CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuları değerlendirdi...
Kılıçdaroğlu konuşmasına emekli ve çiftçilere seslenerek başladı. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle;
Emeklilere mesajımız var, çiftçilere mesajımız var. Halkın iktidarında mazıt 1 lira olacak. Yoksullar, kadınlar unutmasınlar aile sigortası onlşarı topluma entegre edecek ve kimseye muhtaç etmeyecek.
Taşeron işçiler de unutmasınlar, taşeronluğu tarihe gömeceğiz. Askerlik sırasını bekleyenler... Bu konuda da mesajımızı verdik...
Dedik ki askerliği 9 aya indireceğiz, aşamalı olarak da 6 aya inecek. Başbakan esmiş köpürmüş! Şimdi diyorlar Başbakanla tartışmaya girme, bağırır çağırır şekeri yükselir!
Yükseltmek istemiyorum ama rahat durmuyor. Sen çocuğuna 21 gün askerlik yaptırırken hoştu da, milletin çocuklarına yaptırınca ağırına mı gidiyor! Artık bize itiraz ediyorlar, ne söylediysek itiraz ediyorlar.
Bu ülkeyi adam gibi yöneticeğiz. İki yıl içinde yurt sorunu bitecek. Üniversite öğrencilerinin yurt sorunu bitecek. Öğrencilerin anne ve babaların gözü arkada kalmayacak. Devletin yurdunda kalacaklar. Ve yine üniversiteli gençlere söylüyorum, YÖK'ü de kaldıracağız, harçları da kaldıracağız. Efendim atanamayan öğretmenler sorunu var, onlar da unutmasınlar.
Engelli kardeşlerim de unutmasınlar, onlar için de engelsiz bir hayat sunacağız. Çalışacaklar, ve kazanacaklar. Eve hapis olmayacaklar. 116 tane faili meçhul oldu AK Parti iktidarında...
Hangisini buldu Recep Bey! Darbecilerden hesap soracağız dediler ama sormadılar! Halkın iktidarında biz darbecilerden hesap soracağız! Size söz... Dün sivil toplum projemizi açıkladık. Öenmli, özgürlükleri savunan bir proje. Yoksulluğu tarihe gömüyoruz, birileri bu projeden son derece rahatsız. Kadınların, ailenin derdini bilmezmişiz biz.
Ben Diyarbakır'da çocuğuna kahvaltı veremedi diye intihar eden kadının dramını da bilirim ben. Sen ve yandaşların 4 tekerlekli jiplere biniyorsunuz. Sen kim ailenin derdini bilmek kim! 9 Mart 2011 tarihli AP raporu açıklandı. Önce güçler ayrılığı dengesine vurgu yapılıyor.
Dengede ciddi bozulma var. Anayasa gerçekliği gerçekleşirse yargıyı yürütmenin emrine verirsiniz dedik ve oldu. Basın özgürlüğü ve yasaklar üzerinde duruyorlar. Yasakları kaldıracağız diyen bir iktidarın yasakları getirdiğini zaten biliyorsunuz. Ne yoksullukla, ne yasaklarla mücadele ettiler. Bunların amacı neydi halkı kandırmak. Türkiye'yi kocaman bir hapishaneye döndürdüler. Kimse telefonla konuşamıyor. Bugünkü gazetelerde var arkadaşlar. Amasya'ya AKP milletvekili aday adayları gidiyorlar.
Gazeteciler aday adaylarına soru soruyorlar. Onlar da diyor ki, 'Kesinlikle bizi karalayan haber yapma bak gazeten kapanır' diyor. Tam ileri demokrasi! Bu anlayışla seni o koltukta bırakmayacağım.
İndireceğim o koltuktan seni! Memnun olduğum bir şey var. Daha düne kadar bunlar AKP'yi yere göğe sığdırmazlardı. AKP öneri getirir, CHP hep eleştirirdi. Şimdi tablo 180 derece döndü. Onlar da anladılar ki, bu AKP toplumu geriye götüren, yoksulluğu artıran bir AKP'dir! Artık bunu gördüler. Geçen hafta yerel medyayla da beraber olduk.
Gazeteci, haber yapar. Doğru haber yapmaya çalışır. Araştırır, soruşturur, taraflarla görüşür. Gazetecinin elindeki unsurlar da bellidir, kalemi, defteri vardır. Teybi vardı, kamerası vardır, mikrofonu vardır.
Darbe yapacaksa ancak bunlarla yapabilir. Halkı aydınlatacaksa, bunlarla soruşturacaktır. Gazeteci isterki ben halk adına olayın doğru bilgilendirmesine çalışayım. Sadece bizim için mi, hayır...
Habere göre dünyanın bilgisi için bunu yapacaktır. Nerde bir savaş, deprem, cinayet, yürüyüş, baskı olur haberci oradadır. Bazen hayatını kaybeder, bazen şiddet uygulanır. Bizim bildiğimiz gazeteci haberci budur.
Aile hekimliği uygulaması ise şu fıkrayı anımsatıyor:
Temel'in bir gün parmağı kesilir ve aile hekimine gitmeye karar verir. İçeri girdiğinde iki kapı görür: yaralananlar ve hastalar. Parmağı kesildiği için yaralananlar bölümüne girer. Bu kapıdan da içeri girer ve tekrar karşısında iki kapı bulur: kanamalılar ve kanamasızlar.
Parmağı kanamakta olduğundan kanamalılar kapısından içeri girer. Ve tekrar karşısında iki kapı bulur bu sefer de hayati tehlikesi olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrılır. Hayati tehlikesinin olmadığını düşünen Temel bu kapıdan içeri girer ve kendisini sokakta bulur. Ve böylece tedavi olamadan eve döner.
Eve döndüğünde karısı Fadime sorar 'İyi miydi memnun kaldın mı aile hekiminden?' der. Temel de 'Tedavi olamadım ama helal olsun organizasyon müthişti' der.