8 yıldır kalecilik yapan ve bu sezon Yeşil-Mavili takımda profesyonele adım atan 19 yaşındaki Yunus Emre Kırdal, doğuştan kalp hastası kızkardeşi ve ailesi için daha çok çalışması gerektiğini söyledi.
Futbola 10 yaşında Rize Sağlıkspor’da başlayan ve 2 yıl orta saha oyuncusu olarak top koşturduktan sonra, kaleci olmadığı zamanlarda kaleye geçen Yunus Emre, “Sende kaleci tekniği var” diyen Antrenörü Osman Sarımehmet tarafından kaleci olmaya teşvik edildi.
“Futbola köyümün çay alım yerinin önünde ve okul bahçesinde oynayarak başladım. Beton, çimen, toprak, çamur fark etmiyordu, top neredeyse yerlerde yuvarlanmak pahasına peşinden gidiyordum. Sanki kaleci olacağımın habercisi gibiydi bu davranışlarım” diyen eskiden kaleci ve kaleci antrenörlüğü yapmış olmasının kendisi için bir şans olduğunu söylediği Antrenörü Osman Sarımehmet’e güvenen Yunus Emre, 13 yaşında Rize Belediyespor’a transfer oldu. Yıldız A Genç ve B Genç takımlarının kalesini koruyarak hem Rize Şampiyonluğu, hem Rize ikinciliği yaşayan Yunus Emre, il dışında düzenlenen grup şampiyonasında Boluspor yöneticileri tarafından fark edilerek Bolu’ya çağrılsa da eğitim durumu nedeniyle bu teklifi geri çevirdi.
Rize Belediyespor’da 2 yıl görev aldıktan sonra 15 yaşında Çaykur Rizespor’a transfer olan Yunus Emre, kendisini takıma alan Besim Koçal’ın grubunda Grup 2.’si oldukları Süper Gençte oynadıktan 2 yıl sonra A2 ekibine dahil oldu. Geçtiğimiz sezon grup şampiyonu oldukları A2 Ligindeki başarılı grafiği ile devre arasında A Takıma çağırılan Yunus Emre, hem Besim Hocasını mahcup etmedi, hem de Giray Bulak’ın memnuniyetini kazandı.
“Bu sezon hayatımın en mutlu zamanı oldu” diyen Yunus Emre profesyonelliğe adım atışını “Sezon başlamadan önce kampa çağırılınca çok mutlu oldum. Elime bir şans geldiğinin ve bunun bir daha gelmeyeceğinin farkındaydım. Kampta çok çalışarak hocalarıma güven vermeye çalıştım. Başta Engin Korukır hocam olmak üzere kaleci hocamız Nihat Köksal bana güvenerek beni Rizespor’a, memleketimin hayaliyle uyuduğum takımımıza katarak profesyonel imzayı attım” şeklinde özetliyor.
Çaykur Rizespor’a transfer olduktan sonra her idmanın ardından ekstra çalışmaya sürekli özen gösterdiğini ve özellikle son 2 senesini geceli gündüzlü çalışarak geçirdiğini söyleyen Yunus Emre, “Futbolcu olmasaydım ne olurdum bilmiyorum ama büyük bir ihtimal eğitimime devam ederdim. Ailemin bugünlere gelmemde çok büyük katkıları vardır. Ellerinden gelenin fazlasını yaptılar. Giymediler, giydirdiler, yemediler, yedirdiler diyebilirim. 2 yaşındaki kız kardeşimin doğuştan kalp hastası olması benim bu işte daha fazla çalışmamı sağladı. Ve ailemin geleceği için daha çok çalışacağım” dedi.
Takımda çok güzel bir arkadaşlık ortamının olduğunu ve ağabeylerinden çok şeyler öğrendiğini söyleyerek, takımın bu kadar iyi olmasında arkadaşlık payının yüksek olduğunu vurgulayan Yunus Emre, gelecek için ise, “En büyük hayalim öncelikle memleket takımının kalesini en iyi şekilde koruyarak, Milli takımımızın kalesini korumak istiyorum. Şu an kesin bir şey yok ama U-20 Milli Takımı için elimden geleni yapacağım. İlimizde oynanacak U-20 Dünya Şampiyonası’nda milli takım kalemizi korumak şansını elde etmeyi çok istiyorum” şeklinde konuştu.
Haber:Turgay Ayhan