Seçime 41 gün kala Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Show TV'de katıldığı Siyaset Meydanı'nda Ali Kırca ve Tuğba Atav'ın gündeme ilişkin soruları cevapladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün gerçekleştirilen 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarına ilişkin, ''Ben bu yıl için gerçekten mutluyum, memnunum, şundan dolayı; sendikalarımız bu defa gerçekten güvenlik güçleriyle çok iyi bir diyalog içinde oldular, ellerinden gelen bütün tedbiri aldılar'' dedi.
İŞTE BAŞBAKAN ERDOĞAN ÖZEL SİYASET MEYDANI'NIN GENİŞ ÖZETİ...
SURİYE, KUZEY AFRİKA'DAKİ OLAYLAR, REJİM DEĞİŞİKLİKLERİ HERHALDE TÜRKİYE İÇİN DE HİÇ ARZU ETMEDİĞİ ÜLKE SURİYE OLMALI. SİZİN ÖZELLİKLE BEŞAR ESAD İLE YAKIN İLİŞKİLERİNİZ VAR. BUGÜN OLAYLARIN DEVAM ETTİĞİ GÖRÜLÜYOR. SİZİN UYARILARINIZN DA DİKKATE ALINMADIĞI GÖRÜLÜYOR. SINIRDAN TÜRKİYE GEÇİŞLER DE BAŞLADI. OLAYLAR DEVAM EDERSE BU DAHA DA ARTACAKTIR. DEVAM EDERSE BEŞAR ESAD DİRETİRSE BATI YİNE DEVREYE GİREBİLİR Mİ?
Diyorsunuz Beşar'ın eşi sünnidir. Böyle bir özellik kendisini aslında Suriye'de güçlü kılan bir yapı ve şuanda muhalefet edenlerin ciddi bir kısmı da Beşar'a karşı çıkmıyorlardı. Bizim sıkıntımız burada diyorlardı. Biz de partimizi kurup bu koşuda yerimizi alalım diyorlardı. Ben bunların hepsini bir dost olarak, samimiyet içinde de şunu söyledim. Siz cumhurbaşkanı olmayın ben başbakan olmayayım bunu kardeş olarak görüşelim dedim ve hep böyle görüştük. Bizim parti çalışmalarının ne şekilde olduğunu nasıl olduğuna inceletti. Dedik ki bunu daha ileri aşamalara da taşıyabiliriz. Ekip gönderirsiniz burada çalışmalar yapılır ve burada bir yetişme fırsatı olur. Bunun demokratik parlamenter sistem için birlikte yaparız. Yeter ki siz bizden böyle birşey isteyin. Tabi olumsuz bakmadı ama adım da atmadı.
Ben kendisine özel temsilcilerimizi de gönderdim. Tabi gönderiyoruz, yapmıyacağım, hayır demiyor yapacağım diyor ama bir yerden veya birileri tarafından bir engeller mi var bir tereddüt mü var kararsızlık mı yaşıyor ben bunu doğrusu çözmekte sıkıntı yaşıyorum. Sonunda bu bizi vuracak. Pat yayla dağı çıktı ortaya. Yayladağı'ndan girişte biz onlara kapılarımızı kapatamayız. Kapılarımızı açtık, tedbirlerimizi aldık. Bunun d evamı gelecek gibi görünüyor. Kendileri ile de irtibatımızı sürdürüyoruz. Biz Suriye'nin parçalanmasını bölünmesini asla istemiyoruz. Burada insanların özgürlükleri söz konusu. Burada da Beşar Esad'ın tavrını çok kararlı koyması lazım. OHAL'i kaldırdı güzel ama bunun fiili uygulamasını yap.. İnsanlara kurşun sıkılmasın.
Türkiye'nin şuandaki kalkınması gelişmesi bize gerçekten model diyor bunu da söylüyor ama ayaklanma da sürüyor.
BATI MÜDAHALE EDER Mİ?
Önümüzde bir Libya olayı var. BM Güvenlik Konseyi bunu da masaya yatıracak. BM Güvenlik Konseyi bunu masaya yatırdığı zaman bu gelişmeler karşısında en büyük rol gelecek Türkiye'nin üzerine. Bizim gibi sınırı olan, ilişkileri olan yok çünkü. Onun için biz önümüzdeki günler içerisindeki ilişkileri çok daha ileri taşımak zorundayız. Biz özellikle bir Hama katliamını bir daha Suriye görmemeli. Bunların hatırlatmasını kendilerine yaptık. Böyle birşey tekrar yapılacak olursa Suriye bunun altından zor kalkar diye düşünüyorum. İnsanlık burada tavrını koyacaktır.
Irak'taki bütün o olaylara rağmen hamdolsun Türkiye bu süreci yönetmesini başardı ve Türkiye devamlı kalkınma istikametinde yolunu aldı. Suriye de bize sıkıntı olacaktır.
SINAVLARDA YAŞANAN SKANDALLAR VE SONRASINDA YAŞANANLAR İÇİN NELER SÖYLEYECEKSİNİZ?
Şunu çok açık net ortaya koymak lazım. Şöyle bir soru gelebilir düşüncesi ile kısa daha önce de kendilerine sorduğum sorular noktasından bunu buradan çok açık net ifade etmem lazım. Böyle bir sınavda asl olan burada kopya var mı yok mudur? Kopya varsa tehlike. Kopya yoksa şifreydi, sehvendi bunlar hepsi işin detay şeyleri. Bunlar neticeyi ilgilendiren şeyler değil. Ben bunu başkana sordum ve bana dedi ki kesinlikle burada kopya yok dedi. Bakın dedim bu olduğu anda zulüm olur. Daha sonra bana bazı teknik şeyler getirdiler. Bu alanda tecrübesi olan hocalarımızla beraber daha önceki imtihanlarla bakarak baktık ki özellikle alınan neticelerde eskiye göre şimdi o kadar yüksek birşey söz konusu değil. Oranlarda daha da düşüş var. Burada kopya olsa başarı oranında yükselme olması lazım ama düşüş var. Bir defa dijital baskı kopyayı ortadan kaldırıyor.
2010 Yılında 1 milyon 473 bin adaydan 2 bin 140 kişi soruları tamamlamış. 2011'de 1 milyon 609 bin 144'ten sadece bin 801 kişi tüm sorulara cevap vermiş. Sayı da düşmüş. Katılan artıyor ama sayı düşüyor. 2010'da tam puan alan öğrenci sayısı 3, 2011'de sadece 1 öğrenci tam puan alabilmiş. 6114 Sayılı kanun esas alınarak yapılan bir sınav bu. YGS konusundaki iddiaların ardından ÖSYM komisyonu 10 bin 500 soru kitapçığını incelemiş. ALES'e gelince o da sadece İzmir'de 200 adayın sıkıntısı oldu. O da kitapçığın eksik gitmesinden kaynaklandı.
SİZ TATMİN OLDUNUZ MU? MESELE SİZİN İÇİN KAPANDI MI?
Ben son açıklamalardan sonra tatmin oldum. Fakat süreç yargıda ve yargıdan gelen son kararlar da olumlu mu olumlu. Biz bir öğrencinin mağduriyetine asla müsade edemeyiz. Kaldı ki burada her adayın ayrı bir kitapçık alması yeni bir metodu şey yapıyor. Kopyanın olmamasının teyidi beni rahatlatan bir netice olmuştur. Kopyaya yönelik birşey olsa orada asla tereddüt etmez gerekeni yaparız. Kopya olmadıktan sonra neyin tasarrufunu yapacağız. Algılar üzerinden hareket etmem, ben netice üzerinden hareket ederim. Burada bu olaya malesef çok ideolojik yaklaşan çevreler var ben bunları da çok iyi biliyorum. Çok iyi bildiğim iiçin burada arı kovanına çomak sokuluyor. Bundan rahatsızlık duyanlar var. Bundan rahatsızlık duyulduğu içtin belli bir grubun seçim öncesinde adeta bir siyaset malzemesi haline getirmiş olması çok manidardır. Gençlerimizi legal örgütlerin yanında illegal örgütlerde kullanma yoluna gitmişlerdir. Nitekim şimdi ben kendilerine hep onu söylüyorum. Şimdi ikinci sınavlarınıza hazırlanın biz bu işi sonun kadar takip edeceğiz. Ama öğrencilerin siyasi istismar aracı yapılmasına üzüldüğümü rahatlıkla söyleyebilirim. Bunda bazı medyanın da rolü var.
TAMAMEN EYLEMLERİN BİR KISMININ SİYASİ OLDĞUNU SÖYLEDİNİZ VE 10 BİN KİŞİYİ TAKSİM'E YIĞARIZ DEDİNİZ. BUNU NEDEN SÖYLEDİNİZ?
Sözümü makaslama. Biz bu ülkede gerilim istemiyoruz, gençler üzerinden istismar istemiyoruz. Böyle bir yola da tevessül etmedik.
BU SÖYLEM TEHLİKELİ DEĞİL MİYDİ?
Karşımdakiler bunu yapıyor. Muhalefet partililer onlarla yürüyor da biz burada tam karşıtı demokratik hak noktasında gereğini söylemekten niçin rahatsız olalım ki. Milletvekilleri gençlerle birlikte yürüyorlar. Bu yanlış değil mi? Olay yargıda değil mi niçin bunlar kalkıp gençlerle yürüyorlar. Biz bu tür olayların hiçbirinde gençlerimizi sokaklara caddelere dökmedik. Bütün okullarda bizim de gençlerimiz var. Bu tür şeyleri yapmak bizim için problem değil. Fakat biz demokratik haklar ne ise bunu yasalar çerçevesinde yaparız.
ÖSYM BAŞKANI SÜRECİ İYİ YÖNETEMEDİ
Süreci isterdik ki yönetmesin. Süreci başkan iyi yönetememiştir. Bunu kabul ediyoruz. Bu kopya veya öğrencilere bir zülum yönü değil ilmi siyaset diyelim. O çocuklara zarar veren birşey yok. Şüphelenebilir ama demokratik değil ki. İllegal örgütlerle bunlar yapılıyor. Ne işi var orada Başbakan'a AK Parti'ye sloganlar atılıyor. ÖSYM bize bağlı değil ki. Yapmışlardır bizde kendilerinden brifingi almışızdır burada kopya var mı yok mu yok. Bizim tatmin olduğumuz nokta orasıdır. Süreci iyi yönetememiştir.
BEDELLİ ASKERLİK KONUSUNDA HAKİKATEN MİLYONLARCA GENÇ TEKRAR SORMAMIZI İSTEDİLER
Ben şunu çok açık net söyliyeyim. Sayın Kılıçdaroğlu gibi değiliz. Onun sırtında küfe yok bizim sırtımızda var. Biz onunla yolculuk yapıyoruz. Bu ülkenin sorumluluk küfesi de diyebiliriz. Askerliğin süreci ile alakalı çalışmaları TSK ile yapıyoruz. Gündeme gelmiştir üniversite mezunlarının aynen erlerle birlikte aynı süre içerisinde askerliğini yapsın biz hayır demişizdir olamaz. Üniversite mezunu ile ortaöğretim mezununu aynı statüye tabi tutamayız. Bundan dolayı bazı şeyler geri adım atmak suretiyle ertelenmiştir. Bu konu üzerinde çalışmalar sürüyor. Bunu halk arasında belki amiyane olacak ama bekara karı boşamak kolaydır. Bu tabir içerisinde değerlendirebiliriz. Biz hudut birlikleri gibi adımlar attık bütün bu adımları atarken de biz birşeyin peşindeyi şüphesiz ki daha rantebl adımlar atalım ve bir neticeye kavuşturalım. Örneğin polislerimizle ilgili yılların sorunu vardı görüştük mutabakat sağlandı ve kökünden çözüldü o sorun. Şimdi aynen buna yönelik de yine önümüzdeki dönemde TSK ile yapacağımız görüşmeler neticesinde bu süre nereye kadar indirilebilir ortaokul lise ilk okul neyse bunun neticesi ne olur bütün bunlar konuşulur. Profesyonel ordu hep konuşulur zaten bizim ordumuzun 200 bin civarında profesyoneli var. Bütün bunların hepsinin en ince dettayına kadar değerlendirilmesi lazım. Mevcut hükümet bu görüşmeleri zaten yapıyor TSK ile ve daha ideal bir konuma nasıl getiririz bunun çalışmaları zaten yapılıyor. Bunu bir siyaset malzemesi olarak kullanmayı doğru bulmadım. Biz asker üzerinden siyaset yapmayı doğru bulmadığımızdan gündemimize taşımadık. Şu anda TSK'nın bu işe bakışı olumsuz. Bunu tartışabiliriz diye devamlı bunu konuşuyoruz. Yaşı çok çok ilerilere varmış olan yurttaşlarımız var. Fakat o kadar ilginç şeyler var ki Türkiye'de dövizli askerlik ile bedelli askerliği karıştıranlar var. Bu konuda yine bence bir siyaset malzemesi olarak kullanılmamalı, sorumluluk zize geldiğinde size yetki verildiğinde TSK ile oturursunuz adımı atarsınız. Burada TSK herhangi bir yara almamalı, ülke yara almamalı bu bütr bir birikimi de çözeriz diye düşünüyorum. Burada çok ilginç birşey var. Çok şehit ailelerinden uyarı aldık. Diyorlar ki ben fakirim, benim param yok ee ben oğlumu askere göndereceğim parası olan göndermeyecek bunu nasıl çözeceksiniz? Bu sorunun da cevabını vermek gerekir.
Buna bazı alternatifler çıkartıyor. Onlara da ücret öderiz deniyor bu da zaten profesyonelliğe geçiştir. Yani burada çok hassas davranmak gerekir, kırmadan dökmeden bu problemi o şekilde çözmek en idealidir diye düşünüyorum.
ARTIK ONLARIN SORUNU İLE İLGİLENEN BİR HÜKÜMET VAR
Partimizi kurduğumuz zaman biz bir şey yazdık. Türkiye'de bir sorun var. Programımızda 2-2,5 sayfalık bir yer var ve biz bir süreç başlattık. Özellikle Güneydoğu'ya gittiğimizde şu OHAL'i kaldıın başka birşey istemiyoruz deniyordu. Geldik OHAL'i kaldırdık 30 Kasım 2002. Biliyorsunuz TV'lerde kürtçe yayın yasaktı yapılmazdı biz TRT'yi devletimizin bir kanalını tamamen buna tahsis ettik ve 24 saat yayın yapıyor. Anadilde kurslar açılmasının önünü açtık, daha da ileri giderek Kültür Bakanlığı'mız Ahmedi Hani'nin çevirisini yaptı. Devlet bu işlerin içine bizzat girdi. Kasetler, vs. bunlar yapılabilir hale geldi. Üniversitelerimizde bölümler açılır hale geldi. Bütün bunlarla bugüne kadar Türkiye'deki güneydoğu ağırlıklı olarak söylüyorum benim Kürt vatandaşımın sorununu minimize etmeye çalıştık. Artık onların sorunu ile direk ilgilenen bir hükümet var. Bu artık kürt sorunu olmaktan çıkmıştır. Şimdi kürt kökenli vatandaşlarımın sorunu var biz onun üzerine gidiyoruz. Kürt sorunu diyerek gündemde tutmanın bir anlamı var mı bu sadece ayrımcılığı getirir. Diyarbakır'da en büyük camii de en büyük camide cuma kılınırken 100 metre ötede bir cemaat daha oluşturup orada ayrıca bir cuma daha kılıyorsun bunu ne adına yapıyorsun Kürt sorunu adına. Kürt sorunu adına böyle birşey yapılabilir mi? Bu bölücülüktür ayrımcılıktır. Buna da benim milletim müsade etmez. Buna dinimizin içeriisne bile bunu sokmaya gayret ediyorlar bu bir istismardır. Ben medyaya şaşıyorum. Medya neden gereğini söylemiyor. Diyanet İşleri Başkanı kalkıyor açıklama yapıyor medya hala olabilir diyor sen neye göre bunu söylüyorsun.
Bizim tek millet, tek bayrak, tek devlet burada yanlış olan ne var? Bakın ben burada hçbir zaman tek dil ifadesini kullanmadım. Özellikle BDP'li milletvekilleri bunu söylediğimi iddia ediyorlar. Ama ben böyle birşey söylemedim. Türkiye'nin resmi dili Türkçe'dir ama. Bu tez bu ülkeyi böler çökertir.
Biz anadilin öğrenmesine mani getirmedik. Şimdi Çerkez'ler başladı hepsi başlayacak şimdi ne olacak? Bu kadar istiyorsan arzuluysan kurslarınızı kurun gidin öğrenin. Ama okullarda resmi dil olan Türkçe'den taviz verdiğiniz zaman bunun önüne geçemezsiniz. Üniversitelerde kürsüler var. Olay hepsi geliyor bizim milli birliğimizi beraberliğimizi bozmaya yönelik adımlardır. Ben Muş'ta da bunu söyledim Iğdır'da da bunu söyledim. Öcalan'ı peygamber ilan eden bir anlayışla bunu nasıl çözeceksiniz. Böyle bir sorun mu olur?
ÖCALAN İLE DEVLETİN GÖRÜŞMELER YAPMAYA DEVAM ETTİĞİ BİLİNİYOR. NEYİ SAĞLAMAK İÇİN GÖRÜŞMELER SÜRÜYOR?
Devlet virüsün nerede olduğunu öğrenmek zorunda. Konuşulan şeyler nedir, bunun menşeinde ne var bu ülke daha huzurlu ortamı nasıl sağlar? Bunu bu ülkenin bütün kurumları aramak zorundadır.
TABİİ Kİ DETAYLARI GİZLİDİR AMA UZUNCA SÜREDİR DEVAM EDİYORSA BİR SONUÇ MU ALINIYOR Kİ SÜRDÜRÜYOR.
Bunu sizin gözlemlemiş olmanız lazım.
ÖCALAN MI ATEŞKES SÜRECİNİ SAĞLIYOR?
Biz olaya sadece bir noktadan bakarsak yanılgıya düşeriz. Bütün bu çalışmalar esnasında son dönemde ABD uyuşturucu kaçakçılığına PKK kadroları bulaştığı için hazine olarak bütün şeyleri dondurdu. Şimdi ABD'nin bankalarında PKK'nın liderlerinin düşünün ne kadar parası olduğunu bilemiyorum ama bayağı yüklü paraları var. Bunu benim kürt kökenli vatandaşlarımın bilmesi lazım. Bunu nereden elde ediyor uyuşturucu kaçakçılığından. Şimdi de bunun uyuşturucudan elde edildiğini tespit eden ABD kalkıyor bu işe hazine olarak el koyuyor ve donduruyor. Bunu benim özellikle kürt vatandaşımın bilmesi çok önemli. Bu para bugün veya yarın nerede kullanılıyor veya bunun dolaşım ağı nedir? Bunun nerelerde ilişkisi olduğu çok manidar, enteresandır. Bunun üzerinde bizim yazılı ve görsel medyamızın da durması lazım ki aldatılmayalım milletimiz kandırılmasın. Bu milli birlik ve kardeşlik sürecimizin projemizin önemli ayaklarından biridir.
GEÇEN HAFTA BAĞIMSIZ ADAYLARIN VETO EDİLMESİ 3 GÜN BOYUNCA BÖLGEYİ ÇOK ETKİLEYEN OLAYLARA SAHNE OLDU SONRASINDA DA TEKRAR YSK TOPLANDI VE VETOLARIN BİR KISMI KALDIRILDI. SİZ BİR KAÇ GÜN SESSİZ KALDINIZ. SONRASINDA BAŞBAKAN MÜDAHALE Mİ ETTİ?
YSK'ya müdahale etme noktasında böyle bir güç kabiliyetimiz olsaydı zamanında kendimiz için yapardık. Bir defa YSK buradaki verdiği kararı şöyle veya böyle vermiş bunun üzerinde duracak değilim. Orası da bağımsız bir kurul. Önemli olan bundan sonraki süreçtir. Asıl yüzde 10 barajı önemli. Bu da bir istismar malzemesi olduğu için önemli. Bu baraj AK P arti ile gelen bir baraj değil. AK Parti bu baraja rağmen gelmiştir. Ve biz yüzde 34 oy almak sureti ile iktidara geldik. Biz kalkıpta bağımsız aday şu bu demedik veya belli bir bölgenin adayı olarak çıkmadık. Tüm ülkemin insanını kucaklayarak ortaya çıktık. Böyle çıktığımız için de halkımız yüzde 34 oy verdi ve parlamentonun da yüzde 65'ini aldık. Şimdi bundan sonraki sürece yönelik biz herşeyden önce ülkemizin her yönden kalkınmasını eğer düşünüyorsak bunu demokrasi ve ekonomi olaak at başı yürümesini istiyorsak geçmişe bakalım.
Türkiye'de tek başına iktidarlar başarılı olmuştur koalisyon hükümetleri hep geri götürmüştür. İstikrar adına bizim bu baraja ihtiyacımız var
AVRUPA'DA DA VAR AMA BU KADAR YÜKSEK DEĞİL
Bakınız orada eyaletlerde bile bu rakamlar var. Demokratik açıdan herkes bu mücadelenin içerisine girebiliyor mu giriyor istediği kadar parti kurabiliyor mu evet. Ben bir teklif getirdim Türkiyee milletvekilliğini getirelim. Rahmetli Özal söylemişti ben de söyledim. Yüzde 1 oy mu alıyorsun gir oradasın. Yüzde 2 iki milletvekili ile orada temsil edil. Yanaşmadılar bakınız şuanda gündemlerinde yok.
Geçmişte bunu söyledim bugün de savunuyorum. Bu diğerlerine göre çok daha uygulanabilir istikrarı destekleyen bir tezdir diye düşünüyorum. AK Parti bu tezi getirirse düşer ama yine de demokrasi için yapılabilir. Bunu bir sonraki seçimde bunu konuşabiliriz. Baraj Türkiye'nin şartları ile ilgili bir konudur. Dediğimiz noktaya geldiğimizde eyvallah.
BDP SEÇİME GİREMİYOR DOLAŞIYOR KANUNUN ÇEVRESİNDE.
Milletle kucaklaşsın ben Kürtlerin partisiyim niye diyor. Benim 60'a yakın Kürt milletvekilim var biz hepsini kucakladık. Bu değişmeyecek demiyorum şartlara bakacağız.
YENİ ANAYASA NE ZAMAN GELECEK?
Burada ileri demokrasi olacak, temel hak ve özgürlükler öncelikli olarak ele alınacak. Bu halkın dili olacak. Anayasa nasıl yapılır kimler yapar dendiği zaman hep şu konuşulur Anayasa Profesörleri yapar deniyor ama biz daha çok halkımızla, STK'lar ile profesörlerle hukukçularla yapıyoruz. Bunun son çerçevede bu havuzu sunacağız başta anayasa hukukçuları olmak üzere partimizin hukukçuları biraraya gelerek biz kendi hazırladığımız anayasayı netleştireceğiz.
Bütün bu çalışmaları her siyasi parti ortaya koyar, gayet güzel bir çalışma ile orada neticeye ulaşırız. Şu anda STK'ları yaptırdıkları çalışmalar var, bazı üniversitelerin hazırlıkları var. Partiler olarak bizim zaten başlattığımız çalışma vardı. Bizim ön hazırlıklarımız iyi bir konumda. Bireyi önceleyen, devleti arka plana çeken bir anlayış ile ana başlık olarak söylüyorum, ileri bir demokrasi ve halkın dilinin egemen olduğu bir dil olacak, şuandakinden daha kısa olabilecek bir anayasa özlemi içerisindeyiz.
BAŞKANLIK SİSTEMİ?
Bunu tabi halkım tartışacak. Benim kişisel eğilimim Başkanlık sisteminin tabi bu hangi başkanlık sistemi olacağına ilişkin çeşitli modeller var. Bunun çalışması yapılır.
SİZİN PARTİNİZİN TÜZÜĞÜNE GÖRE SON SEÇİMİNİZ VE TABİİ Kİ SİYASETTEN AYRILMAYACAKSINIZ AMA GÖNLÜNÜZDEN CUMHURBAŞKANLIĞI GEÇİYOR MU? BEN ADAYLIĞIMI KOYARIM AMA BUGÜNKÜ REJİMLE DEĞİL ANCAK BAŞKANLIK SİSTEMİ OLURSA BEN ÇANKAYA'YA ÇIKARIM DİYE DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?
Çok uyanıksın ama ben de senden geri kalmam. Şuanda bu seçimleri konuşuyoruz. Bu seçimlerde AK Parti nasıl tek başına iktidar olacak, nasıl açık ara iktidar olacak onun düşüncesindeyiz. Partimin tüzüğünde şu var 3 kez aday olan 4. kez aday olamaz. Ara verir sonra tekrar olur. Genel Başkanlık'ta da 5 kez aday olur sonra ara verir ondan sonra tekrar gelir. Ben partimin tüzüğünde bunu konuştum. Bu tüzüğü hazırlayan biziz.
2023 HEDEFLERİNİ AÇIKLADINIZ LAKİN 12 YIL VAR VE 3 SEÇİM DEMEK. SİZ O SEÇİMDE NEREDE OLACAKSINIZ? HANGİ MAKAMDA OLACAKSINIZ?
Rabbim ömür verirse partimin bu gücü bana neyi yüklüyorsa. Burada illa partinin başında olmak da şart değil, partim bana hangi görevi verirse partimin verdiği veya vereceği her görevi yapmaya hazırım.Hayatım benim bu işle geçti bu terbiyeyle büyüdüm inşallah Rabbim bu terbiye ile son nefesimizi almayı nasib etsin.
CUMHURBAŞKANLIĞINI GÖNLÜNÜZDEN GEÇİRİYOR MUSUNUZ?
Siz bu soruları bana sorma hakkınız olduğu kadar ben de istediğim cevabı verme hakkına sahibim. (Gülüşmeler)
ANKETLERE BAKILDIĞINDA ANAYASAYI DEĞİŞTİRECEK SAYIYA ULAŞAMIYORSUNUZ. ÇEŞİTLİ İHTİMALLER VAR BAĞIMSIZLAR VAR, MHP'NİN BARAJI AŞAMAMA DURUMU VAR. BU DURUMDA ANAYASAYI TEK BAŞINIZA DEĞİŞTİREMEZSİNİZ UZLAŞI ARAYACAKSINIZ. ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE NASIL BİR MECLİS ÖNGÖRÜYORSUNUZ?
Nasıl bir Meclis öngörülüyor sorusu olarak alacağım ben bunu ki bunu belirlemek benim hakkım değil bu milletimin hakkı. Parlamentoyu benim milletim belirleyecek. Milletimin belirleyeceği o parlamentodan, bakın partiler bizimle uyum sağlamadılar bırakıp gittiler. Üçü bir araya geldi. Biz ne yaptık dedik ki madem siz gelmiyorsunuz biz de millete gideriz. Bir madde hariç bunun dışında biliyorsunuz 330'u aştığımız için millete gitme imkanını yakaladık. Milletimiz ne yaptı yüzde 58 ile onadı ve anayasa değişikliğini bu 26 maddede yaptık. Eğer parlamentoda uzlaşı sağlanamaz ise ve parlamento bu yetkiyi verirse bunu yaparız ama bu izin verilmezse mevcut anayasa ne ise onu yaparız. Kararı millet verecek. Milletimin bu yetkiyi bize vermesi halinde bilsin ki önü çok daha rahat açılacaktır. Aksi takdirde biz hep bir konsensüs içerisinde olacağız. Bizim görüşmelerimizi geri çevirenler de oldu.
SEÇİM ÖNGÖRÜNÜZ NEDİR YÜZDE OLARAK?
Hayatımda hiç yıldızları saymadım. Halkım neyi takdir ederse. Şuanda birinci parti olarak açık ara önde gidiyoruz. Şu kadar milletvekili veya şu kadar yüzde diyemem. Takdir milletimindir.
ÇILGIN PROJE'NİN ZAMANLAMASINI BİLEREK Mİ BÖYLE AYARLADINIZ?
Bu olay bugünün olayı değil. Bu olayın geçmişi çok çok eski. Böyle bir süreç içerisinde ben o gün konuşmamda da ifade ettiğim gibi ta belediye başkanlığı döneminde benim rüyamdı. Malesef o zamanlarda tabi mevcut hükümetlerle böyle birşeyi yapmak mümkün değildi. O zaman sadece çalışmasını yaptık. Tabi yaptığımız bazı özel yoklamalarla kimsenin sıcak bakması söz konusu değildi. Ama böyle bir iktidar görevi gelince şimdi bunun zamanı geldi. İlk dönem çıraklık döneminde bir güç yoktu dünya piyasalarında yerimiz yoktu. Bu projenin bedeli de ciddi bir rakam. Bu şu anda yapılacak çalışmalar 12 milyar dolar civarında bu daha üstü olabilir ama öyle tahmin ediyorum ki aşağısı olmaz. Bunu yap işlet devret ile yaptırmak mümkün bu noktada talipleri çok aynı şekilde hiçbir şey olmazsa biz bunu ekonomik gücümüzle rahat rahat yaparız.
GERÇEKTEN İHTİYAÇ VAR MI BU PROJEYE?
Buna çevrecilik noktasında baktığımızda o tankerler boğazdan geçtiğinde insanların yürekleri hopluyor. Bir dümen kilitlendiğinde neler olacağını düşünün. Zaman zaman gemilerin bindirmesi olabiliyor. Biz bunu daha önce yaşadık ve kaç ay ki boğazın en geniş yeriydi ve tehdit altında kaldı. Aynı şeyi biz o dar bölgelerde yaşamak istemiyoruz. Bütün bunların yanında bir enerji projesidir bu. Mesela öyle anlar oluyor ki 24 saat iki gün karadenizde veya marmara tarafında gemilerin bekletilmesi söz konusu oluyor. Bu yapıldığı anda bu da ortadan kalkacak. Bu İstanbul projesi olmaktan çıkıp bir Türkiye projesine dönüşüyor. Biz dünyaya bir marka ihrac ediyoruz ve bunu ihrac ettiğimiz zaman bir Panama Kanalı'nı denizcilik bilir. Çünkü oradan gidiş gelişler. Şimdi Kanal İstanbul'da böyle olacak ve tarihi yarım ada tarihi ada olacaktır.
Asıl üzerinde ısrarla durduğum konu İstanbul çirkin bir yapılanmanın içindedir. İstanbul deprem tehdidi altındadır. Tamam bunun çözümünü üreatmeyecek miyiz? Bunun çözümü işte o iki şehir olayı var ya onu önümüzdeki çarşamba açıklayacağım hepsi birbiri ile bağlantılı ve bu iki şehirin dışında bu ayrı bir yapılanma olacak. Kordon boyu olarak.
YAPILANMA OLACAK DİYORSUNUZ BUNU ÇELİŞKİ OLARAK GÖRENLER VAR TANKERLER TEHLİKE DİYORSUNUZ AMA ORASI DA TEHLİKE OLUŞTURMAYACAK MI?
Bunlar yalı olmayacak. Güvenlik şeridinin çok çok dışında olacak. Bütün bunları da yaparken burayı bir cazibe merkezi haline getirelim istiyoruz. Buralardan nüfus kaydıralımm istiyoruz. Oralarda yaptığımız yerlerde göstereceğiz buyur sana ev. Oturduğunuz yer işgal. Deprem tehdidini göre göre biz o vatandaşları orada nasıl bırakırız. Bak senin şuanki binanın bedeli şu buyur sana şuradan bir iki daire. Senin evinin bedeli bunu alıyor al güle güle kullan. Ama sen 3 tane istiyorsan al sana bir tane daha 20 vadeyle. Biz buna şehircilik planı diyoruz ki yeni dönemde şehircilik Bakanlığı kuruyoruz. Şimdi yeni adımlarımızın içerisinde bunları peyder pey açıklayacağım.
Bu akşam birini burada açıklayayım. Bizim 81 vilayette planlarımız olacağı gibi diğer adımımız ulusal plan açıklayacağız. Bununla beraber ben dün Iğdır'daydım içim kan ağlıyordu. TOKİ ile bir miktar konut yapmışız pırlanta çok çok güzel ama şehir içi ahır ve ahırın yanında benim vatandaşım oturuyor. Biz oraları kaldıralım, ahırlara nasıl OSB'ler varsa organize hayvancılık bölgeleri yapalım. Bunları oralara taşıyalım ve vatandaşa diyelim buralar senin. Evini de TOKİ olarak inşaa edeceğimiz çağdaş binaların içerisinde otursun hemde şehriniz çok daha modern hale gelsin. Şimdi eğer biz muassır medeniyetlerin ützerindeki bir Türkiye'yi konuşuyorsak bunu böyle inşaa edeceğiz. Türkiye bunları aşar yeterki halkımızla el ele verelim omuz omuza verelim. 15-20 yıl vade ile bu evlere sahip olacaksın kardeşim. Hayvancılığımızda da güzel gelişmeler var.
BU ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI TOKİ'NİN DAHA MI GELİŞMİŞİ Mİ YOKSA TOKİ İLE Mİ ÇALIŞACAK?
TOKİ Başbakanlık'a bağlıdır, Şehircilik Bakanlığı bu işin planını yapacak.
BU ASLINDA DEPREM PROJESİ ÖYLE DEĞİL Mİ? ŞEHRİN MERKEZİNDEKİ KONUTLARLA AYNI FİYATTA O BÖLGELERDE YER VERECEKSİNİZ
Sen kendine aldın mı onu söyle - (Gülüşmeler)
SİZ ÇIKARKEN BİR ŞEY SÖYLEDİNİZ ÇATALCA'YA HEDİYEMİZ OLSUN DEDİNİZ
Gerek deprem noktasında gerek çevrecilik noktasında en az orman vesaire bunlara zarar vermeden ve mümkün olduğunca hazine arazilerini değerlendireceğimiz bir planlama burada söz konusu. İstiyoruz ki vatandaşımız da iyi bir uzlaşı içerisinde bunu çıkartalım. Bu konutlar dışında havaalanı, konutlar, fuar alanları tabii ki yapılacak. İstanbul'un en büyük havalimanını orada yapacağız.
MONTRO SÖZLEŞMESİYLE İLGİLİ SINIRLAMALAR OLDUĞU SÖYLENDİ. BİZ BUNU SAYIN BİNALİ YILDIRIM'A DA SORDUK. İSTEYEN ORADAN İSTEYEN BURADAN GEÇER ZORLAYAMAYIZ DEDİ. SİZİN BEKLEDİĞİNİZ EKONOMİK YARAR BU DURUMDA NASIL SAĞLANACAK?
İşin başında biri satın aldı ve dedi ki ben 30 milyar dolar vermeye hazırım ve yerli bir işadamı bu. İşini burada sadece kanal olmuyor ki orada yapılanma var. Bu olay işin bitimi ile şusuyla busuyla baktığınız zaman bir çok yerler belirliyoruz TOKİ olarak. Devlete ciddi manada yük olmadan TOKİ'nin kendisini finanse eden bir yapısı var. Bazıları bu işin yapısını anlayamadığı için diyelim ki Sayın Bahçeli'nin bir şeyi vardır TOKİ kendisine bağlı olduğu halde yapabildiği birşey yoktur.
Montro noktasında bizim bağımsızlığımız noktasında kimse üzerine gölge düşüremez. Bizim yine uluslararası hukuk neyi gerektiriyorsa zaten o hukuk yine çalışmasına devam eder. Şirket nereyi tercih ederse oraya gider. Bizim de çevre tehdidi açısından herkesin dikkatini çekme durumumuz var. Bir felakette kim kalkıpta bize karşılığını verecek. Böyle birşey olmuş olsa. Bir olay olsa benim milletim bunun hesabını kime soracak? Montro imzalandığı zaman tanker söz konusu değildi ki o zamanlarda. Kuru yük gemileeri üzerinden imzalanmış bir anlaşma bu. Şartlar çok çok değişti biz de tedbirlerimizi almak zorundayız.
SU KAYNAKLARI DENİYOR O BÖLGELER İÇİN
Şimdi Kadir Bey Ömerli'de işi daha da büyüttü bunun çaplı olan tünelini yaptı. İstanbul bu problemlerini 50 yıl sonrasını düşünerek yapmak zorunda. Biz gelmeden önce susuzluk İstanbul'un en büyük derdi idi. Şimdi hamdolsun kalmadı. Orada bütün bunların hepsi düşünüldüğü gibi yer altı suları nasıl karşı tarafa deplase edilecek onların da bu proje çalışmalarında bütün değerlendirmeleri yapıldı Türkiye'de bunun benzer uygulamalır da var. Bu da deprem çok büyük önem arz ediyor bunun yanında depremin dışında attığımız adımların yanında güzel bir şehirleşme. İlk hedef olarak Avrupa Yakası'nı kurtaracak. İki şehirleşme de Anadolu yakasında büyük ölçüde faydalı olacak. Bu kaçak yapılaşmalar İstanbul'da deprem olasılığında çok ağır olacaktır insan açısından bunun önüne geçmemiz lazım.
NEDEN BAŞÖRTÜLÜ ADAY GÖSTERİLMEDİ DİYE SORULUYOR NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
Ben bu sorunun cevabını çok verdim. Özellikle geçmişte verilmiş cevaplarımız var. Öyle zannediyorum ki bizim bir tane arkadaşımız aramızda var. Fakat ülkede istiyoruz ki belli şeyleri hassasiyetleri çöze çöze bir yere varalım. Şu anda üniversitdelerde bile henüz bu işi yasal zemine oturtabilmiş değiliz. Yasal manisi var mı bana göre yok. Bundan dolayı partimiz hakkında kapatılma davası açıldı ve bunu laiklik karşıtlığı olarak gösterdiler. Temenni ediyorum ki yeni dönemde bunlar aşılacaktır. Bir gerilimi ülkemizde yaşamak ve yaşatmak istemiyoruz. Benim partililerimin her yerde siyaset yapıyor siyaset yeri sadece parlamento değildir. Kadın kollarımızda da başı açık örtülü hepsi el ele bu çalışmaları yapıyorlar. Ayşe Hanım o noktada rahat olsun. Kendisi de beni daha önce beni aramış kızıma not bırakmışlar bende dönüp kendisine bilgi verdim.
UCUBE DİYE NİTELENDİRDİĞİNİZ İNSANLIK ANITININ YIKIMI BİR ÇOK İNSANIN VİCDANINI YARALADI HATTA BEDRİ BAYKAM SİLAHLI SALDIRIYA UĞRADI. YIKILMADAN BİR FORMÜL OLAMAZ MIYDI?
Siz gidip gördünüz mü yeri biliyormusunuz bilmiyorum ama ben o yeri iyi biliyorum. O yer adeta bir tarihtir. Tüm vakıf eserlerinin olduğu bir yerdir ve tamamiyle işgal altındadır. Biz oraları temizledik ve hala devam ediyoruz. Bu tabyaların olduğu yerin üzerine bu ucube dikilmiştir. Ben dedim ki bunu buraya yapma ama adam yaptı ve bizden aday olmayacağını anlayınca hemen istifasını verdi ayrıldı. Kars halkı sizin dediğiniz kadar rahatsız değil. Kars halkı yapılandan memnun. Karşıyaka belediyesi sahip çıktı. Hadi alsın neden almıyor? Biz alalım dedi almaya hazırız dedi neden almıyor. CHP'li Belediye.
SİZ ORADA DA GÖRMEKTEN RAHATSIZ OLMAZ MISINIZ?
Bizim rahatsızlığımız sanat eseri değil. Tabyaların üzerinde olmasıdır. Türkiye'nin tarihten aldığımız eserlerde sahip olmada hiçbir dönemde bizim ortaya koyduğumuz performansı kimse koymamıştır. Iğdır'da da Barış Anıtı var. O da benim ülkemde. Siz kalkıpta tarihi tabyaların olduğu yerin üzerine koyarsanız, bunu yasalar bile kabul etmiyor. Belli bir mesafede dikemezsiniz. Yargı zaten müsade etmedi ve yıkılması kararını verdi.
AKPM'DE YAPTIĞINIZ KONUŞMADA SİZE YÖNELTİLEN ELEŞTİRİLER KİTAP MESELESİYLE İLGİLİ OLARAK SİZİN SÖZLERİNİZ ÇOK TARTIŞILDI. SİZİ DESTEKLEYEN YAZAR ARKADAŞLARIMIZ DA ELEŞTİRDİLER. KISACIK ANLATIR MISINIZ?
Buna ihtiyaç yok. Gerekli olan şeyler zaten yapıldı. Benzetme de yerine oturdu. Alan nasibini aldı zaten. İkide bir önümüze bunları getirmeyin gerek yok. Yani bizi liberalin içinden destekleyen olur desteklemeyen olur. Her düşünceyi her fikri toplumun tamamının desteklemesi söz konusu değil. Biz bu kadar hizmet veriyoruz buna rağmen aldığımız oy yüzde 47 olmuştur. Bu seçimde ne olur milletimin takdiridir. Burada yargı bir karar vermiştir. Onun orada olduğunu savcı nereden biliyor önceki belgelerden biliyor. Elinde daha önce gözaltına alınmış kişilerin belgelerinden çıkıyor. Oradan çıkartılıp hemen yürütmeye talimat veriliyor kolluk kuvvetleri de bunu alıyor.
BOMBA BENZETMESİ ÜZERİNDE ÇOK DURDULAR
Bomba illa bir suç aleti değildir. Bomba yapımında kullanılan aletler maddeler de suç teşkil eder. Bakın bir anda binlerce onbinlerce servis yapıldı hemen. Bunun içinde nelerin olduğu da çıkıyor ortaya. Belki savcılık onun üzerinden de değerlendirmesini yapacak. Bunun üzerinde de çok durmamıza gerek yok. Bu eserlerin yazarları da tutuklu durumda. Benim özellikle yani bu dönemi çok açık net söylüyorum. Siyasetin bir defa yargıya karışmadığı bir dönem olarak ifade ediyorum. Her ne kadar Kılıçdaroğlu bunu söylese de ben ne yazık ki siyasetin yargıya yargının siyasete dahil olduğu dönemi onların döneminde yaşadım. Daha sonra da enteresan olan şahsımla ilgili kararı verenlerin partisinin parti mecilisinde yer aldığını kendisine hatırlatırım. Kararı verenler tamamen ideolojik karar verdiler. Ben 1 dörtlük okudum sadece. Bir dörtlükten dolayı içeri alınmasına gerek varmıydı diye yazan oldu mu? Hatta o suskunların bir çoğu Muhtar bile olamaz dediler.
VAADETTİĞİNİZ EN ÖNEMLİ VİZYON NEDİR?
Ben sevgili vatandaşlarıma şuanda bu seçimde 8,5 yılda yaptıklarımızı geleceğin teminatı olarak söylüyorum. Biz artık hayal konuşmuyoruz, yapılamayacakları vaadetmiyoruz. Yaptıklarımız ortadadır. Eğtimde, sağlıkta yaptıklarımız ortadadır. Şimdi Gümüşhane mitinginde yanıma bir delikanlı getirdiler 11 yaşında. 6 Yaşından itibaren diyalizde ve böbrek aranıyor ve böbrek Zonguldak'tan bulunuyor. Anne Baba bizim jet ambulansla alınıyor, böbreği de Zonguldak'tan alınıyor Ankara'ya getiriliyor ve operasyon gerçekleşiyor. Semih Gümüşhane'de yanıma geldi büyüyünce ne olacaksın diye sordum Doktor olacağım dedi. İşte bizim yapmaya çalıştığımız bu. Diyarbakır'da bir köyde bir vatandaşımız bir kalp krizi geçiriyor. Hemen haber veriyorlar ve hemen bizim helikopter ambulans olay yerine yetişiyor ve oradan alıyorlar hastayı aldıktan sonra Devlet Hastanesi'nde gerekli operasyonlar yapılıyor helikopter orada da kalp duruyor, gitti ondan sonra şok ile tekrar hayata dönüşü oluyor ve tabi kalp yeniden çalıştırılınca bu süreç onun için çok önemli bir süreç. Helikopterde uyanan vatandaşımız öldüm de uçuyorum diyor. Uçmak nasıl birşey diyor köylüler o da öldüm öldümde uçuyorum sandım diyor. Kendisini böyle tahsis etmiş. İşte şimdi 2,5 yaşındaki Kübra'yı sürekli önümüze getiriyorlar. CHP'li belediyenin olduğu bir yer neden gidip bulmadı. Biz bu kadar iş için koşturuyoruz görmemiş duymamış olabiliriz. Sen neden Semih'i konuşmuyorsun. Ben erzak dağıtırken devlet sadaka dağıtıyor deniyor devlet sadaka dağıtmaz. Demokratik laik sosyal hukuk devletinde arayacaksın bulacaksın. Biz şimdi her doğan çocuğu 18 yaşına kadar sağlık güvencesi altında. Üniversite öğrencilerimize 240 TL burs veriyoruz. Kredi yurtlar kurumunda kalıyorsa 150 yardım daha ediyoruz 390 TL bütün bunlar yapılan şeyler. Adeta bunların olmadığı bir ülkeden bahsediliyormuş gibi biz 600 TL vereceğiz diye kuru lafları biz daha önce gördük. Bu anlayışı benim vatandaşım artık bunu yutmuyor. Biz az önce söylediğimiz bu tür dev projelerle biz büyük düşünürüz ve hedef Türkiye hazır 2023 diyoruz. Ve 2023'ün Türkiye'sini hazırlayacağız. Bu proje 10 yıllık bir projedir. Bu projeyle beraber Türkiye çok daha geniş bir ufuk kazanacaktır. Mesela burada İnsan yok diyor. Bu nasıl bir bakıştır. On binlerce insan çalışacak. Nasıl burada insan yok dersin neye bakıyor anlamıyorum. Her halde insan olduğunu anlamak için bukanaldan gemi değil de insan yürütmen lazım. İnanın insan yürütsek yüzme bilmiyorlar derler.
GALATASARAY'A KÜS MÜSÜNÜZ?
Terbiye dışı tavır içerisinde olanları ben halkımın miletimin takdirine havale ediyorum. Biz orada böyle bir eseri Galatasaray Kulübü'nün hizmetine sunmakla görevimizi yerine getirdik ama oradaki belli bir grup oradaki şana açılışa yakışmayan bir terbiyesizlik yapmıştır. Biz buna sadece güler geçeriz. Küslük yok. Galatasaray camiası büyük bir camiadır. Ben halkıma tekrar buradan sesleniyorum bizi izlemeye devam edin' dedi.