MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: "Terörsüz Türkiye" Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: "Terörsüz Türkiye" Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır
Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır. Devletimizin güvenliğimize harcadığı enerjisini kalkınma iradesine dönüştürmesidir, kardeşliğimizin daha sağlam biçimde, Anadolu'nun her karışında kavileşmesidir." dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, Türkiye'nin aynı anda birçok kriz alanını okuyabilen, farklı masalarda bulunabilen, farklı coğrafyalarla konuşabilen nadir devletlerden olduğunu söyledi.

Türkiye'nin hikayesini politik söylemlerle değil üretimle, diplomasiyle, savunma kabiliyetiyle, enerji hamleleriyle, lojistik ağlarıyla, toplumsal dayanışmasıyla ve millet disipliniyle yazdığını belirten Bahçeli, Türkiye'nin dış politik anlayışının da barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahip olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin savaşların yayılmasını, krizlerin derinleşmesini, toplumların yerinden edilmesini, şehirlerin yıkılmasını ve bölgenin kalıcı istikrarsızlık alanına dönüşmesini istemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Türkiye, diplomasi kanallarını açık tutar, arabuluculuk imkanlarını değerlendirir, tarafların konuşabileceği zeminleri destekler, gerilimin düşürülmesi için yapıcı rol üstlenir. Ancak, barıştan yana durmak edilgenlik anlamı taşımaz, diplomasiye önem vermek başkalarının hesabına eklemlenmek manasına gelmez. Arabuluculuk herhangi bir küresel veya bölgesel projenin azası haline gelmek şeklinde yorumlanamaz. Türkiye kendi dış politikasını, kendi milli çıkarları, kendi güvenlik öncelikleri ve kendi stratejik çizgisi çerçevesinde yürütür. Hiçbir gücün bölgesel uzantısı olmayız, hiçbir ülkenin güvenlik kaygısının Türkiye'ye karşı bir mevziye dönüşmesine izin vermeyiz. Hiçbir ittifakın veya diplomatik girişimin Türkiye'nin meşru haklarını aşındırmasına rıza göstermeyiz. Türkiye, masaya kendi aklıyla oturur, kendi güvenliğini, kendi hukukunu ve kendi menfaatini göz ardı ederek görüntü siyaseti yapmaz."

Barış siyasetinin yalnız iyi niyetle yürütülemeyeceğine, aynı zamanda güç, hazırlık, caydırıcılık ve sağlam iç cephe istediğine işaret eden Bahçeli, "Sahada gücü olmayanın masadaki sözü zayıflar. Ekonomisi dirençsiz olanın diplomatik hareket alanı daralır. İç cephesi kırılgan olanın dış politikada manevra kabiliyeti azalır. Türkiye'nin barış dili, güçlü devlet kapasitesiyle birlikte düşünülmelidir." diye konuştu.

"Türkiye, gerilim arayan bir ülke olmamıştır"

Türkiye'nin barıştan yana duruşunun, Doğu Akdeniz'de, Ege'de ve Kıbrıs'ta aleyhine gelişen "oldu bittilere" sessiz kalacağı anlamına gelmediğini de belirten Bahçeli, "'Yurtta sulh, cihanda sulh' mefkuresinin şekillendirdiği dış politikamız gereği Türkiye, gerilim arayan bir ülke olmamıştır. Fakat haklarını, güvenlik alanını, deniz yetki sahalarını, Kıbrıs Türkü'nün varlık hakkını ve Ege'deki denge hukukunu yok sayan her adım, karşısında kararlı bir Türkiye bulur." ifadesini kullandı.

Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum yönetimi ve İsrail'in, Doğu Akdeniz'de kurmaya çalıştığı "güvenlik ve enerji" merkezli temasların dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her devlet kendi dış politikasını yürütür, kendi ittifaklarını kurar. Fakat bu ittifakların Türkiye'yi çevreleme, Kıbrıs Türkü'nü sıkıştırma, Ege'de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye rağmen fiili durum üretme amacına yönelmesi halinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez. Fransa'nın bölgeye, tarihi komplekslerle, sömürgecilik döneminden kalma alışkanlıklarla ve anakronik güç tasavvurlarıyla bakması istikrar üretmez. Sayın Macron'un siyasi ölçeğini aşan Napolyonculuk hevesine kapılması, dost ve hatta çoğu zaman müttefik olan Türk ve Fransız milletleri arasındaki yüzyıllara sari kadim ilişkilere fayda sağlamaz.

Fransa, Doğu Akdeniz'de Türkiye karşıtı dar hesapların aparatı haline gelirse bundan bölge barışı, Avrupa güvenliği ve Fransa'nın itibarı zarar görür. Şu hususun altını ehemmiyetle çiziyorum, Yunanistan'ın maksimalist taleplerle hareket etmesi hukuk üretmez. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, adanın tamamı adına konuşma alışkanlığı meşruiyet üretmez. İsrail'in kendi güvenlik endişelerini Türkiye karşıtı bölgesel bir düşmanlığa dönüştürme arayışı kalıcı barış üretmez. Bölgeyi dar hesaplara göre yönlendirmeye çalışanlar, yalnız kendileri için değil, bütün bölge için yeni risk kapıları açarlar."

Kıbrıs'ın yalnız müzakere başlığı veya diplomasi dosyası sayılamayacağını ifade eden Bahçeli, "Kıbrıs, Türkiye'nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkü'nün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs'ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz yoğunlaşması ve ekonomik nüfuz üretme girişimleri sıradan ticari işlem gibi görülemez. Toprak, yalnız tapu kaydı sayılamaz, kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır." değerlendirmesinde bulundu.

KKTC'nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetlerinin milli mesele görülmesini isteyen Bahçeli, Türkiye'nin, Kıbrıs Türkü'nün hakkını başkalarının insafına terk etmeyeceğini bildirdi.

Başta KKTC'nin yöneticileri olmak üzere bütün soydaşlara bu konuda tarihi hafızanın gerektirdiği bilinç ve sorumlulukla hareket etme çağrısı yapan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Adada hala AB romantizmiyle oyalananlar, gözlerini Doğu Akdeniz'in doğu kıyılarına çevirmeli, Filistin'de ve Lübnan'da yaşananları ibretle okumalıdır. Devletsizliğin, sahipsizliğin ve garantisizliğin bir halka nelere mal olduğunu göreceklerdir. Kıbrıs Türkü'nün güvenliği, toprağı, egemenliği ve geleceği hiçbir hayale, hiçbir dış telkine, hiçbir diplomatik seraba emanet edilemez. Türkiye, KKTC'nin varlık hakkını koruyacak, Doğu Akdeniz'deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak, Ege'deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir."

"İnceldiği yerden koparmak yerine onarmayı mazimize karşı sorumluluk telakki ederiz"

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin "ekonomik, kültürel ve teknolojik seferberliği" geciktirmemesi gerektiğini aktardı.

Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye'de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden birinin ortadan kalkacağını belirten Bahçeli, Türk milliyetçileri olarak milletin bağrına saplanan hançerleri sökmek, devleti kesesine geçirilen prangalardan azat etmek, vatanın her karışında kardeşliği hakim kılma arzusunda olduklarını anlattı.

"Yaraları deşmek yerine sarmayı, ayrılıkları derinleştirmek yerine birlik olmayı, inceldiği yerden koparmak yerine onarmayı mazimize karşı bir sorumluluk telakki ederiz" diyen Bahçeli, bu sorumluluğun bugünkü aşamasının, terörün her türlüsünün bu topraklardan ebediyen tasfiyesi olduğunu ifade etti.

MHP'nin bu tarihi sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracağını bildiren Bahçeli, şu görüşleri paylaştı:

"Milliyetçi Hareket Partisi, şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. Bu yürüyüşün adı 'Terörsüz Türkiye'dir. 'Terörsüz Türkiye' teslimiyet değildir, 'Terörsüz Türkiye' taviz değildir, 'Terörsüz Türkiye' terör örgütüyle pazarlık değildir, 'Terörsüz Türkiye' devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir. Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa, Milliyetçi Hareket Partisini vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa, Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir."

Hiç kimsenin, MHP'nin adını terörle yan yana getiremeyeceğini vurgulayan Bahçeli, "Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez. Bilinmelidir ki, 'Terörsüz Türkiye' Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır. Devletimizin güvenliğimize harcadığı enerjisini kalkınma iradesine dönüştürmesidir, kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde, Anadolu'nun her karışında kavileşmesidir." dedi.

"Terörsüz Türkiye"yi yalnızca bugünün değil, yarının da meselesi olarak niteleyen Bahçeli, "'Terörsüz Türkiye' yalnızca iç güvenliğin değil, dış politikanın da meselesidir.

“Hürmüz Boğazı'nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte”

Bu gerilimin, Türkiye'nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine, lojistik hatlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek büyük bir deprem potansiyeli taşıdığını belirten Bahçeli, "Hürmüz Boğazı'nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte, değişen rotalar, mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararına, sanayicinin üretim hesabına, ihracatçının rekabet gücüne, vatandaşımızın mutfağına kadar uzanmaktadır." diye konuştu.

"Duyan değil dinleyen, bakan değil gören gözler için Terörsüz Türkiye'nin ne denli hayati bir mesele olduğunu idrak etmek zor değildir. Sınır ötesindeki kriz ile sınır içindeki huzur aynı stratejik denklemin parçalarıdır. İşte biz bu denklemi görüyoruz" ifadelerini kullanan Bahçeli, Türkiye'nin geleceğini bugünün tartışmalarına göre değil, 2023'te müjdeledikleri Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın idrakine, 2053'ün ufkuna, 2071'in kavrayışına göre değerlendirdiklerini anlattı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terörsüz Türkiye ile etnik tahrikçilerin çapsız siyasetçilerine, emperyalizmin vekalet unsurlarına, mezhep simsarlarının istismarlarına kapımızı kapatıyoruz. Kan analizlerine, kemik yapılarına, kafatası boyutlarına göre değil, Türk'ün, Kürt'ün, Alevi'nin, Sünni'nin, Arap'ın, Süryani'nin, Doğulunun, Batılının aynı bayrak altında, aynı vatan üzerinde, aynı devlet çatısı altında, aynı kader ve istikamet birliğinde kenetlendiği bir Türkiye için çabalıyoruz. Terörsüz Türkiye, komşunun komşuya güvenmesidir. Terörsüz Türkiye, annenin evladını okula huzurla göndermesidir. Terörsüz Türkiye, esnafın kepengini endişesiz açması, çiftçinin tarlasına korkusuz gitmesi, öğretmenin sınıfa başı dik girmesi, yatırımcının Anadolu'nun her köşesine güvenle erişmesidir. Terörsüz Türkiye, iç mukavemetimizin çelikten bir duvar gibi, kol kola, el ele ve tek vücut halinde milletçe ilmek ilmek örülmesidir.

Hudutlarımızda canımıza kasteden, sivillerimizi hedef alan, karakollarımıza çıkartma yapan, köylerimizi yağmalayan, evlatlarımızı kaçıran, analarımızı gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacılarımızı dul bırakan terörü bitirmek artık farz olmuştur. Kalkınma irademize pusu kuran, ekmeğimizi küçülten, yatırımların, ihracatın önüne mayın döşeyen terör illetinden kurtulmak haysiyet meselesidir. Esendere'de, Üzümlü'de gümrük kapılarımızda ticari hayatımıza zincir vuran terör belası, Aydın'da, Muğla'da, Antalya'da turizme hançer olmamalıdır. Yıllar boyunca terörle mücadeleye ayrılmak zorunda kalınan devasa kaynakları artık çocuklarımıza okul, yaşlılarımıza hastane ve bakım hizmeti, çiftçimize sulama kanalı, tarımsal destek, kırsal kalkınma, gençlerimize teknoloji merkezi, üniversite yatırımı, gençlik projesi, kadınlarımıza istihdam ve sosyal refah, esnafımıza kredi, sanayicimize yatırım, şehirlerimize altyapı, köylerimize yol, meralarımıza ıslah, tarlalarımıza bereket olarak döndürmeliyiz."

Dağlardaki korkunun "sofralara çöreklenmemesi", sınır boylarında kazılan hendeklerin "kalkınma hamlelerini gölgelememesi" gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Ekonomimiz terörün getirdiği güvenlik maliyetleriyle sınanırken çocuklarımızın rızkı savunma harcamalarına ayrılmamalıdır. Terörü milletimizin gündeminden geri dönülmemek üzere çıkarmak, güvenlik mecburiyetiyle tüketilen imkanları kalkınma seferberliğine dönüştürmek Terörsüz Türkiye ile vücut bulacaktır. Terörsüz Türkiye, güvenlikten kalkınmaya, acıdan umuda, korkudan huzura, kayıptan üretime geçişin adı olacaktır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel ilgi alanı, Milli Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Milli İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır. Terörsüz Türkiye ile tarımın, hayvancılığın, yenilenebilir enerjinin, sınır ticaretinin, lojistik koridorların, kültür turizminin, girişimciliğin, sanayinin ve teknoloji yatırımlarının merkezleri haline gelmelidir." değerlendirmesinde bulundu.

"Süreç titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir"

Terörsüz Türkiye sürecinin en önemli yönlerinden birinin de meselenin Meclis'in çatısı altında ele alınması olunduğuna değinen Bahçeli, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarının son derece anlamlı olduğunu ve tarihi bir vazife üstlendiğini söyledi.

"Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır" diyen Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır. Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihi yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir. Kalabalıkları galeyana getirmek, kitleleri yönlendirmek uğruna bu mühim dönemeçte milletimizi kutuplaştırma gafletine düşülmemelidir. Kimse şehitlerimizin aziz hatıralarını istismar etmemeli, kimse gazilerimizin fedakarlıklarına gölge düşürmemeli, kimse anaların gözyaşı üzerinden siyaset devşirmemeli, kimse kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi zehirleyecek sözlerin, söylemlerin, sözde siyasetlerin peşine takılmamalıdır."

Terörsüz Türkiye'nin, Türkiye'nin "ortak mesajı" olması gerektiğini belirten Bahçeli, "Terörsüz Türkiye, sınır ötesinde kabaran kriz dalgalarına, bölgemizi saran istikrarsızlık kuşağına, küresel güç mücadelelerine karşı hazır bulunduğumuzun ilanı olmalıdır. Cenabıallah, Al-i İmran Suresi'nde 'Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışın, bölünüp parçalanmayın' buyurmaktadır. Bugün bize düşen de budur. Ayrılığa kapılarımızı kapatmak, kardeşliğe omuz vermek, gönül köprüleri inşa etmek milletimize borcumuzdur." dedi.

Hıdırellez'in önemine değinen Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde geçmişte terör örgütü PKK'ya yönelik yaptığı çağrıları hatırlatarak, örgütün silah bırakmasının töreninin Terörsüz Türkiye iradesinin karşılık bulduğu önemli bir aşama olduğunu söyledi.

Silah bırakmanın tek başına nihai sonuç getirmediğini belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

"Süreç titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Bu kapsamda Abdullah Öcalan'ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi, bizim açımızdan önemlidir. Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir. Türkiye'nin güvenliği ve geleceği söz konusuysa ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yaygaralara, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır.

Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır. Bu mekanizma, toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK'nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası, terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır. Kimsenin en ufak kuşkusu olmasın. Şehitlerimiz bizim baş tacımızdır. Gazilerimiz bizim yüz akımızdır. Terörle mücadele kahramanlarımız, bu milletin ebedi şeref levhasına adlarını yazdırmışlardır. Terörsüz Türkiye hedefi, şehitlerimizin ve gazilerimizin adanmışlıklarını zafere ulaştırma, mücadelelerini nihayete erdirme iradesidir."

"Terörsüz Türkiye meselesinde kaybedilecek her gün, Türkiye'nin geleceğinden eksilmiş bir gündür"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Cumhur İttifakı'nın yalnızca seçim dönemlerinde kurulan bir sandık birlikteliği olmadığını dile getirerek, "Türkiye'nin terörle mücadelesinde, milli iradenin korunmasında, savunma sanayii hamlesinde, dış politika kararlılığında, devlet-millet sürekliliğinde ve kriz zamanlarında istikrarın muhafazasında önemli bir siyasi hat oluşturmuştur. Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihi sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her kurum bir mevzi, her karar Türkiye'nin büyük yürüyüşünün parçası olarak görülmelidir." dedi.

İç siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışının da aynı ciddiyete ulaşması gerektiğinin altını çizen Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye'nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz. Türkiye'yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye'yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Milli meseleler, kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin kaderi, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafiflikle taşınamaz. Bu ülkeyi yönetmeye talip olanın uykusu kaçmalı, saçları ağarmalı, kalbi acımalı, zihni yorulmalı, vicdanı sızlamalıdır. Çünkü devleti yönetmeye talip olanın zihnindeki ve kalbindeki yük, onun ayaklarının yerden kesilmesine izin vermez, onu sürekli yere, millete ve hakikate bağlar. Bu yük büyük, bu yük çetin, bu yük mukaddestir. Aklımız rehberimiz, imanımız kalkanımız, sabrımız siperimiz oldukça Allah'ın izniyle hiçbir engel önümüzü kesemeyecek, yürüyüşümüzü durduramayacaktır."

Bahçeli, siyasetin bir rekabet alanı olduğunu belirterek, "Farklı partiler olacaktır, eleştiri yapılacaktır. Demokrasinin tabiatı budur. Ancak eleştiri başka, ülkenin moralini yıpratmak başkadır. Rekabet başka, Türkiye'nin istikametini karartmak başkadır. Muhalefet etmek başka, milli meselelerde ortak aklı zehirlemek başkadır." diye konuştu.

"Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben" anlayışının, devlet ve siyaset ahlakının özü olduğuna dikkati çeken Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Milli meselelerde sorumluluk almak, Türkiye'nin bekasını parti menfaatinin üstünde görmek, şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin fedakarlığını, annelerin duasını, çocukların geleceğini ve milletin ortak huzurunu siyasi hesapların üzerinde tutmak demektir. Muhalefet yaparken düşülen temel zafiyet de burada ortaya çıkmaktadır. Mesele yalnız sert söz söylenmesi veya iktidarın eleştirilmesiyle sınırlı kalmamaktadır. Asıl sorun, Türkiye'nin içinde bulunduğu tarihi dönemecin doğru okunamaması, her meselenin günlük polemik, şahıs tartışması ve dar parti çıkarı üzerinden okunmasıdır ve bu ciddi bir ufuk eksikliğidir. Türkiye'ye muhalefet edilmez, edilemez, iktidara muhalefet edilir. Hükümete eleştiri yöneltilir. Fakat Türkiye yok edilemez. Politikalara alternatif teklif edilir. Ancak Türkiye'nin imkanlarını küçümseyen, milletin moralini bozan, dışarıdaki baskılara içeride söylem desteği veren, her stratejik adımı itibarsızlaştırmaya çalışan çizginin adı siyasal sığlıktır.

Bu noktada Terörsüz Türkiye başlığını siyasi rekabetin gürültüsüne kurban etmeyeceğimizin altını çizmek gerekir. Devletin güvenlik anlayışını da milletin huzur arayışını da bölgemizdeki istikrar ihtiyacını da gündelik polemiklerin oyuncağı haline getirmeyiz. Kim bu süreci sığ hesaplara indirgerse, Türkiye'nin önündeki stratejik fırsatı okuyamamış olur. Kim bu hedefi karalamaya kalkarsa, anaların gözyaşını, gençlerin beklediği umudu, şehirlerin beklediği yatırımı, yarının şafağında bizi bekleyen büyük ve güçlü Türkiye'yi görmezden gelmiş olur. Terörsüz Türkiye meselesinde kaybedilecek her gün, Türkiye'nin geleceğinden eksilmiş bir gündür."

Şehit ve gazilerin annelerinin Anneler Günü'nü kutlayan Bahçeli, "Kahramanmaraş'ta yüreklerimizi yakan okul saldırısında evlatlarını ebediyete uğurlayan annelerimizin acısını yüreğimizde taşıyor, Anneler Günü vesilesiyle kendilerini derin bir hürmetle selamlıyor, kaybettiğimiz evlatlarımızın aziz hatıralarını rahmet ve dua ile yad ediyorum." dedi.

Bahçeli, okul saldırısında hayatını kaybeden matematik öğretmeni Ayla Kara'yı rahmetle anarak, kadın milletvekillerinin ve tüm annelerin Anneler Günü'nü kutladı.

"CHP, Cumhuriyet'in kurulduğu günden bu yana var olan önemli bir siyasi kurumdur"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nın ardından bir gazetecinin, "Kulislerde CHP'ye yönelik dile getirilen 'mutlak butlan' iddialarına" ilişkin sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:

"CHP, Cumhuriyet'in kurulduğu günden bu yana var olan önemli bir siyasi kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veya başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz. Onun için CHP ayrımdan, sert eleştirilerden, beraber olduğu insanları küçümseyerek yoluna devam edeceği yerde milletle buluşmayı tercih etsin ve CHP üzerine düşen tarihi sorumluluğu üstlenmiş olsun."

Ayrıca, MHP TBMM Grup Toplantısı'nı izlemek üzere salonda bulunanlar, Bahçeli'nin "Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye'nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz" sözlerinin ardından, konuşması tamamlanana kadarki bölümü ayakta dinledi ve alkışladı.

Öte yandan Bahçeli'nin, üzerinde Bakara Suresi'nin 249. ayetinden alınan "Nice küçük topluluklar, Allah'ın izniyle büyük kalabalıklara üstün gelmiştir" ve Tonyukuk yazıtındaki "Çoklar diye korkma, azız diye çekinme" ifadelerinin bulunduğu yüzük taktığı ve aynı konseptte hazırlanan rozet taktığı görüldü.

Kaynak:AA

HABERE YORUM KAT
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.