Çocuğunuzu kıyaslamayın

Hepimiz, hayatımızın birçok alanında kıyas yaparız ya da bir kıyaslamaya maruz kalırız. Eminiz, birçoğunuz çocuğunuza karşı da birtakım kıyaslamalara başvuruyor.

Onları, komşunun oğluyla, küçük kardeşiyle, sıra arkadaşıyla ya da amcasının kızıyla farkında olmadan kıyaslıyor. Yalnız unutmayın ki, sizin yapmak isteyip de yapamadığınız yönlerinizi çocuğunuzda değiştirmeye çalışmanız, onun kendisini mutsuz, öz güvensiz ve yalnız hissetmesine neden oluyor.


Çocuğunuzun sağlıklı ruh yapısına ve şahsiyetli bir kişiliğe sahip olabilmesi için, ebeveyn olarak üzerinize büyük görevler düşüyor. İdeal anne-babayı tanımlayabilmek her ne kadar zor olsa da, bazı durumlarda dikkatli davranmanız gereken çok önemli ayrıntılar var.


Farkında olmadan çocuğunuzda eksik olarak gördüğünüz yanları, bir başkasının davranışlarını örnek göstererek gidermeye çalışmanız, çocuğunuzu sürekli bir kıyaslanmaya maruz bırakıyor. Konu hakkında Psikolojik Danışman Emre Alıcı: "Her çocuğun geliştirilmesi gereken özellikleri olduğu kadar kendine özgü, olumlu yönleri de vardır. Ebeveynler zihinlerindeki ideal çocuğu oluşturmaya çalışırken, olumlu özelliklerini göz ardı ettikleri çocuklarının neden çekingen tavırlar sergilediğine, içine kapandığına, öz güvenlerinin gelişmediğine anlam veremez ve kendilerini bir kısır döngünün içinde bulabilirler. Pek çok ebeveynin çocuklarının aksayan yönlerini düzeltmek çabasına girerek, sürekli olumsuz yönlerini vurguladıklarını hatta zaman zaman çocuklarını başka çocuklarla karşılaştırıp tam tersi etki yaratarak bu olumsuz davranışların pekişmesini sağladıklarını gözlemlemek olası. Bir şeyleri düzeltmeye çalışmak adına yapılan davranışların, karşılaştırmaların istenmeyen davranışları arttırdığını aile sistemini dışarıdan gözlemleyen bizler için kolay olsa da, bu kısır döngünün içinde yaşamlarını sürdüren ebeveynler için bu durumunu farkına varmak sanılandan zor olabiliyor." diyor ve devam ediyor:


Neden kıyaslama yapılır?
Birçok anne-baba, çocuklarının olumlu yönlerini vurgulayıp, öz güvenlerinin gelişimine katkıda bulunmak yerine zihinlerindeki çocuk modelini yaratmak adına maalesef anlaşılmadığını hisseden, mutsuz ve yalnız çocuklar yetiştirebiliyorlar. Acaba ebeveynler çocuklarını olduğu gibi kabul edip, olumlu duygu durum içinde onların gelişimlerine katkıda bulunmak yerine onları komşularının, akrabalarının çocukları ile karşılaştırıp, değiştirmeye çalışırken olmak istedikleri ama olamadıklarını düşündükleri kendi ideal benliklerini mi oluşturmaya çalışıyorlar? Bu sorunun cevabını en iyi bu yazıyı okuyan sevgili anneler kendi süreçlerini göz önüne getirerek verebileceklerdir.


Sizin için özellikle başarı, anne-babaya yardım, hızlı ve girişken olmak gibi pek çok özellik, kıyaslama sebebi olabilir. Kıyaslama durumunda, çocuğunuz anlaşılmadığı duygusuna kapılabilir ve kendisini yalnız hissedebilir. Anlaşılmama duygusu o andaki ruh haline bağlı olarak kızgınlığa ve küskünlüğe de yol açabilir. Bu durumun tam olarak farkına varamazsanız, çocuğunuzun kızgın ya da küskün davranışlar sergilemesi, yeni bir memnuniyetsizlik sebebi olabilir.


Her çocuğun doğuştan getirdiği özellikleri, yetişme şartları gibi pek çok yönden farklılıkları olabileceğini ve bununla beraber her çocuğun eşsiz ve kendine has olduğunun farkına varırsanız, kendi çocuklarınızın olumlu özelliklerini daha iyi görebilirsiniz. Aksi halde sürekli bir şeyleri değiştirmeye çalışmanız, bunun için başka çocukları örnek göstermeniz, çocuğunuzda onarılmaz izler bırakabilir.


Kıyaslama, özellikle ev içinde kardeşler arasında sözel olmayan mesajlarla çoğu zaman farkında olunmadan yapılabilmektedir. Bu bazı ailelerde adeta alışkanlık haline gelmiş davranış kalıplarıdır. Kıyaslama sadece anne-baba tarafından değil, başka aile ve akraba üyeleri veya tanıdıklar tarafından da yapılabilmektedir.


Kıyaslama aile içinde bir iletişim kalıbı haline geldiğinde çoğu zaman dolaylı cümleler aracılığıyla yapılmaktadır. Mesela; "Sınıftaki diğer arkadaşların kaç aldı?", "Kardeşin her akşam sofrayı toplarken bana yardım ediyor." cümleleri ilk görünüşte masum gözükseler de arka planda bir kıyaslama vurgusunu içermektedirler. Bunların yanında aile üyelerinin diğer kardeşin yanında iken "Küçük kızın sana daha çok benziyor.", "Aslı'nın masası ne kadar da düzenli." gibi ifadeler kullanması da kıyaslama taşımaktadır.


Çocuğunuz nasıl etkileniyor?
Bu tür cümleler, çocuğunuzda değişime karşı direnç yaratırken, yalnızlık ve yetersizlik duygularını da pekiştirebilir. Bu duygularla büyüyen çocuk, öz güven yetersizliğinden, düşük benlik saygısından dolayı sosyal ortamda iletişim başlatamayabilir, yeni şeyleri deneme konusunda çekingen kalabilir, ev ve okul ortamında uyumsuzluk davranışları gösterebilir.


Aile üyelerinin iki kardeş arasında sürekli kıyaslama yapıyor olması kardeşlerden birinde yetersizlik duygusunu geliştirebilirken, diğerinde ise narsizme de yol açabilir. Ayrıca bu durum iki kardeş arasında acımasızca bir rekabete de dönüşebilir ki, bu iki kardeşin ilerleyen yaşamlarında belirleyici olabilecek bir davranış kalıbına dönüşebilir. Kıyaslamak, kıskançlık duygularının gelişmesine yardım eden bir duygudur. Kıskançlık özünde öfke, nefret, intikam, kendine acıma, üzüntü, can sıkıntısı, keder, küçük düşme, korku ve bunalım duygularından biri veya birkaçını içeren karmaşık bir tepkidir. Paylaşım duygusunu öğrenememiş, duygusal olgunluğa ulaşamamış çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamak, beraberinde yeni davranış ve uyum problemlerini getirebilir.


Kıyaslamak yerine neler yapabilirsiniz?
Örneğin matematik dersinde zorlanan bir çocuğu başka çocuklarla kıyaslamak yerine, geçmişte kendisi gibi matematik dersinden zorlanan fakat zamanla bu durumla baş etmeyi öğrenerek şimdi başarılı bir iş yaşamı olan bir aile büyüğünün yaşam hikayesini anlatmak, çocuğunuzun anlaşıldığını hissetmesini ve çözüm konusunda da fikir edinmesini sağlayabilir. Yalnız bunu yaparken, "Ama sen böyle yapmıyorsun!" mesajı vermemeye dikkat etmelisiniz.


Çocuğunuzun etrafındaki olumlu rol modelleri ile özdeşim kurmasını istiyorsanız, kıyaslama yapmak yerine çocuğunuzun olumlu özellikler gösteren çocuklarla arkadaşlık etmesini, etkili iletişim kurmasını destekleyebilirsiniz. Burada, kıyaslama yapmak yerine çocuğunuzun olumlu örnekleri model almalarını sağlayabilirsiniz.


Böylece çocuğunuz birdenbire değişmeye zorlanmak yerine, zaman içinde örnekleri gözlemleyerek gelişimlerinin doğal seyri içinde olumlu davranış kalıplarını edinebilirler.


Her çocuğun "tek ve biricik" olduğu unutulmamalıdır. Çocuğunuzun olumlu özelliklerini açığa çıkartıp, bu olumlu özellikleri vurgulayıp, yaratılan olumlu duygu durumuyla çocuğunuzun gelişimini doğru yollardan destekleyip, gelişmesi gereken yönleri ile daha kolay baş etmesini sağlayabilirsiniz.


Ebeveynlerin zaman zaman kendilerinde geliştiremedikleri yönlerini çocukları üzerinde görmek istemeleri ve bunun için çocuğu kıyaslayarak değişime zorlamaları yerine, kendisi ile barışık bir çocuk yetiştirmeye çalışmak zaten beraberinde pek çok olumlu değişimi getirebilecek ilk ve en önemli adımdır



Yaşam Haberleri