Rize’de Siyasetin Gündemi “Çay”: CHP’li Deniz’den İktidara ‘Somali’ ve ‘Taban Fiyat’ Resti!
Çay taban fiyatından mevsimlik işçilerin kadro sorununa kadar pek çok konuda iktidara yüklenen Deniz, "3 yıl önceki basın açıklamamın sadece tarihini değiştiriyorum, çünkü sorunlar aynı döngüde hapsoldu" diyerek sitem etti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Rize İl Başkanlığı, Doğu Karadeniz’de Rize’nin en önemli geçim kaynağı olan ve Rize ile birlikte Artvin, Trabzon, Giresun, Ordu’da 1,5 milyondan fazla üreticinin yaşam standartını sağladığı yaş çayda üreticinin derinleşen ekonomik sorunlarını meydanlara taşımaya hazırlanıyor. 9 Mayıs Cumartesi günü saat 13.30’da Rize’de 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak çay mitingi öncesinde İl Başkanı Saltuk Deniz beraberinde Merkez İlçe Başkanı Necati Topaloğlu, Kadın Kolları Başkanı Berrin Piyadeoğlu ve partililerle birlikte basın toplantısı gerçekleştirdi.
Basın toplantısında, çay üreticilerinin ve toplumun farklı kesimlerinin sorunlarını dile getiren Deniz, vatandaşları haklarını aramaya ve mücadele etmeye davet ederek, “2024 yılında da aynı şekilde bir miting gerçekleştirmiş, çayın ve çay üreticisinin sorunlarını yüksek sesle dile getirmiştik. Şimdi yine aynı şekilde genel başkanımızın katılımıyla çay üreticisinin sorunları, sadece çay üreticisinin sorunları değil tabii emeklilerin, işsizlerin, kadınların, memurların, çalışan insanların, mağdur olan mağdur edilen kim varsa onların hepsinin sorunlarını dile getireceği bir mitingi gerçekleştireceğiz. Şimdiden vatandaşlarımıza mitinge katılmaları için çağrıda bulunuyoruz. Çay üreticilerimizi, mevsimlik kadro işçilerini, ÇAYKUR’da çalışanları, işsizleri, emeklileri, devlet kurumlarında çalışan kamu personellerini, özel sektörde sigortalılık konusunda sıkıntı yaşayan hakkını alamayan insanlarımızı, kadınlarımızı, işsiz bırakılan çocuklarımızı, okullarımızdaki sorunlarını yaşayan öğrencilerimizi, öğretmenlerimizi herkesi cumartesi günü yapılacak olan mitinge davet ediyoruz.” dedi.
"En Az 40 TL + %10 Destekleme"
İl Başkanı Saltuk Deniz, çay üreticisinin enflasyon karşısında ezildiğini vurgulayarak partisinin fiyat teklifini net bir şekilde ortaya koydu. TÜİK verileriyle hesaplanan 34-35 TL bandındaki rakamların "psikolojik bir sınır" olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını belirten Deniz, şunları söyledi: "Bizim talebimiz net: Yaş çay alım fiyatı en az 40 TL olmalıdır. Ancak bu yetmez. Hazırladığımız Çay Kanunu teklifinde bu fiyatın yüzde 10'u kadar destekleme ödenmesini yasal zorunluluk haline getiriyoruz. Ayrıca dönüm başına 2.000 TL gübre desteği ve ilk kez gündeme getirdiğimiz çapalama desteği ile üreticinin cebini rahatlatacağız. Toplamda 45 TL bandına gelen bir maliyet kurguluyoruz."
Deniz, hazırladıkları Çay Kanunu teklifiyle hem fiyat istikrarını hem de üreticinin emeğini yasal koruma altına almayı hedeflediklerini belirtti.
"40 TL + %10 Destekleme Kanunla Sabitlenmeli"
Başkan Deniz, sadece rakam telaffuz etmenin yeterli olmadığını, bu rakamların yasal bir zemine oturtulması gerektiğini savundu. Deniz, "Çay fiyatının öncelikli olarak en az 40 TL olmasını söylüyoruz. Ancak biz bunu sadece bir söylemde bırakmıyoruz; hazırladığımız kanun maddesiyle, açıklanan fiyatın %10’u kadar destekleme verilmesini yasal zorunluluk haline getiriyoruz. Bu işi iktidarın keyfi uygulamalarından çıkarıp devlet sözü haline getireceğiz" ifadelerini kullandı.
"Taban Fiyat Yoksa Yalan Vardır"
Siyasi iktidarın ve bazı sivil toplum kuruluşlarının "taban fiyat" söylemlerini eleştiren Deniz, Türkiye'de şu an bir taban fiyat uygulamasının olmadığını savundu.
Mevcut sistemde açıklanan fiyatların bir "alt sınır" teşkil etmediğini hatırlatan Deniz, piyasadaki fiyat dalgalanmalarına dikkat çekti. "Eğer bir fiyata 'taban fiyat' diyorsanız, onun altında alım yapılmasını yasaklamanız gerekir" diyen Deniz, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Çayda şu an bir taban fiyat uygulaması yok. Fiyat 25 TL açıklanıyor ama birkaç hafta sonra özel sektörde 19-20 TL’lere kadar düşüyor. Vatandaşın hakkını koruyacak bir sistem mevcut değil. Eğer bir siyasetçi çıkıp 'taban fiyat açıklandı' diyorsa, halka yalan söylüyordur. Bizim önceliğimiz, açıklanan fiyatın altında alım yapılmasını kesinlikle yasaklayan bir kanunu hayata geçirmektir. Bizim çıkaracağımız kanunla bu yasaklanacak; üretici özel sektörün insafına terk edilmeyecek" dedi.
"ÇAYKUR ve Özel Sektör Arasındaki Denge Bozuldu"
Geçmiş yıllarda ÇAYKUR ile özel sektör fiyatlarının birbirine yakın hatta özel sektörün bir tık daha yüksek aldığı bir dönem olduğu dönemlerde kota ve kontenjan sorunu yaşanmadığını hatırlatan Deniz, hükümetin "özel sektöre mahkûm bir politika" izlediğini savundu. Taban fiyat uygulamasının hayata geçmesi durumunda yığılmaların önleneceğini ve üreticinin istediği yere çayını değerinde satabileceğini kaydeden Deniz, “Vatandaş istediği zaman istediği yere çayını satıyordu. Doğal olarak ÇAYKUR'un önünde yığılmalar olmuyordu. Zamanlamasını ayarlayıp. Çünkü özel sektör de aynı fiyatı alıyor, devlet de aynı fiyatı alıyor; bir sorun yaşanmıyordu.” diye konuştu.
"Kanun Tekliflerimiz Reddedildi Ama Mücadele Bitmedi"
Çay üreticisini korumaya yönelik verdikleri kanun tekliflerinin Meclis'te reddedildiğini hatırlatan Saltuk Deniz, çözümün siyasi iradeden geçtiğini belirterek, "Bu çok basit bir konu ama çözülmüyor. Biz iki kez kanun teklifi verdik, reddedildi. Daha önce Denizli Milletvekilimizin sadece çayda taban fiyat uygulamasına geçilmesiyle ilgili bir kanun teklifi vardı. Bunların hepsi reddedildi. Ama biz bu talebi dile getirmeye devam edeceğiz. Üreticiyi korumayan, onu özel sektörün 'fiyat kırma' politikasına terk eden bu düzeni değiştirmekte kararlıyız."dedi.
Deniz, yaptığı açıklamada çay üreticisinin yoksullaşma sarmalına girdiğine dikkat çekerek, çözümün siyasi parti ayrımı gözetmeksizin bölge milletvekillerinin ortak iradesinden geçtiğini vurguladı.
"Atmacada Uzlaşanlar Çayda Neden Suskun?"
Bölge milletvekillerine yönelik eleştirilerini "Atmaca" örneği üzerinden dile getiren Deniz, çözüm odaklı siyasetin çay üreticisi için de devreye girmesi gerektiğini savunarak, “Atmacalarla ilgili avlanma sıkıntısı vardı; tüm bölge milletvekilleri bir araya geldi ve konuyu çözdü. Peki, konu milyonların ekmeği olan çay olunca neden bir araya gelinemiyor? Herkes üreticinin mağduriyetinden, mevsimlik işçinin kadro sorunundan şikayetçi ama iş kanun çıkarmaya gelince irade eksikliği yaşanıyor. Buradan çağrımızdır: Hangi partiden olursanız olun, gelin üreticiyi koruyacak Çay Kanunu’nu beraber çıkaralım. Teklifi siz verin, biz destekleyelim." dedi.
2026 Yılı İçin Gübre ve Çapalama Desteği Paketi
Tarımsal maliyetlerin üreticinin belini büktüğünü ifade eden İl Başkanı Saltuk Deniz, somut rakamlarla yeni bir destek paketini gündeme taşıdı. Uzmanlarla yapılan görüşmelere dayandıran Deniz, gübreleme desteği için şu hesabı ortaya koydu: “Dönüm başına 80 kg gübre kullanımı baz alındığında, güncel maliyetlerle 2026 yılı için dönüm başına 2.000 TL destek verilmesi şart. Toprak verimini artırmak ve vatandaşı yeniden araziye çekmek için ‘Çapalama Bedeli’ ödenmesi teşvik edilmeli.”
Ukrayna’dan Buğday Almak Kaderimiz Değil
Dünyada tarımsal üretimin stratejik bir güç haline geldiğini belirten Deniz, Türkiye'nin ithalata dayalı tarım politikasını eleştirdi. Türkiye'nin 7 buğday türünün ana vatanı olduğunu hatırlatarak, "Savaş halindeki Ukrayna’dan buğday bekler hale geldik. Kendi kendine yeten yedi ülkeden biriydik, şimdi her şeyi dışarıdan alıyoruz. Üreticiyi korumadan, tarım işçisini teşvik etmeden bu devletin ayakta kalma şansı yok" dedi.
Çay Bahçelerinde "Ters İlişki" Uyarısı
Ekonomik imkansızlıklar nedeniyle vatandaşın kendi bahçesine giremediğini savunan Deniz, bu durumun işçilik maliyetlerinde kontrolsüz bir pazarlık ağı oluşturduğunu söyledi. Deniz, "İnsanlar gelir elde edemediği için tarlaya girmiyor, bu sefer dışarıdan gelen işçiyle yüksek maliyetli bir pazarlık başlıyor. Vatandaşı bu kadar mağdur etmeye gerek yok; çözüm basit, yeter ki o samimiyet gösterilsin" ifadelerini kullandı.
ÇAYKUR İçin "Varlık Fonu" ve "Liyakat" Uyarısı
ÇAYKUR’un idari yapısına dair radikal değişiklikler vaat eden Deniz, kurumun acilen Varlık Fonu'ndan çıkarılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Geçtiğimiz günlerde dünyanın en büyük varlık fonu yöneticileri Türkiye’ye geldi. Bakın artık hastaneler bile satılıyor. Trabzon’daki iki hastane satılıyor, Kars’taki bir hastane satılıyor; yarın bir gün burada da eski dönemlerden kalmış olan kamu yatırımları satılabilecek. Artık her şeyi satmaya başlamış olduğunuz bir yapı içerisinde ÇAYKUR’un da eğer Varlık Fonunda kalmaya devam ederse onun da çok kısa sürede satılacağını şimdiden söyleyebiliriz. Zaten başka bir gelişme de bu özel sektörde de bir tekelleşme ile de karşı karşıyayız. Bunu daha sonra açıklayacağız; yani oradan da böyle bir çay tarımını ve özellikle ÇAYKUR’u riske eden yeni bir gelişme de önümüzdeki günlerde gündemimize gelecektir.”
ÇAYKUR’un siyasilerin "oyun alanı" olmaktan kurtarılacağını ifade eden İl Başkanı Deniz, iktidarları döneminde ÇAYKUR'u profesyonellerin yöneteceğini, yönetim kurulunda üreticiden, sendikadan ve esnaftan temsilciler olacağını, siyasetin elinin kurumun üzerinden çekileceğini ifade ederek şöyle konuştu: “ÇAYKUR’un idari yapısının yeniden şekillenmesi gerektiğini söylemiştik, onu bir kez daha söylüyoruz. ÇAYKUR artık herhangi bir siyasetin, daha doğrusu ÇAYKUR’u bundan sonra iktidarda kim olursa olsun onların oyun alanına dönüştürülmesinden çıkarmamız gerekiyor. ÇAYKUR; profesyonel insanlar tarafından, ÇAYKUR’da yetişmiş olan insanlar tarafından yönetilmesi gerekiyor. Biz iktidara geldiğimizde il başkanının kalkıp da ÇAYKUR’un ne fiyatını açıklamasına ne de alınacak olan elemanları açıklamasına ya da yönetim kadrosu ile ilgili bir açıklama yapmasına kesinlikle izin verilmeyecek. ÇAYKUR’un zaten yönetim kadrosunda da artık işçiler, yani çay üreticilerinden bir temsilci, yetkili olan sendikadan bir temsilci, esnaf odasından da bir temsilcinin Çaykur’un yönetim kurulu üyeliklerinde yer almaları sağlanacak.”
"Maden İşçileri Gibi Mücadele Edin"
Maden işçilerinin direnişini örnek gösteren Saltuk Deniz, Rize halkını ve tüm mağdur kesimleri mitinge davet etti. "Emekliler, işsiz gençler, kadro bekleyen mevsimlik işçiler, çocuklarının geleceğinden endişe eden anneler... Hepinizi 9 Mayıs’ta meydana bekliyoruz. Sorununuzu küçük bir dövize yazın ve gelin. Hak verilmez, alınır. Maden işçileri kararlılıkla nasıl kazandıysa, çay üreticisi de bu kısır döngüyü ancak meydanlarda kırabilir." ifadelerini kullanan Deniz, “Son maden direnişinde, maden işçilerinin direnişinde gördüğümüz gibi insanlar haklarını aramak için mücadele ettiklerinde ve mücadeleyi de kararlılıkla sürdürdüklerinde taleplerinin yerine gelebileceğini, taleplerinin yerine getirilebileceğini gördük. Çay üreticilerimiz de yıllardan beri oluşan bu kısır döngüyü de aşması gerekiyor. Biz hemen hemen aynı sorunları her sene aynı şekilde konuşuyoruz. Yani üzülecek durum belki ama ben 3 sene önceki basın açıklamamı alıyorum, sadece içindeki tarihi ve rakamları değiştiriyorum yine aynı şeyleri söylüyorum. Çünkü konu değişmiyor. Konunun bir türlü değişmemesi, aynı döngüde devam etmesinin temel nedenlerinden bir tanesi bu konudaki hak arama mücadelelerinin yetersiz olması ve bu konudaki kararlılığın sürdürülmemiş olmasıdır. Buradan çay üreticilerimize, ÇAYKUR’da çalışan mevsimlik kadro işçilerine, sokakta işsiz bırakılan işsiz gezen gençlerimize, haklarını arayamayan, açlık sınırının altında hatta yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkum edilen emeklilerimize, iş bulamayan kadınlarımıza, okulda sorun yaşayan çocuklarımıza, öğretmen yani çalışan çalışmayan herkese yapacağımız çağrı şudur: Direnin, hakkınızı arayın ve hakkınızı aramak için de mücadele edin. En önemli mücadele hak arama mücadelesidir, ekmek mücadelesidir. Bunun önünde kimse duramaz. Maden işçilerinin grevindeki mücadelesindeki kazanım da aslında bu olayı bir kez daha vatandaşlarımıza göstermiştir. Bizim bu konuda mitingde yapacağımız seslendirme bir talebi dile getirmek olacak ve kendi önerilerimizi, çay konusundaki önerilerimizi kamuoyumuzla paylaşmış olacağız.” diye konunştu.
"TÜİK Rakamları Psikolojik Bir Operasyondur"
Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Deniz, özellikle açıklanması beklenen yaş çay fiyatı ve ekonomik krizin toplum üzerindeki yıkıcı etkilerine odaklandı.
Gazetecilerin, TÜİK verilerine göre yaş çay fiyatının 34-35 TL bandında öngörülmesini hatırlatması üzerine Deniz, bu rakamların hayatın gerçekleriyle bağdaşmadığını vurguladı: "TÜİK’in %32’lik enflasyon açıklaması gerçeği yansıtmıyor. Manava, pazara çıktığınızda enflasyonun %60’ın üzerinde olduğunu hepimiz görüyoruz. Ticaret Borsası’nın 34-35 TL bandını işaret etmesi, vatandaşı daha düşük bir fiyata psikolojik olarak razı etme çabasıdır. Bizim vatandaşlarla, Ziraat Odalarıyla yaptığımız araştırmalara göre fiyat beklentisi 40-45 TL arasında. Bizim talebimiz olan 40 TL artı desteklemelerle 45 TL’lik rakam, sadece geçmiş kayıpları değil, önümüzdeki aylarda yaşanacak enflasyonu da karşılamak zorundadır. Bu gerçekçi bir rakamdır ve vatandaşın mağduriyetini gidermesi açısından önemlidir" dedi.
Deniz, Rize Ticaret Borsası’nın 34-35 TL bandında yaptığı açıklamayı ise eleştirerek, bu tür açıklamaların üreticinin haklarını korumaktan çok piyasayı speküle etmeye yönelik olduğunu ifade ederek,“Ziraat Odası’nın ve Ticaret Borsası’nın açıklamaları üreticiyi korumalıdır. İktidarın açıkladığı fiyatlar ise genelde halkın beklentisinin altında kalıyor” şeklinde konuştu.
Deniz, özellikle vatandaşların yaşadığı ekonomik zorluklara dikkat çekerek, hükümetin 24 yıllık iktidarında halkı vergi kıskacına aldığını ifade etti.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Deniz, TÜİK ve ENAG'ın açıkladığı enflasyon oranlarının birbirine yakın olduğunu belirterek, "Dün açıklanan verilere göre aylık enflasyon %4,18, yıllık ise %32. Ancak bu rakamlar gerçeği yansıtmıyor. Vatandaş zaten dört ayda bu kaybı yaşadı, peki ya önümüzdeki sekiz ayda ne olacak? Enflasyon oranları %60'a çıkarsa ne yapacağız? Vatandaşa ek zam mı verilecek? Bu şu demektir: Ben size şu rakamı veriyorum %32 ya da %35 neyse ama sen zaten 4 ayda bunu kaybetmişsin. Geri kalan 8 ay ne olacak? Biz geri kalan 8 ayda da vatandaşın sıkıntı çekmemesini sağlamak zorundayız. Hepimiz biliyoruz geçtiğimiz günlerde, bir isim zikretmemize gerek yok, çok sayıda büyük işletmelerin vergilerinin vergi borçlarının nasıl silindiğini hepimiz biliyoruz." ifadelerini kullandı.
"Kendi İnsanını Somali Koşullarına Mahkûm Ettin"
Hükümetin dış yardım politikasını Rizeli üreticinin durumuyla kıyaslayan Deniz, "Emekline, işçine para vermiyorsun, okullarda çocuklara bir kap yemeği çok görüyorsun ama Somali’ye 1 milyar dolar yardım yapıyorsun. Önce kendi ülkende Somali koşullarında yaşamaya mahkûm ettiğin insanlara yardım et. Bu halk 24 yıldır vergi kıskacında; yakında kente giriş çıkıştan bile para alacaklar." ifadesinde bulunarak eleştirilerini şu şekilde sıraladı: “Somali'ye biz 1 milyar dolar yardım yapmışız. Yani sen emekline vermeyeceksin, işçine vermeyeceksin, çalışanına vermeyeceksin, okullarda güvenlik görevlisi tutmayacaksın, okullarda çocuklara bir kap yemek bedava vermeyeceksin, insanlar aç gezecek, ÇAYKUR'da çalışan işçinin mevsimlik kadroda çalışanının kadro sorununu çözmeyeceksin, çay üreticilerinin sorunlarını çözmeyeceksin ama Somali'ye 1 milyar dolar yardım yaptım diye açıklama yapacaksın. En son 30 milyon dolar gönderilmiş. Varsa bu ülkenin yapsın, Somali'ye yardım yapmasın demiyorum. Ama ilk önce kendi ülkende Somali'nin koşullarında yaşamaya mahkum ettiğin insanlara da yardım et de kendi yaşadığın kendi insanların bir rahat nefes alsınlar. Bizim söylediğimiz nokta o.
Türkiye'de yapılan uygulamalar artık her şeyden artık para alınma dönemine geçiliyor. Yarın öbür gün kente giriş çıkış için para alacaksınız, her türlü şeyin vergilendirildiği, vatandaşın her türlü adımına vergi yapacaksınız ama büyük büyük firmalara işte bulundukları yerlerde vergi indirimi yapacaksınız. Yeni açılan bir sanayi bölgesinde, endüstri bölgesinde vergi muafiyeti tanıyorsun. Vergi muafiyetini biraz da vatandaşlarına tanı, bize tanı, işçilere tanı.”
"Çay Siyasetin Tam Merkezindedir"
Geçtiğimiz günlerde düzenlenen Çay Yürüyüşü’ndeki Ekrem İmamoğlu posterleri üzerinden gelen "siyaset" eleştirilerine de yanıt veren Deniz, her şeyin temelinde siyasi kararların olduğunu belirterek, “O bizim yaptığımız bir olay değil. Vatandaşın yaptığı bir olay. Çay Yürüyüşü aynı zamanda hak arama mücadelesi, demokrasi arama mücadelesi. Yani Çay Yürüyüşü'nde insanlar Çay Kanunu çıkmamasını bir haksızlık görüyorlar, demokrasiye aykırı durum olarak görüyorlar. Onunla ilgili genel bir şey. Yani bizim işte insanların eline bir resim vererek yapmış olduğumuz bir olay değil ama vatandaş o şekilde kendini o dayanışmayı ortaya göstermek açısından yapmıştır. Bu yapacağımız yürüyüşte de insanlar taşıyabilirler; biz ‘niye onu taşıdın?’ diye kimsenin elinden alacak halimiz yok. Ama olaya şöyle bakmak lazım; çayla ilgili olan her şey siyasidir. Çay fiyatına siyaset karar veriyor, kontenjana siyaset karar veriyor. O zaman çay tabii ki siyasidir. Biz 'siyaset girmesin' diyerek sorunların halı altına süpürülmesine izin vermeyeceğiz. Bizim mücadelemiz birilerini bir yere getirme mücadelesi değil, vatandaşın yoksullaşmasını önleme mücadelesidir. Yanlışa yanlış demek bizim halkımıza karşı 'kul hakkı' sorumluluğumuzdur." dedi.
Hayvan Barınağı ve Ortak Akıl Çağrısı
Rize’deki hayvan barınağını ziyaret ettiğini ve devletin oraya ciddi bir yatırım yaptığını belirten Deniz, bu konuda kutuplaşmak yerine çözüm üretilmesi gerektiğini ifade ederek, "Burada birbirimizi eleştirmektense, suçlamaktansa orayı daha iyi nasıl yapabilirizi konuşmak lazım. Daha iyi koşullar nasıl yaratılabilir? Orada 1400 can yaşıyor. Eksikler olabilir, yapa yapa öğreneceğiz. İBB’nin bu konudaki tecrübesini Sayın Valimize aktardım. Gönüllüler, Valilik ve uzmanlar bir araya gelerek süreci birlikte yönetmelidir." diye konuştu.
Erken Seçim Mesajı: "Dünyanın En Uzun Kampanyasını Yürütüyoruz"
Sahadaki yoğun çalışmalarının bir erken seçim göstergesi olup olmadığı sorusuna ise Deniz şu yanıtı verdi: "AKP ne kadar isterse istesin, seçim en geç 2028’de. Biz şimdiden çalışıyoruz. Genel Başkanımızın dediği gibi; dünyanın en uzun ve en kalabalık seçim kampanyasını yürütüyoruz. Rize’de sahada olan, insanların sorunlarını dile getiren, bir konuda tavır koyan tek parti Cumhuriyet Halk Partisidir”
Deniz, Amedspor'un Süper Lig'e çıkışını kutlayıp kutlamadığı sorusuna, "Ben Rizespor'un başarılarıyla ilgileniyorum. Biz isteriz ki Rizespor birinci olsun, şampiyon olsun. Rizespor şampiyon olduğu zaman Rizespor'u en çok kutlayacak olan insanlar biz olacağız yani." şeklinde cevap verdi.
Mitinge Davet: "Kendi Dövizinizle Gelin"
Toplantının sonunda tüm vatandaşlara çağrısını yineleyen Deniz, "Gelin sesinizi çıkartın. Çay Kanunu mu istiyorsunuz, kadro mu bekliyorsunuz, çocuğunuz mu işsiz? Herkes nasıl bir sorun yaşıyorsa, neyi talep ediyorsa küçük bir dövize yazsın. Kendi döviziyle gelsin. Kendi talebini dile getiren döviziyle gelsin. Orada çıkartsın, Neden şikayetçiyseniz onu yazın, Genel Başkanımıza ve tüm Türkiye'ye gösterin" diyerek sözlerini noktaladı.




