Rize'de İsrail Protestosu: Boykot Nöbetleri Devam Ediyor

Rize'de İsrail Protestosu: Boykot Nöbetleri Devam Ediyor
Rize'de, “Rize Direniş Grubu” tarafından ŞİMAL AVM önünde İsrail'in Gazze saldırılarına destek veren firmalara yönelik olarak başlatılan boykot nöbetlerinin altıncısı gerçekleştirildi.

İHH Rize İl Başkanı Muhammed Ekşioğlu, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına tepki göstererek, siyonizme karşı ekonomik ve manevi bir cihat çağrısında bulundu. Ekşioğlu, İsrail’in saldırgan politikalarına dikkat çekerken, Müslümanların bu sisteme karşı daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Rize’de "Rize Direniş Grubu" tarafından başlatılan boykot nöbeti 6. haftasına girdi. Etkinlikte grup üyeleri, ellerinde taşıdıkları dövizler ve attıkları sloganlarla boykotçu firmaları protesto etti. Çocuk ve kadınların da katılım sağladığı etkinlikte İHH Rize İl Başkanı Muhammed Ekşioğlu, etkinlikte yaptığı konuşmada, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını ve Siyonizm'i sert bir dille eleştirdi. Ekşioğlu, boykotun sadece bir alışveriş tercihi değil, Siyonizmle mücadelede bir "sivil cihat" olduğunu vurguladı.

Ekşioğlu, 7 Ekim 2023'teki Aksa tufanının ardından İsrail'in Gazze'de gerçekleştirdiği katliamların tarihin en acımasızlarından biri olduğunu belirterek, Siyonizm'in kökenlerinin çok daha eskiye dayandığını ifade etti. Konuşmasında, tarih boyunca birçok topluluğun İblis tarafından kullanıldığını ve günümüzde Siyonizm'in bu rolü üstlendiğini söyledi. Ekşioğlu, Müslümanların bu mücadelede teşkilatlı ve organize bir şekilde hareket etmeleri gerektiğine dikkat çekti.

Ekşioğlu, yaptığı açıklamada, Gazze’de yaşananların yeni bir olay olmadığını vurgulayarak, “Adeta bu diziyi, bu filmi 2. sezonundan itibaren izlemeye başlayanlar Gazze'de veya bu coğrafyada yaşanan zulmün, ablukanın bu tarihte başladığını zannediyor olsa da işin hakikatini bilenler Siyonizm zulmünün çok daha öncesinde, siyonizmin babası İngilizler tarafından o mübarek beldelerin Yahudilere teslim edilip İsrail adında bir devlet kurmalarına sebep olmaları ile başladığını bilirler” dedi.

Tarihi bir perspektif sunan Ekşioğlu, insanlık tarihindeki ilk katliamın Adem Peygamber'in oğulları arasında yaşandığını hatırlatarak, “İblis’in dünyadaki katliamlarında ilk taşeronu Kabil olurken sonraki dönemlerde her zaman birilerini kullanmıştır. Tarih boyunca bazen Moğolları, bazen Nemrut'u ve Firavunu, bazen Haçlı seferleri ile Hristiyanları ve son 200-300 yılda da Yahudileri ve özellikle son yüzyılda siyonistleri tetikçi olarak kullandığını görmekteyiz.” ifadelerini kullandı.

Ekşioğlu, Kudüs’ün Müslümanlar için taşıdığı öneme de değinerek, bu mücadelenin bitmeyeceğini ve kıyamete kadar süreceğini söyledi. “Kudüs'ten Yahudileri çıkarsak yerine yeniden Haçlılar gelmeye çalışacak, onları çıkarsak kafirlerin bir şekilde maşa olarak kullanacakları bugünkü birçok İslam devletinde olduğu gibi satılmış Müslüman ismi taşıyan yöneticiler gelecek. Yani ez cümle bu hak batıl mücadelesinin 7 Ekim'de veya 100 yıl önce başlamadığını Allah'ın takdiri gereği bir imtihanlar sil silesi olan bu dünyanın bir hakikati olduğunu bilmeliyiz evvela.” şeklinde konuştu.

Ekşioğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Dünya döndükçe mevsimlerin devam etmesi gibi hak ile batıl mücadelesinin de süreceğini bilmemiz gerekiyor. Bu mücadelenin iman ve küfür kavgası olduğunu kavrayıp, düşünce dünyamızı buna göre şekillendirmeliyiz. Ancak dünya imtihanı gereği Şeytan’ı ortadan kaldıramayacağımıza göre, Şeytan’ın yaşadığımız dönemdeki tetikçisi Siyonizm ile mücadele etmek biz mümin ve vicdanlı insanların vazifesidir."

Dünyada iyi ve vicdanlı insanların sayısının kötü ve zalimlerden daha fazla olduğunu hatırlatan Ekşioğlu, buna rağmen zulmün hakim olmasını teşkilatsızlık ve dağınıklığa bağladı. "Teşkilatlı ve organize batıl, teşkilatsız ve dağınık Hak’ka galip geliyor" dedi.

Ekşioğlu, Müslüman dünyasının tepkisel yaklaşımlarını eleştirerek, "Yahudi 200-300 yıllık planlar yapıp sabırla bu planları hayata geçirirken, bizler ekranda gördüğümüz acı görüntülerle bir hışımla bir markayı boykot edip diğerine yöneliyoruz. Ancak bu tepkiler çoğu kez sürdürülebilir olmaktan uzak ve bizi oyalanmaya itiyor" ifadelerini kullandı. Ekşioğlu, duyarlılığın süreklilik arz etmesi gerektiğini vurguladı ve Müslümanların daha stratejik bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini söyledi.

Ekşioğlu, "Siyonizm uzun vadeli planlar için çalışırken, biz ümmet olarak seçimden seçime birkaç yıllık programlar yapıyoruz. Tûl-i emel, yani insanın hiç ölmeyecekmiş gibi dünya hayatına dair uzun vadeli planlar yapması, zevk ve sefaya dalması dinimizce yasaklanmışken, biz bırakın kendi hayatımızı, torunlarımızın dahi hayatını kurtaracak ekonomik hedefler için planlar yapıyoruz. 2 günlük dünya için 20 yıllık faizli borçlara girebiliyoruz" ifadelerini kullandı.

Ekşioğlu, Müslümanların İsrail’in politikalarına karşı gösterdiği tepkilerin zamanla zayıfladığını ve unutulduğunu belirterek şu sözleri ekledi: "İsrail ateşkesi kabul ettiğinde veya 'Tamam, Aksa’yı kapalı tutmaktan vazgeçtim' dediğinde biz Müslümanlar görevimizi yaptığımızı düşünüp rahatlıyoruz. Dünyevi işlerimize dönerek normal hayatımıza devam ediyor, her akşam izlediğimiz dizimizi kaldığımız yerden takip etmeye devam ediyoruz. Hatta bir süre sonra boykotu bile gevşetip büyük oranda terk ediyoruz. Ancak Yahudi unutmuyor; Mescid-i Aksa’yı ele geçirmekten ve sözde vaad edilmiş toprakları ele geçirmek için çalışmaktan vazgeçmiyor."

Ekşioğlu, yaptığı açıklamada, "İşgalci İsrail, lobi gücü ile uluslararası sistemi kendi tarafına çekerek dünyayı pasifleştiriyor. Gereksiz gündemlerle Gazze ve Filistin'i sessiz bir ölüme terk ediyor. Bu durum, biz vicdan sahibi sivillerin aksiyon alma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır." ifadelerini kullandı.

Müslümanların bu tür durumlarda ilk olarak duaya sarıldığını belirten Ekşioğlu, sadece dua etmenin yeterli olmadığını dile getirdi. "Dua ederken Rabbimizden bir şeyler isterken, bu taleplerimizin gerçekleşmesi için bizim de bir şeyler yapmamız gerektiğini unutmamalıyız." diyen Ekşioğlu, Kur'an-ı Kerim'deki Mâide Suresi'nin 24. ayetine atıfta bulunarak, "Zamanında İsrailoğulları da Kudüs'ün fethi için hiçbir şey yapmadan Allah'tan yardım beklemişlerdi. Rabbimiz, bu örneği bize lanetli İsrailoğulları gibi olmamamız için anlatıyor." dedi.

Ekşioğlu, açıklamasının devamında şu çağrıyı yaptı: "Biz harekete geçersek, sadece bireyler olarak değil teşkilatlı topluluklar olarak organize olursak, Gazze de kurtulacak, dünya da. Artık sadece dua etmekle yetinmek yerine aktif bir şekilde mücadele etmeliyiz."

Kur’an-ı Kerim’den ayetlerle mevcut pasif durumu eleştiren Ekşioğlu, zaferin ancak somut bir adım atmakla geleceğini vurguladı. Hz. Musa’nın asasını taşa ve denize vurma emrini hatırlatan Ekşioğlu, şu dikkat çekici kıyaslamayı yaptı: "Asayı taşa vurmakla su çıkar mı, denize vurmakla deniz yarılır mı? Normalde çıkmaz ve yarılmaz. Ancak Rabbimiz, 'Sen elinden geleni yap, bir hamle yap, Ben sana yardım edeceğim' buyuruyor. Biz bugün bir füze atarsak o 'Demir Kubbe' delinir mi? İran’ın füzeleri delindiğini gösterdi. Biz bugün Akdeniz’e yelken açarsak o abluka kırılır mı? Allah’ın izniyle kırılacak!"

Geçtiğimiz yıl Gazze ablukasını delmek için gerçekleştirilen Sumud ve Özgürlük Filoları’nın önemli kazanımlar elde ettiğini hatırlatan Ekşioğlu, bu yıl daha büyük bir organizasyonla yola çıkıldığını açıkladı. 21 Nisan’da İtalya’dan katılacak teknelerle birleşecek olan filo, toplamda yüzden fazla tekneyle Gazze’ye ulaşmayı hedefliyor.

Ekşioğlu, Türkiye’nin bu girişime güçlü bir destek verdiğini belirterek, “Türkiye olarak an itibariyle 80’den fazla tekne ile bu filoya katılmak üzere hazır olduğumuzu müjdelemek isterim” dedi. Filonun Türkiye karasularına ulaşmasının ardından Türk teknelerinin de katılımıyla daha da büyüyeceğini ifade eden Ekşioğlu, ablukanın kırılacağına olan inancını dile getirdi.

Ekşioğlu, yaptığı açıklamada Filistin halkının yalnız olmadığını vurgulayarak, “Bu bir merhamet gösterisi değil; Filistin halkının izzetini ve özgürlüğünü savunan barışçıl bir sivil harekettir. Yıllardır kahramanca direnen Gazzelilerin ve tüm dünyanın özgürleşmesi için, yardıma muhtaç bir Filistin değil, ablukanın kırıldığı, her türlü insani imkana kavuşmuş ve kendine yetebilen bir Gazze ve Filistin için yola çıkmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Ekşioğlu, Akdeniz’e açılan gemilerin sadece bir insani yardım faaliyeti olmadığını, Filistin halkının izzetini savunan barışçıl bir sivil başkaldırı olduğunu belirtti. Rize olarak bu tarihi harekete tam destek vereceklerini ifade eden Ekşioğlu, hedeflerini şu sözlerle özetledi: "Yardıma muhtaç bir Filistin değil; ablukanın kırıldığı, kendine yetebilen ve özgür bir Gazze için yola çıkıyoruz. Kendi evladımız oradaymış gibi bir azimle ayağa kalkmalıyız. Cebimizdeki 1 lirayla bile olsa bu gemilere binmeli, bu tarihi fırsatı kaçırmamalıyız."

Ekşioğlu ayrıca, siyonizme karşı boykotun önemine dikkat çekerek, “Vicdanlı müminler olarak, İblisin piyonu siyonizme karşı en önemli bireysel tavrımız olan boykotu canlı tutmak ve toplumun tamamına yaymak için buradayız. İsrail’e maddi destek sağlayan işletmelere karşı boykotumuz devam etmeli. Bu işletmelerin kapanmasını sağlamak, siyonizmin askeri depolarını etkisiz hale getirmekle eşdeğerdir” dedi.

Ekşioğlu, "Şu an aramızda Gazze'de İsrail'e karşı savaşırken İsrail'in askeri mühimmat deposunu ele geçirip etkisiz hale getirmek istemeyen çıkar mı? Hepimiz bunu canı gönülden isteriz. Ancak Rabbimiz bize bunu zorlu savaş şartlarına girmeden gerçekleştirme imkanı veriyor," ifadelerini kullandı. Ekşioğlu, boykot edilmesi gereken markalar arasında Starbucks, Burger King, Coca Cola, Algida, McDonald's, Pepsi, Fanta, Shell, Zara, Lipton gibi isimleri sıraladı.

Açıklamasında bu tür markaların faaliyetlerini durdurmanın, "siyonizmin askeri depolarını havaya uçurmakla eşdeğer" olduğunu belirten Ekşioğlu, bu hedefe ulaşmak için uzun soluklu bir boykot mücadelesine ihtiyaç olduğunu vurguladı. "Bu şirketler vazgeçilmez marka değeri oluşturmak için 100 yıldır çalışıyorlar. Biz de sabırla ve kararlılıkla çalışarak bu bilinci yerleştireceğiz," dedi.

Ekşioğlu, boykot listesini gıda ve tekstil devlerinden finans sektörüne kadar genişleterek, her bir kuruşun takibinin yapılması gerektiğini vurguladı. Özellikle kredi kartı sistemlerine dikkat çeken Ekşioğlu, şunları söyledi: "Sadece burger ve kahve devlerini değil; Visa, Mastercard gibi cebimizden milyarlarımızı çalan ödeme sistemlerini, yani tüm mühimmat depolarını topraklarımızdan söküp atmak istiyoruz. Bu dev şirketlerin 100 yıldır bu marka değerini oluşturduğunu biliyoruz. 3-5 aylık boykotlarla bitmeyeceklerini farkındayız; ancak sabır ve uzun soluklu bir bilinçle bunu başaracağız."

Açıklamasında çıtayı daha da yükselten Muhammed Ekşioğlu, ekonomik bağımsızlığın siyasi ve askeri bağımsızlıkla bir bütün olduğunu savundu. Uluslararası kuruluşlara ve yabancı askeri varlıklara yönelik tarihsel bir hatırlatma yapan Ekşioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ez cümle; coğrafyamızda ABD üssü istemiyoruz, 1995 yılında kendisine sığınmış silahsız Boşnak kardeşlerimizi, eli kanlı Sırplara teslim etmiş işbirlikçi Birleşmiş Milletler ve NATO üssü de istemiyoruz. Aynı şekilde topraklarımızda, çarşı pazarımızda Tel Aviv'in, Londra'nın, New York'un tasarruf hakkı olsun da istemiyoruz. Yani bu siyonist şubeleri Starbucks'ı, Burger’ı, Domino'su hiçbirini istemiyoruz."

Ekşioğlu, açıklamasında İsrail’in "Demir Kubbe" hava savunma sisteminin etkisiz hale getirildiği bir süreçte, siyonistlerin korku içinde sığınaklara çekildiğini ifade ederek, şu sözleri kullandı: "Tüm vicdanlı insanlara çağrımızdır. Tel Aviv’in sözde demir kubbesi bombalarla hırpalanmışken, siyonist sıçanlar korkudan sığınaklarından çıkamazken, Aman bu sapkın katillere can simidi olmayalım, yuvarlanmakta oldukları kuyudan çıkmaları için bilerek veya bilmeyerek el uzatmış olmayalım.”

Ekşioğlu, ekonomik boykotun önemine dikkat çekerek, özellikle kredi kartı kullanımı üzerinden siyonizmin kazanç sağladığını ve bu gelirle Müslümanlara zarar verildiğini belirtti. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Kan ile beslenen siyonizmin sinsice kurduğu sisteme karşı dikkatli olalım; bizleri kredi kartı kullanmaya alıştırarak helal alışverişlerimizde dahi AKRT ile yaptığımız her işlemden, en ufak bir emekleri olmadığı halde, üstelik ne müşteriyi ne de tüccarı tanımadığı halde pay alarak kazanç elde etmekte ve o kazançla bize, kardeşlerimize kurşun sıkmaktadır.”

Müslümanların hayat tarzlarında ve tüketim alışkanlıklarında daha hassas olmaları gerektiğini vurgulayan Ekşioğlu, bu durumu bir cihat olarak nitelendirdi. Gıdadan temizlik ürünlerine kadar birçok alanda İsrail destekçisi ürünlerden uzak durulması gerektiğini belirten Ekşioğlu, bu mücadelenin Gazze’de verilen savaş kadar önemli olduğunu dile getirdi.

Açıklamasını, "Rabbim bu cihatta ayaklarımızı sabit kılsın, ellerimizi ve ceplerimizi soykırım destekçisi ürünlerden uzak tutsun. Gazamız mübarek olsun" ifadeleriyle tamamlayan Ekşioğlu, tüm Müslümanlara bu konudaki hassasiyetlerini artırma çağrısında bulundu.

Öte yandan etkinliğin 7.'sinin 19 Nisan Pazar günü saat: 15.00'te Rize Çarşı AVM önünde düzenleneceği duyuruldu.

rizede-israil-protestosu-boykot-nobetleri-devam-ediyor-001.jpg

HABERE YORUM KAT
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.