NTV'den Banu Güven'in sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, hükümetin Tütün ve Alkollü İçkiler Düzenleme Kurulu'nun tebliğiyle ilgili olarak şöyle konuştu: Alkol her yerde satılmaz, çocukların korunması lazım. Kendi çocuklarımız var. Kimse bir şey söyleyemez. Ama alkolü yasaklayacağız diye sosyal hayatı değiştirecek önlemleri almak doğru değil.
İşte Banu Güven'le Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı söyleşinin tam metni:
Masum Türker dedi ki Kemal Bey aday olamayabilir?
Bu sayın Türker'den önce de söyleniyordu. Biz ona baktık ve uygulama alanı olmadığını biliyorduk. Keşke sayın Türker'de baksaydı...
Siz parti içi demokrasi vurgusunu sık sık yapan birisisiniz. Bu seçime CHP nasıl gidecek? Ön seçim olacak mı?
Ben kurultayda da daha sonraki açıklamalarda da ağırlık olarak eğilim yoklaması yapacağımızı belirtmiştim. Sadece delegelerin parti üyelerinin de görüşlerini alacağımızı belirleyeceğiz
Neye göre belirlenecek?
İllerin durumuna göre. Bazı iller var ki orada ön seçim ve eğilim yapmakta zorlanırız. Bazı iller var oralarda ön seçim yapılması gerekiyor. Bu çalışmayı yaparken gerekçelendireceğiz. Onları önce MYK daha sonra da Parti Meclisi'ne getireceğiz. 40'a yakın ilde delegelerin nabzını tutacağız.
Bu partide yeni bir dönem
Evet partide merkezin yükünü azaltmış olacağız. Bazı kamuoyu şirketlerinden de yararlanacağız. Öyle bir araştırma yaptıracağız. Tek kanaldan gitmeyeceğiz.
Kamuoyunun araştırmalarına pek fazla önem verilmiyordu. Demek ki bu dönemde bir değişiklik var.
Evet biz düzenli olarak nabız tutmaya karar verdik.
Bugün itibarıyla sahip olduğunuz desteğe dair rakamsal bulgu var mı? Tahmininiz var mı?
Kamuoyuna da yansıdı. Şu an bize gelen rakamlar yüzde 30-31 bandındayız. Tabii bizim hedefimiz tek başına iktidar olmak. Biz ülkeyi AKP'den daha iyi yönetiriz, bu konuda kararlıyız. Daha iyi teknisyenlerimiz, uzmanlarımız, dünyayı daha iyi sorgulayan siyasal anlayışımız var. İnsanların inançları ve etnik kimlikleriyle uğraşmayacağız, sosyal ve ekonomik sorunlarla uğraşacağız.
Geçmişte aldığımız oy belli. Anlamlı bir artış yakalarsak, ben daha önce yüzde 40 demiştim.
Başarısızlık çizgisi var mı?
Varolan çizginin altına düşerseniz, bu zaten başarısızlıktır. Başarısızlığın ölçüsü kamuoyu vicdanıdır. Kamuoyu sizin yakaladığınız rakamı olumlu bulmuyorsa siz başarısız olmuşsundur.
Kurultay sonrası yeni yönetim şekillendi. Siz sayın Baykal'la hala özel görüşmeler yapmakta mısınız? Yoksa...
Sayın Baykal'la özel bir görüşme yapmış değilim. Mevcut sorunlar önümüzde duruyor. Parti seçime hazırlanıyor. Özel gruplar oluşturuldu. PM ve milletvekili arkadaşlarımıza görev verdik. 81 ile gidiyorlar. Bu yoğun trafikte sayın Baykal'la özel görüşme olmadı. Ancak bu hiç olmayacak anlamında değil tabi. Kendisinin tecrübelerinden yararlanmak elbette isterim.
Kurultay'da yaptığınız konuşmada 'Kürt' ya da 'Alevi' tanımı yapmadığınız yönünde eleştiriler var... Sorunun bir adı yok mu?
Sorunun adı var onu istediğiniz şekilde tanımlayabilirsiniz. Biz sorun yoktur demiyoruz. Aleviler'in de Kürtler'in de sorunları var. Bunları bir kismi onların etnik kimliklerinden kaynaklanan sorunlar. Yoksulluk derseniz Batı'da var. Kültürel açıdan dalepler var, biz onları görmeyeceğiz demedik.
Bir taraftan Doğu ve Güneydoğu raporu diyorsunuz. İki dilli yaşam ihtiyacının dile getirilmesi var. Burada meselenin adı konuyor değil mi?
Elbette, doğu ve güneydoğu derken sadece Kürt kökenli vatandaşlarımız yaşamıyor ki. Kürtler de var Türkler de var Çerkezler de var. Orada Kürt vatandaşlarımızın sorunu var, tabii ki giderilmesi gerekir.
Ana dille eğitime sıcak bakıyor musunuz
Hayır! Ana dilini herkes öğrenebilir. Ama ana dille öğretim farklı bir şey...
Ahmet Türk'le konuşurken demişti, çekilen sıkıntıları anlatmıştı. İki Dil Bir Bavul filminde küçük Zülküf'ün yaşadıklarına şahit olduk. Ana dilleri başka olduğu için kavrayamıyordu. Siz nasıl yaklaşıyorsunuz?
Bu tür olayları siyasetçilerin oy kapmak amacıyla konuşmaları doğru değil. Bu olayın pedagojik yönü var. Oraya gidip Kürtçeyi öğretecek kişinin eğitim alması lazım. Var mı öyle birisi; yok! Sorunlar iki tane sözcükle ifade edilecek boyutun çok daha ilerisinde. Önce tanımı doğru yapmayız. Bu ülkede ana dil konuşma yasağı vardı. O yasağa karşı direnen biz olduk. Bu yasa teklifini veren biziz. 1989'da olayı ortaya koyan yine bizim partimiz. Biz yine kendi sorumluluğumuz bilinci içerisinde 89'daki raporu güncelleştiriyoruz. Biz çalakalem rapor yazamayız.
Hangi aşamadayız?
Arkadaşlar çalışıyorlar. Ön çalışmalar yapıldı, tartışmalar yapıldı. Henüz gidilmeyen iller var, oralarda görüşülecek.
Bu rapordan ne beklemeliyiz?
Hem öneri olacak hem tahlil olacak
Tahlil derken yeni şeyler söylemek lazım değil mi?
Ama niçin bu sorular Başbakan'a sorulmuyor?
Hükümetin yeni şeyler planlandığı söyleniyor, hükümet TRT örneği veriyor
O zaman hükümete göre yeterli mi?
Birileri yeterli görmüyor ki, biz konuşuyor
Bir şey söyleyeyim. Sayın İçişleri Bakanı 5 konuda komisyon kurduk. Hiçbir gazeteci arkadaşımız 'Siz beş konuda araştırma ekibi kurduğunuzu söyledik, Allah aşkına ne oldu bu' diye sormadı. Şimdi biz onları da bekliyoruz. Bizim ekibimiz var, çalışıyoruz. Geçen gün oturup kendi aramızda tartıştık. Olgunlaştırmadan görüş birliği sağlamamız lazım.
Fikir ayrılığı oluyor mu?
Fikir ayrılığı değil de daha mükemmeli ne olur noktasında yoğunlaşıyoruz. AB uygulamaları var AİHM kararları var onları konuşuyoruz. Biz bu ülkede herkesin barış içinde huzur içinde yaşamasını istiyoruz. Olay tek boyutlu bir olay değil.