Mesut Yılmaz susmayacak!..

Mesut Yılmaz susmayacak!..

 


Araştırmacı Gazeteci Avni Özgürel, Yeni Şafak Gazetesi"ne ayrıntılı bir röportaj verdi. Bir bölümde Mesut Yılmaz ve Yeşil ile ilgili ilginç bir iddia vardı. Yılmaz bu iddiayı duyunca çok şaşırdı ve ilginç bir araştırma yaptı. Bu araştırmada yanındaydık….

 

Önce Özgürel"in iddiasını hatırlatalım:

 

“Örtülü ödenek ve uyuşturucu ile finanse edilen yabancı paralı askerlere ihaleli işlerden siyasiler haberdar değil mi?

 

Hiç şüphesiz, hepsinin haberi var. Başbakanın önüne yazı geliyor, 'Öcalan'a operasyon yapacağız, para lazım. Görevlendirme yazısında imzanız olsun ki, siyasi rantı size dönsün'. Listede 7 kişi var. Başbakan hiçbirini tanımaz, atar imzayı.

 

Hangi Başbakan…?

 

Mesut Yılmaz… Başbakan ne bilsin Mahmut Yıldırım'ın 'Yeşil' denilen adam olduğunu. İki ay sonra ortalıkta 'Yeşil' krizi patlayınca, Başbakan 'nedir bu araştırın' diyecek olur, ilgili bürokrat 'aman beyefendi, sakın ha, bu adamı siz görevlendirdiniz, görev emrinde imzanız var' der. Dolayısıyla herkes suça ortak. İçinde Çiller de var. “

 

Mesut Yılmaz"a bu iddiayı sordum.

 

Kaşlarını çatıp, “Yok öyle bir şey” dedi. Ama hemen telefona da uzandı. Kutlu Aktaş"ı aradı.

 

Aktaş, Yılmaz"ın Teftiş Kurulu Başkanlığını yapmış, Erbakan"ın "fasa fiso" dediği Susurluk ile ilgili özel bir araştırma yapmıştı. TBMM"de Susurluk Komisyonu"nun kurulması, devletin tüm istihbarat ve güvenlik birimleri ile araştırma yaptığı o dönemde Başbakan olan Mesut Yılmaz"ın talimatı ile Kutlu Savaş da özel bir inceleme yapıp, ünlü Susurluk Raporu"nu hazırlamıştı.

 

Yılmaz, “Böyle bir iddia var. O dönemde biz böyle bir görevlendirme yaptık mı? “ diye sordu.

 

Yanıtını aldıktan sonra; bu kez Avni Özgürel"i aradı.

 

“Böyle bir şey yok. Gözümden kaçmış olabilir mi diye bir kez de tüm detaylara hakim olan Kutlu beye sordum, az önce. Kesinlikle doğru bilgi değil. Size nereden geldi bu bilgi?” diye sordu.

 

Aldığı yanıtı biliyorum.

Bir başka gazetecinin kaynağını açıklamam doğru olmadığı için, burayı gizli tutuyorum.

 

“Sizi yanıltmışlar. Kesinlikle doğru değil. Bu konuda daha ayrıntılı bir konuşma yapabiliriz” dedi.

 

Ve bana döndü:

 

“Bilgisinin yanlış olduğunu farketti. düzeltecek. Aslında bu tür iddiaları ortaya atmaları, gazetecilere bu tür bilgileri iletmeleri kasıtlı. Beni de bu işlere bulaştırmaya çalışıyorlar. Tümüyle yalan. Böyle bir görevlendirme yok. Yani benim hakkımda bu tür tutarsız bilgiler ve iddialar ileri sürerek, o dönemi yaşamış, ayrıntılarını bilen, detaylı araştırma yapan biri olarak benim konuşmamı engellemek istiyorlar. Beni susturmak istiyorlar. Ama ben o dönemde bu işlerin üzerine gittim. Yeşil konusunda ayrıntılı araştırma yaptım. Yeşil ile ilgili iddialar gündeme geldiğinde hemen Kutlu Savaş"ı çağırıp, "kimdir bu adam?" diye araştırma istedim. Kutlu bey Yeşil ile ilgili ayrıntılı bir çalışma yaptı. Tüm izlerini takip etti. Bar olayından, karakola alınmasına kadar tüm noktaları ortaya çıkarttı. Sonra rapor getirdi. Ancak izi bulunamadı. Bağlantılı olduğunu düşündüğüm devlet içindeki kişilere de bizzat ben sordum. Burada iddia edildiği gibi ne bir görevlendirme ne örtülü ödenekten para aktarma söz konusu değil…”

 

Tabii biraz daha ayrıntı, yeni bilgi alabilmek için uğraştım.

 

Yılmaz, “Bazı konular var bildiğim. Ve detaylı açıklama yapacağım… Ama şimdilik bu kadar…” dedi.

 

Yılmaz, o dönemin en önemli tanığı. Kutlu Savaş da öyle.

 

Kimbilir belki de bilgi kirliliğinin olduğu, kafaların karıştığı bir ortamda, geçmişin sarih bilgileri ortaya çıktıkça, derin devlet, Ergenekon, karanlık ilişkiler ya da adına ne derseniz deyin, bu bilgi kaosunun yarattığı zifirden kurtulup, aydınlığa ulaşabiliriz…

 

Yeter ki, yalan yanlış iddialarla kafalar karıştırılmasın…