MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli:'' İstanbul'da yapılan Cemevi saldırısının sorumluları nbir an önce yakalanarak adalet önüne çıkarılmalıdır. Türk milletinin beklentilerine cevap verilmesi 2010 yılında mümkün olmamıştır. Türk toplumunu cephelere bölme sosyal bünyesi ağır tahriklere uğrayan sosyaln bireyler olarak terk edilmiştir. Ak Parti'nin istismar amaçlı politikları nedeni ile ortada bırakılmıştır. Ak Parti hükümetinin milli bünyemizi ve toplumumuzu zehirleyen tahribatı başlattığı yıpratma ve kuşatma kampanyası 2010 yılında da sürmüştür. Hukukun üstünlüğü yerine Ak Parti'nin hukuku olduğu bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır. Avrupa birliği ile ilişkiler Kıbrıs üyeliğinden kurtulamamıştır suni teneffüsler beyhude yaşatılmaya çalışılmıştır. Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin hiç bir almadığı karar rağmen bunları onay için sunduğu TBMM'den çekmeye bile cesaret göstermemiştir. Bunun yerine ilişkileri düzeltme yerine ricacı olmuştur. Bu tutum 2010 yılında da devam etmiş İran konusunda görüş ayrılığından başka diğer davranışlar değişmemiştir. Ak Parti'nin vizyonsuz ve tutarsız dış politikası sonucu Türkiye Ermenistan'ın, Rum'ların peşinde koşan bir ülke konumuna düşürülmüştür. Füze kalkanı projesi sayesinde İsrail, İran'a karşı korumaya alınmıştır. Bu bakımdan gelecekte bugünün tarihi yazıldığında son günlerini yaşadığımız bu günlerin iyi anılacağına inanmıyorum.
BAHÇELİ'DEN BAŞBAKAN'A ŞOK SÖZLER
2010 Yılı Türkiye'nin sözde demokrasi adı altında hırpalandığı, temellerinin sarsıldığı karanlık bir döneme işaret etmektedir. Bu yılda da yıkım ekibi tam mesai çalışmıştır milli kimliğimiz üniter devlet yapımız. Ak Parti yönetimi altında ağır bir saldırıya uğramıştır bölücü grubun taciz ve tahriki ile sarsılmıştır. Türk devletinin hudutları teker teker asılmış düğüm üstüne düğün atılmıştır geleceğimize. Özellikle 12 Eylül Anayasa seçimi öncesinde ve sonrasında kirli infilak kendini göstermiştir. Türkiye ileri demokrasi fırtınasına böyle bir atmosferde tutulmuş şuur yılgınlık karşısında teslimlik bayrağını çekmiştir. İnsaf, izan duygularından nasibini almamış Ak Parti zihniyeti değim yerindeyse İmralı sahillerine ellerinde beyaz bayrakla çıkarak gururumuzu beş para etmiştir. Egemenlik haklarına sahip Türk devleti kendi cezaevi'nde yatan bir mahkumun tehditlerine mağruz kalmıştır. Biz herzaman bunları deşifre ettiğimizde Başbakan bizi şerefsizlikle ithaf etmiş ve bu iddialarımızı yalanlamıştır. Ancak şimdilerde kimin şerefli kimin şerefsiz olduğu apaçık ortaya çıkmıştır. Ak Parti, İmralı ve Kandil arasında ki iletişimi sağlamış ve zemin sağlamıştır. Bunun tek sorumlusu Ak Parti hükümeti'nden başka birisi değildir. Bölücülüğün dinamitlerini yurdumuzun heryere yerleştirmekten utanç duymamıştır. Böylesi bir yönetim anlayışının İmralı'dan çıkan tehdit ve sataşmalara gözü kapalı kalması da doğaldır. Diyarbakır'da sözde bir grup aydın tehlikeli projeler yapmıştır bunlar ne yenidir nede daha şimdi açığa çıkmaktadır. Onlara yardım ve yataklık yapan sözde aydın tarafından bunlar dile getirilmiştir. Bunların son dönemde özellikle yıkım projesi ile dile getirildiği hepimizin karşısındadır. Başbakanın demokratik açılım dediği yıkım projesinde herşey görülmüş ve sona gelinmiştir. Bugün anlaşılmaktadır ki bu kafa yapısı terörün bitmesi demesi terörün güçlenmesi ve patlamaya hazır dinamitleri hazırlığa geçirmesidir nitekim gelişmeler bir yılı aşkındır inatla sürdürülen Pkk açılımının ardındaki herşeyi görmüş bulunmaktayız. Yine damat ferit kabinlerinin İçişleri Bakanları'nı aratmayan ilgili koordinat bakan somut gelişimlerden bahsetmişti bunların birisi terörün sonlandırılması diğeri de demokrasi standartlarının çözülmesi. Polis akademisinden sonra ülkemizin geldiği manzaranın özeti budur. Ak Parti'nin sözde açılımı iflas etmiş ve vatandaşımızı selin altında boğulmuştur.
Partimizi zan ve töhmen altında bırakarak terör biterse MHP'de biter diyenlere diyebileceğim şimdilik şudur; MHP kandan, karışıklıktan beslenen bir anlayışa hiç bir zaman sahip olmamıştır. Aksine iftiraları atanlar mahşeri vijdan da mahkum olacaklar ve yalpalayıp düşmekten başka hiç bir şey olmayacaktır. Bize gıybette bulunanlar müfteridir ve kötü niyetlerine esir olanlardır. Bizim soyumuzda suyumuzda Türk'tür, Türkçedir. Türk tarihi'dir ve Türk milletine ait olan her değerdir bunun dışında terörün ekmeğimiz suyumuz olduğu iftiralarını atanlar önce Türkiye'ye hesap vermelidir ve yüzleri kalırsa bize laf yetiştirmeye çalışmalıdırlar. Pkk açılımının koordinatörlüğünü yapan bu şahsında yüce divana gitmesi kaçınılmazdır buda inşallah MHP'ye nasip olacaktır ve hak herkese hak ettiği ceza verilecektir.
CUMHURBAŞKANI GÜL VE ERDOĞAN AYNI NOKTADALAR
Demokratik özerk kürdistan zırvası yanlızca kendiniz bilmezlerin hazırladığı taslak değildir. Türkiye'yi ikiye bölmek için eylem içinde olanların pis bir tuzağıdır gerisinde de maalesef Ak Parti bulunmaktadır. Bölücübaşı müebbet ile içeriden yandaşlarına ve teröristlere ulaştırabiliyorsa, ya muazzam kontrol zafiyeti vardır bundan faydalanan imralı canavarı dışarıyı yönetiyordur zira aklımıza başka şık gelmemektedir. İmralı'dan hain planların dışarıya çıkması engellenemiyorsa Ak Parti hükümetinin Türkiye Cumhuriyetini bildirimsiz fesh etmek gibi bir şey ortaya çıkacaktır. Dünya da egemenlik haklarını kullanan hangi devlet kendisini yıkacak projelere müsade eder, bayrağını indirmeye çalışanlara açıkca fırsat vermesi mümkünmüdür? Binlerce yıllık devlet geleneğine sahip Türk devleti'nin bugün kü içler acısı hali kime vebal olacaktır. Lütfen dikkat ediniz Türk devletinin kudreti bugün ayağa düşürülmüş ve itibarı yerlere batırılmıştır cezaevinde yatan bir hainin projeleri salonlara ulaşıyorsa ve bu salonlardan virüs yayılıyorsa bundan birinci derece sorumlusu devleti bu hale düşüren siyasi iktidar olacaktır. Türkiye'yi geren ve hiyanetin cesaretlendirici Adalet ve Kalkınma Partisi'dir. Ülkemiz üzerinde ameliyat yaptırmam diyen Başbakan esasen cerrah olarak eline aldığı paslanmış neşter ile Türk'e dair ne varsa kesmiş kanatmıştır. Çok değil daha bir yıl önce Habur'daki aşşağılık terörist karşılama törenlerini umut verici olarak yorumlayan Başbakan'dan başkası değildir. Türkiye bugün ki bölücülük çıkmazına aşama aşama getirilmiş geçmişteki söz ve açıklamalar yaşadığımız bunalımın açıklayıcısı olmuştur. Bugün Erdoğan Kürt sorununu savunuyorum ve devam edeceğim demiştir Gül'de Kürt sorunu Türkiye'nin sorunu diyerek içinden çıktığı partinin başı ile aynı noktada buluşmuştur. Açıkca söylemeliyim ki Türkiye 'de Kürt sorunu değil terör ve bölücülük sorunu vardır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 2009'un Temmuz ayında yaptığı sorunu kendimizce çözmezsek başkaları bu işe el atar demesi şüphelerimizi onaylamıştır. Özellik le ABD Başkanı Obama'nın 6 Nisan 2009 tarihinde TBMM'de yaptığı konuşmasın da Pkk ile sorunları aşmaya Ermenistan'la uzlaşmaya gidilmesinde enteresan bir görüntü görülmemektedir. Bunlar arasından önümüzdeki günlerde çok iyi şeyler olacak, çok ümitliyim, başımızı kuma gömmeyelim gerçeklere bakalım, kararlılığımız sürecek, geri adım atmayacağız, her adımı cesaretle atacağız, Türkiye kendi meselelerini kendi halledecektir, sil baştan yaparız söz ve ifadelerine sırtla yaslanmıştır. TRT'nin bir kanalını yerel dile tahsis eden olayın başında Başbakan Erdoğan vardır. Başbakan Erdoğan'ın dilimiz tektir demesi yalandır ve kimse bu yalana kanmayacaktır.
İÇİŞLERİ BAKANI'NI İSTİFAYA ÇAĞIRIYORUM
Türkçülüğün esaslarını yazan Ziya Gökalp'in bir şiirini okuduğun için cezaevine girdin ve bunu siyasi hayatın boyunca hep kullandın şimdi de Türkçü'lük le Kürtçü'lüğü karşı karşıya getirmek için harekete geçtin. Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz birlik ve bütünlüğümüzü savunacağız bozulmasına izin vermeyeceğiz. Türk'lük kolay değildir, Türk milleti sahipsiz değildir. Ne Mutlu Türküm demeye sonuna kadar devam edeceğiz, bilinmelidir ki hiç bir güç Türk milletini kaosa ve kargaşaya sürüklemeyemeyecektir. Başbakan Erdoğan'ın girişimleri nafiledir. Erdoğan'ın 2011 Bütçe Kanunu'nda getiren bir kaç kelimesi günü kurtarmak adına yapılmıştır. 2005'te Diyarbakır'da yaptığı Recep Tayyip Erdoğan olarak yaptığı bölücülere destek konuşması gibi bunun anayasanın değişmez üç maddesine sadakati için verildiğini yaşanan gelişmeler gösterecektir. Başbakan Türk milletini 36 etnik grup olarak tasfip etmesinden vazgeçmelidir. İmralı ile yürütülen pazarlık ve müzakere sürecini derhal kesmelidir. Başlattığı Pkk açılımının tarihi bir hata olarak bunu sonlandırmalıdır. Barzani ve Talabani'nin peşinden sürüklenmekten vazgeçmelidir. 1 Ağustos 2009'da polis akademisinde yapılan pkk açılımı sürecinin içinde de bulunduğu İçişleri Bakanı'nın bir gün daha mevkisinde durmadan istifa etmesi yada derhal görevinden alınmalıdır. Bir yabancının Türkiye'nin iç politikası hakkında görüş yapması aymazlık ve densizliktir. Herkes işine bakmalı ve kendi ülkesine odaklanmalıdır.
VATANI BÖLMEYE ÇALIŞANLAR KARŞISINDA MHP'Yİ BULACAKTIR
Başbakan Erdoğan'ın bazı belediyelerde ikinci dilin kullanılması tam bir kara mizah örneğidir gelinen bu noktada Cumhurbaşkanı'nın Diyarbakır'a yapacağı ziyarette bu konuda önem kazanmıştır. İki dilli hayata müsade edilmemesidir Anayasanın üçüncü maddesinde ifade edilen Türkiye bölünmez bir bütündür, milli marşı İstiklar Marşı'dır değiştirilemez. İki dilli hayat talebi siyasilerin milletimizi ayırma projesidir eğer millet parçalanırsa geriye ne vatan ne devlet kalacaktır. Türk milletinin tüm unsularları Türkçe'nin etrafında toplanmalıdır. Biz milletimizi değerlendirirken hem maziye hemde hâle bakarız. Türk milletinin birliği ve bütünlüğü hiç bir şekilde hibe edilmemiştir, zamanı geldiğinde hak saplerine dağıtılacak miras yedi değildir. Bu kutsal toprakların altında kefensiz yatan yiğitleri vardır bayrağımızın namusuna kirli ellerin uzanmaması için yapılan savaşlar bizim içindir. Bir hilal uğruna batan güneşlerin, cephe de mermisi bitse de süngü ile savaşırım diyen bu emaneti bırakanları bölecek birileri daha anasının karnından doğmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni bir milleti, devleti çıkarmak için yapanlar bunu yapmaya çalışanlar her zaman vatansever Türk'leri bulacaklardır. Bağımsızlığın duble yollarını şimdiden inşaa etmesine yeltenenler çelikten yumruğu mutlaka yiyeceklerdir. Hiç kimse rüyaya kapılmasın yanılıp hayaller kurmasın bizim ne verecek bir çakıl taşımız vardır nede arkamızı dönüp gidecek toprağımız. Bu irademize rağmen miletimizi parçalamaya düşünenler varsa yakalarına yapışmak MHP'nin vazifesi olacaktır.
Dün itibari ile iftiharla ve sonsuza kadar hatırlanması gereken Mehmet Akif Ersoy'un ölümünün 74. yıl dönümünü andık. Vatan şairimiz Mehmet Akif'in kaleme aldığın İstiklal Marşı'mızı hediye etmiştir. Yabancılar tarafından kurulan ve kurgulanan bütün oyunları bozmuştur. Aziz vatan şairimizi yad ediyorum kendisi ile birlikte bütün vatan şehitlerimizi saygıyla anıyorum. Konuşmama son verirken hepinizin yeni yılını kutluyor saygı ile selamlıyorum.'' diyerek konuşmasını noktalandırdı.
''Kimin, şerefli olduğu....''
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin haftalık genel olağan toplantısında konuştu. Hükümete ve Başbakan'a çok sert eleştrilerde bulundu.