En büyük teselli Allah’a sığınmak

Yakınını kaybetmiş pek çok kişi psikolojik destek alsa da, Yaratıcı’yla olan irtibatı en güçlü tesellisi...

Bu minvalde yas sürecinin kısa zamanda atlatılabilmesi adına psikolog ve psikiyatristlerin yaklaşımları büyük önem taşıyor.

Yakınlarını kaybeden kişiler, zorlu bir sürecin içine girer. Hangi inanca sahip olursa olsun, insanın büyük imtihanıdır ‘ölümle’ yüzleşmek. İman sahipleri için Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde belirtilmiş büyük teselliler söz konusu olsa da, insanoğlunun ölümün karşısında dirayetini koruması mümkün olmayabilir. Bu sebeple pek çok kişi bir yakınını kaybetmenin travmatik etkisinden kurtulmak için profesyonel yardım alıyor. Psikolog yahut psikiyatr desteğiyle kendisini toparlamaya çalışan hastalar, aldıkları hekim yardımının dışında manevi kaynaklardan da besleniyor. Hekimin hastayı yönlendirme şekli ise bu süreçte büyük önem taşıyor. Dinî değerlere sahip bir hastayı sadece terapi ve ilaca yönlendirerek demoralize etmemesi gerekiyor. Hekimin, hastanın manevi ve kültürel değerlerini göz önünde bulundurarak tedavi metodunu belirlemesi iyileşme sürecini hızlandırıyor.   

Prof. Dr. Kemal Sayar, bu dönemde yas tutan kişilerin manevi ve kültürel değerlerinden faydalanmanın tedavi sürecini hızlandırdığını söylüyor: “Yas, kişinin hazmetme ve geçmişi bir şekilde anlamlandırma süreci ve çabasıdır. İnsan bu dönemde kendi kültürel kaynakları ve manevi geleneğinden yoğun destek alma isteği içindedir. Ölüm ancak belli bir kültürel ve manevi çerçeve içinde anlamlandırılabilir. Bizim geleneğimizde taziyeleşme ve manevi olanla yas sürecinde kurulan yoğun bağ, yas sürecini olumlu etkiler.” Hekimlerin yas dönemindeki hastaya dikkatle yaklaşması gerektiğine vurgu yapan Sayar, psikologların ve psikiyatristlerin kültüre duyarlı olmaları ve insanların dünyayı anlamlandırma çerçevelerini asla hor görmemeleri gerektiğini anlatıyor: “Yas çerçevesinde bizler insanların ilaç kullanmalarını tercih etmiyoruz. İnsanın kayıp yaşantısını hazmedebilmesi için bu sürecin taziyelerle, 7’sinde 40’ında Kur’an okuma gibi çeşitli ritüellerle, kültürel imkanlarla hazmedilmesi lazım.”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise psikiyatrinin akıl, beyin ve kültüre dayalı bir bilim dalı olduğuna, sadece aklın değil kişinin kültürel değerlerinin de ön plana alınarak değerlendirmelerin yapılması gerektiğine değiniyor: “Tanatoloji ölüm konusunda açıklama getirir. Buna göre de kişinin kültürel değerleri önemli görülür. Psikiyatristin yahut psikoloğun bu noktayı atlaması mesleki bir hatadır. Amerikan Psikiyatri Dergisi’nin 2007 sayısında din algısının tedaviyi hızlandırıcı bir etkiye sahip olduğuna dair bir makale yayınlandı. Din algısının terapötik bir materyal olabileceği savunulmuştur makalede. Yine Dünya Psikiyatri Birliği’nin komitesinde din, psikiyatri ve spiritüalite konuşuldu. İnancın psikiyatrik tedavide önemli rol oynadığına dair görüşler dile getirildi.”

Kur’an okumak hasta yakınlarını motive eder

Türkiye’deki bazı hekimlerin hastalara olan yaklaşımının oryantalistçe olduğunu ifade eden Tarhan, kendi halkını hor gören bir tutumun yanlış olduğunu söylüyor: “Hekimlerin hastalara olan yaklaşımıyla ilgili olarak Türkiye’de bir çalışma yapılmadı fakat kendi gözlemlerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Türkiye’de oryantalistleşen bir psikiyatri anlayışı var. Kendi halkını ve inanç sistemini hor gören yerli oryantalistler mevcut. Hipokrat yemininde de olduğu gibi hastayı olduğu şekliyle kabul edip yaklaşmak gerekiyor.” Türkiye’de kişilerin ideolojik görüşlerinin birçok meslek grubuna yansımaları olduğunu dile getiren Tarhan, hâlâ sistemde bir sorun olsa da geçmişe göre önyargıların azaldığını sözlerine ekliyor.

Prof. Dr. Sefa Saygılı ise yakınını kaybetmiş bir kişinin Kur’an okuyarak rahatlamasının çok önemli olduğunu ve bilimin ötesinde izahlar olduğunu söylüyor. Yine aynı şekilde Kur’an okumanın ölen kişinin yakınlarını psikolojik olarak da görevlerini yerine getirdiğine dair motive edeceğini belirtiyor: “Hastanın okuduğu Kur’an-ı Kerim yakınının ruhuna göndermesinin yanı sıra kendisini de rahatlatır. Yakınını kaybetmiş birçok kişide, yakını hayattayken görevini layıkıyla yerine getiremediğine dair yoğun bir pişmanlık duygusu oluşur. Kur’an okuyup ölen kişinin ruhuna göndermek vazifesini yerine getirdiğine dair rahatlatıcı tesir oluşturur. Yine Kur’an okuyan kişi, ölümün kaçınılmaz olduğunu hatırlar ve kendini bu duruma bedenen ve ruhen hazırlar.”

Psikolog ve psikiyatrlara düşen görevlere değinen Saygılı, hekimin anlayışlı olması gerektiğine vurgu yapıyor: “Birinci olarak hekim hastanın inancına saygı göstermeli, ikincisi kendi inancı ne olursa olsun empati yapabilmeli, üçüncüsü ise gerektiği yerde inançlı bir hekime sevk etmeli.”

Kur’an-ı Kerim’deki büyük teselli

Bir yakının vefatından sonra Kur’an okumanın sadece psikolojik rahatlamayla açıklanamayacağı aşikâr. Kutsal kitabın, bizzat kendisinin şifai yönü olması travmatize olmuş hastanın üzerinde olumlu etki gösterebiliyor. Adıyaman Üniversitesi İslami Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Esma Sayın, Kur’an ayetlerinin insanlar üzerindeki olumlu etkilerine değiniyor: “İnsan kalbi ve zihni yapısıyla bir bütündür. Onu yaratan psikolojik ruhsal dünyasını da rahatlatacak ayet-i kerimeler getirmiştir. Biz psikolojik olarak, ruhsal olarak Yaratıcı’yla bir bütünüz. Bu bütünlük düşüncesinin psikolojik yapımızın üzerinde büyük etkisi var. Bu bütünlüğü koruma hususunda en sağlam kaynak Kur’an’dır.”

Duaların ve ayetlerin insanın ruhsal dengesini korumasına da yardımcı olduğunu söyleyen Sayın, İnşirah Suresi’nin rahatlatıcı etkisini vurguluyor: “İnşirah Suresi’nde her zorluktan sonra biri ahirette, diğeri dünyada olmak üzere iki kolaylığın olduğu geçer. Yani söz konusu iki kolaylık vardır. Kolaylık, gelecek olan sıkıntıdan daha fazladır. Bu ayet hayata bakış açımızı daha olumlu kılar.”

Duha Suresi’nde geçen “Muhakkak ki, ahiret senin için dünyadan hayırlıdır.” ayetinin insan psikolojisi üzerinde yapacağı müspet etkiye de değinen Sayın, daha güçlü bir varlığa sığınma hissinin de insanın daha güçlü hissetmesini sağlayacağını ekliyor.

Sayın, Yasin Suresi’nin ölüye rahmet olmasının yanı sıra vefat eden kişinin yakınları için de teselli kaynağı olduğunu söylüyor: “Yasin Suresi, ölüler ve diriler için rahmettir. Surenin 12. ayetinde geçen ‘Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız.’ ifadesi vefat eden kişinin yakınları için tesellidir, güzel eserleri ve amelleri olmuşsa. Yaşayan kişiler içinse hayatta güzel ameller işlememiz gerektiğini hatırlatır.”

Yaşam Haberleri