Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Ömer Şan, TBMM'ye gönderilen ''Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı'' ile doğal sit alanlarının yeniden gözden geçirileceğini belirterek, ''Oluşturulacak 20 kişilik yeni kurulda 14 kişinin bakanlık bürokratı, 6 kişinin ise bağımsız mücadele edecek olması ne denli bir tehlikenin ortada olduğunu gösteriyor'' dedi.
Şan, Rize Gazeteciler ve Muhabirler Derneğinde, gazetecilere yaptığı açıklamada, ''Tabiat ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı''nın sit alanı ilan edilen vadilerde, hidroelektrik santrali (HES) yapılmasının önünü açmak amacıyla hazırlandığını öne sürdü.
Meclise gönderilen tasarıda çok ilginç noktaların göze çarptığını söyleyen Şan, ''Özellikle İkizdere'nin sit alanı ilan edilmesi, Senoz Vadisi'nde doğan sit umudu sonrası böyle bir kanun tasarısının TBMM'ye sunulması çok ilgi çekicidir. Bu yasa tasarısı ile doğal yaşam alanlarımız, doğamız, çevremiz, vadilerimiz iktidar partisinin eline teslim edilmiş oluyor. Burada, doğal sit alanlarını ilan etme yetkisi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun uhdesinden alınıp Çevre ve Orman Bakanlığına devrediliyor'' dedi.
''Sit alanları yetkisinin devredilmesinin çok büyük tehlike olduğunu iddia eden Şan, ''Tasarı ile doğal sit alanları yeniden gözden geçirilecek. Oluşturulacak 20 kişilik yeni kurulda 14 bakanlık bürokratı, 4 üniversite temsilcisi ve 2 sivil toplum örgütü temsilcisi yer alacak. 14 kişinin bakanlık bürokratı, 6 kişinin ise bağımsız mücadele edecek olması ne denli bir tehlikenin ortada olduğunu gösteriyor'' diye konuştu.
-''TASARININ MECLİSTEN GEÇMEMESİ İÇİN...''-
HES projelerinin Çevre ve Orman Bakanlığının projeleri olmaması gerektiğini belirten Şan, şunları söyledi:
''Enerji ve Tabiat Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının çalışma alanlarına giren bu projeleri Çevre ve Orman Bakanlığının çıkıp kendi projesi gibi ortaya atması bir kere bakanlığın kuruluş ilkelerine aykırı düşmektedir. Bütün bu projelerin bilimsel ve mahkeme kararları ile tescillenmiş, doğaya geri dönüşümsüz zararlar verdiği gerçeği görmezden gelinemez. Bu nedenle tasarının TBMM'den geçmemesi için başta iktidar partisinin temsilcileri olmak üzere tüm siyasi partilerden bu tasarının önünde durmasını istiyoruz. Eğer durulmazsa derelerimizde akan coşkun sular gibi bu halk kitlelerinin kendilerine akacağını, bu halkın gücünün önünde durulamayacağını anlamaları lazım. Nerede, ne şekilde akmamızı istiyorlarsa, oraya akacağımızı unutmasınlar. Kendilerini mecliste, bakanlıkta veya seçim bölgelerinde olsun çalıştırmayacağız. Bu kanunla ilgili bizi sıkıntıya sokacak her türlü yasal düzenlemenin karşısında, HES'lere karşı nasıl mücadele ediyorsak, Artvin'den, Antalya'ya kadar birlik ve bütünlük içerisinde o derelerin coşkunluğu ile Ankara'ya, İstanbul'a akarız. Gerekirse bu emperyalist güçlerin toplanıp ülkemize saldırmış olduğu Avrupa'ya akarız. Bunu da kimse unutmasın.''
-''HES PROJELERİNİN YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİNİ İSTİYORUZ''-
Gerçek çevrecilerin derelerin etrafında doğal yaşam alanlarında hayat mücadelesi vermeye çalıştığını kaydeden Şan, şöyle devam etti:
''Ülkenin bütün vadilerinde yapılmak istenen HES'ler, koruma altına alınması gereken vadilerimizde yapılıyor. Bu vadilerin etrafında insan yaşamları var. İnsanlar yüzyılladır yaşamlarını bu vadilerde sürdürüyor. Suyun etrafındaki tarım alanlarından ekonomik gelir elde ediyorlar. Unutulmasın ki biz yıllardır verdiğimiz bu mücadele ile vadilerimizin koruma altına alınarak, doğal sit alanı ilan edilmesini talep ediyoruz. Bu vadilerdeki HES projelerinin durdurularak enerji lisanslarının iptal edilmesini ve yeniden değerlendirilmesini istiyoruz. HES yapılan alanlar tamamen sit özelliği gösteriyor.''
Şan, Güneysu Deresi üzerinde yapılması planlanan HES'lerin çevreye zarar vereceğini tespit için bilirkişi incelemesine gerek duyulduğunu, bu amaçla 9 bin liraya ihtiyaç olduğunu, paranın 6 bin lirasını topladıklarını, yaş çay bedellerinin ödenmesi ile parayı denkleştirip ilgili mahkemeye yatırarak bölgede inceleme yapılmasını sağlayacaklarını sözlerine ekledi.
Toplantıya, bilirkişi parasının ödenmesi için ahırdaki ineğini sattığını söyleyen Küçükçayır köyünden Kazım Delal adlı vatandaş da katıldı.