Türkiye’de 10 yıl içinde 400 bin kişi siroz riskiyle karşı karşıya kalabilir

Türkiye’de 10 yıl içinde 400 bin kişi siroz riskiyle karşı karşıya kalabilir
Karaciğer sertleşmesi, şeklinin bozulması ve görevlerini yapamaz hale gelmesiyle gelişen siroz, giderek büyüyen bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor.

Sağlık Grubu’ndan Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaprak, “Karaciğer yağlanması olan bireylerin yaklaşık yüzde 1’inin 10 yıl içinde siroz geliştireceğini öngörüyoruz. Bu da önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 400 bin yeni siroz hastası anlamına geliyor. Bu rakam son derece endişe verici” dedi.

Eskiden virüslere bağlı gelişen siroz, artık modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve kötü beslenme yüzünden patlama yaptı. Karaciğer yağlanmasının toplumda yüzde 40’a ulaştığını belirten Medipol Mega Üniversite Hastanesi Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaprak, karaciğer yağlanmasınınönlenmediği takdirde siroza kadar ilerleyebileceği uyarısında bulundu.

‘KARACİĞER VÜCUDUN KİMYA FABRİKASIDIR’

Sirozun karaciğerin yapısının sertleşmesi ve fonksiyonlarını kaybetmesi anlamına geldiğini belirten Prof. Dr. Yaprak, “Karaciğer; protein üretimi, safra salgılanması, bilirubininatılması, pıhtılaşma faktörlerinin sentezi ve karbonhidrat yağ metabolizmasının merkezidir. Siroz geliştiğinde bu hayati fonksiyonların tamamı ciddi şekilde bozulur. Eskiden sirozun en sık nedeni hepatitlerdi. Aşılama ve yeni tedaviler sayesinde bu nedenler geriledi. Asıl tehlike karaciğer yağlanması. 2000’li yıllarda toplumda karaciğer yağlanması oranı yüzde 10 civarındaydı. Bugün bu oran yüzde 40’a ulaştı. Yani dört katlık bir artış söz konusu” ifadelerini kullandı.

‘METABOLİK SENDROM SİROZU BESLİYOR’

Karaciğer yağlanmasının metabolik sendromun bir parçası olduğunu belirten Prof. Yaprak, “Obezite, diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve karın içi yağlanma metabolik sendromu oluşturuyor. Bu tablo, karaciğeri zamanla siroza sürüklüyor. Karaciğer hücrelerinin yüzde 5’inden fazlasının yağla yer değiştirmesi durumunda yağlanmadan söz edebiliriz. Yağlanma ilerlerse iltihap eklenir ve NASH dediğimiz tablo gelişir. Yağlanması olan hastaların yaklaşık yüzde 25-30’unda NASH ortaya çıkar. Bu grubun yüzde 10’unda ise süreç siroza kadar ilerler” diye konuştu.

Prof. Dr. Yaprak, “Karaciğer yağlanması olan bireylerin yaklaşık yüzde 1’inin 10 yıl içinde siroz geliştireceğini öngörüyoruz. Bu da önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 400 bin yeni siroz hastası anlamına geliyor. Bu rakam son derece endişe verici. Erkeklerde bel çevresi 100 cm, kadınlarda 85 cm üzerindeyse, diyabet, hipertansiyon veya kolesterol yüksekliği varsa karaciğer yağlanması olasılığı yüzde 60-70’tir. Morbid obezbireylerin ise yüzde 90’ında yağlanma vardır” dedi.

'YAĞLANMA GERİ DÖNDÜRÜLEBİLİR'

Tedavinin temelinin yaşam tarzı değişikliği olduğunu vurgulayan Prof. Yaprak, “Akdeniz tipi beslenmeye geçilmeli, işlenmiş karbonhidratlar bırakılmalı, fruktoz ve mısır şurubu içeren ürünlerden uzak durulmalı. Mümkünse 14-16 saatlik aralıklı oruç uygulanmalı. Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş öneriyoruz. Nabzın yükseldiği, terlemenin olduğu bir egzersiz olmalı. Ayrıca kas güçlendirici egzersizler çok önemli çünkü kaslar vücutta enerji yakımını artırır” şeklinde konuştu.40 yaş üzeri ve kalp riski olan bireylerin egzersiz öncesi kardiyolojik değerlendirme yaptırması gerektiğini de hatırlattı.

Kaynak:DHA

HABERE YORUM KAT
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.