Bir Karadenizli için horon oynayamamak onur meselesi yapılacak kadar büyük bir mesele. Şehirli Karadenizliler, bu açıklarını kapatmak için Topkapı'daki Maçka Sevinç Köyü Derneği'nde her pazar verilen horon derslerine katılıyor. Bu ay içinde Trabzon'a gelin gidecek olan Kırıkkaleli Ayşenur Cinkılıç da çeyiz derdini bırakıp horona merak sarmış.
Ajlan Sezer Genç'in adını ilk kez Balçiçek İlter'in programına çıkan işadamı Yılmaz Ulusoy'dan duyduk. Bir Karadenizli olarak 70 yaşına gelmesine rağmen hâlâ horon oynayamıyor olmasını memleket meselesi haline getiren Ulusoy, evde ders aldığından bahsediyordu. Hocası Ajlan Genç'i tarif ederken, "Çok güzel, çok zarif oynuyor. Yani öyle paldür küldür sallanmıyor. Çok müthiş, adaplı edepli bir horon tarzı var." diyordu. Hızlı, hareketli, bazen delicesine oynanan Karadeniz horonunu nazikçe yorumlayan Genç'i doğrusu merak ettik.
Maçkalı Ajlan Sezer Genç, 55 yaşında ama kendini bildi bileli horon oynuyor. Gerçekten özgün bir tarz geliştirmiş. Ancak sabaha kadar tepinenlerle oynamamak gibi bir prensibi var. "Keyif almam öyle oyundan. Horon, boyuna ve enine titreme olayıdır. Yani balık gibi olacaksınız. Tepinme işi değildir." diye meselenin özünü anlatıyor. Genç, Yılmaz Ulusoy gibi isimlerden talep gelince 2005'te sanal ortamda Horon Evi'ni kuruyor. Gösteri ekibiyle birlikte hem düğünlere, özel gecelere gidip horon oynuyorlar. Hem de içinde horon aşkı olanları bir araya getiriyorlar.
Zannediyoruz ki, dernekte halk oyunları öğretiliyor. Durum hiç öyle değil. Kimse kursa profesyonel olmak için gelmiyor. Katılımcıların çoğu Karadenizli; Trabzonlu, Giresunlu, Zonguldaklı ama diğer Karadenizlilerden bir farkları var: Şehirde büyüdükleri için hiçbiri horon bilmiyor, kemençe, tulum sesini duyunca içleri kıpır kıpır olsa da halkaya dahil olamıyorlar. Ajlan Bey, "Düğün, dernek, kına geceleri, festival gibi sosyal ortamda horona katılabilmek için kursumuza gelenler çok. Ayrıca pilot eşlerinden oluşan özel bir grubumuz var. Çarşamba günleri mühendisler geliyor." diyor. Sırf bu nedenle 6,5 yıldır, ayda bir kez horon geceleri düzenliyorlar. Horonda herkes hamsi gibi istifini bozmadan oynarken doğru ayak basmak, melodiyle bütünleşmek önemli. Yoksa halkanın zayıf yanı olarak dışlanıyorsunuz.
22 yaşındaki Ayşenur Çinkılıç, Kırklarelili ama haziranda Trabzon'a gelin gideceği için bir yandan çeyiz hazırlıyor, diğer yandan horon öğreniyor. Karadeniz'e gelin gitmenin ne kadar zor olduğunun farkında. Düğünde herkes horon oynarken uzaktan melül melül bakmak istemiyor! Banu Karaoğlan, 4 yaşındaki oğlu Cantürk ve eşiyle birlikte pazar günlerini kursta geçiriyor. Şirin Malkoç, Trabzon'un büyük ailelerinden birinin kızı. Bir Karadenizli için horon oynayamamanın onur meselesi haline getirildiğini biliyor. Bank Asya'da çalışan Giresunlu Mustafa Kasapoğlu, memleket aşkına kursta. "Çabuk ula, alun aşaği elleri, sallayin omuzlari, hayde kizlar uşaklar, hayde horona, yikalim buralari" türküleri eşliğinde hamsi balığı gibi titremek ne demek anlamaya çalışıyorlar. s.ozarslan@zaman.com.tr
***
Sabaha kadar horon mesaisi
Maçka'nın Sevinç köyü, Trabzon'un en horoncu köylerinden. 1930'lu yıllardan itibaren gruplar kurulmuş. Bu köyde yerleşik olan Genç ailesi, Trabzon'un büyük sülalelerinden. Eskiden bu ailenin erkekleri bir düğüne iştirak etmeyince o düğün başlamazmış. Ajlan Genç'in babası Ali Genç, İstanbul'a gelince gündüz esnaf olarak çalışmış, akşamları Hilton Otel'de turistleri eğlendirmek için kardeşleriyle sabaha kadar horon mesaisi yapmışlar. Baktılar bu işte para var, oynuyor, yiyor, içiyor, bir de üstüne para alıyorlar, profesyonellik devreye girmiş. Sonra üç oğlunu yetiştiriyor. Ajlan, Taylar ve Özer Genç kardeşler İstanbul'daki horon gecelerinin aranılan ismi olmuşlar. Ajlan Genç, "Bir gecede 7 gösteri yaptığımızı, sabaha ayaklarımızın şiştiğini hatırlıyorum. İstanbul'dan yola çıkar, birçok ilçeyi dolaşır, sabah yedide eve gelirdik." diyor.