Siyasi onay gerektiren temel unsurun ise mali harcamalara ilişkin kısıntı olduğu dile getiriliyor.
IMF görüşmelerine beklenmedik biçimde ara verilmesinin nedeni, belirginleşmeye başladı. IMF'nin Türkiye Heyeti ile bürokratların 15 günü aşkın süredir yaptıkları görüşmelerde teknik olarak mutabakata varıldığı ancak Başbakan Tayyip Erdoğan'ın üzerinde uzlaşılan metine onay vermediği, bu nedenle IMF görüşmelerinin kesildiği öğrenildi.
Ekonomi bürokratları IMF heyetinin bir anlaşma olmadan geri dönüşüne şaşırmış durumda. Daha orta düzeydeki bürokratlar, "teknik olarak hemen her şey üzerinde IMF ile mutabakata vardıklarını", heyetin neden geri döndüğünü anlayamadıklarını belirtirlerken, "Herhalde siyasi bir konu var" yorumunu yapıyorlar.
Üst düzey bürokratlardan aldığımız izlenim ise yine teknik müzakerelerin sonuna gelindiği ama teknik metin konusunda siyasi iradenin, yani Başbakan'ın olurunun bir türlü alınamadığı yönünde. Dolayısıyla siyasi onay olmadan da artık anlaşma metninin nihai aşamasına getirilemediği, son noktada tıkandığı belirtiliyor.
Hazine yönetimi gergin
Özellikle Hazine yönetiminin oldukça gergin olduğu gözleniyor. Hazine bürokrasisinin üzerine düşeni yaptığı, sabahtan akşama kadar IMF ile her türlü detay teknik görüşmelerin tamamlandığı ama Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in yeterince devreye girmediği, varılan mutabakatı Başbakan'a anlatıp onay alma sürecini tamamlamadığı ifade ediliyor.
Siyasi onay gerektiren temel unsurun ise mali harcamalara ilişkin kısıntı olduğu belirtiliyor. 2009 sonu itibariyle, daha önceki bütçe ile yüzde 3'lük faiz dışı fazla (FDF) oranı saptandığını hatırlatan bürokratlar, bu orana göre yeni revizyonların büyük bölümünün yapıldığını, bir miktar daha kısıntı gerektiğini ama bu rakam için Başbakan'dan onay gelmediğini söyledi. Bu onay olmadan artık müzakerelerin geliştirilemediği belirtilirken, IMF'in de bunun üzerine ABD'ye geri dönme kararı aldığı öğrenildi.
Somut bir bilgimiz bulunmuyor ama edindiğimiz izlenim o ki; Başbakan, FDF hedefini gerçekleştirmek için gereken harcama kısıcı ek önlemlere onay vermedi ve "kabul ederlerse böyle etsinler" dedi. IMF de bu resti görmeyip, taviz talebini kabul etmeyince, görüşmelerin kesilmesine karar verilmiş gibi gözüküyor. Yani Başbakan'ın yeniden pazarlık yapıp, IMF'den ek tavizler koparmak istediği, bu nedenle teknik mutabakata onay vermediğini tahmin ediyorum.
IMF görüşmeleri kesilmemeliydi
Başbakan Erdoğan dün görüşmelere 10 gün kadar ara verildiğini belirtirken, Davos'ta kendisinin de IMF ile görüşeceğini söyledi. Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in IMF Başkan Yardımcısı Lipsky ile bir görüşmesi vardı, resmi programda Başbakan'ın böyle bir görüşmesi yer almıyordu ama son gelişmelerden sonra Lipsky ile Başbakan Erdoğan'ın da görüşmesi, belki IMF Başkanı Kahn ile de bir araya gelmesi beklenmeye başladı.
Davos'taki görüşmelerde Başbakan Erdoğan'ın "FDF hedefinin düşürülmesi dolayısıyla harcamalarda ek kısıntıda ısrar etmemeleri" doğrultusunda talepte bulunması bekleniyor.
IMF ile görüşmelerde deneyimli bir eski bürokratla görüştük ve görüşmelerin kesilmesi konusundaki sorumuza, "IMF görüşmelerinin yarıda kesilmesinin doğru bir hareket olmadığı" yanıtını aldık. Aynı yetkili, 2000 yılında dönemin heyet başkanı Cotarelli ile Ankara'da 30 gün müzakere edilip, uzlaşma sağlanamayıp, Cotarelli ABD'ye geri dönme kararı aldığında, Frankfurt'tan geri döndürdüklerini, bu şekilde görüşmelerin tamamlanıp 2001 yılı programına son şeklinin verildiğini hatırlattı. Aynı yetkili, "IMF'le görüşmelere ara vermek doğru değil, ne yapıp edip devam edilmeli, son şekli kesinti olmadan biran önce verilmeliydi" dedi.
IMF'in görüşmelere ara verilmesinden sonra ne zaman geri döneceğinin garantisi olamayacağını, üstüne üstlük ek taleplerde bulunması ihtimali bulunduğu kaydeden aynı yetkili, "Belirsiz bir konuma geldik" diye konuştu.
Önceki akşam Hazine'den yapılan görüşmelere ara verildiği açıklamasının ardından IMF merkezinden gelen açıklamada orta vadeli, mali yapısal tedbirler konusunda uzlaşmaya varılamadığı söylenmişti. Piyasalar dün bütün gün, kendi arasında bu orta vadeli mali yapısal tedbirlerin neler olabileceğini tartıştı. Piyasa oyuncuları daha çok gelir idaresinin yeniden yapılandırılması, mali kural uygulaması ve belediye ve KİT hesapları açısından sorun çıkmış olabileceği görüşündeydi.
Piyasa ciddiye almadı
Sonuç olarak IMF'nin mali disiplinin korunması ve harcamaların kısılması yönündeki taleplerinin bürokrasi tarafından makul görülüp kabul edildiği, ama Başbakan Erdoğan'ın bu kısıntılara onay vermediği anlaşılıyor.
Piyasalar IMF'le görüşmelerin kesilmesini dün fazla ciddiye almadı gibi gözüktü. Bu nedenle piyasada belirli bir bozulma yaşanmadı. Piyasa oyuncularının daha çok "Nasıl olsa hükümet mecbur kalıp bu anlaşmayı yapacak" diye düşündüğü, bu nedenle görüşmelere ara verildiği açıklamasını önemsemediği görüldü. Özetle piyasa ara verilse de IMF ile bir stand-by anlaşması yapılacağına, hala kesin gözüyle bakıyor.