Kaymakamın girişimiyle Ayşe Nine gibi ev denemeyecek yerlerde yaşayan 15 kişi eve kavuştu.
Bir önceki görev yerinde adını bir caddeye verdiler. Kırklareli’nden Giresun’a kadar adını taşıyan çocuklar büyüyor. Makamının kapısında ‘Vurmadan giriniz’ yazıyor. İçeri girenlerin hiçbirinin talebi geri çevrilmiyor. Çalıştığı yerlerde önce ‘Tatlı Dil Güler Yüz Masası’ kurarak en neşeli memuru buraya atıyor. Selanikli annesine atıfla küçük kardeşinin “Bizim ailenin Atatürk tarafı” dediği Adana Yüreğirli çiftçi çocuğu Tuncay Sonel, tüm bürokratik setleri yıkarak ‘patron değil garson devleti’ yaşatıyor. Kendisini “Ağabeyim” dediği Recep Yazıcıoğlu ekolünden gören Sonel, “devlet=hizmet” diyor ve kendini makamın değil sokağın kaymakamı olarak tanımlıyor.
Türkiye aslında adını son olarak Trabzonlu Ermeni gelin Hermina’nın TC vatandaşı olması için verdiği 6 yıllık mücadeleye nokta koyan kaymakam olarak duydu.
Ancak Of Kaymakamı Tuncay Sonel, 17 yıllık kariyerinde zaten görev yaptığı yerlere sihirli değnek gibi dokundu. Şanlıurfa Birecik’te oluşturduğu hayırsever desteği (HAY-DES) sistemini 2008’de Of’a tayini çıkınca buraya da taşıdı. Ali Ağaoğlu, Çetin Nuhoğlu, Yaşar Aşçıoğlu, Ulusoy ailesi de dahil 30 kadar işinsanıyla 26 milyon TL’lik eğitim ve sağlık tesisi için protokoller yaptı. Berber ve kahvehanelere kütüphaneler kurdurdu. Otobüslerin koltuk arkalarına file taktırıp kitap koydurdu. Okuma yazma kursuna gidenlere, çok kitap okuyan öğrencilere altın dağıttı. Çekyat, TV ve buzdolabı ödüllü çekilişlerin ardından Of’ta yüzde 57 olan okul öncesi eğitim oranı yüzde 93’e fırladı. Marangozların da desteğiyle 692 öğrenciye çalışma masası dağıtıldı.
Sonel’in döneminde Of’ta keman ve piyano sesleri duyulmaya başladı. Müzikte, sporda ve görsel sanatlarda yetenekli 300’ü aşkın çocuk keşfedilerek kurs almaya başladı. 585 engelliye ulaştı ve 100’ünü sosyal güvenceye kavuşturdu. Meslek edindirme kursları açtı. ‘Oyuncak silaha hayır’ projesi başlattı.
Of’taki hizmetleri Sonel’e ilginç payeler de kazandırdı. Bunlardan en bilineni ‘atom karınca.’ Ancak onu anlatmak için Of’ta kahvehanelere kulak vermek gerekiyor: “O hamsi gibi kıpir kıpir bir atom karincadur daa...”
Filmlerdeki gibi bir hayat
Sonel kamu hizmeti yapmaya Adana Yüreğir’de İncirlik Üssü’nü gördükten sonra vermiş: “Çocuktum, lale toplamaya giderdik. Evleri, sokakları filmlerdeki gibiydi. Amerikalı, Türkiye’de küçük Amerika kurmuş. Biz kendi memleketimizde yapamıyoruz. ‘Yapacağım’ dedim. Yapmaya çalışıyorum.”