Türkiye'nin 2002 yılında 31 bin megavat kurulu enerji gücü olduğunu, 2010 yılı sonunda ise bunun 40 bin megavata çıktığını kaydederek, ''Bunun yüzde 60'ını ithal temelli kaynaklar oluşturuyor. Enerjimizin yüzde 100'ünü kendimizin üretmesi mümkün değil. Ama ithal ettiğimiz enerjiyi mümkün olduğunca azaltmalıyız. Yerli kaynaklarımızı kullanmaya yönelik çalışmalara önem vermeliyiz'' dedi.
Türkiye'de su kaynaklarından üretilebilecek enerjinin 50 ile 150 bin megavat arasında olduğunun söylendiğini, şu anda kurulu olan hidroelektrik santralleri ile 15 bin megavat enerji üretildiğini ifade eden Bayramoğlu, şunları söyledi:
''Bu da kapasitenin ancak üçte birinin kullanıldığını gösteriyor. İkizdere Vadisinde yapılan hidroelektrik santrallerine (HES) birileri karşı çıkıyor. Dereyi korumak HES'lere karşı çıkmakla değil, ona yönelik yatırım ve planlama ile olur. Vadide yapımı sorunlu olan birkaç yatırımı konuşabiliriz. Ama HES'ler yapılmazsa enerjiyi nereden bulacağız. Dışa bağımlılığımız devam edecek.
Derenin suyunun kuruması ise sadece HES'lerle ilgili değil. Su seviyesinde ciddi oranlarda düşüşün meydana geldiği dönemler oluyor. Yapılan HES'ler nedeniyle dereye can suyu bırakılmayacak diye bir şey söz konusu olamaz. Fotoselli sistemle dereye bırakılan can suyu takip edilmektedir. Bırakmadığı tespit edilirse ceza olarak lisans iptaline kadar gidebilir. İkizdere'de yapılan HES'lerden çok fazla enerji üretilemeyeceği söyleniyor. Ancak vadide yapılan HES'lerden, şu anda kurulu olan hidroelektrik enerjisinin yüzde 5'i oranında enerji üretilecek. Bu önemli bir orandır. Derelerde yapılan her türlü proje yenilenebilir ve çevresel projedir.''