Prof.Dr. Osman Karamustafa ile yaptığımız ropörtaj...
Kendinizi tanıtma ile başlayalım. Kimdir Osman Karamustafa?
1970 yılında eski adıyla Şetroz olan Gölgeli Köyünde doğdum. Gölgeli Köyü İlk Okulu, Zihni Derin Orta Okulu’ndan sonra Kabataş Erkek Lisesini bitirdim. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinde lisans ve aynı fakültede finans alanında yüksek lisansı tamamladım. Sakarya Üniversitesinde doktoramı tamamladım. 1992 yılında Sakarya Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak akademik hayata başladım. 2000 yılında Ünye İİBF’de öğretim üyesi oldum. 2002 yılında doçent 2007 yılında profesör oldum. Rize MYO ve Trabzon’da İİBF’de öğretim üyeliği yaptım. 2007 yılında kurucu dekan olarak Rece
Siyaset “Yükselmek” değil “Yükseltmek” içindir…
Neden Siyasete girdiniz? Akademisyen bir kişiliğin siyaset beklentisi ne olabilir?
Siyaset bir yönetme sanatıdır. Benim düşüncemde Siyaset “yükselmek” için değil “yükseltmek” için yapılmalıdır. Siyasetin geçmişe yönelik yaygın söylemindeki “enkaz edebiyatı” değil, yapılan iyi şeyleri takdir etmek, eksik olduğunu düşündüğümüz hususlara yönelik nasıl bir “katkı” sağlanabileceği hususunda projeler ortaya koymak için yapılmalıdır. Siyaset aynı zamanda bir “sosyal sorumluluk” dur. Bugün yapılanlara yarın eleştirel bakma hakkımızın olması için, bugün bir duruş sergilememiz gerekir. Siyaset bu duruşun sergilenmesinde en önemli araçlardan birisidir. Yerel yönetim anlayışına akademik ve ilkesel bir bakış getirmek için siyasete adım attım diyebilirim.
Siyasette neden AK PARTİ’yi tercih ettiniz?
2002 sonrası dönem ülkemiz için aslında bir sessiz devrim yaşanan bir süreçtir. Bu dönemde yaşanan gelişmelere kabaca bakacak olursak; AB standartlarına uyum, Sivilleşme, hukuk devleti gibi İnsan Hakları alanında önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu dönemde güvenlik paradigmasının değiştiğini görüyoruz. Bu bağlamda OHAL, DGM ve Özel Yetkili Mahkemelerin Kaldırılması, Kardeşlik projeleri, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Kurulması. Sivil gözetim ve denetim alanında Cumhurbaşkanlığını halkın seçmesi Askeri yargı yetki kısıtlaması, Darbelerin yargılanması gibi önemli gelişmeler yaşandı. Yine bu dönemde İşkence, faili meçhuller, ölüm cezası, bilgi edinme hakkı Azınlıklar hakkı, İnsan hakları kurumu, Gözaltı koşulları iyileşmesi Bireysel başvuru gibi İnsan hakları alanında önemli gelişmeler yaşandı. Yargı reformu olarak Hakimler Savcılar Kurul yapısının iyileşmesi, Anayasa Mahkemesi yapısının iyileşmesi ve Denetimli serbestlik getirildi. Bu dönemde Kültürel hakların genişletilmesi, Eğitim demokratikleşmesi alanında Farklı dil kullanımı, isim verme serbestliği, Mele istihdamı, Üniversite sayısının artırımı, Sanat eserlerinin yasakların kaldırılması gibi önemli atılımlar gerçekleştirildi.
Ekonomik göstergeler açısından bu gelişmeyi ele alacak olursak karşımıza önemli gerçekler çıkmaktadır; 2002’de yaklaşık %30 olan enflasyon 2012 sonunda %6’lara düşmüştür. Bu dönemde AB ülkeleri negatif büyüme gösterirken ortalama %5,1’lik bir büyüme gerçekleştirdik. 3500 dolar olan kişi başı GSMH 10500 dolarlara çıkmıştır. 152 milyar dolarlık bir ihracat rakamını herhalde 2000’lerde hayal bile edemez idik.
Tüm bu veriler neden AK PARTİ sorusuna verilecek bir cevaptır kanımca.
Neden Yerel Yönetimi –Belediye başkanlığını- tercih ediyorsunuz?
Ülkemizin genel ölçekteki büyümesinin sürdürülebilir olması ancak iyi planlanmış yerel dinamiklerle olabilir. Yerel dinamiklerin diğer kentler arasında farkındalığını ortaya koyacak vizyoner projeler üretmesi ve hayata geçirmesi, ancak bu yönetimlerin vizyoner bir bakışla yönetilmesiyle gerçekleşebilir. 80 sonrası dünyadaki yönetim anlayışı hızla değişime uğradı ve bu değişimden yerel yönetimler de nasibini aldı.
Yarışan Kentler”, “Kentler arası Rekabet” ve “Kent Pazarlama” artık yeni söylemler oldu. Buradaki pazarlama kavramında kentin pazarlanması veya satışı anlaşılmamalı; Buradaki Kent Pazarlaması; Kentin sahip olduğu değerlerin bölgesel ve küresel düzeyde bilinirliliğini sağlamak ve böylece yerel kalkınmaya katkıda bulunmaktır. Örneğin Valiliğimiz kültürel envanterimizi çıkartan bir çalışmayı bitirmek üzere; 60 köprü var biliniyordu 160 tane imiş, konaklar, göller vb. tüm değerlerimiz. Kent pazarlaması bu değerleri ulusal ve uluslararası tanıtmak ve bunlara olan teveccüh yerel kalkınmaya katkı sağlayacaktır.
Kentlerin yarışması “Uluslararası Speyer Kalite Yarışması” ile adeta yerel yönetimlerin Oscar’ı olarak anılmakta. 2 yılda bir yapılıyor ve AB kentleri Kent yönetiminde etkinlik, Kamu hizmet sunumunun çağdaşlığı, İnsan odaklı yerel yönetim, Sürdürülebilir eğitim, Kentsel gelişimde sosyal konular, Halka yakın yerel yönetim ve Hizmet işletmesi anlayışı gibi konularda yarışıyor.
Gerek ülkemizde, gerekse dünyada kentler büyük bir yarış içerisindedirler ve dünyadaki gelişmelere yönelik olarak kendilerine yeni roller biçiyorlar; Örnek verebiliriz; Almanya’daki Ruhl havzası meşhur örnektir. Sahip olduğu kömür yatakları nedeniyle Endüstri Devrimi'nden 1990'lara kadar bir sanayi bölgesi olarak öne çıkan Ruhr, son 20 yıl içerisinde kentsel vizyonunu “hizmet ve kültür” odaklı bir metropol olarak kurguladı. Nasıl başardılar; ilk olarak 1963 yılında BochumRuhr Üniversitesi kuruldu. Bugün bölgede iki yüz bine yakın öğrenci var. Kısa zamanda bölgeyi önemli bir bilim ve araştırma merkezi haline getiren bu yatırım, bilim, hizmet ve teknoloji bölgesi olma yönündeki çalışmaların ilk etabını oluşturdu. Yüzlerce müze, tiyatro, konser alanı, sanayi anıtı ile her sene yaklaşık 10 milyon turiste ev sahipliği yapan Ruhr Bölgesi'nin hedeflediği vizyon doğrultusunda ilk kazanımı ise "Kültür ile Değişim - Değişim ile Kültür" sloganıyla Essen RuhrMetropolü'nü temsilen 2010 Kültür Başkenti olarak seçilmesi oldu.
ABD çelik endüstrisinden çıktığında kaybeden kentlerin başında Pittsburg geliyordu. Ancak bilgi ve ileri teknoloji çıkışıyla kendine yeni bir rol biçen Kaliforna’ya bu iş yaradı.
Şirket gibi yönetilen şehir devleti Singapur örneği de ilginçtir.
Londra örneği de ilginçtir; İngiltere başbakanı Cameron 29 Ekim 2013’de Londra’da 9. Dünya İslami Ekonomik Forumunda Müslüman ülkelerden 1.3 trilyon sterlin yatırım beklediklerini söyledi. Konuşmasına “selamünaleyküm” ile başlayarak islami bononun (SUKUK) işlem göreceği ilk Müslüman olmayan ülke olacağını söyledi. Londra’nın Dubai ile birlikte “En büyük İslami finans merkezi” olacak dedi. Gelecek yıl 200 milyon Sterlinlik SUKUK piyasaya sürecek. (SUKUK: Devlete borç veren sabit kira alınan bir sistem). Pazarın büyüklüğü 2 trilyon dolar.
Bu arada biz boş durmuyoruz 30 Ekim 2013’de “Küresel İslami Finans Merkezi” İstanbul’da açıldı. Ve İslami endekse girme hazırlıkları var.
Bütün bunlar şunu gösteriyor; Şehirler dünyadaki gelişmelere yönelik kendilerine yeni bir roller biçiyorlar. Bu global değişim “izlenmemeli” adeta “değişimi biz üretmeliyiz”. Bu süreçte yerel dinamikler son derece önemli rol almalıdır.
Ülkemiz 2002 den beri bu değişimin öncüsü konumundadır. Tüm bu gelişmeler ülkemizde de kaçınılmaz olarak dikkate alınmalıdır. Bu bakış açısını ilimize kazandırabilmek açısından yerel yönetimi tercih ettiğimi söyleyebilirim.
Sizin Yerel Yönetim anlayışınızı nasıl ifade edersiniz?
Yerel yönetimde “seyirci demokrası” değil, KATILIMCI, MÜZAKERECİ ve DİYALOJİK DEMOKRASİ anlayışı hakim olmalıdır.
Geleceğimizi sağlıklı şekillendirmeliyiz. Bunu yapmak isteyen kişi kentin gelişimini dert edinir. Öyle ya da böyle kentler bizim eserimizdir. Onları biz inşa ettik ve sonuçlarından da bizler mesulüz. Bu mekanları huzur duyulan yerlere dönüştürmek yine bizim elimizdedir. Yapmamız gereken kendimize saygı duymaktır. Kendine saygı duyan kentine de saygı duyar. Kenti sahiplenmez isek o zaman sonuç yine hüsran olacaktır.
Sizin ideal kent kavramı nasıl olmalı?
Aslında AB kentsel şartı buna net bir tanım getiriyor. Kentli haklarını koruyarak, en iyi yaşam şartlarını sağlayarak, halkına iyi bir yaşam biçimi sunarak, değerlerini orada yaşayan, ziyaret eden, çalışan ve ticaret yapan, eğlence, kültür ve bilgiyi orada arayan ve eğitim görenlerden alarak; birçok sektör ve aktiviteyi (trafik, yaşam, çalışma, dinlence gereksinimi) bir arada uyum içinde barındıran yaşam yeridir.
Kent aynı zamanda modern gelişme ile tarihi mirasın korunması arasında denge oluşturmalıdır. Geçmişi olmayan kent, hafızasını yitirmişe benzer. Kentin önceden yaşanmışlık duygusunu muhafaza eden bir yapısının olması gerekir.
Bu kentin ve kentlilerin yerel yönetim tarafından bazı temel haklarının, görevlerin tesis edilmesi gerekir.
- Güvenlik; Suç, şiddet ve yasadışı olaylardan arındırılmış emin ve güvenli bir kent
- Kirletilmemiş sağlıklı bir çevre; Doğal kaynakları ve zenginlikleri korunan bir çevre
- İstihdam; Yeterli çalışma olanakları sağlanarak, ekonomik özgürlüğün sağlanması
- Konut; Mahremiyet ve dokunulmazlığın garanti edildiği sağlıklı satın alınabilir konut stoku üretme
- Dolaşım; Araç, yaya gibi tüm yol kullanıcılarının uyumunun sağlanması
- Sağlık; Beden ve ruh sağlığının korunmasına yardımcı olacak çevre koşulları
- Spor ve dinlence; Yaş, yetenek ve gelir durumu ne olursa olsun her birey için alternatif spor olanakları
- Kültürlerarası kaynaşma; Geçmişiyle barışık ve bilen bir nesil yetiştirmeye yönelik çabalar
- Kaliteli mimari ve fiziksel çevre; Tarihi yapılara duyarlı yapılaşma
- İşlevlerin uyumu; Yaşama, çalışma ve seyahatlerin, sosyal aktivitelerin uyumlu olması
- Katılım; Gereksiz bürokrasiden arındırılmış, çoğulcu bir yönetim
- Ekonomik kalkınma; Ekonomik kalkınmayı dinamize edecek bir bilinç
- Sürdürülebilir kalkınma; Ekonomik kalkınma ile çevre arasında uzlaşmanın sağlanması
- Mal ve Hizmetler; Kaliteli mal ve hizmet sunumuna erişebilme imkanlarını sağlama
- Doğal zenginlik ve kaynaklar; Yerel doğal kaynakların orada yaşayan insanların yararını gözetecek şekilde değerlendirilmesi
- Kişisel Bütünlük; Bireyin sosyal, kültürel ve ahlaki gelişimine yönelik koşulların oluşturulması
- Belediyelerarası İşbirliği; ulusal ve uluslararası işbirliğini sağlama
- Finansal yapı ve mekanizmalar; Bu hakları sağlamak için mali kaynakların temini, kullanılması
- Eşitlik; Tüm hakları bireylere sunarken hiçbir ayırım gözetmemesi, eşit bir biçimde sunması
Bu konular yerel yönetimlerin yerine getirmesi gereken konulardır. Bu alanlara ilişkin proje fikirleri yerel dinamiklerin görüşleri, STK ve katılımcı demokratik anlayışla belirlenmeli, uzman bakışıyla projeye dönüştürülmeli ve yerel yönetim bütçesi eğer yeterli değil ise alternatif modeller veya merkezi yönetim bütçesinden finansmanına yönelik faaliyetler içerisinde olmalı belediyeler.
Siz Rize’yi nasıl yöneteceksiniz?
Benim temel felsefem halkın yönetim mekanizmalarına daha fazla katılımını sağlamaktır. Bunu sağlamak için bazı argümanları kullanmayı düşünmekteyim;
Planlama çemberleri; Tesadüfi seçimle bir grup vatandaşın günlük çalışmaları dışındaki zamanında uzmanların eşliğinde planlama sorunlarının çözümünde çalışma gruplarına katılımları sağlanabilir
Forumlar: Farklı meslek ve siyasi görüşteki belirli katılımcı grubunun örneğin -40-70 kişi olabilir- bir konu hakkında demokratik katılımcı fikirlerin ortaya çıkması ve bunun yerel yönetimce proje haline gelmesi sağlanabilir.
Yurttaş kurulları: Çocuk, genç, yaşlı, yabancı gibi gruplardan oluşan kurullar. İstişare niteliğinde yönetime katılırlar.
Şura çalışmaları: Toplum için önemli konuların daha geniş katılım kesimi tarafından tartışıldığı, kamuoyu oluşturmak için yapılan çalışmalar. Ör. AVM nin yeri için böyle bir çalışma yapılmalı bence
İyi yönetişim: Toplumu ilgilendiren kararların bürokrasi, sermaye grupları, STK katılımı, merkezi hükümet ilişkilerine ilişkin bir “güç” platformu oluşturulabilir. Özellikle Ankara’yı ilgilendiren konular için bu “lobi” faaliyeti iyi ve etkin tesis edilmeli
Referandum: Bazı özel büyüklükteki konuları halkın görüşüne sunma ve bu kararın da bağlayıcı olması. Orta Camii konusunda ortak görüşün alınması bu şekilde olabilir.
Kamuoyu yoklamaları: Belli denek kütlesi üzerinde bilimsel verilerle toplanan bilgiler yerel yönetimin çalışma kararlarına yön verebilir.
Muhtarlarla çalışma: Mahallelerin en önemli dinamiklerini özellikle sosyal projelerde aktif olarak kullanılması gerekir.
STK larla çalışma: Bu grupların faaliyetlerine baktığımızda, çocuklar, gençler, yaşlılar, kadınlar, sakatlar, problemli gruplar, yabancılar, öğrenciler gibi toplamda diğer gruplara göre dezavantajlı gruplar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla STK’ların projelerini desteklemek hatta bu konuda yoğun çalışmalarını teşvik etmek gerekir.
Kent konseyleri: Çoğu illerde oldukça aktif olan bu kurumun daha etkin yerel yönetime katılımı sağlanmalıdır.
Söylemlerinizde sosyal belediyeciliğe çok sık vurgu yapıyorsunuz. Bununla neyi kastediyorsunuz?
Yerel yönetimlerin sosyal fonksiyonlarını artıran ve sosyal yaşam içerisinde aktif hale gelmesini sağlayan bir belediyecilik anlayışıdır. Yani, sosyal devletin gereklerini gerçekleştirmeye yönelik olarak belediyelere yeni bir takım sorumluluklar yükleyen anlayıştır.
Ülkemizde kentleşme oranının artması sosyal politikaları daha öne çıkarmaktadır. 1985’de nüfusun %53’ü kentli iken, 1990’da %59, 2000’de %65, 2005’de %70 ve günümüzde bu oran biraz daha yukarıdadır. AB’de sosyal harcamalar GSMH’lalarının %27’sini oluşturuyor. Yeni üye AB ülkelerinde bu oran %13-14 dolayında Türkiye’de sosyal harcamalar GSMH’nın %17 sidir. 2002’de %13,5 idi.
Belediyelere baktığımızda İstanbul gelirlerinin %5’ini sosyal harcamalara ayırıyor, kişi başına 21TL eder. Ankara %9,9’unu harcıyor kişi başına 40 TL dolayında. İzmir yine %5 dolayında ve kişi başına 18 TL harcama yapıyor. Antalya %1,3 ve kişi başına 5 TL harcama yapıyor. AB yerel yönetimler protokolü gereği Avrupa ülkelerinin kentleri tüm gelirlerin %10’unu sosyal projelere harcamak durumundalar.
Aslında bu sonuç gelecek dönemlerde belediyelerin klasik çalışmalarının yanında sosyal projelerle öne çıkacağını göstermektedir.
Sosyal yardımların amacı; Sürekli gelir sağlamak, Sürekli yaşam standartlarını korumak, Yoksulluğu azaltmak, Ekonomik eşitliği sağlamak, Sosyal dışlamayı önlemek ve Marjinalleşmeyi önlemek olmalıdır.
Kentsel dönüşüm sizi bekleyen en önemli problem. Sizce nasıl bir kentsel dönüşüm olmalı?
Her şeyden önce merkezine İNSAN ölçeğini yerleştiren bir kentsel dönüşüm olmalı, “Nasıl bir şehir” algısından ziyade “Şehirde nasıl bir İNSAN” algısı geliştirilmelidir. İnsanı merkeze almadan şehir yapılanmalarının bugün nasıl yıkıldığını, yenilenme ihtiyacı olduğunu görüyoruz.
Şehircilik; mühendislik ve mimarlığın yanında; Sosyologların, Tarihçilerin, ilahiyatçıların, Psikologların, Sosyal politikacıların, Sosyal bilimcilerin çalışma alanı olmalıdır
Okul eksenli bir bakış açısı ile mahalle kültürünün tesis edilmesi odaklı bir kentsel dönüşüm olmalı; 80’li yıllardan sonra hızla uzaklaşılan mahalle kültürü oluşturulmalı; Hayırseverlik, Yardımlaşma, Komşuluk, Tanıma, tanınırlık gibi bizim özelliklerimiz tesis edilmeli. Örneğin bir mahallede 500 öğrencili bir okul var ise; bunun 4 katı kapasiteli bir MEYDAN, cami-okul merkezli bir kurulum, çok amaçlı salon, kültür merkezi gibi alanlar inşa edilmeli. Buradaki ana amaç Komşusunun derdi ile dertlenebilen bir toplum tesis etmeye yardımcı bir kentsel dönüşüm olmalı.
Bu sürecin tesisinde Vizyoner kent bakış açısı gereklidir. Firmalar gibi kentler de kendilerini sürekli yenilemeyip vizyon sahibi olmadıklarında başarısız olmaya mahkumdurlar. Kentler artık yarış içindeler. Kendilerini öne çıkartacak vizyoner projeleri hayata geçirmezler ise sonları hüsrandır. Yakın zaman önce ilimizde Kent Ekonomileri Forumunu gerçekleştirdik. Yaklaşık STK, yerel yönetimler ve çeşitli grup temsilcilerinden oluşan 60 kişilik forum grubu Rize için 2023 vizyoner projelerini şu şekilde belirlemiştir.
- Organik kent Rize projesi
- Samsun-Batum Demiryolu ve havaalanı projesi
- İyidere Lojistik Merkez Projesi
- Tekno kent projesi
- Turizm Geliştirme Projesi
Bilindiği üzere İyidere’deki lojistik merkez projesinin yer belirlenmesi bakanlık tarafından yapılmış ve fizibilite çalışmaları RTE, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversiteleri tarafından oluşturulan ekiple devam etmektedir.
Kentsel dönüşümde biraz önce ifade ettiğim Dezavantajlı Grupların İhtiyaçlarına Çözüm Sunan bir mekanizmayı tesis etmelidir. Doğuştan veya sonradan edinilmiş bazı özelliklerinden dolayı ekonomik, sosyal, siyasal ya da kültürel birtakım unsurlara erişememe yada eksik erişme sorunuyla karşı karşıya bulunan gruplar kentsel dönüşümden en faza fayda bekleyen gruplardır. Bu gruplara yönelik merkez ve aktivitelerle bu gruplar toplumun ayrılmaz parçası olduğunu içselleştirmelidir.
Kentsel dönüşümün diğer olmazsa olmazı Tarihsel, evrensel ve sürdürülebilir olmasıdır. Tarihi değerleri göz ardı eden bir yerel yönetim başarılı olamaz. Avrupa’da bir çok şehrin “eski” kısmı tabir edilen yerleri için turistler gider. O yüzden tarihi bir Rize tesis edilmeli. Bir bölge veya en azından 2-3 sokağı olan bir alan. Müzeleri, sanat galerileri olan bir ortam oluşturulmalı
Bugünkü ihtiyaçlara yönelik yapılan kentsel dönüşüm, gelecek dönemdekileri ipotek altına almamalıdır. Toplumsal değerleri izole eden değil, sorgulayan ve sürekli ön planda tutmaya çalışan sürdürülebilir bir kent profilinin ortaya çıkması büyük önem taşımaktadır
Somut projeleriniz hakkında neler söylersiniz?
Şu anda aday adaylığı sürecindeyiz. Şehrin trafik, kentsel dönüşüm, güney çevre yoluna yönelik dikey akslar, kent ormanı, teleferik, AVM, terminal, lojistik merkez, eko turizm, imar konuları gibi birçok alanda söylemlerimiz vardır. Ancak takdir edersiniz ki, yerel yönetim adaylığı bir AK Parti projesidir. Dolayısıyla buradaki her söylemin söylenen vadede olacağı anlamına gelir. Bundan dolayı şahsıma yönelik bir teveccüh olursa teşkilatın organlarıyla bunlara yönelik somut söylemler olacaktır. Şunu da ifade edeyim ki; Günümüzde tek adamların proje fikrinin uygulanması artık yok. Ortak aklın fikirlerinin uygulanması var. Biraz önce ifade ettiğim yönetim anlayışıyla ortaya çıkacak vizyoner projelerin hayata geçirilmesi daha doğru bir yönetim anlayışıdır.
Sonuç olarak ne söylersiniz?
Merkezine İNSAN unsurunu alan güçlü bir vizyonla kendini deklere eden, Sadece teknik uzmanların değil, sosyal bilimcileri ve toplumun farklı kesimlerini karar alma sürecine katan, Sosyal paylaşımların diyaloğuna ve uzmanlaşmasına önem veren, Mahalle kültürünün yaşatılmasında somut kıstaslar getiren, Sosyal açıdan dışlanmış kesimi toplumla bütünleştiren, Tarihsel, evrensel ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışı şahsımın temel misyonudur.
Bu sürecin ilimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.