Köyüne müzeden sonra atölye kuracak

Bayburt'un Bayraktar (Baksı) köyünde çağdaş sanat ve geleneksel el sanatlarını aynı çatı altında buluşturmak amacıyla müze kuran ressam ve eğitimci...

Bayburt'un Bayraktar (Baksı) köyünde çağdaş sanat ve geleneksel el sanatlarını aynı çatı altında buluşturmak amacıyla müze kuran ressam ve eğitimci Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, bu kez kadınlara, özellikle boş geçen kış aylarını değerlendirmeleri amacıyla halı ve kilim ile yöresel kıyafet "ehram" dokuma kursu verilecek atölye inşaatının hazırlıklarına başladı.

Baksı Vakfı kurucusu da olan Okan Üniversitesi Plastik Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, Yaklaşık 2.5 ay önce doğup büyüdüğü Bayburt'a 45 kilometre mesafedeki Bayraktar köyünde, Çoruh Vadisi'ne bakan bir tepenin üzerine, 30 bin metrekarelik alana 1500 metrekare sergileme salonu, konferans salonu, atölye, kütüphane, 30 kişilik konuk evinin de bulunduğu Baksı Müzesi Halk Sanatları Araştırma ve Uygulama Merkezini kurdu.

Açılışı Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın da katıldığı törenle yapılan müzeden sonra Koçan, bu kez, yöre kadınlarını sosyal ve ekonomik anlamda güçlendirmek, boş zamanlarını değerlendirmek, yöreye özgü el dokuması ürünlerinin devamını sağlamak amacıyla müze binasınan yanına inşa etmeyi planladığı atölye (depo müze) için çalışma yürütüyor.

Koçan, atölyenin inşa edileceği yaklaşık bin metrekarelik alanda Okan Üniversitesi İç Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr Altan Akı, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi Şemsinur Çelik ve Bayburtlu İş Adamı Alaattin Koral ile incelemelerde bulundu.

Koçan, Bayraktar köyünün eski adının Kırgız dilinde "şaman" anlamına gelen "Baksı" olduğunu, bu nedenle müzeye de bu adı verdiklerini anlattı.

Müzeyi ilk etapta Bayburt kent merkezinde kurmak istedikleri, ancak yer sorunu yaşadıkları için köye kurmak zorunda kaldıklarını dile getiren Ko çan, mü zenin bulunduğu alanın son derece güzel manzaraya sahip ve kırsal alanı, terk edilmişliği çok iyi temsil etiğini söyledi.

Müze kurmaktaki amaçlarının biraz da eskiyi gelecek kuşaklara taşı mak ve eskiyle yeniyi buluşturmak olduğunu vurgulayan Koçan, "O açıdan müze belkide bu çevrenin ekonomisini, kültür hayatını etkileyecek, insanların gurbete gitmesini engelleyecek. İnsanların daha mutlu olmasını, belki bölgenin göç almasını sağlayacak" dedi.

Osmanlı geleneğinde vakfiyenin, mutlaka kendi akarını oluşturan bir sisteme sahip olduğunu vurgulayan Koçan, "Ben bu yapıyı oluştururken onu da düşündüm. Onun için atölye kurma planımız, konuk evlerimiz var. Bütün bunlar işletmecilik anlayışı ile işletilecek. Burası dışarıdan ekonomik destek görmeden hem bölge insanına iş imkanı sağlayacak hem de ekonomilerini zenginleştirecek, gurbete gitmeyi engelleyecek.

Geleneksel ürünlerin üretilip satışıyla vakfın yaşaması da sağlanacak. Onun için bu sene atölyelerde eğitim öğretime başlayacağız" diye konuştu.

Köyde kadınların yılda 5 ay çalıştığını, geride kalan 7 ayı oturarak geçirdiğini belirten Koçan, şunları söyledi: "O 7 aylık süreyi üretime katmak zorundayız. Kadınlarımız ı halı, kilim gibi el ürünlerini dokuma konusunda eğittikten sonra evlerine tezgah vereceğiz. Yani bir taraftan yemeğini, çocuğunun bakımını yaparken, diğer taraftan halı yı, kilimi dokuyabilecek. Atölyemiz sadece üretim yapmayacak, burada yetişen kadınlarımız aynı zamanda denetleyici elemanlarımız da olacak, evlerde üretilen ürünleri kalite yönünden kontrol edecekler. Kalite olmazsa ne atölyeyi ne de müzeyi yaşatamayız.

Köyün dışında kentte oturan kadınları da projeye dahil etme düşüncemiz var. Köyden kente göç etmiş, oradaki yaşamdan sıkılmış, vaktini değerlendirmek isteyen kadınlarımızın, genç kızlarımızın üretim potansiyelini de değerlendirmek istiyoruz. Yani, özellikle kışın hem köyde hem de kentte kadınların pasivize edilmiş üretim potansiyelini aktive edeceğiz. Böylece o boş zaman dediğimiz süreyi üretimin içerisine katmış olacağız."

Hüsamettin Koçan, üretilecek ürünlerin özellikle yazın Baksı Müzesi ve atölye ile büyük kentlerde sergilenerek pazarlanacağını anlattı.

Bu konuda eşinin ünlü yerli tasarımcı ve modacılarla üretilecek ehramların pazarlanması konusunda görüştüğünü de dile getiren Koçan, "Büyük mağazalardan özel köşeler, stantlar istenecek. Satıştan elde edilecek gelirler Baksı Vakfı'na aktarılacak. Böylece işlerin yürütülmesi için akar elde edilmiş olacak" dedi.

Kendisinin kültür adamı, sanatçı olduğunu dile getiren Koçan, şunları kaydetti: "Ben fabrika yapamam. Benim yapabileceğim budur, bunun da arkasından fabrikaları çağırabilecek bir sese sahip diye düşünüyorum. Onun için proje kamuoyu tarafından büyük kabul gördü, heyecanla karşılandı. Bunun Bayburt imajına çok büyük katkı sağladığını düşünüyorum, öyle de düşünülüyor. Şimdi hep birlikte bu projenin eksikliklerini tamamlayarak, daha başarılı bir proje haline getirmemiz lazım diye düşünüyoruz."

Koçan, atölye inşaatını kısa süre içinde başlayıp bitirmeyi ve yıl başı itibariyle de kadınların eğitimine başlamayı planladıklarını da kaydetti.

Baksı Vakfı olarak Sosyal Destek Programı (SODES) projesine başvuru yaptıklarını, bu çerçevede ilk etapta yöre halkından 20 kadına 6 ya da 8 ay süreyle halı ve kilim ile ehram dokuma kursu verileceğini, başarılı kursiyerlerin sertifika alarak eğitimci olabileceğini vurgulayan Koçan, kursiyerlere kurs boyunca SODES kanalıyla ücret ödeneceğini, ücretin miktarının daha sonra belirleneceğini bildirdi.

Koçan, söz konusu kadınların da daha sonra bu alanda çalışmak isteyen kadınları eğitip, ürettikleri ürünleri kalite anlamında denetleyeceklerini kaydetti.

Karadeniz Haberleri