Baykal, partisinin grup toplantısından sonra konuya ilişkin soru üzerine, bu konuda CHP'nin düşüncesiyle ilgili herhangi bir tereddüte yer olmadığını ifade etti.
CHP olarak terörle mücadelenin ülkenin temel önceliği olduğunu, teröre karşı kararlılıkla ve sonuç alıcı bir mücadele vermenin mutlak zorunluluk olduğunu düşündüklerini belirten Baykal, hep bu doğrultuda açıklamalar yaptıklarını vurguladı.
Baykal şöyle konuştu:
"Türkiye'de terörle mücadeleye artık bir son verildiğini, bu mücadeleyi açanlar ilan ettiği, ellerindeki silahların tümünü teslim ettiği, artık teröre tekrar başvurulmayacağı konusunda herkesin haklı bir güven duyabildiği bir noktada bir toplumsal barış projesi olarak af konusunun düşünülebileceğini söyledik, ben söyledim. O zaman da kullandığımız niteleme aftır. Herhangi bir onu niteleyecek kelime yoktur. Ülkenin şartlarına, ihtiyaçlarına göre bunun kapsamı, niteliği, çerçevesi elbette belirlenecektir. Ama Türkiye'de terör net bir şekilde gündemden düşecek ise, ortadan kalkacak ise, o günleri yaşar isek ve bunun kalıcı olduğu ortaya çıkar ise, silahlar tümüyle teslim edilir ve terör dönemi reddedilir ise elbette bizim insanları kin, intikam ve nefret duygusu içinde düşman gibi kabul etmemiz çok yanlıştır.
Bir toplumsal barış projesine inşallah o gün geldiğinde Türkiye'de ihtiyaç olur, imkan olur, bu imkanı bu ihtiyacı o zaman değerlendiririz. Ama şu sırada, bakın ikinci şehidi verdik son iki gün içinde, böyle bir şeyin hiçbir ortamı yok. Bu sözler yanlış sözler. Bunu gündeme getirmek, taşımak ve buradan bir arayışa girmek kesinlikle doğru değildir. Biz terörle mücadelenin kararlılıkla yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Terör tehdidi ülkenin gündeminden kesinlikle düştükten sonra elbette hepimiz bir toplumsal barış anlayışı içinde gereken neyse o zaman ona hep birlikte milletçe bakarız."
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ise, "Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa 'evet' deriz" demişti. Bu sözlere karşılık olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, "CHP'nin ne dediğini anlamakta zorlanıyorum" demişti.
Grup toplantısındaki konuşması
Baykal partisinin grup toplantısında ise gündeme ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu.
Ermeni tasarısı:
"Ermeni tasarısı konusunda biz iyi niyetle hükümete hep uyarılarda bulunduk ama maalesef bu noktaya gelinmiştir" diyen CHP lideri, "116 yıldır ABD Kongresi bu olaylarla ilgili olarak bizi suçluyor" dedi.
CHP lideri, "Bu tasarı 1915'teki olaylar hakkında ABD Kongresi'nin karar almasını değil 1915-1923 arasında yaşananlar için ABD Kongresi'nin bir karar almasının istiyor. Yani artık sadece Osmanlı değil Türkiye Cumhuriyeti ve Mustafa Kemal Atatürk dönemi de Ermeni iddialarının hedefi haline getirilmek isteniyor" şeklinde konuştu.
Deniz Baykal, "Şimdi hedef, sadece Osmanlı dönemi değil, 1923 yani Türkiye Cumhuriyeti dönemi, yani Mustafa Kemal Atatürk dönemi de Ermeni ithamlarının hedefi haline getirilmek istenmektedir. Şimdi artık bu olay, tarihe yönelik bir karalama, suçlamanın ötesinde, Türkiye'nin gelecekteki politikasını belirlemek için, kullanılacak bir levye, bir araç haline getirilmektedir" ifadesini kullandı.
"Biz hükümete Azerbaycan ile dostluğu yıkacaksınız dedik. Bu protokol ile bunu yıkmayın dedik. Kalkıştılar" diyen CHP lideri, "Üstüne üstlük Ermenistan Anayasa Mahkemesi bir karar aldı, "Soykırıma devam, Türkiye ile sınırı da tanımıyoruz. Biz sevimli gözüktük ama peki ne oldu? Artık hiçbir anlam taşımadığı ortaya çıkan aldatmaca belgesi olan bu protokoller meclis gündeminde çekilmelidir. Hükümet olayı iç politika zemininde kurcalamaya çalışıyor. Yapılması kaçınılmaz olan tek bir iş var. O protokollerin Meclis gündeminde çekilmesi" dedi.
İrtica ile Mücadele Eylem Planı:
Baykal, Genelkurmay'ın İrtica ile Mücadele Eylem Planı'ndaki 'ıslak imza' ile ilgili açıklamasını da tatmin edici bulmadı. Üstelik, erken açıklama yaptığı için Genelkurmay'ı eleştirdi.
CHP lideri, "Önce parmak izi araştırılsın, mürekkebin yaşı çıkarılsın, gerçek net bir şekilde ortaya çıksın" dedi.
Deniz Baykal, "Eğer gerçekten yapılmışsa bu öyle kolay geçiştirilemez. Böyle birşey olmaz. Eğer orada gerçekten o belge hazırlanmışsa önünü arkasını bütün boyutlarıyla ortaya çıkarmalıyız. Ciddi olacaksınız. Adaletin gereği neyse onu yapacaksınız. Dursun Çiçek o belgeyi hazırladı mı, hazırlamadı mı hesabını vermelidir. Sadece o değil, ona yardım edenler de hesabını vermelidir" dedi.
Anayasa değişikliği:
Baykal konuşmasında Anayasa değişikliği sürecini eleştirdi. "Ben işime gelen hukukçulara AKP adına görev verir ABD'den onayını alırım zihniyetiyle anayasa yapılmaz" diyen Baykal tasarıyı geniş bir heyetin hazırlaması gerektiğini kaydetti.
Baykal, "Anayasa değişikliği bir ciddi yeni yaklaşımı gerektirmektedir. İktidar 8 yıldır duruyordu nedense şimdi birden bir hareketlenme ortaya çıktı. Anayasa bir siyasi partinin değil Türkiye'nin işidir. Bir siyasi partinin özel işi değil 70 milyonun ve gelecek kuşakların işidir. Selin önünden kütük kaçırır gibi anayasa dayatması doğru değildir" dedi.
CHP lideri, "Bu ülkenin anayasası herhangi bir siyasi partinin odalarında değil Anadolu'da hazırlanacak. Bu anayasa 70 milyonun anayasası olacak" şeklinde konuştu.
Deniz Baykal, "Hukuki açıdan tartışmalı iki siyasi parti ben yaptım oldu diyecek. Böyle bir şey olur mu? HSYK'yı RTÜK'e benzetmelerine kimse müsaade edemez" ifadesini kullandı.
Elazığ depremi:
Baykal, Elazığ'da meydana gelen 6 büyüklüğündeki depremde 51 can kaybının ortaya çıkmasının, çok acı olduğunu ve buradan çıkartılması gereken ders bulunduğunu söyledi.
Baykal, "Derhal, deprem ortaya çıkabileceği düşünülen bölgelere ve İstanbul'a yönelik deprem öncesi alınması gereken önlemleri, milli dayanışma içinde el birliğiyle uygulamaya koymamız lazımdır" dedi.
Baykal, "Yaşanan olaylar artık bize pek çok şeyi göstermiştir. Altı büyüklüğündeki bir depremde 51 can kaybının ortaya çıkmış olması, gerçekten çok acı bir olaydır. Buradan çıkarmamız gereken çok ders vardır. Bunu bir siyasi çekişme konusu haline dönüştürmeden, Türkiye olarak üzerinde yaşadığımız coğrafyanın bu temel özelliğini hiç bir zaman unutmadan, artık bu konularda atmamız gereken adımları milletçe atmaya yönelmemiz lazım" diye konuştu.
Ekonomi politikasına eleştiri:
Hükümetin ekonomi politikasını eleştiren Baykal, hükümetin insan odaklı değil, kar ve rant odaklı bir ekonomi siyaseti güttüğünü öne sürdü.
Baykal,“Ziraat Bankası, bankacılık sektörü 3,5 Katrilyon kazanacak, cumhuriyet tarihinin en büyük rekorunu kıracak ama çiftçide en perişan dönemini yaşayacak. aynı şeyi diğer bankalar bakımından bakın, sanayi yüzde 6 küçüldü, işsizlik yüzde 14 arttı, sanayide en büyük işsizlik yaşanıyor, ekonomi daralıyor ama bütün bankalar kar ediyor. Bu neyi ortaya koyuyor? Bu AKP'nin politikasının insan odaklı olmadığını, AKP'nin politikasının, rant, kar, temettü odaklı olduğunu ortaya koyuyor. Böyle bir çarpıklık olamaz, olmamalı" dedi.
CHP lideri, "ABD'de bankalar battı, vatandaş da zarar gördü. Türkiye'de vatandaş zarar gördü, bankalar kar etti. Başbakan'da çıktı, 'Bu kriz bize teğet geçti' dedi. Sen eğer bankaysan, bankacıların adamıysan sana teğet geçti, ama sen milletin adamıysan, çiftçinin adamıysan sana teğet geçmedi" şeklinde konuştu.
'Kılıçdaroğlu'nun sözleri yanlış'
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin grup toplantısındaki konuşmasını tamamladıktan sonra grup salonunu terk ettiği sırada yaptığı açıklamada, ''Kılıçdaroğlu'nun sözleri yanlış, af tartışmalarını gündeme getirmek doğru değil'' dedi.