Yazar Yusuf Yıldız, gençleri etkileyen ateizm ve deizm eğilimlerini ve nedenlerini anlattı

Yazar Yusuf Yıldız, gençleri etkileyen ateizm ve deizm eğilimlerini ve nedenlerini anlattı
Yazar Yusuf Yıldız, dinin aşksız yaşanmasının yeni nesilleri dinden uzaklaştırdığını belirterek, "Aşksız yaşanan bir din, genç kuşakları ateizme ve deizme feda etmemize zemin hazırlar." dedi.

İlahiyat ve fizik alanındaki çift disiplinli eğitimini, İslam düşüncesi, kozmoloji ve kuantum fiziği bağlamında harmanlayan Yusuf Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, genç neslin ateizm ve deizm eğilimlerinden etkilenmesinin nedenlerini anlattı.

Dini aşk boyutunda yaşamanın, dinin ihlaslı yaşanması demek olduğunu dile getiren Yıldız, "Eğer aşk boyutunda yaşanmıyorsa bir din, ihlası eksiktir, gerçek imandan kopuk bir din anlayışıyla yaşamış oluruz. Çünkü Hazreti Peygamber (sav) ve onun güzide ashabı aşkı bize öğrettiler, yaşantılarıyla aşkı gösterdiler. İlahi aşk temalı bir iman olgusu üzerinden müminlik sergilediler. Bizlerin de gerçek mümin olabilmemiz için bu aşk boyutunda iman derecesine kavuşuyor olmamız beklenir." ifadesini kullandı.

"Yaşadığımız dinin içine aşkı ve muhabbeti katmamız gerekir"

Bazı inançlı ailelerin çocuklarının bile ateist ve deist olmasının sebeplerini sorgulamak gerektiğini vurgulayan Yıldız, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu hadisede görebildiğimiz sorunun en temel esası şudur, aşksız yaşanan bir din, ateizme ve deizme genç kuşakları feda etmemize zemin hazırlar. Şekilden ibaret kalmış, ruhu, muhtevası, muhabbeti olmayan bir din, yeni kuşakları, kendi ailemizin bireylerini dahi maalesef ateizme ve deizme yahut yüzeysel bir dindarlığa, şekilci bir dindarlığa hapseder, iter. Buna engel olmak için de yaşadığımız dini muhtevanın içine her bir hücresine varıncaya kadar aşkı, muhabbeti katmamız gerekir. Bunu katamıyorsak şayet orada bir dindarlıktan da bahsetmek çok doğru olmaz."

İman hakikatlerini salt kurallara hapseden şekilci anlatımların insan ruhunda derin boşluklar açtığını kaydeden yazar, dini yalnızca katı bir emir ve yasaklar silsilesi olarak sunmanın, insanın fıtratındaki köklü aidiyet ihtiyacını karşılayamadığını dile getirdi.

Yıldız, kimsenin kusursuz ve mükemmel olmadığını, gençlere de kusurlarını fark ederek düzeltmelerini tavsiye etmek gerektiğini söyleyerek, "Gençler de kusurlarıyla birlikte sevildiklerini ve insan olduklarını fark edebildikleri oranda İslam'a daha fazla yaklaşır. Çünkü İslamiyet esası itibarıyla insaniyettir." görüşünü paylaştı.

İmanın salt kurallara hapsedilmemesi gerektiğine dikkati çeken Yıldız, gençlerin gönlüne dokunabilmek için Allah'ı yalnızca korkulacak bir otorite olarak değil en zor anlarda sığınılacak, sonsuz merhametine hayran olunacak bütün varlığın yegane sevgi kaynağı olarak anlatmanın şart olduğunu vurguladı.

Yusuf Yıldız, 600'den fazla Kur'an-ı Kerim ayetinin kozmoloji ilmiyle alakalı olduğuna işaret ederek, "Kuran'da güneşe ve aya çok dikkat çekilir. Gökyüzüne tekrar tekrar bakılması emredilir. Astrofizik ilmine ve kozmoloji ilmine dikkatimizi çeker. Dolayısıyla eğer Kuran'ı bilecek ve Kuran hakkında tefsir yapacak, konuşacak insanlar sadece günümüzdeki dini öğretim müesseselerinden dini öğrenirse bu konuda eksik kalırlar. Bu eğitim eksik bir eğitimdir. Fen ilimlerinin okutulmadığı bir ilahiyat fakültesi, doğru müfredatı takip edip Kuran'ı doğru tefsir etmekte yetersizdir." değerlendirmesinde bulundu.

⁠"Kozmoloji, fen, biyoloji ilmi de dini ilimdir, hepsi Allah'ı anlatır"

İznik Medresesi'nin 1331'de Osmanlı Devleti'nin ikinci padişahı Orhan Gazi döneminde kurulduğunu aktaran Yıldız, şöyle devam etti:

"Davud-i Kayseri İznik medresesinin baş müderrisi yani günümüzün tabiriyle rektörüdür. Bu medresenin müfredatında kozmoloji, tıp, astronomi, matematik, geometri dersleri vardır. Bunlar dini ilimlerle beraber öğretilir. Aslında dini ilimdir hepsi. Yani kozmoloji ilmi de fen ilmi de biyoloji ilmi de dini ilimdir, hepsi dini, Allah'ı anlatır. Kainatı, insanı, hayvanı anlattığınızda din dışı bir şey anlatmıyorsunuz. Dolayısıyla bu ilimlerin hepsi Kuran'a tefsir olabilmek bakımından bize malzeme teşkil edecek birtakım veriler sunar. Osmanlı'nın kuruluş dönemlerinde sahip çıktığı ve İslam ülkelerinin medeniyetin temsilcisi olduğu o dönemlerde fen, matematik ilimlerine sahip çıkması, pek çok ilmin kurucusunun Müslüman alimlerden oluşması malumunuzdur. Günümüzdeki geri kalmışlıkta din ilimleriyle fen ilimlerini ayrı telakki etmenin de doğal olarak buna neden olduğu söylenebilir. Biz de Felak Suresi ile ilgili yazdığımız eserde dedik ki fen ilimlerini de bu ayetlerde kullanabiliriz ve Felak Suresi'nin fen ilimlerinde, günümüz modern ilminde, kozmoloji verilerinde karşılığı olan Big Bang (Büyük Patlama) teorisi ile alakası noktasında bir anlayışla Felak Suresi'ne başka bir bakış açısı kazandırıp, başka bir bakış açısı sunmak ve gençlerin de dikkatini çekmek istedik."

Yazar Yıldız, metafiziğin fizikten ayrı düşünülmemesi gerektiğinin altını çizen yazar, "Metafizik, dinin mistik, manevi ve tasavvufi boyutu belki. Ama bu tasavvufi boyutunun fizikten ayrı ve zıt bir kavrammış gibi telakki edilmesi fizik ilminin günümüzde ulaştığı seviye bakımından yanlıştır ve muhaldir. Niye? Çünkü fizik ilmi, modern fizikte artık kuantum fiziğini, Heisenberg Uncertainty Principle dediğimiz (Werner) Heisenberg'in belirsizlik ilkesiyle beraber mekanik fiziğin artık geride kaldığı, (Isaac) Newton fiziğinin artık biraz daha az seviyede değerlendirildiği, kuantum fiziği gibi birtakım kavramların öne çıktığı bir seviyeye gelmiş durumda. Orada da varlık-yokluk dengesi, fizik-metafizik dengesi birbirine çok yakınlaşmış bir durumda. Kuran'ı biz bu çerçevede anlamaya çalışırsak, modern bilimin geldiği seviye bakımından bu asrın idrakine Kur'an ayetlerini söyletebiliriz. Eğer bunu başarabilirsek, gençler Kuran'ı sevecek, bizler buna köprü olacağız, Kuran'ı merak edecekler, bir farkındalık oluşturacağız." diye konuştu.

⁠"Batı medeniyetinin temelinde İslam alimleri vardır"

Kur'an-ı Kerim'deki Fatiha ve Felak surelerinin farklı boyutlarını okuyucuya sunduğu eserlerine ve içinde yer aldığı sosyal çalışmalara da değinen Yıldız, "Bir de bir dernek kurduk, Kevser Uluslararası Barış ve Adalet Derneği, kısa adıyla KUBA Derneği. Bu derneğin yönetim kurulundaki arkadaşlarımızla, kozmolojiyle bilimle bilimle dini barıştırmakla ilgili birtakım faaliyetler yürütüyoruz, hiçbir yerden hayır kabul etmeden, para toplamadan." bilgilerini paylaştı.

Yusuf Yıldız, Kur'an-ı Kerim tefsiri üzerine çalışmalar yapmayı planladıklarını aktararak, "Kitabı ve sünneti birbirinden ayırmadan, sıratı müstakim üzere, 'Ehl-i Sünnet vel-Cemaat' anlayışı üzerine gençlere hitap eden bir sunum yapabilirsek, şayet gençlerin tekrar dinle barışmasını, dine belki aşık olmasını, en azından merak etmesini sağlayabiliriz. O merak oluşturulursa da, Kuran'a aşık olabilecekleri kanaatindeyim. Bu çerçevede de biz karınca kararınca, bir hizmet ortaya koyabilirsek memnuniyet duyacağız." ifadelerini kullandı.

Yapay zeka konusunda bugün yapılan çalışmaların İslam alimi Harezmi'nin çalışmaları üzerine gerçekleştirildiğinin altını çizen Yıldız, "Eğer algoritma konuşuluyorsa, kurucusuyla beraber dile getirilmeli. (İslam dünyası) Biz Batı'dan önce bunları tesis etmiştik. Aslında günümüzdeki Batı medeniyetinin temelinde İslam alimleri, İslam bilim adamları vardır." dedi.

Yıldız, dinin kalbe indiğinde insanı dirilteceğini ve sönmeyen bir iman heyecanını ancak bu muhabbet ikliminin gençlerin gönlünde filizlendirebileceğini belirterek, çalışmalarını bu vizyonla sürdürdüğünü söyledi.

Yazar Yıldız, Fatiha Suresi'nin tefsirine ilişkin "Aşkın Anahtarı: Fatiha Suresi" ile "Felak'tan Felaha: Felak Suresi" kitaplarına imza attı.

Kaynak:AA

HABERE YORUM KAT
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.