Sınırsız Tüketime Dikkat
Yoksulların yeterli gıda, temiz su ve temel eğitim ihtiyaçlarının karşılanması için gereken paranın insanların bir yıl içinde makyaj malzemelerine, dondurmaya ve hayvan mamasına harcadığından daha az olduğunu belirten Özer, 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, TEMA'nın sınırsız tüketimin toplumsal bir sorun olduğuna ve bu sorunun çözümünün yaşamımızı sürdürecek kadar tüketip bundan mutlu olabileceğimiz bir toplum düzeni yaratmaktan geçtiğine inandığını belirtti.
Tüketimin son yıllarda ihtiyaçları karşılamanın, hatta düşleri gerçekleştirmenin çok ötesine geçerek başlı başına bir amaç haline geldiğini vurgulayan Özer, sınırsız tüketim çabasının ağır bir bedeli olduğunu ve günümüzde bu bedelin tüketimin kendisi kadar hızlı büyüdüğünü kaydetti.
Bugün 6.4 milyar insanın yaşadığı ve giderek azalan doğal varlıkların hızla tüketildiği bir dünyada yaşandığını ifade eden Özer, şunları kaydetti:
''Tüketim harcamalarının büyük bölümü konfor ya da hayatta kalabilmek için gerekliliği tartışılan, ama yaşamı daha keyifli kılan ürünlere yapılırken dünyadaki yoksul kesimin temel gereksinimlerinin karşılanmasının çok masraflı olacağına ilişkin savlar öne sürülüyor. Oysa eldeki veriler gösteriyor ki yoksulların yeterli gıda, temiz su ve temel eğitim ihtiyaçlarının karşılanması için gereken para, insanların bir yıl içinde makyaj malzemelerine, dondurmaya ve hayvan mamasına harcadığından daha azdır. Doğal varlıkların birçoğu sürdürülebilir düzeylerin çok üzerinde sömürülüyor. Ülkemizde de durum pek farklı değil. Verimli tarım alanlarımız amacı dışında kullanılarak üzerlerine sanayi tesisleri kuruluyor, ormanlarımız madencilik faaliyetlerine, imara açılıyor, enerji üretimi için doğanın ana damarları nehirlerimizin üzerine yüzlerce hidroelektrik santral (HES) kuruluyor.''
TEMA Vakfının 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü'nde sınırsız tüketimin toplumsal bir sorun olduğuna dikkat çektiğini belirten Özer, şöyle devam etti:
''Sadece tüketim peşinde koşmanın hem tüketici toplumlardaki yaşamın kalitesini azaltacağına hem de çocuklarımızın torunlarımızın yani gelecek nesillerimizin temel ihtiyaçlarını karşılama olanaklarının bile ellerinden alınmasına neden olacağına dikkat çekiliyor. Bu sorunun çözümü yaşamımızı sürdürecek kadar tüketip bundan mutlu olabileceğimiz bir toplum düzeni yaratmaktan ve herkesin bu hedefe ulaşmak için birlikte hareket ederek katkı sağlamasından geçiyor. Böylece bizden sonra gelecek tüm canlılara sürdürülebilir bir dünya bırakmış olacağız.''
