Tepe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, KKKA'nın ilk olarak 1944 yılında Kırım'da, daha sonra 1956 yılında Kongo'da görüldüğünü, bu nedenle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olarak adlandırıldığını belirtti.
Hastalığın daha sonraki yıllarda Sovyetler Birliği, Bulgaristan, Irak, İran gibi ülkelerde görüldüğünü ifade eden Tepe, ''Ülkemizde ilk olarak 2002 yılının bahar ve yaz aylarında görülmüş, 2003 yılında da kesin olarak KKKA tanısı konmuştu. Hastalık etkeni virüs, temelde keneler vasıtasıyla bulaşmaktadır. Ancak, insan ve hayvanlara ait doku ve vücut sıvısı ile temasla da bulaşabilmektedir''dedi.
Kene tarafından ısırılma sonucu vücuda virüs girmesi halinde hastalık belirtilerinin genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün içinde ortaya çıktığını ifade eden Tepe, hastalığın ateş, baş ağrısı, bulantı, kusma, kol ve bacaklarda kızarıklık ve morluk gibi belirtileri olduğunu söyledi.
Tepe, Rize'de geçen yıl 750, bu yıl ise Haziran ayı itibariyle 30 kişinin kene ısırması şikayetiyle sağlık kurumlarına başvurduğunu bildirerek, ancak yapılan tahlillerde bu kişilerde KKKA hastalığı vakasına rastlanılmadığını kaydetti.
Vatandaşların kene yönünden şüpheli yerlerden uzak durması tavsiyesinde bulunan Tepe, şunları söyledi:
''Kırsal alanlarda uzun kollu, kapalı giysiler giyilmelidir. Arada bir vücudunda kene olup olmadığı kontrol edilmelidir. Vücuduna kene yapıştığını fark eden kişi kenenin üzerine hiçbir şey dökmeden, çıkartmaya çalışmadan derhal sağlık kuruluşuna müracaat etmelidir. Sağlık kuruluşunda keneni çıkartılmasından sonra tahlil için kan örneği alınmakta, ardından sonraki 10 gün boyunca ortalama 3 kez tekrar kontrol amaçlı kan tetkiki için kişiler geri çağrılmaktadır. Ancak bu süre zarfında bulgulardan herhangi biri ortaya çıkarsa kişi, derhal sağlık kurumuna gitmelidir.''
Mustafa Tepe, ilde bugüne kadar KKKA hastalığına rastlanılmamasına rağmen rehavete kapılıp tedbir almamanın doğru olmadığını, her zaman tedbirli davranmak gerektiğini sözlerine ekledi.
AA