Ödüllü Yarışmanın Sonuçları Açıklandı

Rize Üniversitesi öğrencileri arasında düzenlenen “Üniversite Gençliğinin Eğitime Bakışı, Üniversitelerinden ve Gelecekten Beklentileri” konulu kompozisyon ve şiir yarışmaları sonuçlandı.

“Üniversite Gençliğinin Eğitime Bakışı, Üniversitelerinden ve Gelecekten Beklentileri” Konulu Ödüllü Şiir Yarışması Sonuçlandı. İki ayrı kategoride düzenlenen yarışmaya, şiir dalında 23, kompozisyon dalında ise 36  katılım olmak üzere toplam 59 eser arasından iki ayrı dalda değerlendirme yapıldı. Yapılan değerlendirme sonucunda İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin göstermiş olduğu başarı gözlerden kaçmadı ve takdir topladı.

Rize Üniversitesi Rektörlüğü, Rize İlinde Üniversite Geliştirme Derneği, Rize Baro Başkanlığı ve Türk Kütüphaneciler Derneği Rize Şube Başkanlığınca, Rize Üniversitesi öğrencileri arasında düzenlenen “Üniversite Gençliğinin Eğitime Bakışı, Üniversitelerinden ve Gelecekten Beklentileri” konulu kompozisyon ve şiir yarışmaları sonuçları açıklandı.

İŞTE SONUÇLAR... 

YARIŞMALARDA DERECEYE GİRENLER

KOMPOZİSYON YARIŞMASI

1.Dilber ŞEKER - İlahiyat Fakültesi

2.Hale AKTI -İlahiyat Fakültesi

3.Elif ÖZKANLI -İlahiyat Fakültesi

4.Tarık AYGÜN -Sosyal Bilimler Enstitüsü (Mansiyon)

ŞİİR YARIŞMASI

1.Ömer ESKİ-Fen Edebiyat Fakültesi-Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

2.Fatma YELEK -İlahiyat Fakültesi

3.Adnan BAĞIŞ -Fen Edebiyat Fakültesi-Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

4.Hüseyin ÇOPUR- Fen Edebiyat Fakültesi-Matematik Bölümü (Mansiyon)

DERECEYE GİRENLERE VERİLECEK ÖDÜLLER:

Yarışma Birincileri: 1.500 TL.+Fotoğraf Makinesi+Hediye Paketi+Kitap+Plaket

Yarışma İkincileri: 1.000 TL.+Fotoğraf Makinesi+Hediye Paketi+Kitap+Plaket

Yarışma Üçüncüleri: 500 TL. +Fotoğraf Makinesi+Hediye Paketi+Kitap+Plaket

Mansiyonlar: 300 TL. +Fotoğraf Makinesi+Hediye Paketi+Kitap+Plaket

Yarışmalara katılan öğrencilere ödüllerinin 08 Haziran 2010 Salı günü saat 15:00’da Rize Üniversitesi 2009-2010 Mezuniyet Töreni Programında (Rize Üniversitesi Kapalı Spor Salonu-RİZE) verileceği bildirildi.

YARIŞMADA KOMPOSİZYON DALINDA 1. OLAN ESER

İlim Yolculuğunda Bir Uzun Durak: Üniversite

“Gerçekten de o kadar çok insan var ki, sırf düşünmeleri gerekmesin diye okurlar.” Georg Christoph Lichtenberg

İngilizce universe ve city kelimelerinin terkibinden oluşan university için kendisini oluşturan kelimeleri esas alarak bir karşılık bulmaya kalkarsak bulacağımız şey evren-kent olacaktır; evrenin kendisinde temsil edildiği kent. İlk bakışta bir mübalağa olduğu izlenimi uyandıran bu terkip bir söz oyunundan ziyade bir bakış tarzına işaret etmektedir. Zira esaslı bir ilk ve orta öğretimin üzerine bina edilen yüksek öğrenim, bir cephesiyle gerek fiziki gerek fikri manada kendisini çepeçevre kuşatan âlem hakkında kişiye bir sarahate kavuşma imkânı vadederken, diğer cephesiyle bir “kendilik” bilgisi verme iddiası taşır.

Türk Dil Kurumunun hazırladığı Türkçe sözlük ise, dilimize üniversite olarak girmiş olan bu sözcük için şu karşılığı uygun bulmuş: Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip; yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksek okul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu. Bu yazının konusu bir kavram tahlili olmadığı için bu kadarla iktifa edebiliriz sanırım. Fakat şunu belirtmek gerekir  ki; kelimenin İngilizce aslında saklı bulunan anlamı göz ardı ederek Batı düşünce sistemi içinde üniversite algısının yerli yerinde anlaşılması mümkün değildir.

Neyi Nasıl Anlamalı: Eğitim

İnsanlık tarihinin üzerine çokça kafa yorulan meselelerinden biri olup bugüne gelene kadar  üzerinde mutabık kalınan bir sisteme kavuşturulamamış olan eğitim meselesine nasıl bir nazarla bakılması gerektiği üzerine, üniversite öğrencisi sıfatıyla kelam etmek biraz cüretkâr olmayı gerektiriyor sanırım. Öte tarafta “Her milletin, devletin kendi ihtiyaçlarını, sosyal dokusunu, kültürünü esas alarak buna göre bir eğitim metodu benimsemesi gerektiğine göre âlemşümul bir sistem arayışında olmak gerekli midir?” diye sorulabilir. Fakat bahis konusu olan şey insan kavrayışının belli meziyetlerle teçhiz edilmesi ise milletleri, devletleri belli şekilde davranmaya zorlayan bazı ortak kabullere ulaşılması mümkündür. Öyleyse her cesaretin terkisinde bilgelik barındırmayabileceğini bilerek bu hususta birkaç söz sarf etmeli. Ama bundan önce Platon’a kulak verelim. Antik Çağın bilinen ilk yüksek öğretim kurumu sayılan Atina Akademisi’nin kurucusu olan bu Antik Yunan filozofu, bize ilk ütopya olarak tanıtılan başeseri “Devlet”te, akıllıca soru sorma ve cevap verme yeteneği kazandıran “Dialektika”yı bilimlerin doruğu ve tacı olarak kabul eder ve akademide okutulacak bilimlerlerle ilgili olarak şöyle devam eder:

“-     Şimdi, bu bilimleri kimlere vereceğiz, nasıl vereceğiz sıra buna geldi.

-          Öyle ya.

-          İlkin nasıl bir seçme yaptığımızı hatırlıyor musun? Kimleri başa getiriyorduk?

-          Hatırlıyorum.

-          İşte seçeceklerimiz tıpkı onlar gibi olacak. Yani en dayanıklı, en yiğit ve mümkünse en güzellerini seçeceğiz. Ayrıca yalnız iyi huylu, aklı başında olmalarına değil, vereceğimiz eğitime elverişli bir yaradılışta olmalarına da bakacağız.

“ Biz tabiatta kelimeleri değil, sadece baş harfleri görürüz; sonra da onları okumaya kalkınca, yeni kelimeler sandığımız o şeylerin gene başka kelimelerin baş harfleri olduğunu anlarız.”  George Christoph Lichtenberg

YARIŞMADA ŞİİR DALINDA 1. OLAN ESER

 ÖĞRENCİYE DENİZ BURSU ÇIKARSA

Dalgın bir öğrencinin düşünceleri

Fırıncı ustaları

Ekmeği şekillendirir gibi

Düşünceleri yoğurmaya çalışır

Yüz gramlık ağırlıkla

Öğrenciyi kefelere koyar

Önce tartar sonra şekillendirir

Gramajı düşüktür öğrencilerin

 

Kafatası serttir cevizlerin

Kabuğunu kırsan da özünü kıramazsın

Elemanlar sıcak ortamlara meyilli

Ceviz beyni güçlendirir ama

Fındık kadar ısıtmaz öğrenciler üşür

 

Gece gececileri sever

Sokak lambaları banklarda oturur

Uzun kaldırımlar varsa eğer

Ya da sessiz bir sahil şeridi

Öğrencilerin aradığı budur

Ama dur “Bir şeyi bulamadığın yerde

aramak” Bu doğru değildir

-Özgürlüğün tanımı yapılamaz görecelidir

Hayır bir tanım yapın öğrencilere

Özgürlük nedir?

 

Seher vakti karanlığı tokatlar

Yüzü kızarır öğrencilerin

Bir kedi çöpten dışarı fırlar

Sorun neredeydi? Dün gece

Sorun cevabını kim verecek?

Sorun işte bu! zamana kadar

Zaman aşımına uğradı

 

Öğrencinin fotokopisi arkalı önlüdür

Silik çıkar her zaman birkaç satırı

Renkli fotokopi çektirenlerde var

Doğru yapabildiğin zaten senin

 

Yanlışları  tesbit  et,  tekrar et

Ayna karşısında nerede yanlış yaptığını

 

Öğrencinin deniz kenarına gidişi

 

Bir arkadaşım

Katma değer vergilerinin

Demirli olduğu limanda

Denizi kitaba alıştırdı

Ve bir arkadaşım

Bütün kitaplarını denize bağışladı

Fiyat etiketlerini çöp kutusuna

O gün bu gündür bir şişenin

 

İçinde şiirler atılmaz denize

Deniz kendi yazdığı

Şiirleri okur bize

 

Denizin öğrencilere nasihati

Ey sahildeki kum taneleri kadar sayısız öğrenciler

Bulunduğunuz kampüslerden ne haber vardır

 

Çok öğrenci gördüm sahile geldi yine gelecekler

Hepsinin güzel bir gelecek hayali vardır

 

Ben kitabı bir öğrenci ile tanıdım. heceler

dilinde söylenmedik sözleri vardır

 

Biliyorum kimi çalışır kimi daima bekler

Ataleti olan varsa azimli olanı vardır

 

Bir süreçtir eğitim-öğretim gençler

Sabırla geçilen aşamaları vardır

 

Yakama toplu iğne ile taktığım gemiler

Sahile vuran dalgalarda remizler vardır

 

Üzerinde yürüdüğün dalgakıranlar te”ler

Onlarında korktuğu dalgalar vardır

 

Sorgula şimdiye kadar geçti günler

Dünlerin geçti ise elinde bugünlerin vardır

 

Dayanak noktası karakter derler

İçinde keşfedilecek cevherler vardır

 

Denizi dinleyen öğrencinin

düşünmeye devam edişi

 

Klişeleri ezberden okuyanları

Alkışladık şimdiye kadar

Görmedik olumsuz yanları

Görmedik bilmedik ama inandık

Bitmez tükenmez yalanları

Vazgeçilmez gerçekler sandık

 

Herkes bizi tanıdı biz olduğumuz için

Ötekiler öte durdu bizden çekindi

Çirkindi yaptıkları barışmak istedik

Barıştık yelkenler suya indi

Biz ve öteki değildi aramızdaki mevzu

Aslında ondan daha derindi

Öne atılan af dileyen biz olduk

Biz olduk öteki olamadığımız için

 

Deniz bizi kuşattı üç cephesiyle

Önce baktık kesif ufuklarına

İstiridye içinde inci tanesiyle

Sayısız türdeki balıklarına

Rize Haberleri