CHP Genel Merkezi tarafından 12 il başkanı ile birlikte Rize İl Başkanlığına atanan Muhittin Bayrak, resmi açıklamanın hemen ardından Rize kamuoyuna ve parti örgütüne seslendi. Türkiye’nin ve partinin hassas bir süreçten geçtiğini vurgulayan Bayrak, görevi kişisel beklentilerle değil, kurumsal kimliğe sahip çıkma amacıyla kabul ettiğini belirterek, “Cumhuriyetimizin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçirmekte olduğu bu zorlu ve hassas süreçte, partimizin Rize İl Başkanlığı görevine atanmış bulunmaktayım.” dedi.
"Gönül Bağımız Ahmet’le Mehmet’le Değil, Atatürk'le"
Açıklamasında son dönemde yaşanan hukuki tartışmalar ve ayrışmaların cumhuriyetçi ve Atatürkçü seçmende üzüntü yarattığını ifade eden CHP'nin yeni Rize İl Başkanı Muhittin Bayrak, sert söylemlerin geride bırakılması gerektiğini savundu. Kırgınlıkları tamir etme mesajı veren Bayrak, şu ifadeleri kullandı: “Karşılıklı kırgınlıkların, sitemlerin ve sert söylemlerin havada uçuştuğu böylesine çalkantılı bir dönemde bu görevi üstlenmek benim için makam değil, tarihi bir sorumluluktur.
Şunun özellikle bilinmesini isterim ki; ben bu onurlu görevi kişisel ikballer, kişiler ya da isimler üzerinden bir siyaset yürütmek için değil; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere bıraktığı en büyük iki emanetten biri olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğine sahip çıkmak amacıyla kabul ettim. Amacım, partimizin Rize’de bir tabela partisine dönüşmesine asla izin vermemek ve partimizin öz evlatlarının emeğini korumaktır.
Bizim bağımız şahıslarla, "Ahmet’le, Mehmet’le" değil; doğrudan doğruya Mustafa Kemal Atatürk’le, onun ilkeleriyle ve cumhuriyet değerleriyle olan gönül bağıdır.”
"Fırtına Dindiğinde Yeniden Aynı Çatı Altında Buluşacağız"
Parti içi demokrasi ve hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceklerini kaydeden Muhittin Bayrak, süreç içerisinde yollarını ayıran veya istifa eden isimlere de zeytin dalı uzattı. Kimseye dargınlığı olmadığını belirten Bayrak, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Gelişen olaylar neticesinde yollarını ayıran, istifa eden veya farklı kararlar alan tüm dostlarımızın kararlarına saygı duyuyorum. Kimseye bir kırgınlığım, dargınlığım yoktur; hiç kimsenin de bana ve bu kurumsal mücadeleye kırılmasını istemem. Yüreğinde Atatürk sevgisi ve cumhuriyet sevdası taşıyan tüm dostlarımı koşulsuz, karşılıksız seviyor ve kucaklıyorum.
İnanıyorum ki, fırtına dindiğinde, aynı ortak değerlerde buluşan tüm cumhuriyetçiler ve Atatürkçüler yeniden aynı çatı altında bir araya gelecek, mevcut sisteme karşı yine tek yürek, tek beden olarak mücadele edecektir."