Yeni Türkiye'de Çankaya'ya Giden YOL?

Yeni Türkiye'de Çankaya'ya Giden YOL?
Başbakan Erdoğan, askeri vesayete karşı verdiği mücadele ile hem ülkenin hem de kendisinin yolunu açtı.

Çankaya'ya duble yol

20 Haziran 1950 günüydü.

Menderes hükümeti kurulalı 1 ay olmuştu.

Bir albay telaşlı bir şekilde Başbakan'ın odasına girdi.


Başbakan'ın Özel Kalem Müdürü dışarıda bekleyenlere Başbakan'ın tüm randevularının iptal edildiğini duyurdu.

Bir olağanüstülük vardı.

Başbakan Menderes, makam odasından albaydan önce çıktı.

Doğruca Çankaya Köşkü'ne gidip Cumhurbaşkanı Bayar'a durumu anlattı.

DP'nin seçimi kazanarak gelmesini bir türlü hazmedemeyen ordu darbe hazırlığı içindeydi.

Genelkurmay Başkanı Abdurrahman Nafiz Gürman ve kuvvet komutanları başta olmak üzere 16 general ve 150 albay emekliye sevkedildi.

Menderes aynı çevikliği 9 subay olayında gösterse belki, 27 Mayıs olmayacaktı. Ülkenin akıbeti gibi kendi geleceğini de kurtarmış olacaktı.

1969 yılıydı.

MİT Müsteşarı Fuat Doğu, Başbakan Demirel'e bir bilgi iletti.

Buna göre Genelkurmay Başkanı Cemal Tural ihtilal hazırlığı içindeydi.

Son zamanlarda Cemal Tural'ın faaliyetleri iyice dikkat çekici hale gelmişti.

Tural Paşa İş Bankası ve Ziraat Bankası'na gidiyor, PTT'yi denetliyor, sürekli yurt gezilerine çıkıyor, askeri kıtaları şehir merkezlerindeki tören alanlarında denetliyordu. Artık bunlara özel sektör fabrikalarını teftişi de eklemişti. Ordu içinden gelen haberler de Tural Paşa'nın darbe hazırlığı içinde olduğunu doğruluyordu.

Demirel telaşla Çankaya Köşkü'ne çıktı. Aldığı bilgileri Cevdet Sunay'la paylaştı. "Senin koltuğuna oynuyor" dedi. Sunay'da da bazı bilgiler vardı. "Ne yapacağız" diye sordu. Demirel, "Derhal emekliye sevk edelim" yanıtını verdi.

Çankaya ile hükümet anlaştı. Demirel Bakanlar Kurulu'nu topladı, kendisi tek tek takip ederek, boş kararnameye imzaları aldı. Tural ismi yazılmamıştı Çünkü Demirel'in bazı bakanlarının da Tural'la irtibatı vardı.

Köşk'e çıktı. Sunay bu kez, "Tural'a haber gönderelim, Askeri Şûrâ'ya naklini istesin" dedi. Demirel, "Yapmayın. Karga tulumba hepimizi bir torbaya koyar" diye itiraz etti.

Kararname imzalandı.

Sunay'ın ne yapacağı, nasıl direneceği merak ediliyordu.

Personel Başkanı Orhan Paşa kararnameyi önüne koyunca, Tural Paşa'nın renginin sarardığı gözlendi. "Ya öyle mi" diyebildi.

27 Mayıs darbesinden sonra Silahlı Kuvvetler Birliği'nin liderliğini yapmış, bastığı yeri titreten bir komutandı Cemal Tural. Emeklilik kararnamesi eline tutuşturulunca, uğurlamaya tek bir rütbeli komutan gitmemiş, hüzünlü bir şekilde karargahı terketmek zorunda kalmıştı.

1977 yılında Kara Kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun'un emekliye sevk edilmesinde de Başbakan Demirel başrollerdeydi. İstanbul'da komutanlarla yaptığı toplantıyı dinletmiş, Ersun henüz Ankara'ya ulaşmadan emeklilik kararnamesini hazırlatmıştı.

Karargahına ulaşsa ihtilalin düğmesine basacağından korkuluyordu. O nedenle Ankara'ya indiğinde havaalanında emeklilik kararnamesi eline tutuşturuldu. Ersun'la birlikte ordu komutanları ve çok sayıda albay emekliye sevk edildi.

Kimine göre darbe önlenmiş, kimine göre ise Ersun'un tasfiye edilmesiyle birlikte 12 Eylül'ün kapısı aralanmıştı.

12 Eylül öncesinin en dikkat çekici sıkıyönetim komutanıydı Necdet Üruğ...

Genelkurmay Başkanlığı'ndan ayrılmadan önce kendinden sonra 10 yıl devam edecek komuta kademesini dizayn etmişti. Şûrâ'ya 1 ay kala istifa etmeyi ve Necdet Öztorun'u başa getirmeyi planlıyordu. 12 Eylül'ün lideri Kenan Evren de Başbakan Turgut Özal da paşanın tavırlarından rahatsızdılar.
Çankaya ve hükümet anlaştı, Turgut Özal'a sivil iradenin gücünü gösterme şansı doğdu. Üruğ emekliye sevkedildi, yerine Genelkurmay 2.Başkanı Necdet Torumtay atandı.

Bunlar asker-sivil ilişkileri açısından yaşanmış nadir örnekler olduğu için tek tek sıralamak istedim. Ve yine maalesef ki bu örnekleri çoğaltmak mümkün değildi.

Ta ki 28 Temmuz 2011 tarihine kadar...

Genelkurmay Başkanı ve 3 kuvvet komutanının istifası sonrasında sergilenen başarılı yönetimle demokrasi tarihimize parlak bir sayfa eklendi.

Aslında 2010 YAŞ toplantısında hükümet ve Çankaya'nın sergilediği tavırla 2011 Şûrâsı öncesinde yaşananları birbirinden bağımsız düşünmek mümkün değil.

Şûrâ'da yeni komutanların atanmasıyla birlikte, istifa eden generallerin isimlerini hatırlayan olmayacak. Sadece orduevlerindeki briç partilerine ya da asker-siyaset ilişkilerini inceleyen çalışmalara konu olacaklar.

Atilla Işık Paşa'yı hatırlayan var mı?

Bu süreçte Cumhurbaşkanı Gül'ün hakkını teslim etmek gerekiyor. Çankaya olmadan bu işler olmazdı.

Başbakan Erdoğan ise geçen şûrâdaki kararlı tutumu ile yüzde 50 ile üçüncü kez iktidar olma yolunu açtı.

Bu şûrâya ise yüzde 50 ile iktidar olmanın gücü ve Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanlarının toplu istifa sürecini göğüslemiş bir lider olarak giriyor. Şûrâ koltuğunda oturan Başbakan'a asker artık o gözle bakacak.

Eski Türkiye'de Çankaya'ya giden yol, Genelkurmay'dan geçiyordu. Yeni Türkiye'de ise Çankaya'nın yolu, Genelkurmay'la mücadeleden geçiyor.

Başbakan Erdoğan, askeri vesayete karşı verdiği mücadele ile hem ülkenin hem de kendisinin yolunu açtı.

Çankaya'ya Duble Yol döşedi.

Şimdiden hayırlı olsun.

Abdülkadir Selvi / Yeni Şafak