Karal’dan Hükümete Destekleme Tepkisi: “Faize Var, Alın Terine Yok! Çay Üreticisi 1-0 Geriden Başlıyor"

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, yaş çay taban fiyatına destekleme priminin eklenmemesi halinde üreticinin sezona 1-0 geriden başlayacağını söyledi.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal, Doğu Karadeniz’in can damarı olan çay sektöründe yaklaşan yeni sezon öncesi hükümete eleştirilerde bulundu. Destekleme primlerinin kaldırılmasını eleştiren Karal, "Faize trilyonlar ayıran anlayış, çiftçinin yasal hakkını görmezden geliyor" dedi.

Doğu Karadeniz’de Rize, Artvin, Trabzon, Giresun ve Ordu’da 200 bini aşkın üretici ve 1,5 milyondan fazla vatandaşın temel geçim kaynağı olan yaş çayda sezon hazırlıkları başlarken, DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal’dan üreticinin durumuna dair çarpıcı bir analiz geldi. Karal, çay taban fiyatına eklenen destekleme ödemelerinin kaldırılmasının, üreticiyi daha tarlaya girmeden “1-0 geride” bıraktığını savunarak, acil önlem çağrısında bulundu.

AK Parti’nin iktidara geldiği ilk dönemlerde başlattığı ve uzun süre kesintisiz sürdürülen tarımsal destekleme uygulamalarının terk edilmesinin üreticiyi mağdur ettiğini belirten Karal, bütçe önceliklerini sorguladı.

Karal, çay üreticisi için hayati önem taşıyan ve yıllarca kesintisiz uygulanan destekleme ödemelerinin kaldırılmasının rasyonel bir açıklaması olmadığını savundu. İktidarın kendi döneminde kurduğu sistemi yine kendi eliyle bozduğunu ifade eden Karal, “AK Parti iktidara gelir gelmez bu destekleme uygulamasını başlatmış ve yıllarca sürdürmüştü. Ancak bugün gelinen noktada, üretim için alın teri döken çiftçimize bu desteğin çok görülmesi kabul edilemez. Bu sistemin neden rafa kaldırıldığı sorusu, üreticinin zihninde hala cevap bekleyen temel bir sorudur.”dedi.

Açıklamasında ekonomik tercihlere dikkat çeken Hasan Karal, hükümetin bütçe dağılımındaki adaletsizliğe vurgu yaptı. Çay üreticisinin yasal bir hak arayışında olduğunu belirten Karal, kamu kaynaklarının kullanım biçimini eleştirerek, “Trilyonlarca lirayı faize ayıran bir anlayışın, üretim için alın teri döken çiftçiye ve çay üreticisine yasal hakkı olan desteği çok görmesi kabul edilemez.” diye konuştu.

Karal, küresel jeopolitik risklerin Doğu Karadeniz’deki çay bahçelerini doğrudan tehdit ettiğini belirterek hükümete "acil müdahale" çağrısında bulundu. Özellikle Ortadoğu ve Hürmüz Boğazı eksenindeki gerilimlerin girdi maliyetlerini kontrol edilemez bir noktaya taşıdığını vurgulayan Karal, üreticinin bu yükü tek başına taşıyamayacağını ifade etti.

Dünya genelinde yaşanan siyasi krizlerin üretici üzerindeki dolaylı etkilerine dikkat çeken Karal, gübre fiyatlarındaki artışın dış kaynaklı nedenlerle katlandığını söyledi. Karal, küresel piyasalardaki istikrarsızlığın yansımalarını şu sözlerle özetledi: “Ortadoğu’da tırmanan gerilimler ve Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik riskler, lojistik maliyetlerini ve ham madde fiyatlarını yukarı çekiyor. Bu durum, çay üreticimizin en büyük girdisi olan gübre fiyatlarına doğrudan zam olarak yansıyor. Küresel gelişmelerin faturası çiftçimize kesilmemelidir. Artan fiyatlara karşı gübre maliyetinin en az yüzde 50’si doğrudan devlet tarafından karşılanmalı.Artan akaryakıt fiyatları karşısında çiftçiye özel mazot desteği mekanizması işletilmeli.Geçmişte uygulanan ancak sonradan kaldırılan destekleme primleri derhal geri getirilmeli.Bu destekler yeniden sağlanmazsa, çay üretimi sadece ekonomik olarak değil, sürdürülebilirlik açısından da ciddi bir risk altına girecektir”

Yeni sezon öncesi Doğu Karadeniz’deki yüz binlerce üreticinin sesi olarak çayın bölge için sadece bir tarım ürünü değil, bir yaşam biçimi olduğunu vurgulayan Karal, “Doğu Karadeniz’de binlerce üreticinin büyük bir beklenti içinde olduğu çayı denklemden çıkarırsanız hayat durur” uyarısında bulundu.Memleketi Rize başta olmak üzere bölge genelindeki üreticilerin artan maliyetler gölgesinde sezona "buruk" bir başlangıç yapacağını belirten Karal, sektörün stratejik önemine dikkat çekti.Türkiye’nin en stratejik tarımsal faaliyetlerinden biri olan çay üretiminde, yaklaşık 800 bin dekarlık devasa bir alanda yüz binlerce ailenin emek verdiğini hatırlatan Karal, Doğu Karadeniz’de çayın bir geçim kaynağından çok daha fazlası olduğunu ifade etti. Karal, üreticinin önünde ekonomik bir alternatif bulunmadığının altını çizerek şunları söyledi: “Çay, Doğu Karadeniz’de sadece bir tarım ürünü değildir; o bölgenin sosyal dokusu, kültürü ve hayatın temelidir. Çayı bu denklemden çıkardığınızda, bölgede ekonomik hayatın durma noktasına geleceği su götürmez bir gerçektir. Bugün binlerce üreticimiz büyük bir beklenti içinde ancak maliyet baskısı bu heyecana gölge düşürüyor.”şeklinde konuştu.

Bölgedeki 200 bini aşkın üreticinin maliyetler altında ezildiğini vurgulayan Karal, hükümetin bütçe tercihlerini "üretim karşıtı" olarak nitelendirdi.

Geçmiş yıllarda uygulanan ödeme takviminin üretici için can suyu olduğunu hatırlatan Karal, destekleme primlerinin kaldırılmasının nakit akışını bozduğunu ifade etti. Ancak bu desteklerin kaldırılmasıyla, üreticinin hem desteksiz hem de yüksek maliyetlerle mücadele etmek zorunda kaldığını hatırlatan Karal, “Önceki yıllarda çay alım fiyatına ek olarak verilen destekler Mart–Nisan döneminde ödenir, üretici bu destekle gübresini alarak sezona güçlü başlardı. Üstelik bu sistemin en önemli yönü, ödemelerin yılın tamamına yayılmasıydı. Yaş çay, budama ve destekleme ödemeleriyle üreticiye yıl boyunca düzenli bir gelir akışı sağlanıyor, bu da ciddi bir rahatlama oluşturuyordu. Ancak destekleme primi kaldırıldı. Bugün üretici hem desteksiz hem de yüksek maliyetle karşı karşıya. Açık söylemek gerekirse çay üreticisi bu sezona 1-0 geriden başlıyor. Daha tarlaya girmeden kaybetmeye başlayan bir üreticiden verim beklemek gerçekçi değildir.” dedi.

Tarımsal desteklerin kanunlarla belirlenmiş olmasına rağmen uygulamada yetersiz kaldığını ifade eden Karal, 2026 yılı itibarıyla verilmesi gereken tarımsal destek miktarının 772 milyar lira olduğunu ancak bütçede yalnızca 168 milyar lira ayrıldığını dile getirdi. Bu durumu eleştiren Karal, “Faize ayrılan kaynak 2,7 trilyon lirayı buluyor. Şimdi soruyoruz: Trilyonlarca lirayı faize ayırabilen bir anlayış, üretim için alın teri döken çiftçiye, çay üreticisine yasal hakkı olan desteği neden vermiyor?” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi.

İktidarın uzun yıllar başarıyla uyguladığı destekleme modelinden neden vazgeçtiğinin hâlâ bir muamma olduğunu belirten Karal, üreticiyi korumaya yönelik "öngörülebilir tarım politikası" vurgusu yaptı.

Karal, üreticilerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekerek çözüm önerilerini; “Üretici, gübresini alacağı dönemde elinde nakit görmelidir. Aksi halde üretim zinciri daha baştan aksar. Gübrenin en az yüzde 50’si doğrudan desteklenmeli, destekler üretim takvimine uygun şekilde zamanında ödenmelidir. Çay alım fiyatı maliyet ve refah payı gözetilerek belirlenmeli, üretici enflasyona ezdirilmemelidir. Ayrıca girdi maliyetlerini düşürecek kolaylıklar sağlanmalı, üreticiyi koruyan öngörülebilir ve planlı bir tarım politikası hayata geçirilmelidir.” şeklinde sıraladı.

Yorum Yap
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Rize Haberleri