Piyadeoğlu'ndan 8 Mart Çıkışı: "Yoksulluğa ve Şiddete Karşı Mücadeleyi Büyütüyoruz"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Rize İl Kadın Kolları Başkanı Berrin Piyadeoğlu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında; kadın yoksulluğu, güvencesiz çalışma koşulları ve artan şiddet vakalarına karşı eleştirilerde bulundu. Piyadeoğlu, "Kadınların yaşam hakkı ve özgürlüğü pazarlık konusu yapılamaz" diyerek laiklik ve eşitlik vurgusu yaptı.
Piyadeoğlu, açıklamasında kadınların tarihsel mücadelesine atıfta bulunarak, 169 yıl önce New York’ta tekstil işçisi kadınların gerçekleştirdiği grevi hatırlattı ve emek, eşitlik ve özgürlük uğruna hayatını kaybeden kadınları saygıyla andıklarını dile getirdi.
Kadınların iş güvencesinden yoksun bırakıldığını, düşük ücretlerle çalıştırıldığını ve ayrımcılıkla mücadele ettiğini belirterek, ekonomik krizin ve özelleştirme politikalarının en ağır faturasını kadınların ödediğini ifade eden Piyadeoğlu, çalışma hayatındaki eşitsizliğe dikkat çekti. Geniş tanımlı kadın işsizliğinin %40’ı aştığını ifade eden Piyadeoğlu, "Çalışan kadınların yaklaşık %69’u asgari ücret ve altında bir gelirle yaşam mücadelesi veriyor. Kreş açmak devletin sorumluluğudur; çözüm esnek çalışma değil, kamusal kreşlerdir" dedi.
Eğitim ve iş hayatında kadınların karşılaştığı zorluklara da değinen Piyadeoğlu, "Genç kadınlar eğitimden koparılıyor, üniversiteler bilimsellikten uzaklaşıyor. Kadınların yaşam tarzlarına ve kimliklerine yönelik nefret politikaları devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Kadınların ev içi emeğinin görünmez kılındığını belirten Piyadeoğlu, devletin kreş açma sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, çocuk işçiliğin artmasının endişe verici olduğunu belirterek, "MESEM projeleri kapsamında 77.715 kız çocuğu ucuz iş gücü olarak kullanılıyor. Çocuk işçilik sadece sömürü değil, aynı zamanda ölüm demektir" dedi.
Üniversitelerin ve kampüslerin kadınlar için güvenli alanlar olmaktan çıktığını belirten Başkan Piyadeoğlu, bilimsel ve laik eğitim hakkı için mücadelelerini sürdüreceklerini kaydederek, “Üniversiteler, kampüsler kadınların özgürce bilime ulaşabileceği alanlar olmak yerine bilimsellikten uzak müfredatlarla, topluluklarla, tacizci akademisyenlerle kuşatılmıştır. Üniversiteli kadınların yaşam tarzlarına, kimliklerine karşı nefret politikaları devam ederken kampüslerde, yurtlarda failler cirit atıyor. Kayyum rektörler tarikatlarla ve cemaatlerle bağlantılı vakıflarla, topluluklarla anlaşma yaparak üniversitelerde gerici değerleri pekiştiriyor. Eğitim sistemindeki değişikliklerle laik, eşitlikçi ve bilimsel anlayış zayıflatılıyor, cinsiyetçi roller yeniden üretiliyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz. Yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı eşit ve insanca çalışma koşulları, bilimsellikten uzak, tekçi eğitim anlayışına karşı laik, bilimsel ve demokratik eğitim hakkı için mücadele ediyoruz.” diye konuştu.
Mevcut sistemin çocukları korumak yerine istismara ve ölüme açık hale getirdiğini savunan Piyadeoğlu, "Bu düzenin sonuçlarını ağır bedellerle ödüyoruz" dedi.
TBMM’de stajyer öğrencilere yönelik istismar iddialarının cezasız kalmasına tepki gösteren Piyadeoğlu, bu durumun devletin en üst kurumlarında dahi çocukların korunamadığının açık bir göstergesi olduğunu ifade etti. Cezasızlık politikalarının toplumsal çürümeyi hızlandırdığını belirten Başkan Piyadeoğlu, hukuki süreçlerin takipçisi olacaklarını vurguladı.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerini paylaşan Piyadeoğlu, iş cinayetlerinde 13 kız çocuğunun hayatını kaybettiğini hatırlatarak şunları söyledi: "Çocuk işçilik bu ülkede yalnızca bir sömürü biçimi değil, doğrudan ölüm demektir. Dilovası’ndaki kozmetik fabrikasında çıkan yangında üçü çocuk yedi işçiyi gerekli önlemler alınmadığı için kaybettik. Bu ölümler kaza değil, ihmaller zinciridir. Unutmadık, unutturmayacağız."
Kadınların ve çocukların maruz kaldığı güvencesiz çalışma koşullarına, açlık sınırındaki ücretlere ve her türlü taciz-şiddet sarmalına karşı mücadele çağrısı yapan Piyadeoğlu; "Kadınların önündeki cam tavanlara, kırık merdivenlere ve emeğimizi değersizleştiren bu sömürü düzenine itiraz ediyoruz. Kayıt dışı çalıştırmaya ve çocuk yaştaki işçileştirmeye karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz" diyerek açıklamasını noktaladı.
Son dönemde yaşanan kadın cinayetlerine değinen Piyadeoğlu, İstanbul’da görev yaparken katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik’i anarak şunları söyledi: "2026’nın sadece ilk ayında 22 kadın yaşamdan koparıldı. Fatma Nur Çelik’in uğradığı saldırı, kadınların ve çocukların korunamadığının en acı göstergesidir. Bu tablo tesadüf değil; sistematik cezasızlığın bir sonucudur. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması failleri cesaretlendirmiştir."
Kadına yönelik şiddet ve cezasızlık politikalarına da dikkat çeken Piyadeoğlu, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasının ve 6284 sayılı kanunun etkisizleştirilmesinin kadın haklarına büyük bir darbe vurduğunu ifade etti. "Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu yapılamaz," diyen Piyadeoğlu, laikliğin kadınların eşitlik ve özgürlük güvencesi olduğunu vurguladı.
Kadınlara yönelik baskı ve şiddetin sistematik olduğunu belirten Piyadeoğlu, "Kadınların eşit, özgür ve onurlu bir şekilde yaşamın her alanında yer aldığı bir toplumu birlikte kurabiliriz" diyerek kadın dayanışmasının önemine dikkat çekti.
Açıklamasını "Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz. Haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Yaşasın 8 Mart! Yaşasın kadın dayanışması!" sloganıyla tamamlayan Piyadeoğlu, laikliğin kadınlar için sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir yaşam güvencesi olduğunu vurguladı. CHP Rize Kadın Kolları, tüm kadınları dayanışmayı büyütmeye ve haklarına sahip çıkmaya davet etti.
Kaynak:ÇİĞDEM KÖROĞLU
