi bağımsız denetim kuruluşlarına açacağız. Yolsuzlukla mücadele böyle olur. Çünkü biz sistem öneriyoruz. Biz halkı “müşteri” olarak değil, “hemşeri” olarak görüyoruz” açıklamasında bulundu.
Su 1,5 lira olacak
Başkanlık yarışını kazanmaları halinde İstanbullular’a suyu maliyetine vereceklerini söyleyen Bekaroğlu, “Suyun kapıya geliş maliyeti 1.5 lira. Devletin koyduğu yüzde 8 KDV var birde. Suyu o şekilde vereceğiz. Şu anda kapıya gelişi 1.5 lira olun suyu konutlara 3.5 lira, iş yerlerine 5 liradan satıyorlar” dedi. Fakir ve zayıf bırakılmış halklara da pozitif ayrımcılık uygulayacaklarını söyleyen Bekaroğlu, “İstanbul’da 3 milyon 250 bin hane var. 1 milyon hanenin geliri ise 700 TL ve altında. Bu yoksul vatandaşlarımıza da pozitif ayrımcılık uygulayacağız. Ayda 10-15 metreküp suyu ücretsiz vereceğiz” dedi.
Depreme karşı yeniden inşa
Kentsel dönüşüm adı altında İstanbulluların şehrin dışına itildiğini anlatan Bekaroğlu, “Kentsel dönüşüm adı altında merkezleri zenginlere ayırmak istiyorlar. Asıl İstanbulluları ise şehrin 50–60 km uzağında 30 katlı benim “F tipi” dediğim yerlerde yaşamaya mahkûm etmek istiyorlar. Biz geldiğimizde mahallelerimizi koruyacağız. Depreme karşıda KİPTAŞ’ı kullanarak İstanbul’un mahallelerini yeniden inşa edeceğiz” diye konuştu.
İstanbul’un deprem bölgesi olmasına de değinen Bekaroğlu, depremde patlayabilecek su , doğalgaz boruları ve viyadüklerin sağlamlaştırılması, kamu binalarının ise yenilenmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Şu anda bu sorunların çözümüne yönelik bir çalışma da yürütüyoruz” şeklinde konuştu.
Saadet Partisi’nin belediyecilik anlayışının temelinde ‘insan’ olduğunu ifade eden Bekaroğlu, “Bizim yönetme anlayışımızda her şey insanla başlar. İstanbul ufkumuz (vizyonumuz) İstanbul hakikatleri üzerinde yükselmektedir. İstanbul’un fonksiyonlarını ve faaliyetlerini tanımlarken merkezde insanımız yani faaliyetlerimiz yer almaktadır. Belediyecilik hizmetlerinde 7 temel prensibi öne çıkarmayı ve hayata geçirmeyi taahhüt ediyoruz” dedi. Bekaroğlu, bu yedi temel prensibi de şöyle sıraladı;
1- Bizim dönemimizde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bir işletme mantığıyla faaliyet yürütmeyecek. Kentsel rantların aracısı kılınmayacak. Belediye hizmetleri ticarileştirilip özelleştirilmeyecek (özellikle BİT’ler). Belediye hizmetleri, sosyal sorumluluk anlayışı içerisinde kârsız ve maliyetine sunulacaktır.
2- Katılımcılık; belediye hizmetlerinin karar vericileri halk olacaktır. Sadece uygulamaları belediye yönetimi gerçekleştirecektir. Yatırım projeleri ve bütçe halkın talepleri üzerinden şekillendirilecektir. Bütün toplumsal katmanları ve kesimleri temsil edebilecek nitelikte bir kent konseyi oluşturulacaktır. Lokal referandumlarla o bölgeye ait uygulama kararları alınacaktır.
3- Saydamlık ve denetlenebilirlik; belediye yönetimi İstanbul’a hesap vermenin tüm kanallarını açık tutacak ve bunu bir sistem olarak kurumsallaştıracaktır. Diğer bir ifadeyle “sokağın sesi” belediye uygulamalarının esası olacaktır. Belediye meclis toplantıları, ihale kararları ve imar değişikliklerinin tümü İstanbul’un gözü önünde gerçekleştirilecektir.
4- Belediye yönetiminde birimler arası koordinasyon, ahenk ve senkronizasyon sağlanacaktır.
5- İstanbul’un master planı, yeniden ve İstanbullunun öneri, açılım ve sorgulamaları sonucunda ortaya çıkan mutabakatla yapılacaktır.
6- İstanbul’un öncelikleri, problem ve talepleri düşünülerek, 5 yıllık stratejik planlar oluşturulacaktır. Bu makro perspektif önümüze bütünü gören bir çözüm tablosu da sunmuş olacaktır.
7- Hizmette eşitlik, sosyal adalet ve hakkaniyet ilkeleri esas alınacaktır.