Bedelli askerlik için son sözü söyledi

Katıldığı canlı yayın programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başbakan Erdoğan "Bedelli Askerlik" konusunda son noktayı koydu. İşte ayrıntılar...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 12 Eylül'deki kritik referandum öncesinde NTV'ye konuk oldu.

Oğuz Haksever, Nermin Yurteri, Banu Güven ve Ruşen Çakır soruyor, Başbakan Erdoğan cevapladı.


Program öncesi Belçika'yı 3-2 mağlup eden Milli Takım futbolcuları ile görüşerek tebrik eden Başbakan Erdoğan 'İkinci yarıyı havaalanında seyretme fırsatım oldu. İlk yarıda uçaktaydım. izleyemedim. Öncelikle çok teşekkür ediyorum. Bütün arkadaşlarına aynı şekilde tebriklerimi iletirsen çok sevinirim. Bende az önce Mahmut Bey ile de görüştüm tebrik ettim, Hocayada aynı şekilde iletirsen çok sevinirim.. Bu gece gene şanslısın yani bir yerlere vurdurarak gol attın yani.. Öldük öldük dirildik.. Belçika bizi zorladı. Sürekli önümüzde durdular zorladılar. Sizleri tebrik ediyoruz gururlanıyoruz. Gerçekten ikinci yarı coşkunuz gayretiniz çok çok iyidi. Presler çok iyidi kovalamanız iyidi. Şanssız goller yedik inşallah bundan sonra bunları yemeyiz. Hepinizi ayrı ayrı tebrik ederim... Sizleri şahsım ve Milletim adına tebrik ediyoruz' dedi.

KPSS'deki kopya iddialarını değerlendiren Başbakan Erdoğan 'Erteleme süreci var, YÖK, çalışmalarını sürdürüyor' dedi.


Başbakan Erdoğan: " Denetleme neticesinde ne çıkacak buna göre karar verecekler. Adeta kirli bir deynek, bir tarafta kazanmışm insan var, diğer tarafta alamayanlar var, ama onların böyle olması sürece böyle gölge katması bu işin ertelemesi durumunu gerektirimi gerektirmezmi? Kuruma göre adımını atacaktır. Sonunda belki bu iş yargıya gidecektir gitmeyecektir bunu bilemeyiz.

Meydanlarda yaşanan üslup tartışmasına da değinen Erdoğan 'CHP'nin lideri sürekli bir iftira kampanyası içinde ve beni kalpazanlıkla suçlayacak kadar ileri gidiyor' dedi.

Bir defa biz iktidarız. Biz bu durum için niye gerilim isteyelim. Böyle bir şeyi biz istemeyiz. Ama muhalefet gerilimden nemalanmak ister. Bu konuda hassasiyetimizi hep koruduk. Ramazan ayı dolayısıyla ifadelerde sertleşmeler olabilir ama asla sınırımız geçmedik geçmeyiz. Şahsımı kalpazanlık ile suçlamak kadar ileriye gitmiştir. Bir defa şuanda sakat bir şeydir. Herşeyden önce kesinleşmemiş bir durum ile suçlayamazsın. Benim orada bir tane imzam yoktur. yönetim kurulu Başkanı değilim. Meşhur bu Akbil dosyasıdır. Bu dosya ile ilgili bütün arkadaşlarım beraat etmiştir. Sadece üç tane vekil arkadaşım ile ben duruyorum. Sadece o zamanlar Belediye Başkanı olmamın nedeniyle olaya katmıştırlar.

Villa tartışmalarını da sert bir dille eleştiren Erdoğan, 'Kılıçdaroğlu'nun kiracı olduğum eve davet ediyorm, gelip görsün, altın musluklar var mı kale gibi kapılar var mı gelip görsün. Eğer bunlar yoksa koltuğunu bırakacak mı?' diye sordu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde de bir apartman dairesinde oturduğunu kaydeden Erdoğan, Başbakan olduğu dönemde de Resmi Konut'ta oturmadığını dile getirdi.

Erdoğan: "Bir diğer durum kalpazanlık nedir. Karşılıksız para basma olayıdır. Bir defa benim karakterimde kimliğimde böyle bir şey olmuş olsaydı herhalde ülkemde herhalde çok daha farklı bir konuma gelebilrdim. Tam aksine karşılıksız para basmamayı bu ülkede ispat etmiş bir iktidarız biz. Bu ülkede böyle çeteler yoktur. Bu şekilde kullanmak çok çirkindir. Bu konudaki şeylerinide kendilerine aynen iade ediyorum. Böyle bir şeyi kabullenmem mümkün değil. Meydanlarda dile getirdim. Devamlı ağızında, bugün tekrar NTV'de tekrar konuştu. Ben buradan iddia ile bir şey söyleyeceğim. Eğer kendisi bu konuda samimiyse şuanda kiracı olarak oturduğum bu eve kendisini davet edeceğim. Sizlerde gelin bu evde altın musluk varmı? Bu evde gazete gösterilen fotoğraflar varmı? Sadece dış kapı göreceksiniz. Buda ithal olup olmadığını dışarıda göreceksiniz. Eğer bunlar doğruysa acaba kendisi bu makamı bırakmaya hazır mı? Çünkü siyasette söz ağızdan çıktığı anda onun mahkumu olursunuz.. 7,5 milyon dolardan bahsediyorlar. Bırak 7,5 milyon doları.. %50 indirim ile buyursun gelsin kim gelip alacaksa biraz daha pazarlık edebilirler yani. Ayıptır ya insan biraz usanır. 60'lı yılların politikası ile siyaset yapılmaz. Ben biraz burada vaktinizi alacğaım. Ben Belediye Başkanlığı yaptığım zaman bulunduğum yerde apartman dairesinde oturdum. Orada genelde imar'a aykırıdır. Ama Belediye Başkanının köşkü vardı. Adeta Orman içersinde muhteşem bir yerdi. Ben Beylerbeyindeki yerde oturdum. Kimse kalkıpta bu apartman dairesinde oturuyor diye yapmadı. Aynı şekilde ben şuanda resmi konutta oturmuyorum. Sadece resmi konutta uluslararsı durumlarda resmi konutta veriyorum. Ama kendim orada oturmuyorum. Gene subay evinde oturuyorum. 10 Dairede farklı farklı komşularımda oturuyorum. Acaba muhalefet böyle bir şey konuşuyormu? Bunu neden konuşmuyorlar.. Bunu konuşsunlar.. Bunlarda benim kendime ait resmi ilkelerim. İstanbul'da orada oturmadım. Ama şuanda biz 17 yıl distrübitör'lüğümüzü yaptığımız zaman elde edilen imkanlar ile kardeşlerim yerini aldı bende ihtiyacım yok olarak devam ediyorum.

HAYIR DİYENLER DARBECİ MİDİR? DİYELİM Kİ YÜZDE 45 HAYIR ÇIKAR İSE YÜZDE 45'İ DARBECİ OLAN BİR ÜLKEDE YAŞAMAK NASIL BİR DUYGU?

Bana göre darbe Anayasasını 'hayır' olarak oylayanlar darbecidir. Ben bunu desteklediklerini söylüyorum. Normal zamanda ne söyleniyordu biz darbe zihniyetine karşıyız bunun değişmesi gerekir diyorlardı. Şimdi bunu söyleyenler nasıl oluyorda böyle bir Anayasayı destekliyorlar. Şimdi yani 92'ye 8 çıkan bir neticedir. 12 Eylül nasıl oldu bu ? Baskılarla olan bir şey değilmiydi? Şimdi bunu aynı milletim geri çeviremezmi? Her zihniyetten partili yokmuydu? Sağından da vardı solundan da ... Ama öyle bir korku toplumu oluşturuldu ki.. Şuanda da diyorum ki bu tam tersine çevrilebilir. 12 Eylül ile yüzleşmedir diyoruz. Bakın burada 26 madde ile biz yeni bir Anayasanın ilk adımını aralıyoruz. 2011'den sonrada daha katılımcı bir Anayasayı biz hazırlayalım. TBMM Başkanı Sayın TOptan bütün siyasi partilere çağrı yaptı. Bir uzlaşma kurulu yapalım. Eşitlik ilçesi içerisinde yapalım dediler. Biz iki üye veriyoruz, CHP o zaman 101 tane vekili vardı o da 2 üye veriyor BDP'de iki üye veriyor MHP'de iki üye veriyor. Biz bunu kabulleniyoruz. Ama CHP buna bile gelmedi böyle bir çalışmada yokuz dedi. Katılımcı bir zihniyet diyorsak o zaman buyrun beraber yapalım.

BÜROKRATİK OLİGARŞİ İLE MÜCADELE EDİYORUZ DİYORSUNUZ. BELKİ ANKET SONUÇLARI DA ÜSLUP DEĞİL KUTUPLAŞMA OLDUĞUNU GÖSTERİYOR. BU ENDİŞE İLE HAYIR DİYENLERİ NASIL İKNA EDERSİNİZ?

BU BİR RECEP TAYYİP ERDOĞAN PROJESİ DEĞİLDİR


Bakın burada bir gerçek var. Bir defa Türkiye'de bazı şeylerden sıyrılmış değiliz. Ben bir partiliysem partimin yönetici ve lider kadrosu nasıl bakıyorsa bende öyle bakıyorum şekli var. Dikkat edilirse siyaset bu metni AK Parti'nin bir metni olarak anlatmaya çalıştı. Bende bu süreç içersinde Temmuz Ayının 28'i idi. Bende hep bu böyle bir şey değildir. AK Parti projesi değildir. Herkesin yaptıkları taleplerini tekliflerini aldık, işçilerin iki sendikaya üye olmasaydı vs. gibi emeklilerin aynı şekilde bütün bunların hepsi buralardan alınmış durum ile oldu. Bütün bunlar varken göz ardı ediliyor. Olaya farklı bir açış bekletiliyor. Kalkıpta bu 26 maddenin eleştirisini yapmıyor. Az önceki durum bürostokrasi durumu. Ben bunu meydanlarda ispatladım. Bakın 90'lı yıllarda dedim bir telekomun özelleştirilmesinde, Türkiye'nin borcu 22 milyar dolar idi. O gerçekleşmiş olsaydı tamamlancaktı ve artı durum kazanılacaktı. Aynı şeyi alsancak limanında mersinde yaşadık. Bütün bunlara baktığımız zaman adeta prangalar ile yapıyorsunuz. Bunları aşamıyorsunuz. Yeni bir şeyi tekrar söylendi. Bana göre çok talihsiz bir açıklama. Yargıtay Başkanı dün açıklamasında Anayasa Mahkemesi Başkanı konuşma yaparken: Malum CHP yeterli imzaları topladı, götürdü, Anayasa Mahkemesi bu düzenlemeleri yaptı bunları yaptıktan sonra toplamda 17 madde böyle bir CHP'nin talebi vardı. Ben şurada mesala sadece 2 maddeyi okuyayım. Kamu denetçisi durumunuu iadernin çalışması ile incelenecektir. Özel kurumlar ayrı tutulmadığı için buna girilmiştir. Aynı durumda yargı ve idari sistemler içinde aynı tutulmuştur. Bu durumun Hukuk devleti ve Kuvvetler Ayrılığı ile ayrılığı taşıdığı sürülmüştür. Anayasa Mahkemesinin cevabı: Kuvvetler ayrılığı ilkesi Anayasanın başlangıcında da da medeni bir iş birliği anlamına gelip birbirlerinin eşitlemeye gelir. Kamu denetçiliğinin kurulması bu ilkeye aykırı değildir. O da dokuzuncu maddesi: Araştırma inceleme ve soruşturmaları Adalet Bakanlığının incelemesi hakkında hakim ve savcılık mesleğinden gelenler Adalet Bakanlığının etkileme süreci belirtilmiş olabilir. Bu da hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi: Adalet Bakanlığının yetki alanına giren yargısal nitelik taşımayan durumlara ilişkin, yerine getirlmesine kuvvetler ayrılığına yada anlamsız söylenemez. Bu neden iptal istemininin reddi gerekir. Bu tespite karşı verdiği karar. Buna benzer 17 tane madde. Bu gerçek ortada.

BU ÇALIŞMA SIRASINDA AVRUPA BİRLİĞİ KURUMLARINI ÖRNEK ALDIK

Burada şu önemli: CHP ne diyordu 2 maddeyi çekin diğerlerine evet diyoruz. O iki madde Anayasa Mahkemesi ve HSYK idi. Anayasa Makemesinde ne oldu 11 asıl üyesi vardı 4 tane yedek. Bu 4 tane asıl oalcak. 2 Tanede ilave olacak bu da asıl olacak. Bunlar vs vs itiraz edildiler. Meclisteki tartışmalar hukukçu olsun dedik. Cumhurbaşkanı bunları seçecek dedik. Şuanda Avrupada ve Dünya'da çünkü biz oraların yapısını aldık. Meclislerin ve hükümetlerin Anayasa Mahkemesine vermedikleri üye yok diyecek kadar az. Federal Konsey hatta tamamını Meclisin seçtiği var. Şimdi ilk defa ne oluyor Barolar Birliği bir üyelik için 3 isim verecek, bu üç isim içersinden meclis tercih yapıyor. Aynı şekilde iki Sayıştay üyesi olacak. Bunların seçiminde de her birisi için üç isim gelecek bunlardan birini meclis seçecek. 2 Tane tercih yapılacak. HSYK biliyorsunuz sayı şuanda Adalet Bakanı ve Müstaşar yani, Devlet Hükümet adına orada var. Diğer üyeler Yargıtay ve Danıştaydan geliyor. Bu yıllar yılı orada vardırlar. Şimdi bu sayı 22'ye çıkıyor. Burada Adalet Bakanının yetkileri azaltılıyor. Ama şimdi buna gelen ilk derece mahkemelerinden 10 üye. Bunlarda 81 vilayetten 11bin'i aşkın Hakim savcı seçim yapacak. Seçilecek olanlar en az 15 yıl hakimlerden ve savcılardan seçilecek. Bizim dönemimizde buraya gelmiş olan yargıya alınmış bir eleman varmı? Yargıya girmiş olan savcılar ve hakimler. Burada diyorki kendi yapısını oluşturuyor. Bu bir bilgi kirliliğidir. Kara propogandadır.

BUGÜN GÜNDEMDE CHP KADIN KOLLARI MENSUPLARI DARPA UĞRAMASI VARDI. KILIÇDAROĞLU'NU DA BİZİM RÖPORTAJIMIZDA DA BU KONULARDA ŞİKAYET ETTİ. SİZE BU KONULAR HAKKINDA NE BİLGİ GELDİ?

Şimdi Oğuz Bey, CHP'nin bu yeni döneminde şöyle bir anlayışı var. Kendilerine bir yerden haber geldiğinde hemen onun üzerine atlıyorlar. Gerçekten doğrumudur değilmdir diye araştırmıyorlar. Bakın bunu Avcılar ile ilgili yaptılar. Örtülü müslüman kadınları rahibelere benzetmeler gibi yaptılar sonrada AK Partililer onları aşağlıyorlar dediler (rahibeleri.) Bunları birbirine bezetemezsin, farklı şeyler. Aynı şeyi biliyorsunuz "Genel Af" konusunda yaptılar. Aynı şeyi yine 411 oy konusunda yaptılar. Çıktı başörtüsü meselesini biz yaparız dedi. Orada garip garip saçmasapan şeyler söyledi. Biz şuanda grubumuzda bir arkadaşı görevlendirdik. Onlar nasıl örtülüyor gibisinde araştırma yapıyor. Şimdi biz Avcılarda Sayın Genel Başkan CHP'nin şöyle bir şey çıkarsın dedi. Çıkardık şuanda. Disipline sevk etme durumu söz konusu. Ben İl Başkanı ile konuştum konu ile ilgili haberi var dedi. Hemen Genel Başkan bunun üstüne atladı. Bunu biz sürat ile takip ettirdik. Eylemin içersinde bulunan kişi bulundu. Kendisi ifadeye çağrıldı. Bu ifade veren kişi Çetin Er Düzce doğumlu, ifade de tabi burada bir çok şeyler var, onların üzerinde durmama gerek yok. Fakat burada hakaretler var. Ben iddia edildiği gibi AK Partili değilim. Sadece Cumhurbaşkanlığına oy verdim. Babam rahmetli DSP'ye oy vermiştir. Fakat hiç bir partiye üyeliğim yoktur. Benim bu bayanlarla tartışmamın tek nedeni uykumu bölmeleri. Sopa ile saldırıp beni darp etmelidirler. Ben bu olayları basından duydum. Bende bu bayanlardan davacı ve şikayetçiyim. Şuanda Emniyetin Tutanağı. Diğer tarafta bayanların ifadeleri var. Bayanlarda burada tabikide karşılıklı bazı hakaretlerden bahsediyorlar. Bu baynalarda da Nuray Taşan, Sebahat Sarıca, Eda Baş.. Bunlarda gene aynı şekilde konu ile ilgili ifadeleri kullanırken kendileride partili olup olmadıklarını iddiaları. Bu tür bir gerçek iddia ortada. AK Partili kişi geldi bizim partili bayanları dövdü. Kadınların kendisini ifadesine baktığımız zaman burada Nuray Hanım kadın kollarında üye. Aynı şekilde diğer bayan üyeler. Dövdükleri söyledikleri kişinin AK Parti ile ilgili bir alakası yok. DSP'li bir ailenin çocuğu. Bir kere Cumhurbaşkanlığına oy vermiş bir kişisi. Böyle bir gerçek ortada ama çıkıyor Genel Başkan hemen faturayı AK Parti'ye kesiyor. Aynı şeyi Danıştayda yaptı. O günden bu güne bu zihniyet değişmedi. Araştırın sorun ondan sonra belgeyi alın belge ile konuşun. Devamlı suç üstü yakalanıyorlar.

BDP'NİN BOYKOT KARARI ORTADA. DİYARBAKIR'DA DAHA ÖNCE MESAJLAR VERDİNİZ. DEMOKRATİKLEŞME İLE SORUNLARI AŞABİLİRİZ DEDİNİZ. GELİNEN NOKTADA BDP ÖZERKLİK İSTİYOR. BU TALEBE NE DİYORSUNUZ? BDP'NİN BOYKOT ÇAĞRISI BÖLGEDE NASIL YANKI BULACAK?

Herşeyden önce açık konuşalım. 2005 AĞustosunda ne söylediysem onun arkasında durdum. Parti konusunda bunu gerçekleştirdik. 2005 öncesi ve Sonrasında baktığımız zaman, bölgeye gittiğimizde olağan üstü hal kalksın bize yeter diyorlardı. Bunu bizim iktidarımı kaldırdı. Çekiç güç buradan alınsın dediler buna da son verdik. Kültürel konumda biz bunu yaptık. Devlet bir kanalını tamamen kürtçe yayına ayırdı. Buna devam ediliyor. Arap yayını başlattık 24 saat. Şimdi farsça yayın başlatıyoruz. Biz kendi haberlerimizi yapacaklarıızı bütün etkinliklerimizi bu bölgede dinletelim. Anlatalım. Bölge bilsin duysun bunu bilelim. Güneydoğu ve Doğu'nun tamamında 24,5 katrilyondur. GAP bizimle süratlendi. DAP aynı şekilde. Diyarbakır'a geldiniz. Havaalanından Urfa'yı gördünüz. Eskiden böyle bir yol yoktu. Şanlı Urfa şuanda kendine geliyor. Buralar artık ötelenen ihmal edinen değil. Biz oraya Adalet Sarayı yaptık Stad yaptık. Bütün bunlarla bir mesaj verelim istiyoruz. Kendi dillerini öğrenme noktasında kursları serbest bıraktık. Cezaevlerinde kürtçe konuşamıyordu. Acil yapılması ne gerekiyorsa adımları atacağız. Yeterli değil, bende diyoırum ki yeterli olmayan neyse lütfen bize bir şey bilenler bunları söylesin. Yapılabilir bir yanı varsa bunları değerlendiririz. Özerklik meselesi, Türkiye'nin içinde kalkıpta bunlar kendileri demokratik bir özerkliği isterken bununla neyi kastediyorlar. Türk bayrağının yanı ile neyi kast ediyorlar. Bizim bayrağımızın rengini her yerde söylüyorum. Bir üniter yapı içersinde Türkiye geleceğe yürüyor. Bizim birlik ve beraberliğimizi bozmaya ne gerek var. Türk arabı ile evlenmiş. Birbirimize girmişiz. Zenginliğimiz burada zaten. Bunu tartışma konusu yapmaya ne gerek var. Resmi dilde asla tek dili kabul etmiyoruz. Ama remsi dili kabul etmeli. Kimse bunu tartışmamalı. Ama kalkıpta sen resmi dil olarak kürtçe'yi dayatmaya kalkarsan böyle bir şey olmaz. Ama bizler bu anlamda, bu topraklar imparatorluğun bakyiesidir. Farklı bir operasyonlara gitmek müsade etmek kimin haddine. Bu konuda da kendileri şeffaf değiller. Ne istediklerini tam manasıyla konuşabilmiş değiller. Şuana kadar yaptıklarımızı hiç birinide onlar istedi diye yapmıyoruz. Ülkenin gerçekleri ne gerektiriyorsa o. Batıda ne varsa doğuda o kuzeyinde ne varsa güneyinde o herşeyi orada olacak. Kentsel dönüşümlerin neden yapıyoruz. KÖY-DESK'i bunlar için çıkarttık. Onlar şiddete başvurmadan elden bir defa silahı bırakmak sürecin içersine girsinler. Diyorlar ki biz sürecin içersinde olmadığımız bir sürece olmaz. BDP'de olarak mı olacak. AK Partinin içersinde oldukları zaman onlar sürecin içersinde değiller mi hangi parti olursa olsun içersindeler. Bir etnik unsur olarak adımların atılmasının gayreti içersindeler. BDP'nin afişleri vardı bilbordlarda. O afişlerin üstünde oy sandığı bunun üstünde çarpı işareti vardı. Bir siyasi parti oy sandığının üzerine çarpı işareti koyarmı? Biz oy sandığı ile gelmiyoruz diyorlar. Başka şeylerle geliyorlar bu doğru. BDP'nin yaptığı milli iradeye ipotek koymaktır.

DEMİRTAŞ 13 EYLÜL SABAHINDAN ZİYADE 23 EYLÜL SABAHI DAHA ÖNEMLİ DEDİ. BU KONUDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Zaman zaman Ruşen Bey'de bunu yazdı. Bu silah bırakma ile ilgili. Ben her zaman bir şey söylüyorum. Bir kere devletin savunma güçleri hiç bir şekilde silah bırakamaz bu onun ensturmanıdır. İleride gelir bu askerdir jandarmadır polistir. Ama terörist ne için terörist silahlı olduğu için silahı bıraktığı anda normal bir vatandaş olur. şimdi olması gereken budur. Ama bunlar şiddeti bir şantaj unsuru olarak kullanıyorlar. Bir defa Türkiye'nin bundan kurtulması lazım. BDP Başkanı Sayın Demirtaşın önce bu konuda çok daha net olması lazım. Yani bir yerlere danışarak, kendi iradelerini oluşturuyorlarsa zaten bu demokratik parlamenter sisteme yakışmaz. Bir yerden bir şeyler bekleme. Nitekim Sayın Türk ile beraber parlamentoda oturup kendileri ile bazı şeyleri konuştuk. Bakanlarımız zaman zaman görüşlemerli yapıyorlar. Ama hayır bir farklı yollara gidecek derlersek, bizle konuşan karşıyız şuanda bakıyoruz ki demekki değiller. 21'nde ne olacak ne olmayacak bunu niye soruyorsunuz? Hükümet böyle bir şantaja asla kurban olmaz.

BDP KALKIP BOYKOT YERİNE BU PAKETE EVET DİYOR DESEYDİ SİZİN İÇİN İYİ OLUR MUYDU?

O görevini yapmış olurdu. O zaman ruh ikizi olurdu. Şimdi burada şu önemli. Mecliste biz 14 gün 14 gece bunu tartıştık. Gazeteci olarak bir vatandaş olarak şu parlamentoya gelen orada konuşmasını yaptıktan sonra oy kabinine gitmiyorsa bu konuşmanın bir anlamı varmı? Bunun neticesi oydur. Eğer siz konuşursanız oyunuzu kullanmadan giderseniz varlığınızın durumu ortaya çıkar. Bakıyorsunuz şimdi aynı şeyi vatandaşa dayatmaya gidiyorsunuz. Biz 5 kere kapatıldık. Peki kapatılmayı zorlaştıracak olan madde varmı? Niçin oylamaya katılmadılar. Demek ki; kapatılmaktan bu parti nemalanıyor. Eylemden nemalanıyor. Ortaya böyle bir şey çıkıyor.

Kalkıpta böyle bir demokratik parlamenter sistem içersinde üniter bir yapı oluşmuş birleşmiş kardeşlik bir ülkesinde adeta kendi içinde bölmeye nasıl evet derseniz. Ben burada şunu söyleyeyim. Israrlar olayı farklı bir yere çekmek Hükümeti kendi tuzaklarına düşürmek. Biz sizi tuzağa düşürürsünüz. Bizim sizinle oturup önce şiddeti şantaj olaraktan çıkarmak gerekir.

SİZİN KAMPANYALARINIZDA DA 12 EYLÜL ANAYASASINA KARŞI ASKERİ VESAYETTEN KURTULMAK İÇİN ATILMASI GEREKEN BİR ADIM OLDUĞU SÖYLENİYOR. AMA 12 EYLÜL SORUMLULARI YARGILANAMAZ DİYE BİRŞEY VAR. BU MADDE KALDIRILDIKTAN SONRA SÜREÇ BAŞLAR. BU KONUDA SİZİN GÖRÜŞÜNÜZ NE GERÇEKTEN YARGILANABİLECEKLER Mİ?

Şimdi bu konu ile ilgili olarak burada tabi ciddi manada aslında karşılıklı bir bilgi kirliliği söz konusu. Mesala şimdi biz dokunulmazlıkların kaldırıması ile ilgili herşeyi en azından bir yüzleşme olsun diye kaldırıyoruz. Bu pakette getiriyoruz. Ama başlamamış davalarda zaman aşımı olmaz. Bunlarla ilgili zaten bir süreç yok. Bu işin bir boyutu. Asıl boyutu iradeyi itibar söz kousu. Oralarda işkenceler neticesinde idamlar vs bunlar sebebiyle iradin itibarın sağlanması hükümet oalarak göreviydi. Aslında bu çok önemli bir adım. Şuanda bu hükümet bunu başarıyor. Fakat bu sürece katılmamakta direnenler var. Biz şuanda bunu başarıyoruz. Geçici 15 madde ile ilgili olan bu da yapılıyor. Bir zihniyet milli vicdanda mahkum ediliyor. Bu değişiklik ile başaracağız.

12 EYLÜL'DE BERABER HAPİS YATTIĞIM ARKADAŞLARIMIN BÜYÜK BİR KISMI PAKETE HAYIR DİYECEK. BURADAKİ SORUN NEDİR? BEN BU İNSANLARI TANIYORUM, KİŞİLİKLERİNİ BİLİYORUM VE KEFİLİM NASIL OLUYOR DA HAYIR DİYORLAR. SİZ BURADA NEYİ İSPAT EDEMEDİNİZ? NEDEN BU PAKETE İTİBAR ETMİYORLAR, BİR EKSİK Mİ VAR DİRENÇ Mİ VAR?

Bakın şimdi bizim herkesi ikna etme gibi mecburiyetimiz yok. Kimse bu iddiada bulunamaz. Biz sadece anlatırız. Burada ikna eden olur olmayan olur. CHP'nin üst tabanı ile alt tabanı aynı diyebilirmisiniz? MHP için BDP için.. Aynı şey için bizim için geçerli. Oranlara baktığınız zaman taban ve tavanda paylaşılmıyor. Diyelim ki %100 herkes 'Evet' demiyorki. Bakıyorsunuz % 3 %4'lük bir kesim demiyor. Hayır diyenler var. Şimdi ben tek tek kalkıp anlatacak durumda değiliz. Söylediğiniz arkadaşlar ile ilgili olarakta bu süreci yaşamış insanlar olarka oturup anlatmak bir yana ortaya koyduğunuz paket bir yana. Niye 'evet' diyorsun ddiye tehdit altında olanlar var. Tırnakları sökülenler bunların hatıratında yaşayanlar koruma istediler. Bunlarda var. Şunu çok açık söylim. Hiç bir siyasi hareket veya STK kalkıpta muhataplarını kesinlikle ikna ederler diye bir şey yok. Ettiklerinizde olabilir olmayabilirde. Siz analtmak ile mükellefsiniz. Zaten demokrasi bu değilmi. Kabul edenler olur etmeyenler olur. Biz şuanda görevimizi yaptığımıza inanıyoruz. Televizyon televizyon, meydan meydan devam ediyoruz.

SANATÇILARIN TAVRI DA ÇOK TARTIŞILIYOR. SEZEN AKSU EVET DEDİ, FAZIL SAY HAYIR DEDİ VE O TERCİHLER ÜZERİNDEN BİR TARTIŞMA OLDU. BU KONUDAKİ TAVRINIZ NEDİR? HAYIR ÇIKARSA HÜKÜMETE UYARIDIR, EVET ÇIKARSA BİR GÜVENOYUDUR DENİYOR SİZİN ANKETLERİNİZ NE DİYOR BİR DE YÜZDE 51 SİZİ TATMİN EDER Mİ?

Şimdi arkadaşlar hiç birine katılmam mümkün değil. Bir defa şuanda şahsım ben bu ülkenin Başbakanıyım. Ben bir partinin veya bir partililer grubunun değilim. TC Başbakanın olarak bu süreçte kanaatlara müdahalet etme hakkını bulamam. Bana göre hepsi saygındır. Oy vermeye engel olanlara kızıyorum. İnanıyorumki oy vermeye gidecekler. Baskı altında olmadan oy vermeyene saygım var. Ölümle tehdit edilenler onlara karşıyım. Bireysel karardır. Siz şimdi kalkıp bu konuda bir fikir beyan etmeme noktasında bütün üyelerinize bu dayatmayı yaparken banada gelip şu metine şunu koy derken ben senden tavır beklerim. Bir AK Parti projesi ortaya koymuyorumki. Sizi sürece katarken katıldığınız bir süreç var. Kalktınız gazetelere manşetler verdiniz. Ben çünkü aynı örgütlere diyorumki hadi tekrar olun. Biz niye kalkıp yaptık sizlerle görüştük yaptık. Bir işçi iki yere ortak oluyor. Memurlara toplu iş sözleşmesi getiriyoruz Emeklilere aynı şekilde. Bunları görüşerek yaparken burada varsın nimette ortak külfette yok.

Kesinlikle buna bir güven oylaması diyemez. Güven oylaması partilen kendilerine yöneliktir. Burada SP bizimle beraber evet diyormu BBP evet diyormu? STK'lar MEMUR-SEN diyoırmu? Şimdi işte buyrun TOP Başkanı'da açıklama yaptı 'evet' diyor... Bilerek teşekkür etmeme durumu değildir. Düşünün şimdi oraya gelip orayı provoke etmek. Düşünceni söyle. Yok yumurta vs vs. Ne kadar düşünce özgürlüğünden yana.. Bu Anayasada bunlar var. Bu adımı atıyoruz. Ben bağımsız ülkücler bunların yanında bir sürü kürt aydın da destek veriyor. Bazı sanatıçlar ile oldu. Özel olarak görüşmelerle Hüseyin Bey yaptı. Benim de bazıları ile görüşmelerim oldu. Bir kısmı sağolsunlar sürece destek veriyorlar. Milli Birlik ve Kardeşlik sürecine destek veren sanatçı kardeşlerimiz var.

Bunun temeli olarak %50+1 aldığınız zaman bu ne demektir. Halk oylaması 'Evet' ile bitmiştir. İşin netice ile itibarı ile rakamsal sonucu belldiri. %60 mıdır nedir? Benim için netice önemlidir. Bundan sonra iş bitmiştir. Bu bir güven oylaması olamaz bu AK Parti bir oy değildir. Bu Muhalefetin de aldığı bir oydu. Bunuda Muhalefet kasıtlı olarak böyle bir yere çekiyor.

BİR SÜREDİR TÜRKİYE'NİN GÜNDEMİNDE OLAN BİR KAVRAM VAR ASKERİ VESAYET DİYE. BUNUN BİR SONU VAR MI?

Vesayetin orada bittiğini görürüz. Ama şunu söyleyebiliriz. Hergün daha iyiye gidiyoruz. Bütün derdimiz kesintisiz bir demokrasiyi yakalamak. Kesintisiz demokrasiyi yakaladığımız an vesayetin bittiği andır.

ŞİMDİ MESELA SON ÖCALAN'IN TALİMATLARINDA ŞU İDDİALAR ORTAYA ATILDI. İŞTE DERİN DEVLET İLE ÖCALAN PAZARLIK EDİYOR. KAMUOYUNUN VEYA İNSANLARIN KAFASINDA DERİN DEVLET KAVRAMI VAR. SİZ HALA DEVLET YÖNETİRKEN HALA DEVLETİN İÇERİSİNDEKİ BİR TAKIM YAPILAR GİZLİ PAZARLIK YAPABİLİR Mİ?

Şimdi yani gizli pazarlıkların tam manasıuyle bittiği noktasında bir iddia içersinde bulunmam mümkün değil. Herşeyi dört dörtlük şuanda kontrol ediyoruz diyemeyiz. Yılların oluşturduğu bir devlet yapısı var. Şu 8 yıllık dönemimizde tamamiyle herşeyi biliyorum iddiası içersinde değilim. Gene o dediğiniz endişeler bende de var. Bugün 7,5 yıl öncesine göre çok daha iyiz. Mesela en önemli örneklerden birisi Milli Güvenlik Kurulunun yapısıdır. Şuanda bir MGK Sekreterinin sivil olması ileridir. Çok önemli bir aşamadır bunlar.

Bazı gazetelere de çıktı aslında. Burada malum bir siyasi parti ile kesinleşmediği için detaya giremem. Biz uzman çavuş arasındaki teknik duruma girmek sıkıntısı buradadır. Bunun benzerini İnegöl'de de görüyoruz. Geçmişte de yaşandı. Bunlar anında meydana çıkartılabiliyor. Burada bir güç yakalandı.

BONO İLE GÖRÜŞTÜNÜZ. BONO 80'DEN BU YANA HATIRLANMASI GEREKEN BİR GERÇEK İLE YÜZ YÜZE GELDİ KAYIPLARDAN SÖZ EDİLDİ. BAZI KESİMLER BUNU HEP GÜNDEMDE TUTUYOR DİYEBİLİRİZ AMA BİR KAYIBIN ÜZERİNDEN DİĞERLERİ DE HATIRLANMIŞ OLDU. SİZ DE ZATEN BU ACILARA SIK SIK DEĞİNİYORSUNUZ KAYIPLAR MESELESİNE NASIL YAKLAŞIRSINIZ VEYA İKTİDAR NE YAPABİLİR BU KONUDA

Bu konudaki söyleyeceğim şey elinde belgesi olanlarda yardımcı olsun. Biz neticeye kavuşturmaya devam edelim. Adeta yok noktasında faili meçhuller durumundadır. Çok daha öncesine yönelik de onların üzerine şiddet ile yürürüz. Cumartesi annelerinin genelinin faili meçhullerinin mensubu oldukları noktasında değil. Cumartesi annelerinin istismar edenlerinin konusudur. Bunun kalkmasıdır. Gerçekten bu anneler kendileri olması halinde bilgi kurgu ne varsa hükümet olarak üzerine gideriz. Seve seve görüşürüm.

Olaya isterseniz şöyle girelim. 2010'dan sonra parlamentoda nasıl bir durum olur onu bilemem. Burada iki yöntem uygulanır. Bir iktidar partisi böyle bir çağrıyı yapabilir. Grubu olan siyasi partiler olaraktan STK'lar hep birlikte burada bir çalışmanın içerisine gireriz. Şöyle geniş çaplı bir çalışma katılımcı bir demokrasiyi yapabiliriz. Çağrıyı sayın Toptan'ın olduğu gibi Meclis Başkanı ile de çağrı yapılabilir. Onunda metin üzerinde çalışma yapılabilir. Ama bu metnin Parlamento olarak ne denli sağlıklı olur derseniz ben sağlıklı olur diyemem. Dışardan desteği alır bu hazırlıklar üzerinden de gidilebilir. Yeterki grubu olan bu siyasi partiler olarak birbirimize saygımız olsun.

Şimdi bir defa bu vergi sigorta borçları ile alakalı TESK'in bizden bir talebidir. Ben TESK ile bu görüşmeyi ile bu borçların tahsiline yönelik burada böyle bir yapılandırmaya gitmekle yanılmıyorsam 36 aylık bir süre soz konusu. Bu borçları tahsile gidersek esnafta sanatkarda ödemekte zorlandığı ödeyemediği karşılanır. Bu konuda da gerek Ali Bey'e gerekse çalışma ve sosyal güvenlik başkanına önerdim. Bu halk oylaması öncesi olur. Bunun üzerinde arkadaşlarımızın çalışmaları olacak.

Mali kural meselesi ise konusunda oranlar noktasında bir sıkıntı var. Zaten biz IMF'ten sıyrıldık. IMF'ten sıyrılmışken 7-5 yıl süresi içersinde mali disiplinden süreç vermedik. Bunu biz IMF istedi diye yapmdık ki. Eğer biz yatırımlarda kısmaya gidersek ülkemizin kalkınma sürecini hızlandıramayız. Büyümeyi hızlandıramayız. Ağırlık olarak yatırımlar. Şu kürsel kriz olmasaydı daha aşağıda olurdu. Kürsel kriz ile burada yükselme oldu. Biz göreve geldiğinde kamu stok borcu %74 idi. Şurada tekrar bir iki sene içersinde gerilemeye başlayacak. Biz Mali kuralın yasalar ile niye dayatılsın. Erteleyelim gündemimize alalım. Biz tam sıçramayı yapacakken bunlar ile bağlamayalım. Borsada bir tereddüt uyandı mı? Görüş ayrılığı olabilir. Her zaman olur. Olmaması diye bir şey yok. Sonunda bir nihayi olarak bu iş noktalanır. Ben Bakanlar Kurulu'nda açıkça kararlarını alırım. 2 - 3 tane değil. Tek tek neticesinde eşit karar varırız. Böyle çalışırım. Şimdi borsa'da göreve geldiğimizde 10 bin idi. şidmi ise 60 bin oldu. Zamanların rekorunu kırdık. Buraya geldiğimize göre demekki iyi gidiyoruz. Daha aşağıya ineceğiz işsizliklerde de. üzerinde konuşulması gerekenlerde en düşüreceğimiz şey faizdir. Faiz daha da düşürülürse inanıyorumki Türkiye'deki maliyeler dahada düşecektir. Faizin düşmesi lazım. Faiz bir sebeptir. Enflasyon bir sebeptir. Enflasyonu bir sebep olarak görürde faizi neden olarak görürseniz 3'lü rakamları yaşarsınız. Buyrun Amerika faiz nerede %0,25 sanırım. İsrail'e bakıyorsun %0. Biz kalkıyoruz %6,5'ları konuşuyoruz. Özellikle durumu yeniden keşfetmeye gerek yok. Bugün TİM ziyaretimdeydi. Onlarda hep bu kur'dan şikayetçiler. Olay dayanıyor faiz'e.

Bedelli askerlik için herhangi bir çalışma yok. Burada beklentiyi bence hiç arttırmamak gerekir. Şuanda konuşmayı ben gereksiz buluyorum. Ama hakikaten böyle bir adımın atılması noktasında bunu açıklarız. Ama şuanda gündemimizde böyle bir konu yok.

Şimdi birinci sualiniz ile alakalı olarak bir defa şunu söylerim rahatlıkla.. Konu ile atılması gereken adımları ilk andan itibaren attım. 32 saat'te olayın faalini yakalyıp yargıya teslim ettik. Daha sonra Başbakanlık konumunda görüşmelerim oldu. Olay Yargı'dadır. Nihayi kararını verecektir. Ve ayrıca bu konu ile ilgili Başbakanlık teftiş kurulunu ben harekete geçirdim. Sizde bu işin takipçisi oldunuz. Şuanda ben bir hukuk devleti içersinde yapmam gerekeni yaptım. İşin de takipçisiyim. Diğer konuya gelince diğer konuda da grev hakkı olarak batı'da AB üyesi ülkelerde memur işçi ayrımı yok. Sadece çalışanlar var. Şimdi kendilerine teklif yapıyorum. Gelin dedim şu işi bitirelim deidm. İşçi memur şunları bitirelim deidm. Ve öyle bir ülke haline geliyoruzki memur ve işçilerle pazarlık sürüyor. Birisi ile farklı anlaşma bir diğeri ile farklı bir anlaşma. Biz burada adil davranacaksak işçi çalışırken büyük para alıyor. Emekli olunca düşük alıyor. Memur 'da tam tersine. İkisi ile konuşunca ikiside birbirini takip ediyor. Genel sekreterim şunu söyledi şoförüm benden fazla maaş alıyor. Bir skala içersinde tabiki grev hakkı olacak. Ama burada iş vereninde lokavt hakkı olacak. Ama bunlar kabul etmiyorlar. Bunun üzerine çalışılır. Konuşalım çalışalım. Oturalım konuşalım. Burada en ideal şu çalışanlar olayına girmektir. Çalışanlar geleceğini çok uzun süre rahatlıkla görebilecek. Önümüzdeki yıl ne olabilir endişesini taşımayacak. Bunun çok daha başarılı olacağına inanıyorum. Toplı iş sözleşmesi durumu çok farklı. Hakem kurulunda artık biz yokuz. Bakanlar kurulu sürece müdahale etmeyecektir.

Aynı şeyi Kemal Kılıçdaroğlu için neden söylemiyorsunuz? Kemal Kılıçdaroğlu aynı şeyi benim için söylemiyorsunuz? Bende vatandaş olarak cevap veriyorum. Bu tür şeyleri söylüyor. Bazı kitaplardan şuralardan alıntı yapmak suretiyle Ermeni Gürci vs.. Oda yapıyor o da yapıyor. Bunların hiçbiri tasvir edecek durumu yok. Melih Bey nerde ne dedi bilmiyorum. Meydanlardayım şuanda.. Bunu bir gazeteci yapmış olabilir. Melih Bey yapmışsa yapmaması lazım. Rize Belediye Başkanı bizim disiplin kurulumuzda.. Onun vereceği karar uymamız gerekiyor. O karara göre uygulamayı yaparız.

Benim Genel'de gömlekleri Ramsey'dendir. Buralardan ağırlıklı olarak gömleklerimi alırım. Bunun dışında ara sırada dostlarımızın hediyeleri olur. O Kemal Bey'in derdi. Bu tür yaklaşım tarzları içersinde olanlar kredisini şuanda tüketmiş bir Genel Başkandır. Bu kadar durumlarla konuşan burada adap çizgilerini zorlayan bir aşan kişiyle bu tür bir programa çıkmam söz konusu değildir. O Meşruiyeti kusura bakmasın ona veremem.

iPod'u küçük kızıma hediye ettim. Fakat bunu söylemişken burada bir şeyi söylemem lazım. Bakın özellikle tabi U2 Bono niye gelmiyor veya gelemiyor bütün bunlar söylenirken arkadaşlarımız gayret ettiler bu grubu Türkiye'ye getirdiler. Gerek iki devlet Bakanım Egemen Bağış Bey ile Hayati Yazıcı ile bu proje kapsamında bunu gerçekleştirdiler. Olimpiyat stadında o akşam oraya bir katılımcı vardır. Orada gençler bir yuhlama çekiyorlar. Şimdi bu anlayışı bu zihniyeti ne ile izah edeceksiniz. Sizin için kalkacak bakanlar devereye girecek. Bu ülkeye İnsan Hakları konusunda alacak getirecek ve sizlerin huzuruna çıkaracak ve siz orada kalkacaksınız ona teşekkür ediliyor. Ve kalkacsakınız orada o Bakanınızı orada yulhayacaksınız. Bunun izahı olabilirmi? Mesela bugün baktım şimdi o Bakanımda anlamak mümkün değil diyor. Bu kadar çaba bedeli bu diyor. Ayıptır. O Bakanını partisini benimsemeyebilirsin. hepsine saygım var. Ama o sanatçının huzurunda o Bakanı yuhlayamazsın. Burada çok ciddi bir erozyon yaşıyoruz. Bunuda görmek lazım. Pakistan'ı unutmayalım. Yoğun bir şekilde kendileri de inşallah Bayram Namazında da bütün Türkiye'de paylaşacaklar. Büyük bir medya grubu ile gittiler baktılar. Türkiye olarak orada ciddi bir çalışmanın içinde olacağız. Halk oylamasında bende Pakistan'a gitmeyi düşünüyorum.

Ben çok teşekkür ediyorum.

Siyaset Haberleri