Özgür Özel Rize’den Seslendi: "Rize’nin Yüzde 82’sini Madene Açmak İhanettir"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, dün Rize’de düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde konuştu. Konuşmasında Karadeniz’in doğa katliamı ve maden projeleriyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Özel, iktidarın çevre politikalarını sert bir dille eleştirdi.
Rize’nin ilçelerini tek tek selamlayarak konuşmasına başlayan Özel, bölgedeki maden ruhsatı oranlarına dikkat çekerek çarpıcı rakamlar paylaştı.
"Bu Bir Talan Rejimidir"
Rize topraklarının %82’sinin maden ruhsatlarına açıldığını ifade eden Özgür Özel, Karadeniz genelindeki tabloyu şu sözlerle özetledi: "Rize’nin yüzde 82’si, Ordu’nun yüzde 74’ü, Giresun’un yüzde 85’i, Gümüşhane’nin ise yüzde 93’ü maden ruhsatlı. Bu güzel coğrafyaya yapılan büyük bir ihanettir. Biz madenciliğe karşı değiliz ama ağaçları katleden, dereleri zehirleyen bu talan rejimine karşıyız. 'Ak adamların', AK Parti’nin yandaş şirketlerinin bu doğayı katletmesine izin vermeyeceğiz."
“BU KIYIMA SİZİNLE BİRLİKTE KARŞI ÇIKACAĞIZ”
Konuşmasında çarpıcı veriler paylaşan Özel, Rize yüzölçümünün neredeyse tamamına yakınının maden şirketlerinin radarına girdiğini belirtti. Özel, şu ifadeleri kullandı: “Bu güzel Rize’nin yüzde 82’sini maden ruhsatlarına verir duruma gelmişler. Ve birden bir baktık ki İkizdere, Çamlıhemşin, Çayeli, Ardeşen, Pazar ve Fındıklı teker teker büyük tehlikenin karşısındalar.”
Son dönemde hız kazanan ihale süreçlerine dikkat çeken Özel, Ardeşen ve Çayeli’ndeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi. Ardeşen’de her siyasi görüşten vatandaşın bir araya gelerek verdiği mücadelenin sonuç verdiğini ve geri adım attırıldığını hatırlatan Özel, “Bu ay iki yerde ihaleler yapıldı. Biri Ardeşen’de, biri Çayeli’nde. Buralardan başladı. Ardeşen’de muhtarlar, vatandaş her siyasi görüşten insanlar bir araya geldiler, mücadele başlattılar. Şimdilik bir geri adım attırdılar. Çayeli de itiraz ediyor. Çayeli de ayağa kalkıyor. Çayeli’nde üç ihaleyi tamamladılar. Üç yandaş şirket geldi. Çayelililer soruyor, ‘Biz üvey evlat mıyız?’ Biz de itiraz ediyoruz. ‘Ormanlarımız, ağaçlarımız, derelerimiz niye madenlere gitsin?’ diye. Buradan selam olsun Ardeşen’e, ikizdere’ye, Çamlıhemşin’e, Pazar’a, Fındıklı’ya ve Çayeli’ne. Sizinle birlikte direneceğiz, sizinle birlikte bu maden yıkımına, kıyımına karşı çıkacağız.” dedi.
Madenciliğe toptan karşı olmadıklarını ancak yöntemin "talan" üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Özel, sert bir benzetmede bulunarak, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak ne madene karşıyız ne madenciliğe. Ama usulüne göre, çağdaş yöntemlerle, ağaçları katletmeden, dereleri zehirlemeden, suları kurutmadan, uygun coğrafyalarda yapılsın madencilik. Ama Rize’nin, Çayeli’nin, Ardeşen’in güzeli ormanlarına, derelerine altın aramaya gelip de Amerika’da beyaz adamın gelip de zehrettiği, katlettiği gibi bir talan rejimini, şimdi de beyaz adam değil ama ‘ak adamlar’ın, AK Parti’nin yandaş şirketlerinin yapmasına izin vermeyeceğiz.” diye konuştu.
“NE BİR AĞAÇ KALMIŞ NE BİR DOĞA…”
Özel’den İkizdere Çıkışı: “Devlet Benim Diyen Havva Ana’nın Yanındayız, Bu Talanın Hesabını Soracağız!”
Özel, Rize’de gerçekleştirdiği mitingde iktidarın çevre politikalarını ve yargı süreçlerini de sert sözlerle eleştirdi. İşkencedere Vadisi’ndeki hukuk mücadelesine değinen Özel, "Beş yıl sonra 'haklısın' diyen mahkeme kararı geldiğinde ortada doğa kalmıyor. Biz yandaş holdinglerin değil, 'Devlet benim' diyen Havva Ana’nın tarafındayız" dedi.
Özel, Rize’de vatandaşlara hitap ettiği konuşmasında, bölgedeki doğa katliamlarına ve buna zemin hazırlayan hukuksuzluklara dikkat çekti. İkizdere’den Akbelen’e uzanan bir direniş hattı çizdiğini vurgulayan Özel, yargı mensuplarına ve mülki amirlere seslenerek, "Devletin asıl sahibi halktır" mesajı verdi.
“Beş Yıl Sonra Gelen Adalet, Adalet Değildir”
İşkencedere Vadisi’nde 2021 yılında başlatılan taş ocağı projesine karşı verilen hukuk mücadelesini hatırlatan Özel, yargı sisteminin işleyişindeki çarpıklığı şu sözlerle özetledi: “2021 yılında ‘ÇED gerekli değildir’ diye bir kararla İkizdere’ye İşkencedere Vadisi’ne bir taşocağı açmışlar. Doğru mu? Biz bu taş ocağına karşı çıkmışız. İkizdereliler karşı çıkmış. Mahkemeye gitmişiz, mahkeme yürütmeyi durdurma vermemiş, taşocağı başlamış. Şimdi beş yıl sonra mahkeme köylüye diyor ki İşkencedere Vadisi’nin köylüsüne, ‘Sen haklısın’ diyor. ‘Sen kazandın’ diyor. Ama beş yılda taşocağı, canını okumuş oranın. Artık orada geriye gelecek ne bir ağaç kalmış, ne bir doğa kalmış. Bu yüzden yetkilerini yandaş holdinglerden yana, büyük şirketlerden yana kullananlara, yürütmeyi durdurma kararı önüne geldiğinde siyasi baskılara teslim olanlara hatırlatıyorum. Bu işin bir sonu var, seçim var, seçimden sonrası var. Buranın, Rize’nin ağacını, deresini, yandaşlara ezdirenleri günü gelince hesaba çekeceğiz. Hesaba çekeceğiz.”
Havva Ana ve Necla Muhtar Selamlandı
Konuşmasında çevre mücadelesinin sembol isimlerini anan Özel, bölge halkının direniş azmini "Havva Ana" figürü üzerinden selamladı. Yeşil Yol projesine karşı direnişiyle tanınan Havva Ana’nın “Vali kim, kaymakam kim? Devlet benim!” sözlerini hatırlatan Özel, devletin asıl sahibinin halk olduğunu vurguladı. Mücadelenin sadece Karadeniz ile sınırlı kalmadığını belirterek, Akbelen’de direnen İkizköy Muhtarı Necla Işık ve tutuklu bulunan kızı Esra Işık’a dayanışma mesajı göndererek şunları kaydetti: “Buradan hayatımızın en büyük siyaset dersini bütün Türkiye’nin gözü önünde onlara veren Havva Ana’yı selamlıyorum. Havva Ana karşısına çıkanlara şöyle demişti: ‘Kaymakam kim, vali kim? Devlet benim, devlet benim’ demişti Havva Ana. O yüzden yandaş şirketten değil, Havva Ana’dan yana dursun önüne mahkeme kağıdı gelen hakimler. Havva Ana’nın devletin kimin olduğunu hatırlattığını bir kez daha hatırlatıyoruz. Ve bu çevre mücadelesi buradan İkizdere’den Akbelen’e, Muğla’ya uzanıyor. Muğla’da, Akbelen’de İkizköy var. İkizköy’ün bir kadın muhtarı var, Necla muhtar. Necla Işık. Necla Işık, annesiyle ve evladıyla birlikte direniyor.”
Meydandaki protesto seslerine de yanıt veren Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın pandemi dönemindeki sözlerine atıfta bulunarak ironik bir eleştiri getirerek, “Covid’de ölmek uğruna bizi yaşatan sağlık emekçilerine bir alkış alalım. Bunlara yol açan aslanım Türk polisine bir kocaman alkış. Sınırda bekleyen jandarmamıza, askerimize, cezaevlerinde görev yapan infaz koruma memurlarına, devlette emek veren tüm işçilere, tüm emekçilere ve bütün memurlara, bir yürekten alkış. Bakın şunu söyleyeyim. Sen şimdi ‘Tayyip istifa’ diyen en arkada göremediğim arkadaşa diyorum. Hemşehriniz haksızlık etmeyin. Covid’de ne dedi sağlık çalışanları için? ‘Hakları ödenmez’ dedi. Sözünün eri adam. Haklarını ödemedi. Halen daha perişan çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.
Mitinge katılan eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın ve Muharrem İnce’nin de kalabalığı gördüğünde şaşkınlıklarını gizleyemediklerini belirten Özel, meydandaki coşkunun bir değişim işareti olduğunu söyledi. Konuşması sırasında fenalık geçiren bir vatandaşa ambulans çağrılmasını isteyen Özel, “Hastamız iyi mi? Haydi bir de bayılana kadar bu mücadele meydanını terk etmeyen, bütün yiğit insanlar adına ambulansa giden şu teyzemize bir alkış. İşte umut burada. Umut burada. Sayın Genel Başkanım Murat Karayalçın bu meydana baktı, dedi ki ‘Bu iş olmuş.’ Hemşeriniz, babası buradan göçmüş Muharrem İnce geldi, aşağı indi. ‘Genel Başkanım ben böyle bir şey görmedim, bu iş olmuş’ dedi. Buradan biraz önce söylüyordum. Akbelen’de İkizköy’ün muhtarı Necla Hanım anasıyla kızıyla direniyordu. Onun kızı Esra Işık, ağaçlar kesilmesin diye ağaçlara sarıldı. Efendim kamu görevlisine engel olmak suçundan İzmir’de hapse atıldı. Şimdi oradan burayı izliyor. Buradaki çevre mücadelesini, Muğla’nın köylüleri adına Esra Işık burayı selamlıyor. Biz de Esra’yı selamlıyoruz. Akbelen’i selamlıyoruz. Necla muhtarı selamlıyoruz. Ve hepsine söylüyoruz. Havva Ana’nın dediği gibi; siz kim kimsiniz be çevre katilleri? Vali kim, kaymakam kim? ‘Devlet benim, devlet benim’ diyoruz.” diye konuştu.

