CHP, Rize’de bir süre önce yaşanan su şebekesindeki ‘norovirüs’ olayının üzerine gidiyor. Önceki ay içerisinde kent merkezindeki 3 mahallenin içme suyunda tespit edilen ‘norovirüs’ adlı virüs nedeniyle 2 bine yakın vatandaşın hastanelere başvurarak, tedavi gördüğünü kaydeden CHP Rize Belediye Başkan Adayı Avukat Remzi Kazmaz, Rize’de halka ülkenin ve bölgenin en pahalı ve sağlıksız suyu içirildiğini öne sürdü.
CHP Rize Merkez İlçe Başkanlığında, ‘norovirüsten’ etkilenerek hastanelere başvuran ve tedavi olan vatandaşlarla birlikte bir basın toplantısı düzenleyen Kazmaz, bu konu nedeniyle Rize Belediyesi hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ve ardından da dava açmaya hazırlandıklarını kaydetti.
CHP Kadın Kolları Başkanı Fazilet Türüt tarafından yapılan basın açıklamasında, seçim sürecinin ülke ve Rize’nin geleceği için projelerin tartışıldığı, sevgi ve kardeşliğin ön planda olduğu, insan odaklı hizmet anlayışı ile barış içinde yarışarak geçmesi gerektiği vurgusu yapıldı.
Özellikle son dönemlerde çıkar ve rant uğruna, farklı düşünce ve hesaplar çerçevesinde insan yaşamı ve sağlığının hiçe sayıldığı ifade edilen açıklamada, “Çok değil, bundan bir ay önce Rize’mizde büyük bir endişe ile yaşadığımız ve Başta Valilik olmak üzere Sağlık Müdürlüğü’nün belirlemeleri, ilgili kuruluşların uyarıları doğrultusunda kente verilen içme suyu şebekesinde ‘Norovirüs’ bulunduğu ve 2 bine yakın insanımızın bu nedenle hastanelerde tedavi gördüğü resmi ağızlardan açıklandı. İçme suyundan etkilenen insanlarımızın, tedavi gördüğü belirtilen bu sayıdan daha fazla olduğuna eminiz” denildi.
Rize’de bir süre önce yaşanan su sıkıntısının ayrıntılarıyla anlatıldığı açıklamada, “Güneysu deresi ile bağıntılı dere yatağı içerisinde bulunan su kuyuları, yıllardır bakımsız kaldığı halde sızıntı almakta, etrafındaki yerleşim birimlerinin kanalizasyon ve benzeri şekildeki atık suları ile direkt temas halinde bulunmaktadır. Bütün bunların yanında, yıllardır kullanılmamakta olan eski su şebekesinin asbestli borular içermesi, herhangi bir şekilde temizliğinin yapılmaması da sorunun bir başka yönünü oluşturmaktadır. Aralık ayı içerisinde baş gösteren su sıkıntısı, Ocak ayı içerisinde, Gülbahar, Portakallık ve İslampaşa Mahallelerinde insanlarımızın bulantı, kusma ve ishal şikâyetleri gibi çeşitli nedenlerle hastanelere başvurmasına ve tedavi görmesine neden oldu. İçme suyunda yaşanan bu endişe ve çeşitli söylentilerin haklılığı Rize Valisi Zekeriya Şarbak’ın yaptığı açıklama ile ortaya çıktı. Vali Şarbak, yaptığı açıklamada, 5 gün içerisinde bin 67 kişinin hastaneye başvurduğunu, hastanelere yapılan başvurular üzerine İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri ile Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünce görevlendirilen ekiplerin yaptığı incelemeler ile alınan numunelerin Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi tarafından yapılan analizlerinde, su şebekesinde ‘Norovirüs’ isimli bir tür virüs saptandığının ve de söz konusu rahatsızlıklardaki etkenin ‘Norovirüs’ olduğunun belirlendiğini ifade ediyordu. Vali Şarbak ayrıca, Rize Belediyesi'nin Hamzabey Su Deposu'nun kapatıldığını, depoda temizleme ve şebekede hijyen çalışmalarının yapıldığını da anlatıyordu bu açıklamasında. Rize Valiliğinden yapılan bu resmi açıklamanın hemen ardından ise il Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamada, kent merkezindeki 3 mahalleye içme suyu verilen şebekede ‘Norovirüs’ tespit edilmesi nedeniyle 3 hafta alarm durumunda olunacağı kaydediliyordu. Bütün bu açıklamalar ortadayken, Rize Belediyesinden yapılan açıklamalarda halk sağlığı alaya alınarak, Valilik ve Sağlık Müdürlüğünün açıklamaları ve belirlemeleri yok sayılarak, suda ‘Norovirüs’ olmadığı, insanların bu nedenle rahatsızlanarak hastanelere başvurması ve tedavi görmesinin ‘psikolojik’ bir vaka olduğu kaydediliyordu” ifadelerine yer verildi.
Açıklamanın ardından basın mensuplarına ve partililere açıklamalarda bulunan CHP Rize Belediye Başkan Adayı Av.Remzi Kazmaz, bu konuda virüsten etkilenen bazı vatandaşların kendilerine vekalet verdiğini ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak, yasal çalışmaları başlattıklarını kaydetti.
Kazmaz açıklamasında, “Evet, ortada bir psikolojik durum var. Sosyal ilişkileri zayıf, sevgiden yoksun, ruh sağlığı bozuk bu insanlar; kendisinden hizmet bekleyen, sağlığı ve can güvenliğinden sorumlu oldukları halkın da psikolojisini bozmuş ve sağlıklarını tehlikeye atmıştır. Bu durum karşısında sessiz kalınması ve herhangi bir işlem başlatılmaması düşündürücüdür. Ülkemizde son 6-7 yıldır yaratılmak istenen korku ortamı ve ‘korku imparatorluğu’ maalesef Rize’mizde de etkisini göstermekte, insanlarımız üzerinde çeşitli yöntemlerle baskı kurulmaya ve sindirilmeye çalışılmaktadır. Ancak, bizler öncelikle demokrasiye, insan haklarına ve ülkemizin bir hukuk devleti olduğuna inanan sorumlu bireyler olarak bu durumu kabullenemeyiz. Üstlendiğimiz sorumluluklar ve hukukun üstünlüğüne olan inancımız doğrultusunda, bu olayın sorumluları hakkında yasal yollara başvurarak, toplum sağlığının hiçe sayılması ve üstlenilen bu sorumsuzluğun hesabını soracağız. Sudaki ‘Norovirüs’ nedeniyle rahatsızlanarak hastanelere başvuruda bulunan ve tedavi gören yurttaşlarımızın başvuruları doğrultusunda, öncelikle Rize Belediyesi hakkında ‘sorumsuzca davranıldığı ve gerekli uyarılarla işlemlerin yapılmadığı’ gerekçesi ile Cumhuriyet Başsavcılığı’na ‘suç duyurusunda’ bulunuyoruz. Ardından, Avukat arkadaşlarımıza verilen vekaletler doğrultusunda, gerekli yasal girişimler başlatılarak, Rize Belediyesinin sorumluluğunda bulunduğu 2 bine yakın insanımızın maddi ve manevi haklarının tazmini için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.
CHP olarak sorumluluklarının bilincinde olduklarını anlatan Remzi Kazmaz açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Sudan sebeplerle siyaset yapmıyor, sudan sebeplerle çözüm üreterek halk sağlığını önemsiyoruz. Rize’nin sorunlarına çözüm getirmek ve insana yatırım yapmak temelindeki hedeflerimizin oluşturduğu programımızın en önemli bölümünü ‘SU’ oluşturuyor. Öncelikle kentimizdeki ‘pis su altyapı sisteminin’ ve arıtmanın güvenli ve rantabl çalışmasını sağlayacağız. Halk sağlığını 1. derecede ilgilendiren içme suyu projesini, ana ishale hatlarını, kent şebekesini modern ve sağlıklı bir donanımla geliştirerek; bütün paslanmış, eskimiş, deforme olmuş, asbestli boru hatları ile şebeke hattını değiştirerek; su cenneti olan bu memlekette insanlarımızın ‘SU’ ile barışmasını sağlayacağız. Suyun Başkenti olan Rize’yi sularının yağmalanmadığı, sularının kullanım haklarının başkalarına devredilmediği, suyun ticarileştirilmesinin hedeflendiği günümüz dünyasında sularımızın ticari meta olarak değil de yaşamsal bir değer olarak korunmasının mücadelesini vereceğiz. Rahmeti bol olan bu ülkede ‘Suyun Başkenti’ olan Rize’mizde halkımız, bölgemizin ve hatta ülkemizin en pahalı suyunu içmekte ve kullanmaktadır. Biz, halkımıza hem ucuz ve hem de sağlıklı ve kaliteli su içirmenin projelerini ürettik ve bu projeleri üretmek için halkımızdan vekalet istiyoruz. İçerisine girdiğimiz bu seçim sürecinin, Rize’mizin geleceği açısından taşıdığı öneme bir kez daha vurgu yaparak; kısır döngülerin yaşandığı değil, Rize’nin aydınlık, çağdaş ve ekonomik geleceği açısından projelerin tartışılıp geliştirildiği ‘barış içerisinde yarış’ ortamında geçmesini temenni ediyor; tüm aday arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz.”
Basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Kazmaz, bazı çevreler ve karşısındaki bazı adayların akla hayale sığmayacak iftira içerikli dedikodular çıkardığını, bu tür hareketleri şiddetle kınadığını ifade ederek; “Bu çirkeflikler karşısında sağduyulu davranmaya çalışıyorum. Benim insan odaklı ve insan haklarına saygılı bir geçmişim var. Depremzedelerin avukatlığını yaptım. Ülkemizin tarihi değerlerini yurt dışına kaçıranların yakalanması için Türkiye’nin avukatlığını yaptım. Tek hedefim, bu güzel ülkemiz Türkiye’dir, ülkemizin geleceğidir. Dün de Türkiye’nin avukatlığını yaptım, bu günde yapıyorum, yarında yapacağım. Bunun önüne kimse çıkamaz” şeklinde konuştu..
Yıllardır Rize’nin ekolojik yapısının korunması amacıyla HES’lere karşı mücadele verdiğini ve vermeye devam de edeceğini ifade eden Kazmaz, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Bölgemize çeşitli ülkelerden bilim adamları ve heyetler geliyor. Burada bizim yer altı zenginliklerimizi, floramızı, endemik bitki örtümüzü incelerler. Bizde turist olarak kucaklarız. Bu emperyalistler bizim suyumuzun ne derece temiz ve ekonomik anlamda elverişlidir onu da incelerler. Ben Rize’de bozuk su içiyorum. Dışarıdan insanlar gelecek, benim suyumu alacak, sonra da bana en pahalı şekilde satacak. Bu basit bir oyun. Suyun etrafı, ecdadımızın malları, vadilerimiz kamulaştırılıyor. HES’ler hikaye. Dönemin başbakanı Mesut Yılmaz HES’leri onayladı. Ne zaman ki baba evinin altındaki derenin suyu kesildi, dinamitler patlamaya başladı o zaman gerçekleri gördü. Şimdi HES’lere karşı. Ben sadece HES’lere karşı değilim, suyun ticarileştirilmesine de karşıyım. Su artık para ile evimize giriyor. Petrol ne ise su da o dur. Kuraklaşan ülkemizde suya karşı duyarlı olmak zorundayız. HES’ler oyunun bir parçasıdır. Geçmişte ruhsatlar verildi şimdi geri adım atılamıyor. Ne HES’lere ne de suyun ticarileştirilmesine geçit vermeyeceğiz.”
Kazmaz, konuşmasının ardından geçtiğimiz aylarda Norovirüs nedeni ile kusma ve bulantı şikayeti ile hastaneye müracaat eden 6 kişinin vekil avukatı olarak Rize Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunacaklarını sözlerine ekledi.